Kara Afrika’nın Mavi Avrupa’sı TUNUS (Dış gezi)

350 yıl Osmanlı toprağı olan Tunus’un Ay-Yıldızlı bayrağı gölgesinde, gezi keyfi…

Kuzey Batı Afrika’da, Kolağası Mustafa Kemal ve El-Kaine ile İmazigen Dansı…

Daha önce 2 kez gittiğim Tunus gezim ve ardından, Tunuz hakkında yazdığım Gezi dosyaları sonrasında; Tunus Turizm Bakanlığı tarafından, 2003 yılında adıma verilen “Altın Palmiye Ödülü” beni çok duygulandırmıştı. Ankara’da yaşayan Tunuslu arkadaşım Muhammed Adel ve Süleyman Özden ile yaptığım son Tunus gezisini asla unutamıyorum. 350 yıl Osmanlı toprağı olarak barış ve huzur içinde yaşamış olan Tunus halkı, tüm konuksever özellikleriyle bizleri bağrına bastı… Başkent Tunus’ta bulunan Medine Kapalı Çarşısı ve Hamamet kumsalları ise, bir başka güzellik olarak dolup taşıyor… Kırmızı zemin yuvarlak içinde yer alan ay-yıldızlı Tunus Bayrağı gölgesinde yaşayan Tunuslu kardeşlerimiz, yeni konuklarını bekliyor… Bir yanda Akdeniz’in mavi sonsuzluğu ve Kartaca medeniyeti ile taçlanan Osmanlı izleri, bir yanda ise Büyük Sahra’nın uçsuz bucaksız sarı sıcağına başkaldıran ve ataları 60 bin yıl eskilere uzanan Sam Buşmanlar olan; lacivert derili Tuaregler ve yiğit çöl aslanı Berberilerin, kaybolan etnik kültürlerini yaşatmaktaki dirençleri, alternatif turizm potansiyeli olarak, Tunus’un kalkınmasına katkı sağlıyor… Aslında, Tunus için şu tanımı yapmakta sakınca yoktur: “Kara Afrika’nın Mavi Avrupası…”

“KIRMIZI KERTENKELE” YA DA “LÉZARD ALLIK” adlı kırmızı nostaljik tren ile dağlık bölgeden ve tüneller içinden geçerek; “Yıldız Savaşları” filminin çekildiği sete ulaşmanın heyecanı bile, sizin Tunus’a gelmenize değer… Özellikle, Güney Tunus bölgesinde ve Douz Kentinin Tuz gölü ve çöllük alanlarında, yer altı evlerde yaşayan Berberi ve Tuareg halkların, beyaz deve ve berberi atları ile yapılan yarış gösterileri ve çölde şiir dinletileri ise, bir başka kültürel zenginlik ve alternatif turizmin zengin büyüsü, sizin bu topraklara yeniden gelmenize nedendir… 

Tunus hakkında özet bilgi

Tunus Cumhuriyeti veya kısa şekliyle ifade edilirse Tunus, Kuzey Afrika’da yer almaktadır. Akdeniz’e kıyısı bulunan bu Arap İslam ülkesinin kurucusu Habib Burgiba’dır. Ülkenin batı tarafında Cezayir, doğu tarafında Akdeniz ve Libya, kuzey tarafında da Akdeniz yer almaktadır. Ülkenin güney tarafındaki oldukça geniş bir alanı Sahra Çölü kaplamaktadır.

Tunus tarih boyunca Roma, Fenike, İspanya, Osmanlı ve Fransa gibi devlere ev sahipliği yapmış olan bir ülkedir. Ülke 1881 senesinde Osmanlı’dan Fransa’ya geçmiştir. Habib Burgiba bağımsızlık mücadelesi başlatmıştır ve ülke 1956 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Tunus, günümüzdeki Kuzey Afrika ülkeleri arasında en laik ve demokrat olan ülkedir. Ülke, 23 bölgeye ayrılmış şekilde yönetilmektedir. Ülkenin başkenti, ülkeyle aynı isimde olan Tunus şehridir. Ülkedeki resmi dil Arapçadır. Bunun yanı sıra ticarette, basılı yayında ve eğitimde Fransızca dili de konuşulmaktadır. Halkın çoğunluğu Berberidir.

Tunus’ta Şehir içi Ulaşım

Tunus’ta bulunan sürede ulaşım için genellikle taksiler ve otobüsler tercih edilmektedir. Ülkedeki toplu taşıma oldukça yaygındır ve bu ulaşım şeklinde fiyatlar da uygundur. Sadece tüm bilgiler Arapça olarak yazıldığından dolayı bu kısımda zorlanılabilir. Taksimetre kullanımı yaygın olduğundan dolayı taksilerde de herhangi bir zorluk yaşanmamaktadır. Yine de taksicilerin fazla ücret koparma konusundaki davranışlarına dikkat etmek gereklidir. Ayrıca uzak mesafelere yapılan gezilerde günlük olarak düzenlenen turlardan faydalanılabilir. Şehir içi ulaşımda Tramvay kullanımı da uygun bir yolculuk şekli olabilir. Bazı şehirlere yapılan tren seferleri de mevcuttur. Tüm bunların yanı sıra araba kiralamak da tercih edilen bir ulaşım şekli olmaktadır.

Tunus’a Ne zaman ve Nasıl Gidilir?

Tunus hem çöl hem de Akdeniz iklimine sahip olan bir ülkedir. Bu nedenle eğer ülkeye deniz tatili için gidilecekse yaz sezonu tercih edilmelidir. Eğer ülkedeki çöl bölümü ziyaret edilecekse de ülkeye gitmek için en ideal ay kasım ayı olmaktadır. 

Tunus’a ulaşım kolaydır. Her şeyden önce bu ülkeye giderken aktarma yapılmasına gerek yoktur. Yaklaşık olarak üç saate yakın bir sürede Tunus’un başkentine direkt olarak gidilebilmektedir. Ülkeye direkt olarak yapılan uçuş seferleri olsa da bazı kişiler aktarma yaparak da gitmeyi tercih etmektedir. Ayrıca Fransa, İtalya ve Malta’dan ülkeye feribot seferleri düzenlenmektedir.

Tunus’ta Nerede Kalınır?

Ülkede konaklama yapmak için çok fazla seçenek bulunur. Ancak buradaki püf nokta, otel markasının uluslararası olmasıdır. Yani ülkedeki yerli oteller tercih edildiğinde beklentilerin daha altında bir hizmetle karşılaşılabilir. Konaklama fiyatları ülke genelinde uygun seviyelerdedir. Ancak bu durum elbette istisna barındıran bir durumdur. Ülkenin başkentinde konaklama olanakları daha sınırlı bir haldedir. Konaklama konusundaki bolluk daha çok turistik yerlerde var olmaktadır. Otel dışında ülkede konaklama yapılacak Bedevi çadırları bulunur. Bu çadırlarda kalmak hem farklı hem de ilginç bir deneyim olabilir.

Tunus’ta Gezilecek Yerler

Afrika’nın incisi olarak bilinen Tunus, çöl sarısıyla Akdeniz mavisinin birleştiği bir ülkedir. Bu topraklarda tarihin en büyük imparatorlukları binlerce iz bırakmıştır. Haliyle de bu topraklarda oldukça zengin eserler yer almaktadır. Tunus aynı zamanda muhteşem sahilleriyle de anılan bir ülkedir. Ülkedeki sahiller, Sahra Çölü, antik kalıntılar, renkli şehirler ve pazarlar, kültürel geçmiş ve mimarinin en güzel örnekleri gelen ziyaretçileri büyüler niteliktedir. Tunus, küçük yapısına rağmen aranılan her şeyi sunan bir ülkedir. Ülkede gezilecek yerlerden birisi Bordo Ulusal Müzesi’dir. Burası, Tunus tarihinin izlerini yansıtan oldukça önemli bir yerdir. Öyle ki bu kurum, ülkedeki arkeolojik kazıların neredeyse bütün buluntularına ev sahipliği yapmaktadır. Müzede ‘’Mavi Kuran’’ gibi ünlü eserlere, seramik koleksiyonlarına, Roma İmparatorluğu’na dair koleksiyonlara, heykellere ve daha pek çok kıymetli esere yer verilmiştir. Tunus seyahatinde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir.

Sidi Ukba Ulu Camii, ülkenin en meşhur ibadethanesidir. Kayrevan Ulu Camii veya Seydi Ukba Ulu Camii diye de bilinmektedir. Bu cami, İslam mimarisine ait olan en gösterişli ve en tarihi yapılardan biridir. 670 yılında inşasına başlanan cami 720 senesinde tamamlanmıştır. Ayrıca camiye dokuzuncu asrın sonuna dek sürekli eklemeler yapılmıştır. Tunus’un en önemli tarihi yerlerinden bir tanesidir. El Kantaoui Limanı, ülkede görülecek başka bir yerdir. Burası Susa isimli turistik merkezde yer alan bir limandır. 1979 senesinde inşa edilmiş olan ve çok amaçlı bir kullanıma sahip bulunan yapay bir limandır. Liman; yamaç paraşütü, golf ve su kayağı gibi çeşitli aktivitelere ev sahipliği yapmaktadır. Sousse Medina, 800-909 yıllarında oluşturulmuş olan tarihi bir kasabadır. Burası Arap-Müslüman şehirciliğini yansıtan en iyi bölgelerdendir. Bölgedeki dini yapılar, şehrin surları ve diğer yapılar mutlaka görülmelidir. 1951 senesinde kurulan Susa Arkeoloji Müzesi de ülkede görülecek bir diğer noktadır. Burası, dünyadaki en büyük ikinci mozaik koleksiyonlarının ev sahibidir. Tarih meraklıları için harika bir yer olan bu müze, MÖ yedinci yüzyıldan MS ikinci yüzyıla dek olan zengin öğelere sahiptir. Ayrıca müzede yer alan heykeller de oldukça ilgi görmektedir.

El-Zituna ya da diğer bir ismiyle Al-Zaytuna Camii, ülkedeki en önemli ibadethanelerdendir. Devasa bir alana sahiptir. Camiyi 160 otantik sütün tutmaktadır. Ayrıca burası İslam tarihindeki ilk ve en büyük olan üniversitelerin birine de ev sahipliği yapmıştır. Caminin kurulu olduğu alan beş bin metrekarelik bir alandır. Pek çok meşhur bilgin burada eğitim görmüştür. Bu cami hem mimarisi hem de taşıdığı önemle Tunus seyahatinde görülecek yerler arasındadır. Hammamet, ülkedeki önemli kasabalardan biridir. Burada harika plajlar ve su sporları merkezleri yer alır. Öyle ki burası yaz turizminde ilk sıradadır. Tunus seyahatinde bu bölgeye mutlaka gidilmelidir. Burada hem tarihi yapılar keşfedilebilir hem de muhteşem sahilin tadı çıkarılır. Ichkeul Gölü, gezilecek bir diğer noktadır. 85 kilometrelik olan göl, Ichkeul Milli Parkı’ndaki önemli alanlardandır. Her sene kaz, ördek, leylek ya da flamingo gibi hayvan türlerinin geçiş ve duraklama noktası olmaktadır. Atlas Dağları ise her sene milyonlarca turistin uğradığı bir alandır. Sıradağların doruk noktası 4.167 metreyi bulmaktadır. Muhteşem vadiler ve geçitler insanı büyülemektedir.

El-Griba Sinagogu, turistik bir yer olan Cerbe Adası’nda bulunur. Burası, 2000 yıllık bir Yahudi ibadethanesidir. Ayrıca burası sadece Tunus’un değil Afrika kıtasının en antik sinagogudur. Buram buram tarih kokan yapı harika bir mimariye sahiptir. Medina de Tunis, pek çok hediyelik eşya dükkanının yer aldığı bir bölgedir. Bölgede alışveriş yapmak oldukça keyiflidir. Ayrıca burada yer alan Panorama Binası da görülecek yerlerden biridir. Osmanlı’dan kalma olan bu yapıdan Tunus’u kuşbakışı görmek harikadır. Habib-Bourguiba Caddesi, daha nizami ve Avrupai düzende olan bir yerdir. Ancak bu cadde gezilirken güvenlik nedeniyle ara sokaklara çok fazla girmemekte fayda vardır.

Başkentte yer alan Aziz Vincent de Paul Katedrali de görülmesi gereken önemli yapılardandır. On dokuzuncu yüzyılda inşa edilmiş olan bu yapı Fransız koni dönemindendir. Yapı, mimarisiyle oldukça dikkat çekmektedir. Başkentte yer alan Belvedere Parkı, görülecek bir diğer alandır. 1910 senesinde ziyarete açılan park, en güzel şehir parkı olarak bilinir. Cap Bon, ülkenin kuzeydoğu tarafında yer alır ve” Tunus’un Bahçesi” diye bilinir. Burası oldukça popüler olan bir turist yeridir. Bölge içinde termal kaplıcalar, harika bir deniz, ağaçlar ve tarihi yapılar yer alır. Ülkede yer alan Kartaca kenti de tam manasıyla turistik bir kenttir. Bu kentte pek çok tarihi yapı vardır ve bu yapıların çoğu UNESCO koruması altındadır. Kartaca Harabeleri ve Müzesi görülmesi gereken yerlerden biridir. El-Jem ise Roma kültürünün, Afrika üzerindeki en etkileyici olan örneğidir. Bu şehir, haç etrafında kurulmuştur ve düzeni de tipik Roma şehirleri gibidir. Öyle ki burası Roma’da yer alan Colosseum’un bir benzeridir.

Matmata, Yıldız Savaşları film setinin görülebileceği bir yerdir. Ayrıca Matmata, bir Berberi şehridir. Burada dünya üzerinde çok örneğinin görülemeyeceği mağara evler bulunur. Bu evler bir tepe üstüne çukur kazılarak oluşturulmuştur. Bu çukurlarda da birden fazla mağara meydana gelmiştir. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şey görülmez. Zaten bu evlerin yapılma amacı da budur. Ancak içeride bazı mağaralar tünellerle birbirine bağlanmış haldedir. Yani o kadar kompleks bir yapı vardır. Matmata’nın yakınında ise Douz şehri yer alır ve burada develerle çöl safarisi yapmak mümkündür. Ülkede yer alan Bulla Regia, Roma kalıntılarından biri olmaktadır. Burası oldukça ilginç olan bir yerdir. Romalılar sıcakla baş etmek adına yerin altına villalar yapmışlardır. Yapılan bu yerlerse günümüze dek kusursuzca korunmuştur. Yani buraya gittiğinizde her şeyin yerli yerinde olduğu gerçek bir Roma şehrinde gezmiş olacaksınız.

Tunus’ta Yemek Kültürü

Ülkede Türk mutfağına yakın tatlar bulmak mümkündür. Ayrıca yemeklerde baharat ve acı da kullanılmaktadır. Ülkenin genel yemeklerinin başında kuskus gelir. Kuskus, bir tür bulgur salatasıdır. Kefta olarak bilinen yemek bizlerin de bildiği köftedir. Ayrıca falafel gibi bilindik lezzetler de Tunus’ta sıklıkla yer almaktadır. Harisa, Tunus’un biber salçasıdır ve kendine özgü bir tada sahiptir. Bu salça denenmeden ülkeden dönmek olmaz. O derece meşhur bir tattır. Ülkede deve eti de özeldir ve pek çok festivalde ya da organizasyonda yemekler için deve eti tercih edilmektedir. Toprak altında dinlendirilen deve etlerinin sunumu oldukça iddialıdır.

Tunuslular kahvaltıyı oldukça iyi yaparlar ve bundan çok hoşlanırlar. Kahvaltıda reçelli veya tereyağlı ekmek, zeytin, yoğurt ve yumurta tüketirler. Hatta Tunus halkı zeytini fazlasıyla sevmektedir ve neredeyse her öğün tüketmektedir. Ojja isimli yemek ülkede meşhur olan bir diğer lezzettir. Koyun ya da kuzu etinin domates, çırpılmış yumurta, harissa sos ve biberle beraber hazırlanmasından yapılır. Yeteri kadar acı bir yemektir. Ülkede en sık kullanılan besinler arasında hurma ve badem de yer almaktadır. Bu iki besin ülkede sıkça yetiştirilmektedir. Ülkede ne içilir sorusunun en popüler cevabı nane çayıdır. Mint tea olarak istendiğinde kolaylıkla ulaşılabilir. Neredeyse her kafede bulunan bu çay fazla şekerli bir tada sahiptir. Ancak denenebilecek ilginç lezzetlerdendir.

Tunus’ta Eğlence ve Festivaller

Tunus, gece hayatı bakımından çok zengin olan bir ülke değildir. Ancak bu ülkede eğlenmek için buna ihtiyaç duyulmayacak kadar çok aktivite vardır. Doğa turları, tarih-kültür gezileri, spor aktiviteleri ve turistik merkezlerde yapılan eğlenceler oldukça keyifli vakit geçirilmesini sağlamaktadır. Başkentte bulunan Blanko Kitesurfclub, eğlenmek isteyenlerin sıklıkla ziyaret ettiği bir yerdir. Fruguia Park ise Hammamet’te yer alır ve burada neşe dolu bir güç geçirmek mümkündür. Ülke festival bakımından zengindir. Mesela Tunus Medine Festivali, her sene Ramazan ayında yapılır ve oldukça geniş çağlı bir festivaldir. Festivalde sinema gösterimleri, konserler ve törenler yer almaktadır.

Tunus’ta düzenlenen festivaller;

1.  Mart / Oasis Bölgesi Festivali: Oasis, Tunus’ta yer alan en yüksek dağdır ve bu bölgede her yıl festival düzenlenmektedir. Tunuslu şair Abou El Kacem Chebbi’nin anıldığı festivalde aynı zamanda Tamerza kültürüne dair etkinlikler yapılır.

2.  Temmuz- Ağustos / Uluslararası Kartaca Festivali: Festival temmuz ayının ortalarında başlar ve ağustos ayında da devam eder. Oldukça ünlü isimlerin eşlik ettiği bu organizasyon Kartaca’daki antik Roma Amfi Tiyatro’sunda gerçekleşir.

3.  Temmuz- Ağustos / Uluslararası Ulysse Festivali: Bu organizasyon da temmuz ayında başlar ve ağustos ayında sona erer. Festival süresince yerel oyuncular ile müzisyenlerin ve görsel sanatçıların etkinlikleri düzenlenmektedir.

4.  Aralık / Uluslararası Sahra Çölü Festivali: Bu festivalde Tunus’taki en eski ve en popüler olan festivaldir. Deve Festivali olarak da bilinen bu etkinlik Tunus kültürünün tanınması amacıyla oldukça önemlidir. Festivalde Arap atı ve deve yarışları yapılır. Ayrıca şiir yarışması gibi etkinlikler düzenlenir.

Tunus’ta Alışveriş

Ülkedeki geleneksel çarşılara souk ismi verilir. Her souk, belli bir ürün grubu üstünde yoğunlaşmıştır. Yani bizim ülkemizdeki tahtacılar çarşısı ya da bakırcılar çarşısı gibi düşünülebilir. Jemaa Ez-Zeytouna Caddesi etrafında yer alan souklarda oldukça fazla hediyelik eşya seçenekleri bulunmaktadır. Ülkede yer alan bir diğer önemli alışveriş yeriyse Habib Bourguiba Caddesi olmaktadır. Buralardan alınan en popüler ürünler; farklı aromalara sahip zeytinyağları, deri çanta ve terlikler, hurma ve seramik kaplar olmaktadır.

Genel olarak Tunus’un sokak aralarında çok fazla pazar kurulur. Buralardaki yerel ürünler incelenebilir. Hammamet, çok turist çeken bir yerdir. Bu nedenle bu bölgede de hediyelik eşya bulmak oldukça kolaydır. Medina’da da son derece otantik ürünler bulunabilmektedir. Özellikle burada yer alan Berberi çömlekleri son derece ünlüdür. Ülkede alışveriş yaparken pazarlık edilebilir.

Tunus’ta Bilmeniz Gerekenler

Tunus’tayken sokaktaki çocuklar size herhangi bir şey vermek isteyebilir. Ancak bunları almamakta fayda vardır. Çünkü hediye gibi verilen bu ürünlerin parasını sizden isteyebilirler. Benzer durum mağazalarda da geçerlidir. İkram diye sunulan pek çok şeyin altında alışveriş beklentisi vardır. Ülke genelinde özel ve değerli eşyalara dikkat etmekte fayda vardır. Ülkede çöle yakın yerlerde konaklama yapılacaksa akrep veya yılan benzeri canlılara dikkat edilmelidir. Yanınızda sinekler ve böcekler için ilaç bulundurmanızda fayda vardır. Ayrıca ülkede çeşme veya hayrat sularından içilmemelidir. Tunus halkı alışık olsa da turistler için sakıncalı olabilir.

Tunus halkının yaklaşık olarak %98 gibi bir oranı Müslümandır. Kalan kesimde ise Museviler, Hristiyanlar ve diğer inançlara sahip olan kişiler bulunur. Ülkenin belli bölümünde çöl yer alsa da ülkenin ekonomisi tarım temellidir. Çünkü ülkede çöl haricinde olan topraklar, tarım için son derece uygundur. Ülke, zeytin alanında dünya çapında önemli bir yere sahiptir. Ülkede hayvancılık da yapılmaktadır. Ayrıca son yıllardaki turizm hareketlenmesi de ülke ekonomisine oldukça katkı sağlamaktadır.

Tunus’ta hem tarihi yaşam hem de modern yaşam bir aradadır. Halk, insan ilişkilerinde sıcak kanlıdır ve turistlere de oldukça güler yüzlü davranır. Elbette her bölge için durum aynı değildir. O nedenle temkinli olmakta fayda vardır. Tunus’ta yeni yapılanmalar var olsa da eski değerler oldukça iyi korunur. Ayrıca ülkede pazarlık yapmak olmazsa olmazlardandır. Sadece taksi kullanımında bu durum geçerli değildir. Taksiciler pazarlık yapmak isterlerse kabul edilmemelidir. Taksimetre açılması istenmelidir. Ayrıca ülke genelinde bir işletme sahibi ya da garson geç kaldıysa, bu kızılacak bir durum olarak görülmez. Bu gayet normal karşılanan bir durumdur. Tunus sağlık sistemi için genel olarak iyi denilebilir. Ülkedeki doktorların birçoğu eğitimlerini Fransa’da almışlardır.

Tunus’taki önemli günler ve tatiller;

1 Ocak Yeni Yıl / 14 Ocak Devrim ve Gençlik Günü / 20 Mart, Mart Ekinoksu / 20 Mart Bağımsızlık Günü / 9 Nisan Şehitler Günü / 1 Mayıs İşçi Bayramı / 20 Haziran, Haziran Gündönümü / Ramazan Bayramı / Kurban Bayramı / 25 Temmuz Cumhuriyet Bayramı / 13 Ağustos Kadınlar ve Aile Günü / 22 Eylül, Eylül Ekinoksu / 3 Ekim Muharrem / 12 Aralık Hz. Muhammed’in Doğum Günü / 21 Aralık, Aralık Gündönümüdür…

TUNUSLU EL KAİNE İLE İMAZİGEN DANSI 

Dünyanın pek çok yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarının olduğu bereketli coğrafyalarda, batılı ve kuzeyli emperyalist güçlerin terör ve savaş oyunları sürüyor. Orda Doğu ve Kuzey Afrika topraklarında da benzer oyunlar ve senaryolar uygulanıyor. Dünyanın mazlum halkları, bu kirli oyunu bozabilir. Savaşlar ve terör nedeniyle, turizm  ve insanların seyahat özgürlüğü engellenmektedir. Turizmin yaştılması ve farklı zengin kültürlerin tanıtılması için, terör ve savaşa dur demek şart.. Kemal Atatürk’ün şu veciz sözünü anımsayalım, yeniden: “Yurtta Barış, Dünyada Barış!..”

Kuzey Afrika’da süren olayların ardından, “Türkiye Modeli” önerildi. Model doğru. Adres: 1912 MEŞALESİ, KOLAĞASI MUSTAFA KEMAL ve EL KAİNE ile “İMAZİGEN DANSI” zamanı…

Üçüncü kez Tunus topraklarındayım. Douz, Tozar, Hamamet ve başkent Tunus tüm konukseverliğini gösteriyor, yeniden… Bir Kuzey Afrika ülkesi olan Tunus doğal, kültürel ve tarihi dokusunun yanı sıra; tüm alt yapı hızmetleri ve deneyimli seçkin elemanlarıyla her mevsim alternatif turizmden para kazanıyor. Deniz, sahra, dağcılık, golf ve kongre turizmi sahalarında, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, pek çok ülkenin bu iş kolundaki tüm gereksinimlerini karşılıyor. Kara Afrika Kıtası’nın ve Akdeniz ülkelerinin turizm potansiyeli bakımından konaklama, alt yapı, ve insan potansiyeli en ileri ülkelerin başında hiç kuşkusuz Tunus geliyor. Tunus, 307 yıl Osmanlı yönetimi altında kalmış olup, hala mimarisinden yemeklerine dek, Osmanlı izlerini korumaktadır. Bu bağlamda başkent Tunus’un dışında, başta Hammamet olmak üzere, turizm potansiyeli en yüksek yerlerin başında Jerba Adası geliyor.

Tunus’dan Jerba’ya gitmek için, kameraman arkadaşım Süleyman Özden ve geveze rehberimiz Kerim ile birlikte, uzun bir gezi yolu takıp ettik. 6 gün süren 2 bin 500 km. lik bu yol üzerinde farklı iklim ve coğrafi özelliklere sahip yerlerden geçtik. İkinci kez gittiğim bu cennet ülkenin tanıtımı için; Tunuslu gazeteci dostum, Türk-Arap Bilim, Kültür ve Sanat Derneği(TASCA) Başkanı Muhammed Adel, Tunus Büyükelçiliği, Tunus Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bize sağladığı bu olanak ile Tunus’u kuzeyden güneye arşınladık. Sizin için  uzun ve yorucu çalışmanın ardından, bu gezi-araştırma dosyasını hazırladım. Kara Afrika’nın gerçek sahibi lacivert derili-çöl aslanı Tuareglar ve kara kıl çadırlarda-yeraltı mazgallarında ilkel yaşayan Berberiler ve de kaybolan kültürlerinden kesitleri sizin için belgeledim. Çağdaş ile geleneksel yaşamın birlikte soluklandığı Tunus mozayiğini görüntüledim, ikinci kez…

TUNUS’UN SOSYAL DOKUSU

Tunus’un nüfusu yaklaşık 10 milyon olup, yüzölçümü ise 163 610 km2.dir. Nüfusun %53’ü şehirde yaşamakta olup, nüfusun %40’ı 14 yaşın altındaki çocuklardan meydana geliyor. Halkın %96’sını Berberi ve Araplar oluşturuyor. Ülkedeki Müslümanların oranı %98, Hıristiyanlar %1 ve Yahudiler %1 dir. Müslümanların bir kısmı Harici-Ibadi, kalanı ise Sunnidir. Sunnilerin çoğunluğu Maliki, az bir kısmı da Hanefi meshebindendir.

Tunus’ta Osmanlı kalıntısı ailelerde bulunmaktadır. Özellikle, Barboros Hayrettin (Kızıl Sakal) ve Turgut Reis’in izleri var. Ama daha çok Fransa’nın izlerini ve kültürünü görmek olanaklı. Resmi dili Arapça olmasına karşın, Fransızca günlük yaşamda sürekli konuşuluyor. İspanyolca, İtalyanca ve İngilizce de konuşulan diller arasında.

20 Mart 1956’dan beri Cumhuriyet’le yönetilen Tunus’da, Eski Başkan Habib Burgiba’nın sayesinde, laik ve çağdaş bir yol izleniyor. Yeni Cumhurbaşkanı Ben Ali, ülkesini demokratikleşme yolunda daha ileriye taşıyor. 163 sandalyalı Meclis’in, 142’ni alan iktidardaki Demokratik Anayasal Birlik Partisi hükümet ediyor. Öteki 5 siyasi parti ise muhalefet görevini yerine getiriyor. Tunus Zeytune Medresesi çevresinde örgütlenen kökten dinci eğilimlere izin verilmiyor. Laiklik ilkesi temel alınıyor. Tunus’da 123 il ve 246 ilçeden oluşan idari yapılanmada, yarel yönetimlerin önemli yetkileri bulunuyor. Yeni yapılanmaların olduğu bölgeler dışında, eski mimari doku ve tarihi yapılar korunuyor. Tunus, Hammamet, Douz ve Jerba gibi turizm bölgelerinde ise, 5 yıldızlı oteller ve tatil köyleri planlı imar ediliyor. Tüm Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi, yapılarda hakim renk beyaz olup, kapı ve pencere çerçevelerinde mavi renk hakim. Evler genelde az katlı inşaa ediliyor. Turistik tesisleri, resmi ve sivil gönüllü çevre müfettişleri sürekli kontrol ediyor. Turizm bölgelerinde Sivil Toplum Örgütleri’nin sağlık, gıda, deniz ve çevre kontrolleri dikkati çekiyor.

AY-YILDIZLI BAYRAĞIN GÖLGESİNDE

Başkent Tunus’ta Kemal Atatürk Caddesi, Türk Hamamı, İstanbul Lokantası, Türk Köyü, Kapalı Çarşı ve pek çok Osmanlı izine raslanıyor. Ay-yıldızlı Tunus bayrağının gölgesinde kendinizi güvende hissediyorsunuz. Sokaklarda hemen herkez, Atatürk’ü biliyor ve övgüyle söz ediyorlar. Türkiye-Tunus ticari ilişkileri giderek artıyor. Tunus ekonomisi tarım, hayvancılık, balıkçılk, madencilik ve turizme dayanır. Ülkede en çok üretilen tarım ürünleri zeytin, tahıl, şeker pancarı,  hurma, turunçgiller, üzüm, çeşitli meyve ve sebzelerdir. Yeraltı zenginlik kaynakları olarak da fosfat, demir, kurşun, petrol ve doğalgaz çıkarılmaktadır. Tunus para birimi: Tunus Dinarı. 1 $= 1,420 TD.

Tunus’da eğitime çok önem verilmesine karşın, okuma-yazma oranı %68 dır. İlköğretim 6 yaşından başlayarak 6 yıl sürüyor ve ücretsizdir. Ortaokul 3 yıl ve lise ise 4 yıldır. Üniversitelere kayıt yaptıran öğrencilerin oranı ise düşüktür. Okullarda din eğitimi yerine, laik uygulama yapılıyor. Dini eğitimi veren okullar da bulunmaktadır.

ALTERNATİF TURİZM CENNETİ

Tunus, Medina, Kartaca, Sidi Bou Said ve Hammamed’den sonra güney Tunus ve Jerba bizi bekliyor. Tunus her mevsimde uygun hava koşulları, tarihi dokusu, egzotik güzellikleri, ucuz hava ulaşımı, yemek-konaklama tesisleri ve sıcak-dost insanlarıyla tam bir turizm cenneti. Özellikle golf, safari, deniz ve öteki alternatif olanaklarıyla ve kongre turizmi ile de dikkati çekiyor. Avrupa standartlarındaki tesisler, Avrupalılar tarafından dolduruluyor. Haftada 4 gün Tunus Hava Yolları ve THY İstanbul-Tunus gidiş-dönüş yolcu taşıyor. Uçaklar dolu. İstanbul Laleli ve Osmanbey’den bavul ticareti azımsanmayacak düzeyde. Tunus-Türkiye ortak paydaları oldukça fazla. Mimari, mutfak, kimi gelenekler, ortak deyim ve atasözleri, aynı kültürel mirasın belirgin göstergeleri. Tunus uçağında, öteki Afrika ülkesi vatandaşlar çoğunlukta. Tunus’un iki kıyısı var. Biri kuzeye- Avrupa’ya bakıyor. Diğeri ise, doğuya-güneşe bakıyor. Her iki durumda da Tunus’un yüzü Akdeniz’e dönük. Akdeniz’den, Büyük Sahra çölüne bir hançer gibi saplanmış görünümü ile kuzeyden güneye 760 km. uzanıyor. Ülkenin en yüksek noktası 1544m. yüksekliği olan Jabel Champ Dağı. Güneyde Chott Jerid Tuz gölü üzerindeki kara yolu, Tozeur’u Kebili’ye bağlıyor. Toplam 96 km. olan yolun 50 km.si tuz gölü üzerinden geçen dolgu yolla sağlanıyor. Gölün ortasında resim çekme molası veriyoruz. Kristal tuz kayacıklarıyla oynuyoruz. Burada ayrıca, Fejej ve Gharsa gölleri de bulunuyor. Kameraman arkadaşım Süleyman yoldan geçen son model jipleri görüntülemeye çalışıyor. Aliymanda 50 km. yol alan sürücümüz zorlanıyor. Yakıt aldığımız Total istasyonunda bir sigara molası veriyor. Göl kıyısında bulunan El Faouar, Sabria ve Douz kasabalarının güneyi tamamen çöllerle kaplı. Burası askeri bölge kapsamında ve giriş izni yok. Douz’den doğuya doğru Medenina ve Tataouine kasabalarını bağlayan yol üzerinde bol hurma ağaçları, kaktüs ve çöl bitkileri var. Yakınımızdan kalkan hortum ise, gittiği yeri süpürüp havaya taşıyor. Bu bölgede safari turizmi yapılıyor. Kiralık jipler, deve kervanları ve atlı yerliler, turizmin hizmetinde…

Biraz daha doğuya doğru gittikçe, Akdeniz ikliminin özellikleri kendini gösteriyor. Düzenli, sıra sıra dikilmiş, bakımlı, uçsuz bucaksız zeytin ağaçları arasında yol alıyoruz. Tunus’ta zaman zaman fotoğraf çekmede sorunlar yaşansa da öteki İslam ülkelerinden daha güvenli ve rahat bir ülke Tunus. Örneğin, rehberimiz Kerim, resim çekeceğimiz yerin yakınında Başkan Ben Ali’nin konutu var diye tarihi Kartaca Açık Hava Müzesi’ne girmemizi ve resim çekmemizi engelledi. Oysa, sokaklarda güzel bayanların ve çocukların resmini çekerken, hiç zorlanmadık. Özellikle, Jerba Adası’nın kızları bu konuda fazla bonker. Özel pozlar bile verdiler. Eğer gece mola vermeniz gerekiirse, bu bölgede kalınabilecek en iyi yer Tozeur sizi bekliyor. Yolunuz doğuya düşmüşse, çölle denizin buluştuğu Gabes kasabasında  temiz oteller ve lokantalar mevcut. Zaten buraya kadar geldikten sonra cennet ada Jerba  bize el sallıyor.

JERBA’DA SON TANGO

Uzaktan müzik ve kahkaha sesleri geliyor. Dans başlamak üzere. İlk gece-ilk tango kiminle? Ajim Köyündeki iskele yolunda uzun bir otomobil kuyruğu var. Küçük ama süratlı feribotlar gidip geliyor. Jerba Adası’ndaki Guellala iskelesine yolcu ve araba taşıyan feribotun güvertesinde temiz Akdeniz rüzgarı solukluyoruz. 10 dakika sonra adaya ayak bastık.  Müzik daha da iyi duyulur oldu. Tango başlamak üzere… Oysa biz, adanın 22 km. kuzeyinde bulunan Houmt Souk turizm merkezine doğru yol aldık . Dans ve müzik arkada kaldı.  Kıyıdaki havuzlu otelimize yerleştikten sonra yemek, gezinti ve dans faslı başladı.  Bir Akdeniz akşamı Alman, İngiliz, İsveç, İtalyan ve Fransız kızlarla Jerba Adası’nda son tango yapmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamak ne güzel. Teşekkürler sana Tunus… Adanın merkezinde kurulan geçici ve sabit pazaryerinde insan kaynıyor. Geçmekte zorlanıyoruz. Kara, sarı, beyaz derili ve melez insanlar, gökkuşağı rengindeki giysileri, başlarında hasır fotür şapkaları ve ellerinde bastonlarıyla farklı bir manzara oluşturuyor.  Pazarda her şey var. Alış veriş yaparken pazarlık etmeyi sakın unutmayın. Örneğin, 75 dinar değerindeki bir deri sandaleti 10 dinara almanız olanaklı. Kahve önlerindeki motosiklet ve bisiklet parkı sizi şaşırtmasın. Yorgunluk çayı içmeye gelen yerlilerin tek ulaşım aracı onlar. Sizde yeşil naneli, bol şekerli ve acılı bir  Tunus çayı içerek soluklanabilirsiniz. Yorgunluğa iyi gelir. Tunus çayı, içindeki “polyphenol” maddesi nedeniyle cilt kanserini önlediği, sinir sistemine iyi geldiği ve güneş yanığını önlediği, bilim adamları tarafından kanıtlanmış.

YENİ SERÜVENLER BİZİ BEKLİYOR

Toplam 8 milyon km. kare alanı olan Büyük Sahra Çölü’nün bir bölümü Tunus topraklarında. Sahrada develerle tuz taşıyan Afrika’nın gerçek sahipleri olan lacivert derili Tuaregler’in sayıları yalnızca 900 civarında. Tunus topraklarında ise, Tuaregler’in yalnızca heykelleri var. Bir de adına festivaller düzenledikleri etnik kültürleri ve nostaljileri bulunuyor. Tunus topraklarında yaşayan geleneksel kültür ve yaşam tarzlarını koruyan büyük bir halk kitlesi olan Berberiler, Tunus’un efendileri olarak saygı görüyorlar. Güneyde yaşayan Berberiler, bizim Kapadokya’ya benzer tüf kayalardan oyma yeraltı evlerinde ve kara kıl çadırlarda yaşıyorlar. Özellikle, Douz-Medenina arasındaki tepelik bölgede bulunan Matmata Köyü civarındaki yeraltı evlerinde yaşıyorlar. Hem de turizme yönelik gösteriler yapıyorlar. Kimi ilkel tezgahalrda kilim dokuyor, kimi de el değirmenlerinde un öğütüyor, ip büküp ilkel çıkrıklarda yün eğiriyor. Kimileri ise,  turistlerle aile fotoğrafı çektirip 2 dinar alıyor. Douz Festival alanının arkasındaki çöl bölgesinde ise, topluca geleneksel giysiler içinde develerle bir kervan görüntüsü içinde, çölde uzun yolculuk yapılıyor. Semeri, üzengisi ve yuları süslü Arap atlarıyla çölde yol almak bir başka serüven. Tüm bunlar için bir bedel ödeniyor. Çünkü her şey turizm için. Aynı anda arazi fitezli jiplerle de bir başka serüveni deneyebilirsiniz. Kum tepelerinin ardında deve, at ve jiplerle sahrada yol almanın riskini ve haz veren serüvenini yaşamanız olanaklı. Tunus, turizm için her şeyini değerlendiriyor.

Bölgede 200 binden fazla palmiye ağacının olduğunu öğrenmemiz bizi şaşırtmadı. Çünkü dağ taş palmiye ağacı dolu. Daha kuzeye ya da Akdeniz kıyısı bölgelere yaklaştıkça, iklim de değişiyor. Palmiyelerin yerini zeytinlikler, turunçgiller ve sebze bahçeleri alıyor. Yol boyunda karpuz pazarları ve dikenli kaktüz meyvası satan çocuklar dikkatimizi çekiyor. Durup karpuz almayı ve iri Tunus karpuzunun tadına bakmayı ihmal etmedik. 2 dinara büyük bir karpuz alarak yol kenarında yedik. Şeker gibi ve sulu karpuz yorgunluğumuzu ve susuzluğumuzu giderdi.

YOLERİ GEZGİN DERVİŞ’E YOL DAYANIR MI?

Gezimizin son anları gelmişti. Artık geri dönüşümüz başladı. Uzun bir yolculuğun ardından başkent Tunus’a en kestirme yoldan gidiyoruz. Gabes-Kaırouan-La Fahs-Tunus güzergahını takip ediyoruz. Tunus-Misaken arasındaki 150 km.lik otoyol, daha doğuda kaldı.  Otoyol kenarındaki golf sahaları bu bölgede yok. Gün batımında başkente 50 km. kala Zaghoua  Dağlarının yamaçlarına yaslanmış zeytin ağaçları bizi selamladı. Çok katlı lacivert camlı binalar, eski yapılar, ay-yıldız bayraklı resmi daireler, yüksek oteller, geçen yıl Tunus’un ev sahipliği ile gerçekleşen “Uluslar arası Akdeniz Oyunları” spor karşılaşmalarının gerçekleştiği modern spor  kompleksleri, küçük minareler, tramvay, metro, tren, beyaz badanalı ve mavi cumbalı evler, tarih kokan geniş caddeler,  yaşama dokunan insanlar ve cıvıl cıvıl çocuklar… İşte başkent Tunisia.

MEDİNA BİR OSMANLI KENTİ

Medina bir labirenti andırıyor. Beyaz badanalı evlerin ve dükkanaların mavi boyalı kapı-pencereleri, Osmanlı desenleriyle düslenmiş. Avlu ve iç duvarlar ise tamamen desenli seramik fayanslarla kaplı. Eski tarihi duvar ve yapılara yaslanmış evlerin ve dükkanların bulunduğu parke taş döşeli dar sokaklar tertemiz. İç mekanlardaki satış  yerlerinde bakır, tunç, deri, seramik, halı, tahta oymacılık, sahte gümüş takılar,   deve ve zenci motifleri, kurutulmuş yılan ve akrep, cıncık boncuk, hurma (bal köpüğü rengindeki Tunus hurması çok meşhurdur), rengarenk kadın giysileri..vb. her tür hediyelik eşyanın  satıldığı Tunus pazarlarında, pazarlık ederken dost ve sıcak insanların dayanılmaz  ısrarı, mutlaka size bir şey aldırıyor. Dünyada kaybolan el sanatları, Tunus’ta yaşatılıyor ve önemli bir gelir kaynağı olarak değer buluyor.

TUNUS’A TURİST GELİN, DOST DÖNÜN

Medina Kapalı Çarşısı’ndaki Osmanlı izleri sizi şaşırtmasın. İstanbul Eminönü,  Tarlabaşı, Mahmutpaşa, Mercan, Beyazıt, İzmir Kemeraltı, Laleli ya da Bizim Kapalı Çarşı’dan farksız  sokaklar ve alışveriş yerlerinde yabancılık çekilmiyor. Tunus’ta alış-veriş yaparken pazarlık etmeyi sakın unutmayın. Satıcıların çoğu Osmanlı kökenli. Eski Osmanlı hamamından bozma lüks lokanta Dar El Jeld-Le Diwan’da göbek taşı üstünde beyaz Tunus şarabı ile balık yemenin damak tadını unutamayacaksınız. İşletmeci Türk kökenli Kharime’nın yaptığı Kemalpaşa tatlısı ile parmağınızı yemeyin. Kuyumcular,  baharatçılar, kahveler ve camiler tam bir İstanbul havasını andırıyor.

BİR DE TUNUS’UN ÖTEKİ YÜZÜ VAR

Kimi sokaklarıysa, bizim Beyoğlu ya da Tarlabaşı’nın arka sokaklarını aratmayan cinsten. Başkentte Habib Burgiba  Caddesi’ni dik kesen Rue el-Marseille sokağındaki Oscar Hotel çevresi batakhanelerle  dolup taşıyor. Bu sokakta bar, yıldızsız oteller, disko, pavyon, gece kulubü, alkol ve hayat kadınlarının bol olduğu, gelir düzeyi düşük insanların eğlenip ve canlı müzik dinledikleri bu mekanlar; sabaha dek dolup taşıyor. Cebinize dikkat!. Bu sokağı tavsiye etmem… Çünkü, Tunus’un daha güzel ve nitelikli eğlence ve dinlence yerleri var.  Marina Palas, Hasdurubal, Abou Navas gibi lüks otellerin gece kulüpleri, her tür eğlencenin bulunduğu hoş ve güvenilir yerler. Özellikle hafta sonu canlı müzikli  programları kaçırmayın.. Bu eğlence yerlerinde kaliteli Tunus şarabı içip, darbuka eşliğinde raks eden Tunuslu güzel dansözlere eşlik etmezseniz üzülürler… Tunus’ta bir Roma kalıntısı üzerinde şöyle yazıyor: “Tunus: Av, banyo, oyun ve keyf… İşte yaşam budur.”  Tunuslular sanki bu tanıma uyarak yaşıyorlar. Dans,  eğlence ve ağız dolusu gülmek, Tunuslulara özgü bir sanat mı dersiniz?

ALTERNATİF TURİZM CENNETİ TUNUS SİZİ BEKLİYOR

İş ya da gezi için, başka ülkelere gitmeden önce, gezi haritanıza mutlaka Tunus’u işaretleyin. Antalya ya da Marmaris’te yapacağınız bir haftalık gezi için, yol dahil ayırdığınız para ile Tunus’ta dört dörtlük bir tatil yapabilirsiniz.  Tunus’a vize de yok. Yabancı hava limanlarında alınan 20 $. vergi, Tunus’ta alınmıyor.  Akdeniz’in turkuvaz mavisi temiz suları sizi bekliyor. Otellerin havuzları 24 saat emrinizde. Başkentte tarihin derinliklerinde yükselen Kartaca uygarlığı kalıntılarını ve antik tiyatroyu mutlaka görün. Golf, avcılık, deniz, göl, sahra, doğa, tarih ve kültür turizmi açısından eşsiz bir ülke Tunus. Afrika’nın cehennem sıcağında cenneti yaşamak için, Tunus’u seçin. Ömrünüzdeki yitik zamanlar geri gelmeyeceğine göre, yoklar manzumesini atın ve ömrünüzdeki boş geçen her günden pişmanlık duymamak için, bu günü dolu dolu yaşayın. Yaşayın ki, beyniniz ve bedeniniz sizden hesap sormasın. Düşlerinizin ardına düşün…

TUNUS AKŞAMLARI ŞİİRE GEBE

Turnalar zamanı, Jerba’da Akdeniz akşamları bir başka güzel oluyor. Gece yıldızlar daha bir parlak ve daha yakınlar. Çoban yıldızına elinizi uzatsanız dokunabilirsiniz. Sevdalınız Venüs kadar yakın size. Dolunay, yorulmadan ay yüzlü Berberi güzellere selam durur. Zeytin bakışlı Berberi güzeli Lilya, ya da Osmanlı Camisi avlusunda tanıştığınız Akdeniz gözlü, matematik profesörü güzel Elisa ile Tunus akşamlarının ve Akdeniz kıyısındaki altın kumsalların gizeminin doyumuna ulaşın. Almanya’da yaşayan Daniela ve Suzan, Turizm Bakanlığı sekreteri ceylan gözlü Maya, Çevreci Habiba, Jerba Adası’nın telefoncu güzeli Hanene ve gök kubbenin prensesi hostes Tahani ise, resim altı öykülerde ve şiirin gizemli imgelerinde ölümsüzleştiler. Her şey, herkes şaire esin kaynağı idi. Yoleri-gezgin derviş, yalın-süssüz ya da imgeli dudak izinde yol alırken; Gül ayında ikinci baharın sevi yüklü kaygan zemininde, kameraman arkadaşım Süleyman Özden’le birlikte yıllanmış Tunus şarabı Magon içerek, yeni ve başka mavi yolculuklara çıkmanın planını yapıyoruz. Uçakta düşüme düşen bir güzel, soyut bir sevgidir gün doğumu. Dünya gezeli İstanbul’a geldiğimizde, sahradan kalma son sarı sıcak sarar yüreğimizi. Douz Kültür, Sanat ve Çöl Festivali bizi bekliyor, yeniden… Festival alanında; “Acı Çeken Tunus” eseriyle tanınan, Tunus’un ünlü edebiyatçısı ve ulusal şairi Şeyh Tahalbi ile “Kuvay-ı Milliye Destanı” yazarı Nazım Hikmet ortak paydasında buluşan Tunus ve Türk halkı, ay-yıldızlı iki dost ve kardeş ülke bayrağını selamlıyor, yeniden… Mor gecenin dinginliğinde, şiir yazmak ve sevdalanmak isterseniz;  mutlaka Tunus’a gidin…

Tunus Cumhuriyeti Turizm, Ticaret ve El Sanatları eski Bakanı Monder Zenaidi ve Tunus’un gülen yüzü öteki tüm dostlara teşekkürler…

Berberi güzeli zeytin gözlü Lilya için:

“Kara Afrika’nın Avrupa’sı

Akdeniz’i Tunus

Lilya sevi uykusunda

Zeytin çiçek açıyor

Sen Susss!…”

Dursun Özden

www.dursunozden.com.tr

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

shared on wplocker.com