30 Ağustos utkusu açkısı için şiir: Kuvayı Milliye

kuvayı milliye yiğitlemesi

ben bu yoldan, yüz yıl önce de geçtim

kolağası mustafa kemal ile seni seçtim

aydayım-süngünün parladığı yaydayım

merhaba-elveda şiirinde, ıslak raydayım

ateşten gömlekti cepkeni, alevden teni

o yitik zaman müjdecisi-kurtaran evreni

gazi geldi, hoş geldi, müfreze toplandı

ilk yemin, ilk kıvılcım, ilk zafer: pozantı

ben kuvayı milliye neferi, yörük kızıyım

ah! bolkar çığlığı, molla kerim avazıyım

yağlı, filinta mavzere, değmesin nazar

keklik pınarında-pusuda, destan yazar

adile çavuş-kara fatma-dağ bayır gezer

kuvvacı gülekli hatca, o düşmanı sezer

yiğidi yemen’de, çanakkale’de, hem de

sevdalı-sürmeli gözler semahta, cemde

yenice’nin başı darda, varda ha, var da

yazın karboğazı üşürdü-tarsus yanar da

göç, şeker pınarı’nda mola verdi, o vakit

tan çiçeği, taç yaprağını besler, ulu çakıt

sarı keçili tingil fatma-tahtacı yanık hatca

sinanbey süvarisi burma bıyık-adil-hakça

o örsü döven çekiç ve çeliğe can veren su

göz-gez-arpacık, gülek ilk hedef, son pusu

ya erenler, el ele, el hakka verenler, yarenler

karacaoğlan, avşar dadaloğlu ile iz sürenler

o doğa neferi, ağaç eri, tahtacı beyi, başı dik

hamidiye, belemedik, biz bizi daha bilemedik

alev yeleli-rüzgar taylı, yılkı atları; korkulu rüya

ışık kanatlı süvari alayı, yörük otağı-tüten yuva

torosların bol karı, yarı, darı, narı, sarı, farı, arı

dağlara kaçırıp, uğruna öldüğümüz, gül-baharı

içimde açan sarı çiğdem, nevruz, mor menekşe

sulandı, kırk gözelerde süzülen, kırk belikli ayşe

fedailer mustafa oldu-çay oldu-çakıt oldu çağladı

her damla akdeniz oldu, umudu kurtuluşa bağladı

ve 5 ağustos 1920 yazı-seherde, pozantı garında

milli yörük müfrezeler toplandı-gazi paşa harında

yeri demir-göğü bakır olan, köpürüp gelen bulut

ey memedoğlu memed, sen ince cumali’yi unut

günahkar ya da kefensiz müfreze kılıcı zülfikar

insan, utanç ya da onurla baş başa, sınav var

kuvvacı arif ile arife’nin afiyeti, dirliği, düzeni

barış dağların yüreği, her düğün sevgi şöleni

ey! dününü ve yönünü unutan biz, önü ateş

yalan dikeni beleş, yüzü keleş, düşmana eş

tren mi yol alıyor? yoksa, toros tünelleri mi?

ulukışla’dan, adana’ya giden, insan seli mi?

takyanus da, cennet, cehennem de, burada

nerede tüterse, yörük çadırı; biz varız orada

mazlumun şafağında, namlunun şavkındayız

utkuyla gelen özgürlüğün-barışın farkındayız

canlar! biz bu yoldan, asırlar öncede geçtik

insanlığın kurtuluşu için, anadolu’yu seçtik.

dursun özden

www.dursunozden.com.tr

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

shared on wplocker.com