EKREM İMAMOĞLU ile Özel Röportaj:

İstanbul Gazetesi bir ilki paylaştı…

“Bir Dünya Markası olan İstanbul’u, İstanbullularla birlikte koruyacağız”

Gazetemiz İSTANBUL için, İstanbul’un çiçeği burnunda, çalışkan, genç ve dinamik yeni başkanı olan Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile gazetemizin yazarı Dursun Özden’in yaptığı özel röportajda İmamoğlu; İstanbul’un geleceği için içten, pratik ve somut çözüm yollarını anlattı. 

Dursun Özden: Sayın başkan bir gazeteci, gezi yazarı ve belgeselci olarak dünyanın 99 haline tanıklık ettim. 40 yıldır İstanbul’da yaşamanın ayrıcalığını biliyorum. Adı İstanbul olan ve 70 yıldır İstanbul’da aralıksız yayınlanan, günlük gazetemiz “İstanbul” için; bu röportaj isteğimi kabul eden ve beni onurlandıran, sayın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeni görevinde başarılar diliyoruz… 

Dursun Özden: Farklı siyasi partilerden bile olsa İstanbul için, İstanbul’un 39 ilçe belediye başkanları ve muhtarlarla oluşturacağınız “Koordinasyon Kurulu” hakkında ne söylersiniz? Bu kurul nasıl çalışacak? Neler yapacak?

Ekrem İmamoğlu: Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum ki, İstanbul’a hizmet etmek hem benim için, hem de 39 ilçe belediye başkanı arkadaşım için büyük bir şeref. Böyle kutsal bir vazife herkese nasip olmuyor. Arkadaşlarımın da böyle düşündüğünden şüphem yok. Bunun hem kıymetini bilmek hem de gereğini yapmak zorundayız. İşte bu noktada, iyi gelişmiş işbirliğine ihtiyacımız var. Farklı düşüncelerimiz, sorunların çözümüne farklı metotlarla çözüm bulma yaklaşımlarımız olabilir. Hepimizin amacı, topluma daha fazla ve en iyi hizmeti yapmak olacağı için bu farklılıkları konuşarak, görüşerek kentimizin lehine faydaya dönüştüreceğimize inanıyorum. Belediye Başkanları Bölge Koordinasyon Kurulu’nda 10 tane Bölge Koordinasyon Masası belirledik. Burada coğrafi özelliklere dikkat ettik. İlçelerin birbirleriyle bağlantılı sorunlarına ya da çözüm bekleyen ortamlarına dikkat ettik. İlk toplantısını da Üsküdar’da yaptık. Ben de toplantıya katıldım. Benim katılamadığım toplantılara Genel Sekreterimiz ya da Genel Sekreter Yardımcılarımız katılacaklar. Burada amacımız, benzer sorunlara sahip bölgeleri bir araya getirerek, ortak masada çözümler üretmek. İlçelerimizin birikimlerini, onların tespit ettiği bir takım öncelikli projeleri de bu masada tartışıp, Büyükşehir’e entegre projeler haline getireceğiz. Bu, şimdiye kadar denenmemiş bir yöntem ama başaracağımıza yürekten inanıyorum. 

Dursun Özden: Bir Kültür ve Sanat Merkezi özelliğinde olan Taksim ve Kadıköy ile ilgili alternatif projeleriniz nelerdir?

Ekrem İmamoğlu: Bu iki bölgede değil, Beyazıt, Üsküdar, Aksaray ve Beşiktaş’ta, öncelik meydanlar olmak üzere yeni projeleri hayata geçireceğiz. Taksim maalesef adeta bir beton denizine dönmüş durumda. Taksim Cumhuriyet Meydanı’nı tarihi misyonuna uygun bir şekilde yenileyeceğiz. Yeni projede Gezi Parkı’nı da mutlaka koruyacağız. Projeyi tüm paydaşların ve vatandaşlarımızın görüşlerinden istifade ederek, yarışma usulüyle oluşturacağız. Burayı elbetteki çok önemsiyoruz, o nedenle herkesin görüşünü almayı önemsiyoruz. Trafik ve yaya sirkülasyonu ile şehrin kilitlenen noktalarından biri de Kadıköy Meydanı. Kadıköy kültür sanat faaliyetlerinin en yoğun olduğu ilçemiz. Vatandaşlarımıza daha sağlıklı bir hizmet sunabilmek için çalışmalar yapacağız. Yeni meydan projesiyle birlikte, rıhtımdaki eski binaların restorasyonunu da yapacağız. Ayrıca bölgenin siluetine kadar bütüncül bir yaklaşımla çözümler üreteceğiz. Tüm bu çalışmaların neticesinde Taksim ve Kadıköy’de daha etkin bir kültür sanat hayatına kavuşacağız. 

Dursun Özden: Olası bir deprem seferberliği için projeleriniz nelerdir?

Ekrem İmamoğlu: İstanbul’da olası bir deprem tehdidini demokratik katılım ve ortak akılla bertaraf edeceğiz. İstanbul ölçeğinde etkin olarak işleyen bir ‘Afet ve Acil Durum Yönetim ve Koordinasyon Birimi’ kuracağız. İBB, AFAD İl Müdürlüğü, İlçe Belediyeleri ve ilgili sivil toplum kuruluşları ile bir araya gelerek İl-İlçe-Mahalle birbiriyle uyumlu Afet Yönetim ve Acil Durum Müdahale Planları hazırlayacağız. Mahalle Evleri, yapılacak çalışmaların yereldeki koordinasyon merkezi görevini yapacak. Buralarda afetlere yönelik temel eğitimler alacak olan İstanbullu hemşerilerim çalışmaların bizzat paydaşı olacaklar. İlk bir yıl içinde tüm okullarımızda eğitim vereceğiz. Her mahallenin afet toplanma alanı ve tahliye yollarını belirleyerek vatandaşlarımızla paylaşacağız. İlk 6 ay içerisinde tüm planlar, arama kurtarma ekiplerinin eğitim ve standardizasyonu, iletişim ve haberleşme ağı ve altyapısı tamamlanacak.

Dursun Özden: Suriyeliler başta olmak üzere, İstanbul’da yaşayan yabancılar ve mülteciler için ne yapacaksınız?

Ekrem İmamoğlu: Resmi rakamlara göre kayıtlı 600 bin, kayıtlı olmayan 1 milyon Suriyeli var. Bunlar çok ciddi rakamlar; yüzde7-8’lere varan bu rakamlar nüfusun demografik yapısını da değiştiriyor. Toplumun sosyolojisini bozan bir durum. Şu anda gerçekten çok zor şartlarda yaşamını sürdüren göçmenler var. Çocuk evlilikleriyle, tacizlerle, dilencilik yapanlarla karşılaşıyoruz. İstanbul’da yaşayan mültecilerin insani tüm sorunlarına sahip çıkmayı kendimize görev görüyoruz. Başta çocuklara ve kadınlara sahip çıkacağız. Aile trajedileri yaşanıyor. Biz ailelerin bu sorunlarına müdahale edeceğiz. Bu konuda, her platformda mutlak konuşan, konuya dikkat çeken bir başkan olacağım. Çünkü 16 milyon nüfuslu bir kenti yönetiyoruz ve en çok mültecinin bulunduğu kentteyiz. Onun için bizim fikrimiz önemli. Bu süreci anlatacağız. Bu iş uluslararası arenada da konuşulmalı, mecburuz da konuşmaya. İşte o zeminlerde de biz görüşlerimizi her fırsatta dile getireceğiz. Buradaki vatandaşlar vatanlarına geri dönebilmeli. Biz bunun gereğini hep beraber yerine getirelim.

Dursun Özden: İstanbul’un içme ve kullanma suyu kaynakları olan Ömerli, Durusu (Terkos), Elmalı Barajı ve öteki kaynaklar ile ilgili planlarınız nelerdir? Bu barajların çevresi ile ilgili ıslah çalışmalarınız nelerdir?

Ekrem İmamoğlu: Dünya ülkeleri için petrol kadar kıymetli. Yeryüzünün yüzde 75’i su ama bunun ancak üçte biri içilebilir nitelikte. Türkiye de maalesef su fakiri ülkeler arasında yer alıyor. Susuzluk probleminin yaşanmaması; suyun kirletilmemesi ve iyi korunması için çağın gereklerine göre güvenlik stratejileri oluşturuyoruz. ‘’İçme Suyu Havzaları Yönetmeliği’’ ile su havzalarını, göller ve barajları koruma altına almış durumdayız. İçme suyu havzalarında yapılaşma, madencilik ve döküm faaliyetleri, ziraat, hayvancılık, kaynak suları ve kamulaştırma ile ilgili esaslar belirlendi. Bu bölgelere dökülen tüm derelerin ıslahı tamamlandı. Su havzalarımızı çarpık kentleşmenin tehdidinden kurtarmak için her türlü teknik ve idari tedbiri almaya devam edeceğiz. Havzalarda günlük takibin yanı sıra, periyodik olarak uzay teknolojisinden yararlanarak her türlü yapılaşmayı engelliyoruz. İstanbullular için büyük önem arz eden su kaynaklarının korunmasının sadece İSKİ’nin değil, bütün toplumun, kamu kurum ve kuruluşlarının, basının, sivil toplum örgütlerinin, her bir İstanbullunun vazifesi olduğuna inanıyorum. Tüm paydaşları daha duyarlı davranmaya davet ediyorum.

Dursun Özden: Karmaşık sosyal yapı, çirkin mimari doku, çevre ve doğa kirliliği başta olmak üzere, kentsel dönüşümler ve yaşamsal kentsel mimari düzeni nasıl getirmeyi düşünüyorsunuz?

Ekrem İmamoğlu: Dönüşüm alanlarında öncelikle plan ve tapu sorununu çözeceğiz. Sonra tüm yaşayanları olduğu yerde tutacak biçimde toplu bir proje süreci kuracağız. Sadece hak sahiplerini değil, kiracıları da mağdur etmeyeceğiz. Onların da talep etmeleri halinde proje alanında uygun bedellerle ev sahibi olmalarını sağlayacağız.Projelendirme aşamasına geçildiğinde ise, İBB aracılığıyla KİPTAŞ tarafından mı, kooperatif kurarak kendi imkanları ile mi, müteahhitlerle anlaşarak mı proje süreçlerini gerçekleştireceklerine vatandaşlarımız kendileri karar verecekler. Tüm bu süreçte planlama aşamasından konutların teslimine kadar vatandaşlarımıza ve müteahhitlere İBB garantörlüğü sağlayacağız.

Kentsel dönüşüm projelerinde KİPTAŞ’ın birikiminden yararlanacağız. Sosyal konut politikası şeffaf, adil ve ihtiyaca yönelik olacak. Dezavantajlı gruplara sosyal konutlarda öncelik vereceğiz. Yeşil alanları, sosyal hizmet alanları, modern altyapısı ve ulaşım bağlantıları ile nitelikli yaşam alanları oluşturacağız. Ucuz ve nitelikli sosyal konutlar yapacağız. Üretilen ilave konutlar düşük fiyatlı kiralık konutlar olarak hizmet edecek. Böylece hane halkı gelirinde konut ve kiraya ayrılan payın oranı da düşürülmüş olacak. 

Dursun Özden: Bakıma muhtaç yazar, gazeteci, sanatçı ve kültür adamları için dinlence, sosyal tesis ve bakımevi gibi yardım projeleriniz nelerdir?

Ekrem İmamoğlu: Kentin yaşlısına, garibine, acizine, yolcusuna, yetimine yardım etmiş; vakıfları, hanları, kervansarayları ile bunu kurumsallaştırmış bir geleneke sahibiz. Darülaceze, dünya çapında vicdana, vefaya ve geçmişe saygıyı temsil eden muazzam bir kurum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’nin en büyük huzur evi olan Kayışdağı Darülaceze Kampüsü’nde bakıma muhtaç yaşlılarımıza hizmet veriyor. Akseki Ormanalı Abdullah-Nerime Turan Huzurevi/Sanatçı Yaşam Evi ile Dr. Beşir Akınal Huzurevi ve Yaşam Evi yaşlılarımıza hizmet veren diğer kuruluşlarımız.

Bizler kültür ve sanata, özgür düşünceye değer veren bir anlayışla yeni nesil belediyecilik yapacağız. Ulu Önder Atatürk, ‘’Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından bir kopmuş demektir’’ sözüyle sanatın toplum için ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmıştır. Sanatçılarımıza, kültür insanlarımıza sadece bizim onlara ihtiyacımızın olduğu, ürettikleri dönemlerde sahip çıkmayacağız. Onların bize ihtiyaç duydukları dönemlerde daha fazla sahip çıkacağız. Şu anda Yakacık’ta bulunan 7 bin metrekare alana kurulu, üç katlı Sanatçı Yaşam Evi’nde 44 oda bulunuyor ve 77 kişiye hizmet veriyoruz. Elbette ihtiyaç olması durumunda yeni tesisler de inşa edeceğiz.

Ancak burada bir hususun altını çizmek istiyorum. Biz, düşkünlerimizin ve yaşlılarımızın hayata bağlı kalarak yaşamlarını sürdürmelerinden yanayız. Bu insanlarımızın ailelerinden kopmadan, gündüzlerini mahalle düzeyinde buluşmalarını sağlayacakları gündüz bakım evlerinde, gecelerini de çocuklarıyla geçirebilecekleri bir projeyi hayata geçirmek istiyoruz. Böylece nesiller arası iletişim de kopmadan devam edebilecek.     

Dursun Özden: İstanbul’un tarihi su yapıları ve su turizmi için bir projeniz var mı? Nelerdir?

Ekrem İmamoğlu:, Kentin potansiyel su kaynakları, şehri baştanbaşa saran 800’ü aşkın çeşmeleri, tarihi sarnıç ve su kemerleri ile şaheser bir “su medeniyetinin” sahibidir. Günümüzde modern kentlerin kültürel varlık alanlarına uyguladığı şiddetle karşı karşıyayız. Maalesef İstanbul da, bu şiddetten en fazla etkilenen şehirlerden biri. Pek çok tarihi ve kültürel varlık ağır tahribat altında. Beton yapılar arasına gizlenen tarihi çeşmeler, çok güçlü kültür varlık alanlarımızın başında geliyor. Ancak hak ettikleri gibi korunamıyorlar. Ciddi bir vandalizmle karşı karşıyalar. Önlerine araba park ediliyor, çöp bidonları konuluyor, yazı ve boyama yoluyla tahrip ediliyorlar. Çeşmelerimizin korunmasına ayrı bir önem veriyoruz ve özel bir şekilde koruyacağız. Sadece restorasyonlarını yapıp bırakmayacağız, sürekliliğini ve muhafazasını da sağlayacağız. İhtiyaçları ile ilgili düzenli bakımlarını sağlayacağız. 

Binbirdirek, Yerebatan ve Şerefiye Sarnıçları; Taksim Su Makseni, İstanbul’un kültür ve turizminde çok önemli yere sahipler. Turistlerin, araştırmacıların yoğun ilgi gösterdiği eserler.  Şerefiye Sarnıcı, şehrin ağır tahribatından kurtarılarak yeniden kültür ve turizme kazandırıldı. Yerebatan Sarnıcı’nda bir taraftan restorasyon çalışması devam ederken, diğer yandan turizme ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Sarnıçlarımızda sanatçılarımız her gün canlı performanslar düzenliyor, hemşerilerimizin hoş vakit geçirmelerini sağlıyorlar. Bu mini konserlerimiz devam edecek. Ayrıca çok farklı projelerle kültür, sanat ve turizme katkı sunacaklar.

Dursun Özden:Kendisine “İstanbulluyum” diyen, bu kentin hakları ve sorumlulukları olan çağdaş yurttaşlarına düşen ve kentli olma kültürünü özümseten neler söylersiniz? Bu bağlamda İstanbullulara çağrınız nedir?

Ekrem İmamoğlu: İstanbul, 8500 yıllık geçmişinde üç imparatorluğa başkentlik yapmış bir kent. Türkiye’nin kültür varlıklarının üçte biri burada. Gerek kültürel ve doğal varlıkların korunmasında, gerekse kentin geleceğine dair alınacak kararlarda İstanbul’da yaşayanlara büyük sorumluklar düşüyor. Kent bilincinin oluşması için kent aktivistlerinin, sanatçılarımızın, düşünce insanlarımızın ve mahalleli vatandaşlarımızın süreçlere aktif katılması gerekiyor. Tüm vatandaşlarımızı hemen her konuda sorumlu olmaya davet ediyorum. Teşekkür ederim Dursun bey, size de kolaylıklar dilerim…

Dursun Özden: İSTANBUL Gazetesi adına ve bu adı taşıyan gazetenin yazarı olarak kendi adıma; farklı inanç, ırk ve kültür zenginliği ile özgün bir sosyal yapı oluşturan insanlar topluluğunun uyumlu armonisi ve gökkuşağı bereketi olan İstanbul’da; toplumun her kesiminden destek alan ve “tüm İstanbulluların başkanı” olacağını vurgulayan sayın Ekrem İmamoğlu’na başarılar ve kolaylıklar diliyoruz. Teşekkür ederim…

25 Eylül 2019

Dursun Özden

İstanbul Gazetesi Yazarı

www.dursunozden.com.tr

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

shared on wplocker.com