Çin Seddi ile Çin’i Yaşamak (dış gezi)

Modern Seyyah’ın yolu bu kez; Çin’e düştü. Tarihi İpek Yolu, Tanrı Dağları, Taklamakan Çölü, Turfan Karız Cenneti, Kaşgarlı Mahmut Efsanesi, Ay Gölü, Beyaz Piramitler, Terracato Kilden Askerler Ordusu, Şian Mutfağı, Pekin Ördeği, Şankay Ticaret Merkezi, Kunming Çay Bahçeleri ve Asya’nın Güvenlik Kuşağı Tarihi ÇİN SEDDİ hakkında kısa bilgelerim ve gezi notlarım ışığında, size rehberlik edeceğim, yeniden…

Türkiye yüzünü Asya’ya çevirdi. Asyalı kardeşlerin dayanışması başladı…

Batı merkezli yalan haber merkezleri ve mesnetsiz uyduruk kaynaklara karşın; Çin’de Türkiye, Türkiye’de Çin’i yaşamak için, Avrasya coğrafyasındaki insanlığın ortak kültürel zengin miraslarına sahip çıkalım, yeniden… Silkinip, özümüze dönme zamanı…

Asya’nın güvenlik kuşağı Çin Seddi, yeraltındaki Çin Seddi olarak adlandırılan ve toplam 5100 kilometre uzunluğundaki Uygur Karızları, Çin’in Nasrettin Hocası Al Fanti (Efendi),  dünyanın en derin kara parçalarından biri olan Ay Gölü (-154 metre),  Taklamakan Çölü, Tanrı Dağları, Turfan Karız Cenneti, “Ben Çin’in Atatürküyüm” diyen Mao Ze Tung’un ülkesinde, Çin’de 1949’dan beri liselerde okutulan Yakınçağ Tarihi Ders Kitabı kapağı ve içinde bulunan Kemal Atatürk ve Türk Devrimi mucizesi, Kaşkarlı ve Orhun Anıtı, Şaman ve Baksı geleneğini yaşatan Gök Törük Kültürü, Hui ve Salur Türkleri ve uygarlık harikası öteki insanlık tarihinin izlerini taşıyan kültürel miras zenginlikleri sizi çağırıyor…

Asya’nın en doğusundan en batısına; “bir kısrak başı gibi uzanan Anadolu”  Avrasya ittifakının köprüsü olma yolunda ilerliyor. Türk ve Çin İş-Kültür yaşamında büyük adım… 2012, Türkiye’de Çin Yılı olarak kutlandı. Geçtiğimiz yıl da, Çin’de Türkiye Yılı etkinlikleri yapıldı. “Türkiye’de Çin’i Yaşamak” sloganı adı altında, bir dizi etkinlikler yapılacak. Aralarında Konfiçyus Enstitüsü’nün de bulunduğu pek çok kurum, bu etkinliklere hazırlanıyor. Bu etkinlikler kapsamında her ülkenin yazar örgütleri, Kültür Ataşeleri ve işadamı dernekleri hazırlıklar yapıyor. Çin Kültür Bakanlığı ve Çin Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak, 4 kez gittiğim büyük ülke Çin Halk Cumhuriyeti hakkında, küçük bazı anımsatmalarla ve konuşan fotoğraflarla bu projeye katkıda bulunmak istedim.

Dünyanın iman tahtası olan Çin Seddi

Asya Anakarası’nın beline dolanan bir güvenlik kuşağı olarak, tüm görkemi ile bizi bekliyor. Çivit mavisi gök ile çim yeşili dağların aynı ufukta buluşup, lacivert akşamları teğet geçtiği gizemli Çin Seddi, gezginlerin esin kaynağı oluyor. Çin’e gidenlerin görmeden gelmeyeceği yer hiç kuşkusuz Çin Setti’nin yanı sıra, başkent Pekin de Çin’deki değişimin sembolü olarak mutlaka gezilmeli. Çin, tüm gezginlerin ve araştırmacıların en çok görmek istediği ülkelerin başında geliyor. Uzak diyar Çin’in mutfağına alışamayanlar olursa, endişelenmesin. Pekin Minzu Oteli’nin içindeki Türk Lokantası’na gidebilirler. Ama ben, dünyanın en beğenilen Çin Mutfağı’nın leziz yemeklerini öneririm. Ekmek bulamazsanız pirinç yiyin…

Dünyanın en köklü uygarlıklarının yaşadığı ve 9,6 milyon kilometre kare yüzölçümü, 2 milyara yakın nüfusu olan Çin’e vize alıp uçmaya başladığınızda, bu masal ve düşler ülkesine ulaşmak için yüreğinizdeki tıpırtının arttığını hissedeceksiniz. Bu dev coğrafyaya ayak bastığınızda ise, “Sosyalist Üretim İlişkisi” izlerinin, sizi hiç de rahatsız etmediğine tanık olacak ve yer yer imreneceksiniz. Bireyin üretici ve yaratıcı yanını frenleyen kimi özgürlükler kısıtlı da olsa; özellikle kolektif iş bölümü, kültür, eğitim, çevre, bilişim, turizm, tekstil, tarım, mimari doku ve kentsel alt yapı inanılmaz ileri boyutta…

Çin Seddi’nde Ejderha Dansı

İki haftalık gezi programımızın 2. günü, rehberimiz Ciang bey, Başkan Mao’nun bir sözünü anımsatarak, yeni gezi haritasını anlatmaya başladı. Esprili ve hep gülen eda ile: “Bu Dea Çan Çen Fei Hahan!” Türkçesi: “Çin Seddi’ne ulaşamayan kahraman değildir!”  Biz de, büyük bir sabırsızlık ve heyecanla, kahraman olmak için değil ama dünyanın bu eşsiz harikasını görmek için yola koyulduk…

Çin’de Ejderha Dansı, Kam Dansı ve ardından da semah dönmenin dayanılmaz hafifliğini yaşadım. Yolda giderken ilginç insan manzaralarına tanık olduk. Özellikle, seyyar sokak berberleri, bisikletine yaslanıp dev duvar gazetesi okuyanların yanı sıra, dünyanın en çok satılan günlük gazetelerinden biri olan Halk Gazetesi almak için kuyrukta bekleyen yaşlı-genç Çinlilerin, her koşulda okuma merakı oldukça anlamlı idi. Zengin mimari dokunun arasında, sürüler halinde insanların en yoğun ulaşım aracı olan bisikletleriyle gidiş-gelişleri, farklı bir trafik manzarası oluşturuyordu.

Düşler ve masallar ülkesi Çin’de dev bir ejderha gibi uzanan Çin Seddi, tüm gizemi ve ihtişamıyla bize kollarını açtı. 5 bin yıl önce çizilen ejderha, ülkenin simgesi ve şölenlerin vazgeçilmez görüntüsü olarak bizi selamlıyordu. Dev ejderha, kollarını açmış ve iri bedenini altımıza sermişti çoktan… Samanyolu’nu andıran, göğün göğsüne takılan bir altın gerdanlık gibi, Asya’nın boynunda şavkıyan Çin Sedd, Şahmaran edasıyla ateş soluyordu…

“Yin” ve “Yan” denilen zıtlar ve dengeler enerjisi, çoktan bedenimizi ve belleğimizi sarmıştı. Ateş ve su, aydınlık ve karanlık, zenginlik ve yoksulluk, neşe ve hüzün… gibi “Zıtların Birliği İlkesi” yaşam biçimimiz olmuştu. İçsel dilimizle konuşup, içimizdeki feneri ateşleyerek etrafımızı aydınlatıyorduk. Çince bilmesek de, Çinlilerle anlaşıyorduk. Beden ve ruh dilimiz yetiyordu…

“Wo ayni!”- “Seni seviyorum!”

Asya’da Türk saldırılarına karşı kalkan olarak yapılan Çin Setti, değişen Çin’in simgesi olarak tarih boyunca hep gizemli özelliğini korumuş. Hemen her yerde, sarı benizli ve çekik gözlü güzel bir kıza: “Wo ayni!” yani “Seni seviyorum!” derken bir öpücük kondurmamız, sevi yüklü yeni sıcak dostlukların başlamasına yetiyordu. Daha oradan ayrılmadan, Çin Setti üzerinde yazılan dudak izli mektuplar, artık vazgeçilmez düşler dünyasında bir masal kahramanı gibi yaşama dokunmamıza yetiyordu, yeniden…

Çin Turizm cenneti mi?

Rehberimizin söylediğine göre, 2002’de Çin’in dünya turizm pazarından aldığı payın 6,4’e ve gelen turist sayısının ise 100 milyonu aşması, dünyanın 4. sırasına yükselmesine neden oldu. Çin’in artan yabancı turist sayısı, dünyanın uzaydan görülebilen tek insan yapısı Çin Seddi’ne iyi gelmediği ve tarihi dokusunu giderek bozulduğu ileri sürülse de; bize bir yaşam iksiri gibi geldiğini söylemem, hiç de abartı olmaz. Binlerce kilometre duvarın üzerinde bu anı görüntülemek isteyenlerin yanı sıra, sevişen, dans eden, şarkı söyleyen ve bu harika yapını sihirine kapılıp dona kalan gezginleri gördükçe, bu coğrafyanın çekici gücüne inanmamak elde değil. Çin Ulusal Ruhu’nun simgesi olan bu yapıyı her yıl milyonlarca insanın gezdiğini öğrenmemiz, bizi şaşırtmadı. Dünyanın iman tahtası olan Çin Seddi’nin altında ya da üstünde soluklanan insanlığın yüreği Sarı Irmak, Ejderha Şenlikleri’nde bereketli topraklara dolana dolana akarken yükselen su sesine, uzaklardan pirinç tarlalarında diz boyu su içinde hasat yapan emekçilerin söylediği “Hasat türküleri”  eşlik ediyordu. Yabanıl hayvanların çığlıkları ve Şaman çobanların kaval sesi ise, bir başka orkestra oluşturuyordu. Nefes nefese, can cana, yan yana ve yana yana sonsuzlukta… Yoleri gezgin dervişler gibi masal dünyasının zamansızlığı içinde soluklanıyorduk…

Gezilip görülecek yerler

Urumçi, Turfan, Kaşkar, Pekin, Şiyan ve Şankay başta olmak üzere, Çinde gezilip görülecek çok kent var. Özellikle Sincan Uygur Özerk Bölgesinde bulunan Turfan Karız Cenneti mutlaka görülmelidir. Bu bölgede bulunan, 6 bin yıl önce Uygur Türkleri yapılan; Taklamakan Çölü’nün 120 metre altında ve toplam 5 bin 100 km. uzunluğundaki, bir uygarlık ve mühendislik harikası ya da “Yeraltındaki Çin Seddi” denen yeraltı su kanalları sistemi olan Karız su kanallarını ve buna bağlı olarak, ileri ziraat ve yerleşik kent yaşamına bağlı birlikte yaşama kültürünün izlerini mutlaka görün.

Özellikle, Şiyan yakınlarında bulunan 8 bin seramik asker müzesini ve benim gibi siz de uzaydan görülebilen Türk Piramidini görmelisiniz. Asya’nın finans ve borsa merkezi olan Şankay’daki gökdelenleri selamlayan 254 metre yüksekliğindeki kulede döne döne akşam yemeği eşliğinde “YILILA OJIAO” adındaki 52 derecelik Karız Rakısını sek içip, kendinizden geçmenin dayanılmaz hafifliğini yaşayın. Güler yüzlü güzel Çinli kızlarla, dans etmenin farkına varın. Efsane, masal ve düş diyarında; alışveriş ve kültürel zenginliğin etkisinde kalıp, Çin Seddi’nin son kulesinde sabahlamayın. Tarih, sanat ve doğa güzelliği, sizi zaten büyüsü ile kuşatacaktır. Panda ve bisiklet sevdalısı emekçilerin kolektif üretim kervanına sizde katılabilirsiniz ve sabahları parklardaki müzikli ve danslı jimnastiklerle, güne zinde başlayabilirsiniz, yeniden… Akşamları ise, Devrim Meydanı’nda sevişen ve öpüşen gençler kervanına eşlik etmek ve Enternasyonel Şarkısını özgürce söylemek de sizin tercihinizdir. Yeter ki, kimseyi rahatsız etmeyin. Güneşi ve ayı uykusundan uyandırmayın. Masal kuşu Anka’nın yuvası ve gücün simgesi Ejderha’nın evi Çin Seddi’ne zarar vermeyin.

Uzak Doğu’nun bu masal ülkesinin Çin Seddi dışında, pek çok ilginç yerleri olduğu şüphesiz. İnsanlık tarihinin tüm kalıntı ve izlerini görmek heyecan veriyor insana. Dünyanın en kalabalık ve en zengin insan, doğa, tarih ve kültür dokusunun bulunduğu Çin, gezginlerin gündeminde mutlaka olması gerekli bir ülke. Uçsuz bucaksız steplerden, başı dumanlı yüce dağlara ve tarihin binlerce yıllık izlerini taşıyan kentlere dek, hemen her yerde “Kültür Devrimi”nin etkisi görülüyor.

Konfüçyus Felsefesi; tek tip elbise giyen buruşuk şapkalı işçiden, yaylalardaki köylülere ve Tiananmen Meydanı’ndaki “Batı” özentili öğrenciden, kızıl yıldızlı kasketiyle “uygun adım” nöbet tutan askere, bilgisayar başında odaklanan bilim adamından, sokak satıcılarına dek, hemen herkesin bilge esprilerini süslüyor. Şanghay’daki dev kulenin mimarının, bir ilkokul öğrencisinden etkilenmesi de bunun kanıtı değil mi?

Dünya Turizm Örgütü (WTO)’ne göre, Çin dünyada en çok görülmek istenen ülkelerin başında geliyor. Yüze yakın kültürün yaşadığı Çin’de, hemen her şey insanların ilgisini çekiyor.

Başkent Pekin (Beyjing), İpek Yolu’nun ana uğrak yeri Şian, Şanghay ve Guilin bölgelerinin akıl almaz güzelliği bize Büyük Kanal, ipek, çay, porselen, Çin mutfağı, Çin yazısı ve Çin resmini öğretti. Başkent Pekin’de Tiananmen Meydanı, Ming İmparatorlar Mezarı, Yazlık Saray, Büyük Çin Setti, Yasak Kent, Lama ve Konfüçyus Tapınakları, Gök Tapınağı ve Öküz Caddesi’nde bulunan Camiyi gezmeyi unutmayın. Şian (Xian)’da ise, Davul ve Çan Kuleleri, Büyük ve Küçük Yaban Kazı Pagodaları, İmam Yunusi tarafından yaptırılan Ulu Cami, kent kenarındaki Banpo adlı neolitik köy, Huacing kaplıcaları ve Çömlek Askerler Ordusu gibi çağın en önemli jeolojik buluntularını gezerken, geçmişe yolculuk edeceksiniz. Öte yandan, Yu Bahçesi, Yeşim Buda Tapınağı, Çocuk Sarayı, Beş Keçi Heykeli, Altı Banyan Tapınağı, Hz. Muhammed Camisi ve pazar yerleri gezilmeye değer. Daoizm, Atalara Tapma, Ataizm, Şamanizm, Budizm, Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Konfüçyus Felsefesi gibi inançlara sahip Çinliler, 56 değişik etnik dil konuşuyor.

Çin’de herkes biraz şair

“Çin, bir şiir ve şarkılar ülkesidir” diyebiliriz. Köklü, yaygın ve çok etkilere dayanan (İ.Ö. 1050), bir şiir ve müzik geleneğinin egemen olduğu Çin’de, her Çinli kendini biraz şair sayar. Çinlilerin hemen hepsi birer “halk şairi”dir.

Din ya da felsefe kurucu önderlerin (Konfüçyus gibi), siyasal önderlerin (Mao Zedung gibi) aynı zamanda iyi birer şair olarak edebiyata girmeleri, bunun en inandırıcı örneğidir. Çin Edebiyatı’nın baş yapıtı sayılan “Şarkılar Kitabı” bu savı doğrulamaktadır. Bu eserde, Çin halkının toprağa bağlı insanlarda görülen bilgeliği, sevdası, sabrı ve olgunluğu anlatılır. 1956’daki “Yüz Çiçek Açsın Harekatı” ve 1962’de başlayan “Kültür Devrimi”  bu yapılanma üzerine inşa edilmiştir. Tiannanmen Meydanı’ndaki çiçekleri sulayan yaşlı Çinli’nin şarkı söyleyerek çalışması bundandır. Anhui Eyaleti’ndeki Hefei kenti yakınlarındaki pirinç tarlasında çalışan kızların, Şair Mao Ze Tung’un şu dizeleri eşliğinde dans etmeleri, onların şiir ve müziğe olan  yanlarının dışa vurumu değil mi? Haydi, şiir tarlasında türkü söyler gibi hasat yapalım!..

          “…Dağlar / Hep eğerin üstünde kamçılıyorum atımı / Dönüp bakıyorum: Hayret! / Gökyüzünün üç ayak, üç parmak yanındayım / Gökyüzü bel verir / Dağlar onun desteği…”  

Çin mutfağı ve diyeti

Şankay’da Penis Lokantasının vitrini, sizi korkutmasın. Hemen her yerde Uygur mantısı ve balık yemekleri bulabilirsiniz. Pekin Ördeği, Pekin’de yenir. Bunu sakın unutmayın. “Ekmek yoksa, pirinç yiyin! “ Bu söz, Çin Mutfağı’nın ana felsefesini oluşturuyor. Dünyada en çok beğenilen Çin Mutfağı’nın en önemli özelliği, yemeklerin çabuk pişirilmesidir. Yüksek ateşte pişirilen yemeklerde, baharat ve soslarla aromalı tatlar yaratılıyor. Kaşık ve çatal terine, iki çubukla yenilen bu leziz yemeklerde, tatlı ve şarabın yeri ayrı. Türk insanının damak tadına uymayan ama kısa sürede alışılan bu yemek kültürü, Çinlilerin sağlıklı beslenmesine ve uzun ömürlü olmalarına katkıda bulunuyor.

Tamamen diyet içeren Çin yemeklerinden benim tadabildiklerim ve tadı damağımda kalan bazıları şunlar: Çiğ balık (sashimi), Çin salatası, Çin usulü sazan balığı, etli pırasa, denizanası yemeği, kelebek karides ve Çin usulü pirinç mucveri…

Enerji veren Çin diyeti, batılı uzmanlarca da uygulanmaktadır. Yin ve Yan. Ateş ve gücü temsil eden bu iki sözcük, Çin Mutfağı’na girmiş. Örneğin: Yin peynirde, sebzede ve meyvede bulunuyor. Yan ise, baharatlarda ve soslarda. İdeal kiloya ve forma kavuşmak için, dengeli beslenme, en az yağ alımı, sınırlı karbonhidrat ve sebzenin yanı sıra, toprağa ve suya bağlı dişi enerji içeren yiyecekler alınmalıdır.

Yin tipi, bir günlük diyet şöyle olmalıdır. Kahvaltıda: Tarçınlı çay, 1 bardak pirinç sütü ve 3 etimek. Öğle: Sebzeli pirinç pilavı, soya soslu tavada sebze. İkindi: 1 meyve. Akşam: Buharda pişirilmiş pilav ve safranlı dana eti ya da balık, fırında domates, 3 haşlanmış erik.

Afiyet olsun…  Yarasın…

Bilmediğimizi keşfettik, öğrendik. Not defterimiz, beynimiz ve gönlümüz doldu. Karnımız da doydu. Bize yol göründü. Yitik zaman ışığında ve ateşli al atların yelesinde yollardayız yeniden… 

Çin İpeğini Dünyaya Ulaştıran Tarihi Güzergah: İpek Yolu

Uzak Asya’yı batıya, Anadolu coğrafyasını da içene alan, Şankay’ı Roma’ya bağlayan tarihi İpek İpek Yolu tarih boyunca kullanılan bir ticaret güzergâhı olmasının yanı sıra fikirlerin, dinlerin, orduların ya da farklı kültürlerin ve bu kültürel deneyimleri aktaran bilgelerin ve gezginlerin takip ettiği bir yol olmuştur. Dolayısıyla insanlık tarihinde çok önemli bir yeri vardır ve hakkındaki bilgileri vermek yerinde olacaktır.

Yollar, bir yer ile diğer bir yerin, bir bölge ile diğer bir bölge arasında iletişimi sağlayan önemli unsurlardır. Bazı yollar sıradan özelliklere sahipken bazıları da insanlık tarihinde mühim bir yere sahip olmuşlardır. İpek yolu, Avrasya tarihi içerisinde ipek ve diğer ürünlerinin ticaretinin yapılmasının yanında Doğu ile Batı arasında, insanların kültür alışverişinde bulunmaları gibi göz ardı edilmeyecek bir görevi de üstlenmiştir.

İpek Yolu, hemen hemen yüzyıllık geçmişi olan bir kelimedir. İlk kez ünlü Alman coğrafyacı ve jeolog Baron Ferdinand von Richthofen, Çin’i anlatan ve Çin’in batısını araştıran ilk bilim adamı olarak yaptığı gezileri detaylı olarak aktardığı büyük eserinde imparatorluğu iler Avrupa arasında bin yıldır süren afından kullanıla gelmiştir bu kelime kullanılmıştır. O günden sonra İp söz eden herkes Asya’nın büyük ek Yolu kavramı, ticaret ilişkilerinde,

İpek Yolu’na adını vermiş olan ipek, ipek böceği kozasından elde edilerek ilk defa Çin’de üretilmiştir. 

Bilim adamları arasında başlangıç tarihini M.Ö.III. bine kadar götürenler olduğu gibi bunun Shang hanedanı dönemine ( M.Ö 1450-1050) rastladığını söyleyenler de vardır. Bir Kelt hükümdarının mezarında M.Ö VI. yüzyılla tarihlenen Çin işi ipek kumaşı parçaları ele geçirilmiştir. Bunlar Ortadoğu ve Batı’nın milattan en az altı asır önce ipeği tanıdığını ortaya koymaktadır. İpek ipliğinin bulunması ve onun sanatsal bir biçimde işlenmesi elbette ki insan doğasının temel bir ihtiyacından kaynaklanmıştır: süslenmek ve diğer insanların beğenisi kazanarak dikkat çekmek. Çin’den daha sonra Doğu Asya ve Roma arasındaki tüm antik dünyada toplumsal konumun ve ait olunan sınıfın etiketini taşıyan en eski sembollerden birisi olmuştur ipek. Medeniyet ipekle başlar. Çünkü ipek sadece onu giyen için zenginliğin dışa vurulan ifadesi değildir, ipek aynı zamanda sermayedir, Doğu ve Batı arasındaki ilk döviz, ilk değiştirilebilir değerdir. Altının tek karşılığıdır ve altın, ipeğin yaygınlaşmasıyla sadece ölüler için süs eşyası olmaktan çıkmıştır. Artık altın ipekle birlikte soylu insanların imtiyazlı yaşamlarının da bir parçası olmuştur…

Çin Seddi’ni Tanıma Zamanı

Asya’nın Güvenlik Kuşağı Çin Seddi, 21.196 kilometre uzunluğunda, UNESCO dünya mirası listesinde yer alan, muhakkak görülmesi gereken tarihi yapılardan biridir. Savunma ve korunma amacıyla yapılan eserin yapımında 8 binden fazla işçinin çalıştığı bilinmektedir. Bu makalemizde Çin Seddi hakkında bilinmeyen tüm gerçeklere ulaşabilirsiniz.

Birçok insanın görmek için can attığı, dünyanın harikaları arasında kendisine yer bulmuş Çin Seddi, ilginç mimarisiyle dikkat edici bir özelliğe sahiptir. Savunma amacıyla inşa edilmiş olan Çin Seddi’nin temelleri krallıkların birbirinden korunmak için sınırlarına inşa ettikleri ilk setlere dayanmaktadır. Çin Seddi’nin temelinde Qin, Zhao, Wei, Han, Yan, Qi, Chu gibi krallıkların katkısı vardır. Çin Seddi’nin savunma amaçlı inşa edildiği genel kabul görmüşse de tarihçilerin bu konuda farklı tezleri vardır.

Duvarın, Türk saldırılarına karşı korunmak amacıyla yapıldığı düşüncesi bu alanda hakimdir. Bundan başka ülkeden kaçışı önlemek, yıkılan beyliklerin yöneticilerine ceza olsun diye ağır iş yaptırmak gibi farklı nedenle inşa edildiğine yönelik düşünceler vardır. Başlı başına ilginç bir tarihe sahip olan Çin, tarihiyle ilgili bıraktığı yazıtlar sayesinde birçok noktaya açıklık getirmiş olsa da burada tıkanmaktadır.

Çin Seddi’nin büyük bir alanda inşa edilmiş olması; o zamanki şartlara göre ciddi bir emektir. Dünyadaki en uzun insan yapımı duvardır. Ayrıca kuzeyden gelen saldırıları bertaraf etmek amacıyla yapılmış bir savunma duvarıdır. UNESCO tarafından dünya miras listesine alınan Çin Seddi, şu anda en çok ziyaret edilen turistik yapılar arasındadır. Çin Seddi’nin mimarisi ve efsanevi tarihi hakkında bilmediklerinizi Bilgihanem.com okurlar için hazırladığımız yazımızdan öğrenebilirsiniz.

Neden Çin Seddi?

Çin’in kuzeybatısı boyunca uzanan, dünyanın bilinen en uzun savunma duvarı Çin Seddi’dir. Kuzeyden gelen Türk ve Moğol saldırılarına karşı korunma amaçlı yapılmıştır. Duvar yıllar içinde kemer, kale, bariyer gibi çok sayıda isimle anılmıştır. Çin Seddi yüzyıllar öncesinde yapılmıştır. Günümüzde ayakta duran kısmı Ming Hanedanından kalmış 2500 kilometrelik kısımdır.

Yıkılan kısımlarıyla birlikte Çin Seddi toplamda 8851 kilometredir. Çin Seddi’nin inşası aslen M.Ö. 221 ve M.S. 608 yıllarını kapsamaktadır. Çin Seddi’ne bakıldığında tek bir parça gibi görünse de duvar aslında mozaik biçimindedir. Kalitesi değişiklik gösteren parçalarda bazı kısımlar dayanıklı malzemeden; bazı kısımlar ise fazlasıyla dayanıksız malzemeden inşa edilmiştir.

Çin Seddi inşasında en çok insan çalıştırılan yapı olma unvanını kazanmıştır. İnşa edilmesi için 8000 civarında işçinin çalıştığı düşünülmektedir. O yıllarda gelişmiş bir teknoloji olmadığından tamamı el emeği ile yapılmıştır. İnşa kalıntılarında ele geçirilmiş bir el arabası olduğu bilinmektedir. Duvar yapılırken sadece bu el arabalarının ve insan gücünün kullanıldığı düşüncesi hakimdir.

Nereden Nereye?

Çin Seddi’nin ilk kısmı Po Hay Körfezi’nde yer almaktadır. Pekin civarında kuzeyden geçen duvar ardından Huanh-Ho nehrini ikiye böler ve devam eder. Bu hizadan ülkenin güneybatısına doğru uzanır. Gobi Çölü’ne geldiğinde güneyden batıya yönelerek devam etmektedir. Çin Seddi çizdiği hat ile uzaydan bakıldığında ince, uzun bir nehir görünümündedir. Öte yandan bu bilginin sadece söylentiden ibaret olduğunu söyleyen araştırmacılar da vardır. Yani Çin Seddi uzaydan görünmemektedir. Çin Seddi’ni görebilmek için Çin’e gittiğinizde duvarın en popüler kısmını görebileceğiniz, Pekin civarındaki Badaling’i ziyaret etmelisiniz.

Mimarisi Yapısı

Duvarın kalınlığı ve yüksekliği duvar boyunca sürekli değişmektedir. Taban 7 metre civarındayken üst kısımlar 6 metre civarındadır. Duvarın yüksekliği de çoğunlukla değişmekte olup ortalama 10 metre civarındadır. Mimaride düşünülen en yanlış bilgi duvarın tamamen tuğladan örülmüş olmasıdır. Bu düşüncenin aksine duvar zaman zaman tuğla dışında dayanıksız bir malzemeden inşa edilmiştir. Zayıf kısımların amacının düşmanı yavaşlatmak olduğu düşünülmektedir.

Kalın kısımlardan atlar ve arabalar geçebilmektedir. Kalın duvarlarda ayrıca okçu delikleri ve siperlikler bulunmaktadır. Duvar üzerinde her 9 km’de bir fener kulesi inşa edilmiştir. 200 metrede bir de gözetleme kulesine yer verilmiştir. Duvar üzerinde savaşa yönelik mekanlar dışında tapınaklara ve saraylara rastlanmaktadır. Stratejik noktalarında, cenneti simgeleyen Uranüs kabartıları bulunmaktadır.

Duvarın bazı bölgelerinde setler kademeli olarak sağlam bir şekilde inşa edilerek, savunmayı kolaylaştırmıştır. Çin Seddi’nin en yüksek noktası Pekin civarındaki Heita dağındadır. Buradaki duvar deniz seviyesinden ortalama 1500 metre yüksekte kalmaktadır. Çin Seddi, dünyanın en büyük mezarlığı olarak da bilinmektedir. Söylenenlere göre inşaat sırasında birçok işçi hayatını kaybetmiş; ölen işçiler doğrudan duvarın içine gömülmüştür.

Duvarın harcında insan kemikleri kullanıldı efsanesi duvarın mimarisiyle ilgili en ilginç bilgilerdendir. Bu söylentinin ortaya çıkmasına gömülen işçilerin etkisi olduğu söylenebilir. En geniş yeri 9.144 metre, en yüksek noktası ise 3,7 metredir. En yüksek noktasının uzunluğu ise yaklaşık 8 metredir. Burası gözetleme kulesinin tepesine kadar uzanmaktadır.

Tarihe Uzanan Asya Güvenlik Kuşağı

Duvarın temelleri ilk önce Vhu Krallığı tarafından, Henan eyaleti civarında atılmıştır. İlk temel atma M. Ö. 7. yüzyılda gerçekleşmiştir. Atılan temelle ortaya çıkan set diğer parçalara göre kısa kalmıştır. İlerleyen dönemde Hun, Moğol ve Tunguz saldırıları artınca, dönemin o zamanki imparatoru Oin Shin Huandg 3. yüzyılda temel yakınındaki alanı tamamen kapatmak düşüncesiyle aşılmaz duvarların inşasına başlamıştır.

Ancak yine de Çin Seddi’nin tek bir hükümdar tarafından inşa ettirildiği söylenemez. Duvara sürekli eklemeler yapılmıştır. Eklemeler gerek yükseklik gerekse uzunluk anlamındadır. Son olarak Çin Seddi’ni onaran Ming Hanedanı olmuştur. Onardıktan sonra da savunma amacıyla kullanmıştır. Duvar üzerinde kuleler, siperlikler ve okçu kuleleri yer alması; Çin Seddi’nin savunma amacıyla yapıldığını ispatlar niteliktedir.

Çin Seddi’ni uzatma çalışmaları MS 17.yy’a kadar devam etmiştir. Günümüzde onarılmış kısımları turizm amacıyla ziyarete açıktır. Duvar ayrıca birçok spor türüne de ev sahipliği yapmaktadır. Tarihi yapı Dünyanın Yeni Yedi Harikası listesine 7 Temmuz 2007 tarihinde alınmıştır. Çin Seddi ayrıca UNESCO tarafından 1987 yılında dünya mirası listesine alınmıştır.

Çin Seddi hakkında bilinmeyen ilginç bilgilerden de söz edecek olursak, en dikkat çekici özelliği tamamlanmasının 2 bin yıldan fazla sürdüğüdür. Fakat bu bilgi çok fazla bilinmemektedir. İlk başlarda Dünyanın Ejderhası, Mor Hudut gibi isimlerle anılan yapı, 19. yüzyılın başlarında Çin Seddi (Great Wall of China) olarak anılmaya başlanmıştır. Efsaneye göre; duvar yapılırken bir ejderhanın bıraktığı izler takip edilerek güzergah belirlenmiştir. Bu nedenle 19. yüzyıla kadar kullanılan isimler arasında Dünyanın Ejderhası yer almaktadır.

Duvarın yapımında insan kemiklerinin kullanıldığına dair bir inanış yaygındır. Fakat bunun doğruluğu ispatlanamamış vve sadece bir söylentiden ibaret olduğu bilinmektedir. İlk yapıldığı günden bu yana deprem, doğa olayları gibi etkilerle hasara uğrayan Çin Seddi’nin bazı kısımları yenilenmiştir. Fakat büyük kısmının yeniden onarıma ve bakıma ihtiyaç duyduğu aşikardır.

Duvar hakkında çok fazla bilinmeyen ve bir o kadar da ilginç olan bir başka bilgi ise insanlar tarafından despotizm simgesi olarak görülmesidir. Despotizm; birey veya grup fark etmeksizin mutlak siyasi güç ile hükmeden, tek bir idari otoriteye sahip hükümet biçimidir. İnsanlar 1970’li yıllarda Çin Seddi’ni despotizm sembolü olarak gördükleri için evlerinin yapımında duvardan aldıkları taş ve tuğlaları kulanıyormuş.

Resmi bitiş tarihi 1644 yılıdır. Bu tarih ise Son Ming hükümdarının yıkıldığı tarihe denk gelmektedir. O yıllardan bu yana duvarda onarım ve bakım işlemleri dışında başka hiçbir şey yapılmamıştır. Çin Seddi, her yıl farklı spor aktivitelerine ev sahipliği yapmaktadır. Bunlardan en çok dikkat çeken ise 1987 yılında, duvarda tek başına 2400 metre koşan İngiliz maratoncu William Lindesay’dir. Toparlayacak olursak savunma ve korunma amacıyla kurulan Çin Seddi tarih boyunca birçok savaşa ev sahipliği yapmış, mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. 

Çin Seddi, Pekin Tian’anme Meydanı ve Yasak Şehrin Sırrı

Dünyanın en kalabalık başkenti Pekin, yaklaşık 4 bin yıl geriye uzanan tarihiyle, farklı kültür ve adetleriyle Türk turistler için çok farklı bir seyahat rotası sunuyor. Sizler için Pekin’de mutlaka görmeniz gereken, 7 ayrı nokta bulunmaktadır…

Buraya çıkmayan kahraman sayılmaz: Çin Seddi

Pekin deyince akla ilk dev bir ejderha gibi uzanan Çin Seddi gelir. Çin’in kuzey kesimini sarıp sarmalayan Çin Seddi, Gansu eyaletinden başlar, Bohai Körfezi’nde sona erer. Tarihi 2 bin yıl öncesine uzanan Çin Seddi’nin toplam uzunluğu 5 bin km’dir. Çin’in ilk imparatoru Qin Shihuang, iki bin yıl önce Hunlar’ın saldırılarını engellemek için bu setleri ördürmüş. Yani Çin Seddi, askerlerin bir nevi kendilerini savunmak için inşa ettikleri bir kaleymiş.

Pekin’den Çin Seddi’ne direct bağlantı var

1987 yılında UNESCO tarafından ‘Dünyanın Kültürel Mirasları Listesi’ne giren Çin Seddi, bugün turistlerin ilgi odağı haline dönüşmüş. Seddin Pekin’deki Badaling kısmı başkente gelen turistler tarafından yoğun ilgi görüyor. Pekin’den Badaling’e direct bağlanan otoban da bu konuda turistlere kolaylık sağlıyor. Çinliler’in bir sözü vardır: Çin Seddi’ne çıkmayan kahraman sayılamaz. Siz de hayatınızın kahramanı olmak ister misiniz?

Çin tarihi burada saklı: Tian’anmen Meydanı

Pekin’e gelip de Tiananmen Meydanı’nı dönmeden görmek asla olmaz. Pekin’in ana caddesi Changan Bulvarı’nın hemen yanında olan meydan, 40 hektarlık bir alan üzerine inşa edilmiş. Kuzey kısmında sabah akşam Çin milli bayrağı göndere çekilir ve indirilir. Pekin’e gelen turistler, bu töreni büyük bir merak içinde izlerler. Tiananmen Meydanı’ndaki Kahramanlar Anıtı, Çin’in kuruluşu sırasında yapılan savaşta hayatını kaybeden kahramanlar için inşa edilmiş. 1949 yılında yapılan mermerin üzerinde; ’Çinli kahramanlar çok yaşa’ sözleri yazılmış. Çin’in kurucu eski lideri Mao Ze Tung’un mozolesi de aynı meydanda, Kahramanlar Anıtı’nın 100 metre güneyinde yer alır.

Eski Pekin’in ana kapısı

Meydanın kuzey kısmında ise 570 yıllık Tiananmen kulesi bulunur.. Kulenin önünde Çinliler’in efsanevi lideri Mao Ze TUng’un büyük bir resmi yer alır. Mao, 1949 yılında Çin’in kurulduğu ilan eden kahramandır.

Çin Ulusal Halk Meclisi’nin büyük salonu da aynı meydanda bulunur. Bu salonda 36 toplantı salonu vardır ve her biri eyaletlerin özelliklerini yansıtacak şekilde dekore edilmiştir.

Tiananmen Meydanı adeta Çin Halk Cumhuriyeti’nin tarihini yansıtır. Bu meydanın doğu bölümünde Çin Devrim ve Tarih Müzesi bulunur. Müzede Çin medeniyetiyle ilgili detaylı veriler yer alır. Son olarak meydanın güneyinde 40 metrelik bir kapı bulunur. Bu kapı, eski Pekin’in ana kapısı olarak kabul edilir.

Mao Meydanı ya da Tiananmen’in yanındaki tarih: Yasak Kent

Pekin’de mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de imparatorluk sarayı olarak kabul edilen Yasak Kent’tir. 1400 yıl önce inşa edilen Yasak Kent, Tiananmen Meydanı’nın hemen kuzeyinde yer alır. Yani Tiananmen Meydanı’ndan geçip hemen Yasak Kent’e ulaşabilirsiniz. Bu kentte, 14. Yüzyıldan 20. Yüzyılın başına kadar tam 24 Çin imparatoru yaşamış. Daha sonra da imparatorluk sarayı, saray müzesi haline getirilmiş.

720 bin metrekare sarayda tam olarak 9 bin oda bulunmaktadır. Sarayın yüksekliği 10, genişliği 52 metredir. Eğer Çin kültürünü ve mimarisini daha yakından tanımak isterseniz buraya en azından yarım gününüzü ayırmanızı tavsiye ederim.

Çiçeklerin dünyası: Beijing Botanik Parkı

Beijing Botanik Parkı, özellikle ilkbaharda bölgeyi ziyaret edenlerin mutlaka görmesi gereken yerler arasındadır. 1956 yılında kurulan park, tam anlamıyla bir çiçekler dünyasıdır. Bu parkta 10 binden fazla bitki çeşidi bulunmaktadır.

Şehrin Haidian semtine bağlı Xiangshan Wofosi Caddesi’nde bulunan parka, 331, 634, 696 ve 112 numaralı otobüslerle gidilebilir. Unutmadan belirtelim, parka giriş bileti 10 Yuan, seraya giriş ise 50 Yuan…

Pekin’deki avlu evler: Siheyuan Pekin’e kadar gitmişken Pekin’in geleneksel avlu evlerini de mutlaka görün. Siheyuan adı verilen bu evlerin dört tarafı simetrik odalardan oluşur. Hepsinin ortasında birer avlu yer alır. Avlulu evler arasındaki geçitlere ise Hutong denilir.

Pekin’e bu eski tarz evleri görmek isterseniz Shichahai’ye gidin. Bu eski yerleşim yeri göl kenarındadır ve turistlere çok güzel fotoğraf kareleri verir. Bu bölge, bugün kentin en büyük sit alanlarından biridir.

Pekin’deki barlar Caddesi: Nan Luoguoxiang

Pekin’deki Nan Luoguoxiang Caddesi’ni de mutlaka gezmelisiniz. 700 yıllık bir tarihe dayalı bu cadde, yerlilerin geleneksel yaşamının penceresi gibidir. Aynı zamanda barlar caddesi olarak da bilinen Nan Luoguoxiang’a akşam saatlerinde gidip birşeyler içmeyi ihmal etmeyin. Bu caddeden Çin’in geleneksel evlerini de izleyebilirsiniz.

İmparatorların dua ettiği tapınak: Tanzhe

Pekin’e kadar gelmişken bin yıllık bir geçmişi bulunan Tanzhe Tapınağı’nı da görmelisiniz. Dokuz tepeyle çevrili bu tapınak, o dönemde ülkeyi yöneten Wang Jun’un eşinin anısına yaptırılmıştır. Çin’de uzun sure imparatorlar, tahta geçer geçmez bu tapınağı ziyaret ederek dua etmişlerdir. Dolayısıyla Tanzhe Tapınağı, şehirdeki en saygın tapınaklardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu tapınak aynı zamanda Yasak Kent’in bir minyatürü gibi görülür.

Tapınakta imparatorların ağacı olarak bilinen bir ginkgo ağacı bulunur. Ayrıca tapınaktaki iki mor manolya ağacı, ilkbahar mevsiminde turistlerin akınına uğrar.

Eğer, Uzak Doğu’nun gizemli coğrafyasını ve kültürünü merak ediyorsanız, Çin Seddi yanısıra; başkent Pekin’de bulunan tarihi ve kültürel zenginlikleri mutlaka keşfediniz… Modern Seyyah, yoleri gezgin derviş rehberliğinde, bu sarı benizli insanların zengin mirası, sizi çağırıyor, yeniden…

Asyanın güvenlik kuşağı olarak algılanarak Çin Seddi, gece aydınlatıldığında uzaydan görünen, insan eliyle yapılmış ilginç bir görsel dokudur. Mutlaka görülmesi gerekli yerlerin başında gelir. Modern Seyyah’ın yolu Çin Seddi çığlığında içilen yeşil çay molası sonrası dinginlikte; başka coğrafyalarda, başka kültürleri keşfetmek için, haftaya bu kez; Kara Afrika’nın beyaz incisi olan Sudan’da buluşmak dileğiyle…

www.dursunozden.com.tr

Yoruma kapalı.

shared on wplocker.com