Sakarya’da Tarih ve Doğa ile iç içe (İç gezi)

SAKARYA’DA KABAKLAVA ZAMANI

Anadolu’nun bereketli bir coğrafyası olan Sakarya, siz çağırıyor…

Hızlı kalkınması ve gelişmesiyle Türkiye’nin önemli şehirlerinden birisi olan Adapazarı, doğal güzellikleri ve yöresel kültürünün zenginliğiyle de dikkat çekmektedir.

Denizi, kumsalları, gölleri, nehirleri, yaylaları, kaplıcaları yanında Taraklı ve Geyve gibi Osmanlı dönemi yerleşim yerlerindeki geleneksel yaşantısıyla, Bizans ve Osmanlı dönemi tarihi eserleriyle ülkemizin görülmeye değer cennet köşelerinden biridir.

Türklerin XIII. yüzyılda fethettiği Sakarya iline, Kafkasya’dan, Balkanlardan XVIII. ve XIX. yüzyıllarda yoğun göçler yaşanmıştır. Yüzyılın son kitlesel göçüyle 1989 yılında Bulgaristan’dan soydaşlarımız gelmiştir. Gelişen sanayisi ve ulaşım yollarının kavşak noktası Sakarya’ya günümüzde de iç göçler halen sürmektedir. Yakın bir gelecekte bir milyon insanın yaşayacağı Sakarya ili, Marmara Bölgesinin parlayan yıldızıdır.

Sakarya ili, doğudan Düzce ili, güneydoğudan Bolu ili, güneyden Bilecik ili, batıdan Kocaeli ili ve kuzeyden ise Karadeniz ile çevrilidir. Sakarya ilinin 16 ilçesi bulunmaktadır. Bunlar; Adapazarı, Akyazı, Arifiye, Erenler, Ferizli, Geyve, Hendek, Karapürçek, Karasu, Kaynarca, Kocaali, Pamukova, Sapanca, Serdivan, Söğütlü ve Taraklı’dır.

Ulaşım

Sakarya tüm önemli kara ve demiryollarının kavşak noktasında bulunmaktadır. Ulusal ve uluslararası taşımacılıkta önemli yeri olan ve ili doğu-yönünde boydan boya geçen D-100 (E-5) karayolu ile TEM Otoyolu ile Bilecik istikametindeki D-25 karayolu ilin ana ulaşım ekseni durumundadır. Edirne’den başlayan Kınalı-İstanbul-Sakarya-Ankara otoyolu uluslararası bir öneme sahiptir. Kınalı’da otoyolun bir kolu Yunanistan’a diğer kolu da Bulgaristan’a bağlantılıdır. Sakarya ilinin karayolu ile bazı illere uzaklığı: Adana’ya 797 km., Antalya’ya 583 km., Bilecik’e 102 km., Bursa 158 km., Eskişehir 188 km., İstanbul 148 km., Trabzon 933 km., Ankara 306 km., Bolu 114 km., İzmir 486 km., Düzce 79 km., Muğla 708 km., Zonguldak 179 km. ve Kocaeli 37 km.’dir.

Sakarya halkı da tüm Anadolu insanı gibi; TCDD Vagon Fabrikası ve KKK Tank Fabrikası’nın akibetine çok üzülmüş görünüyorlar… 

İl sınırları içinde 65 km’lik demiryolunda 7 istasyon bulunmaktadır. İstanbul’u Ankara ve diğer Anadolu illerine bağlayan demiryolu, Sakarya ilinden geçmektedir. Haydarpaşa’dan itibaren, İzmit’in 10 km. doğusuna kadar D-100 karayolunun hemen yanında ona paralel olarak uzanmakta, Derbent mevkiinde D-100’den ayrılıp, Sapanca Gölü’nün güney kıyısını izleyerek Arifiye istasyonuna varmaktadır. Arifiye istasyonundan itibaren, ana hattan ayrılarak 8,4 km’lik bir mesafe ile Adapazarı Garı’nda son bulmaktadır. Arifiye’den güneye yönelen ana demiryolu ise Arifiye-Eskişehir karayolunu takip ederek Ankara’ya ulaşmaktadır. Adapazarı’nın demiryolu ile İstanbul’a uzaklığı 141 km., Ankara’ya uzaklığı ise 436 km.dir.

Adapazarı’na havayolu ile ulaşım tercih edildiğinde en yakın havaalanı İstanbul Kurtköy Sabiha Gökçen Havaalanı 110 km. ve İstanbul Yeşilköy Atatürk Havaalanı 170 km. uzaklıktadır.

Sakarya Tarihi

Sakarya ilinin yer aldığı coğrafi bölge, en eski çağlardan beri çeşitli kavimlerin gelip geçtiği göç yolları üzerinde bulunmaktadır. Yörenin tarih öncesi dönemi hakkında kesin bir bilgi mevcut değildir. Bugüne kadar birkaç kurtarma kazısı ve yüzey araştırması dışında dikkat çekici arkeolojik araştırma yapılmamıştır. Ancak, Kaynarca İlçesinde bulunan çakmak taşı yongalar ile Kocaali ilçesinden ele geçen taş el baltası, elle şekillendirilmiş pişmiş toprak maşrapa bölgede Neolitik ve Kalkolitik dönem insanının yaşadığına işaret etmektedir.

            Anadolu’da ilk siyasi birliği kuran Hititlerin sınırlarını Sakarya topraklarını da içine alacak şekilde genişletmiş oldukları antik kaynaklarca ifade edilmesine rağmen bu döneme ait buluntu veya kalıntı mevcut değildir. MÖ 1200 yıllarında Hint-Avrupa asıllı Deniz Kavimleri denen topluluklar, Hitit egemenliğine son vermişlerdir. Daha sonra Frigler Sakarya Irmağı ile Büyük Menderes’e kadar olan bölgeye sahip olarak hakimiyet alanlarını doğuda Kapadokya’ya  kadar genişlettiler.  Sakarya ili, klasik dönemlerde  Bitinya (Bithynia) olarak bilinen bölgenin içinde yer almaktadır. Bu ad bölgede yerleşmiş ve daha sonra aynı adı taşıyan Bitinlerden gelmektedir. Bitinya (Bithynia) Bölgesi İstanbul’un Anadolu yakasından başlayarak doğuda Parthenius (Bartın) yakınlarına kadar uzanmaktaydı. Doğusundaki Paflagonya (Paphlagonia) dan Filyos Çayı (Billaeus) ile ayrılmaktaydı. Kuzeyde Karadeniz’e (Pontus Euxinus) açılan bölge güneyde Dağlık Frigya (Phrygya Epictetus) ve Galatia ile batı ve güneybatısında Mysia ile komşuydu. Bitinya (Bithynia), İstanbul’un Anadolu yakası ile, Kocaeli, Yalova, Sakarya, Bilecik, Düzce, Bolu, Bartın, Zonguldak ve Bursa illerinin önemli bir bölümünü içine almaktaydı. Adını mitolojide Frig Kökenli bir ırmak tanrısı olan Saggarios’dan  de adını vermiştir.

Sakarya’da Gezilip Görülecek Yerler

Sakarya merkezde bulunan tarihi, kültürel sanatsal ve doğal güzelliklerin yanı sıra; Karasu, Sapanca, Taraklı, Göynük gibi zengin turistik potansiyeli olan mekanları ve aşağıda sıraladığımız, mutlaka gezilip, görülmesi gerekli yerleri şunlardır: 

Yenikent Park, Acarlar Longozu, Harmantepe Kalesi, Deprem ve Kültür Müzesi, Acelle Yaylası, Ağaçbaba Söylencesi ve Türbesi, Belengerme Yaylası, Beyaz Kum Zambağı, Ağa Camii, Bosna Şehitliği, Büyükesence Orhan Camii, Çadır Gölü Orman İçi Dinlenme Yeri, Çark Değirmen, Çark Mesire, Taraklı Çınar Ağacı, Çiğdem Yaylası, Davlumbaz Yaylası, Dikmen Yaylası, Doğançay Şelalesi, Gölpark, Güzlek Yaylası, Hacı Atıf Hanı, Harkköy Kanyonu, Harkköy Şelalesi, Harmantepe Kalesi, Hasan Fehmi Paşa Camii, Hasan Fakı Göleti, Hendek Bayraktepe, Hıdır Dede Türbesi, Hıdırlık Mesire Alanı, II. Beyazıd Köprüsü, İl Ormanı Mesire Alanı, İnönü Yaylası, Tarihi Justinianus Köprüsü, Karaca Ahmet Sultan Türbesi, Karagöl Yaylası, Karakamış Türbesi, Karıncalı Dede Türbesi, Kentpark, Keremali Türbesi, Kırca Yaylası, Kirpiyan Yaylası, Kuloğlu Yaylası, Kurtköy Baraj Gölü, Kuzuluk Orman İçi Dinlenme Yeri, Küçük Akgöl, Küçük Boğaz Gölü, Maden Deresi-Şelalesi ve Mesire Alanı, Mecidiye Şelalesi, Orhan Camii, Ormanpark, Özel Alifuatpaşa Kuva-i Milliye Müzesi, Paşalar Kalesi, Poyrazlar Gölü, Rahime Sultan Camii, Reisler Okçular Gölü, Rüstempaşa Camii, Sabancı Baba Söylencesi ve Türbesi, Sakar Dede Söylencesi ve Türbesi, Sakarbaba Türbesi, Sakarya Köprüsü, Sakarya Müzesi (Atatürk Evi), Sakarya Şehitliği, Saklıgöl, Sarıgöl Mesire Alanı, Selman Dede Mesire Alanı, Selman Dede Türbesi, Seyifler Kalesi, Seyyid Karaman Baba Türbesi, Sinan Bey Zaviyesi Elvanbey İmareti, Soğucak Şelalesi, Soğucak Yaylası, Sultanpınar Yaylası, Sulucaova Yaylası, Şeyh İzzettin İsmail Söylencesi ve Türbesi, Şeyh Müslihiddin Camii, Taşkısığı Gölü, Turnalı Yaylası, Batık Denizaltı, Uzun Çarşı, Vecihi Kapısı, Yanık Yaylası, Yenimahalle (Sakarya Nehri Ağzı), Yunus Paşa Camii ve Macerapark…

Bereketli topraklardayız

Anadolu’da şu söylence dilden dile dolaşır: “Her köyün bir delisi, her güzelin bir kusuru, her yiğidin bir yemek yeme usulü ve her yörenin adı ile eş bir simgesi vardır.” Sakarya adı da; “Kabaklava” ile anılmaktadır. Sakarya ili, adını Sakarya Nehri’nden almıştır. Bir rivayete göre de, Sakar Dede’den aldığı söylenmektedir. 1954’de il olan Sakarya’nın diğer adı ise, Adapazarı’dır. Adapazarı, İstanbul’a 1,5 ve Ankara’ya 3,5 saat uzaklıktadır. Sakarya’nın plaka numarası; 54’dür. Bir zamanlar Karadeniz rüzgarı gibi sert esen, bıçkın gençlerle pek çok kupayı alan Sakarya Spor’un renkleri; yeşil ve siyahtır. Doğu Marmara ve Batı Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Sakarya ili; verimli toprakları, gölleri, tarihi, çok kültürlü özelliği, etnik ve doğal zenginliği ve önemli göç yolları üzerinde bulunması nedeniyle, M.Ö. XII. yüzyıldan beri önemli bir yerleşim merkezi haline gelmiştir. Sakarya’da, Karadeniz’in nemli ve Anadolu’nun karasal iklim özelliklerini görmek mümkündür. Bu nedenle sosyal yaşamda bu özelliğe uygun olarak şekillenmiştir.

Sakarya’da gezi rotası

Orada nerede kalınır ve ne yenir, ne içilir? Ne zaman ve nasıl gidilir? Yapmanız ve yaşamanız gerekenler neler? Gideceğiniz yer güvenli ve sağlıklı mı? Sırt çantanıza neler koymalısınız? Tüm soruların yanıtı yazının içindedir… Oldukça duygulandırıcı ortamı ile dikkat çeken Deprem Müzesi, doğanın insanlara ders alınması için anımsattığı görsellerin sergilendiği yer… Sakarya, Kuzeybatı Anadolu fay hattında yer alması nedeniyle; yer hareketlerinin ve depremlerin de çok yaşandığı bir ildir. Bu coğrafyanın bir başka özelliği de; verimli alüvyonlu toprakları, yeraltı su kaynakları ve termal kaplıcalarının bol olmasıdır. Sonradan onarılan 100 adet Osmanlı evinin de yer aldığı, Mesire yeri ve kaplıcası ile ünlü Taraklı ilçesinde bulunan ve İstanbul’dan gelen iki bayanın restore ettirip, işletmeye açtığı “Hanımlar Konağı”nda, Ada’nın meşhur ıslama köftesi, köpük helvası, “uhud” adı verilen buğday özü tatlısı ve Osmanlı yemekleri yenir. Modern Termal turizmin öncüsü Taraklı evlerini mutlaka görün. Pamukova üzümü başta olmak üzere, tüm meyve ve sebze çeşitlerinin üretildiği bereketli topraklarda çalışan üretici halkımızın derdini dinleyiniz. Geyve ayvasının tadına bakmayı da unutmayınız. Irmak havzasında ve Sakarya Irmağı’nın Karadeniz’e döküldüğü yerde bulunan Karasu’daki görsel manzara ve balık sofraları ise, kartpostal niteliğindedir… Öte yandan, Safranbolu mimari özelliklerini anımsatan sokak, ev, işyeri ve konakların bulunduğu Taraklı; “Dünyada yaşanılabilir sakin kent (Cittaslow)” belgesine sahip ender yerlerden biri olarak da, turizme hizmet vermektedir.

Sait Faik, öykü severleri çağırıyor

Adapazarı merkezde bulunan, Türk edebiyatının usta öykü yazarı olan Adapazarlı Sait Faik parkı içindeki Sait Faik Abasıyanık heykelini ve farklı zamanlarda bizi konuk eden, şair ve yazar Faik Baysal Kütüphanesi ve Kültür Merkezi’ni mutlaka görünüz. Sapanca Gölü ve Sakarya Ovası manzaralı, Serdivan Tepesinde bulunan Sakarya Üniversitesi Kampüsü de mutlaka görmeniz gereken yerlerin başında geliyor… 

Geçtiğimiz hafta sonu, Sakarya Turizm Platformu’nun davetlisi olarak, ilin tanıtımı için hazırlanan geziye katıldım. Sakarya Valiliği, Sakarya’nın ilk kadın milletvekili ve bir “Ada sevdalısı” olan, Doç. Dr. Ayşenur İslam ve rehberimiz Müjgan Zaman başta olmak üzere; organizasyondaki tüm görevliler, konukseverliğin en güzel örneğini bizlere gösterdiler. Teşekkürler Ada sevdalısı dostlar…

Adalı hemen herkes, Sakarya’yı “Marka Kent” yapmak için seferberlik ilan etmişler.“Marka Kent Sakarya”, beşeri sermaye olarak adlandırılan imece bir proje olarak; “cazibe-algı-servis” sistemi üzerinde şekilleniyor. İnsanla gerçekleşecek olan bu sistemin ilk uygulaması ve örnek adımları, Sakarya’da atılıyor. Bu projenin başka bir amacı da, yerli ve yabancı basın mensuplarının bölgeyi görmelerini sağlamak ve turizm yelpazesini genişletmektir. Bu nedenle hiçbir masraftan kaçınılmadığı ortadadır. Sakarya’daki idari ve yerel yöneticiler, turizm yatırımcıları, işletmeciler ve halkın da katıldığı bu proje nedeniyle, bir dizi etkinlik yapılıyor. Bu etkinlikler dolayısıyla, Sapanca Gölü kıyısında bulunan beş yıldızlı bir otelde konakladık. Sapanca’nın Mahmudiye Köyü sınırları içerisindeki Naturköy Vadisi’nde, şelale kenarında yapılan bir köy kahvaltısının vermiş olduğu inanılmaz huzuru yaşadık. Kahvaltıda her şey doğal ve organikti. Gittiğimiz her ilçe, köy ve tesisteki yiyecekler, yöreye özgü yerel lezzetlerdi. Özellikle kabaktan yapılan her türden (40 çeşit) yiyecek, dikkatimizden kaçmadı. Bölgenin ünlü tatlısı (fındıklı, cevizli, tereyağlı, kaymaklı ve kabaklı) “Kabaklava”nın tadı damağımızda kaldı. 

Bölgede 117 tescilli yemek çeşidi olduğu bilinmektedir.Sapanca’dan başlayan gezimiz; Karadeniz kıyısında bulunan Kocaali ve Karasu ilçelerinden, Taraklı’ya kadar uzandı. Bu gezinin amacı; daha çok üniversite, sanayi ve tarım kenti olarak bilinen Sakarya’nın tüm bunların dışında; kültürel, tarihi, doğal ve turistik yerlere sahip olması gibi başka zengin özelliklerinin de bulunduğunu insanlara duyurmaktır. 

Güneş, deniz ve kumun yanı sıra; alternatif turizm potansiyelini barındıran dağcılık, rafting, kanon, sörf, tekne, yamaç paraşütü, karavan turizmi, dinlence ve eğlence için önemli olanaklara sahip bölgede; endemik 2 bin hayvan ve 4 bin bitki çeşidi bulunmaktadır. Su Basan Ormanı ile ünlü Sakarya’nın en şirin yerlerinin başında Sapanca gelmektedir. Sebze ve meyveleri ile ünlü olup, 1920’li yıllarda Ulusal Kurtuluş Savaşımızın öncülerinden Ali Fuat Paşa’nın ismiyle onurlandırılan Ali Fuatpaşa ilçesindeki, Kuvayı Milliye Müzesi, gezilip görülmesi gerekli yerlerin başında geliyor. 

Tarihi İpek Yolu’nun üzerinden geçtiği bilinen Beş Köprü (Justinyaus Köprüsü) ve Litinya dönemine ait bir başka tarihi köprü, hala Sakarya Nehri’nin iki yakasına ulaşım sağlamaktadır. Görülmeye değer ve altından Sakarya Nehri’nin çağlayarak aktığı bu tarihi köprü; 384 metre uzunluğunda, 9,80 metre genişliğinde olup ve 12 kemerlidir. Tam da bu manzara karşısında, tarihle doğanın kucaklaştığı, dingin su sesi ve yeşilin her tonunun görsel dansı eşliğinde; Kabaklava yenir… 

Kabaklava bir Marka oldu

Sakarya`nın yöresel ürünü olan kestane kabağının tatlısı, lokumu, döneri, cezeryesi, ezmesi ve çorbasının ardından baklavası ve lahmacunu da üretildi.

Kabaktan 24 çeşit ürün geliştiren Sakaryalılar, kabaklı baklavaya “kabaklava“, kabaklı lahmacuna da “kabakmacun“ adını vererek, patent ve tescil başvurusu yaptı. 

Sakarya`nın tanıtımını yapmak amacıyla sahibi olduğu restoranlarda yöresel tatların geliştirilmesi için faaliyet gösteren girişimciler, yaklaşık 4 yıl Sakarya`nın yöresel ürünü olan kestane kabağı ile ilgili çalışmalar yürüttü.

Kestane kabağından farklı lezzetler üretmek için çabalayan Sakaryalılar, kabağın tatlısını, lokumunu, dönerini, cezeryesini, ezmesini, çorbasını ve “kabakzade“ adını verdiği tatlısını geliştirmesinin ardından, “kabaklava“ adını verdiği kabaklı baklavayı ve “kabakmacun“ adını verdiği kabaklı lahmacunu üretti.

Kabaklava, Sakarya`nın plaka kodundan yola çıkılarak, “54“ kat yufkanın arasına konulan kabak püresi ve ceviz karışımının fırında pişirilmesi ve şerbetlendirilmesiyle üretiliyor. Kabakmacun ise kabak püresine çeşitli baharatlar eklenerek, oluşturulan macunun ince hamura sıvanması ve meşe odunu kullanılan fırında pişirilmesinin ardından servis ediliyor.

Alternatif Turizm Potansiyeli

Karasu, Kocaali, Taraklı ve Sapanca’nın yanı sıra; ayvası ile ünlü Geyve’de “Müşküle üzümü” hasadı, Pamukova Kalesi, Poyrazlar köyü mesire alanı, Balkanlardan gelen göçmenlerin yerleşkesi olan ve bilinçli tarım yapmalarıyla ünlü Nal Köyü, Ali Nihat Gökyiğit Vakfı tarım projesi uygulama alanı ve Sapanca Gölü çevresindeki çok yıldızlı otel ve dinlenme tesisleri; bölgenin turizm potansiyelini artırmaktadır.

Son olarak bölgenin iki farklı doğa harikası yerinden söz edeceğim. 60’lı yıllarda ünlü bir politikacının “Kayseri’ye liman yaptıracağım.” sözünü duyunca gülmüştük. Ama tarihin bir döneminde, Karadeniz’e dökülen Sakarya Nehri’ni kaynağına doğru ters akıtmak için; Karadeniz’in suyunu iki bin yıl önce Sapanca Gölü’ne ulaştırmak amacıyla yapılan çalışmaların izlerine tanık olduk. 

Çark Deresi üzerine yapılan tarihi köprünün mazgalları bunun kanıtıdır.Acarlar Longozu denilen doğa harikası yerin üzerine, Çinlilerin otomotiv fabrikası kuracağının duyumu, halkı ve çevrecileri harekete geçirdi. Acarlar Longozu, su içinde bir ormanlık alan. Küçük ve yeşil tepeler içinde bir vaha… Vaha içinde küçük bir göl… Göl içinde yüzlerce endemik bitki ve hayvanın yaşadığı acar bir orman… Acarlar kirlenmeden ve Çark Deresi kurumadan, yanlışlıktan çark etmenin tam zamanı…Tarihi, kültürel, ekonomik ve sosyolojik zenginliklerin vatanı Sakarya; doğa harikası, saklı ve açık güzelliklerin var olduğu, şirin ve yaşanası bir yer. 

Bu güzelim vatanın her köşesi gibi Sakarya bölgesinde de; bu zengin dokunun yeniden keşfedilmesi, korunması, yaşatılması, tanıtılması ve tüm insanlığın ortak mirası olarak yarınlara bırakılması için, seferberlik ilan edilmiş. Bu bağlamda, “Sakarya Kültür ve Sanat Konseyi” çalışmaları,  Ada sevdalısı kişi ve kurumların bayrak yarışı ile sürüyor. Delikanlı, çalışkan, duyarlı, çok kültürlü, doğa dostu, ağız dolusu gülen, nur yüzlü, güzel ve tatlı dilli insanların harman olduğu Sakarya’da sevdalanmanın, içsel – düşsel bir yolculuğa çıkmanın ve ağız tadıyla; ıslama köfte sonrası, “Kabaklava” yemenin tam zamanı… Yarasın…

DURSUN ÖZDEN

www.dursunozden.com.tr

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

shared on wplocker.com