Bir Kültür ve Turizm Kenti NİĞDE (İç gezi)

Kendi halinde yaşayan, unutulmuş, keşfedilmeyi, tanıtılmayı bekleyen ve zengin alternatif turizm potansiyeli olan Niğde’yi tanıma ve tanıtma zamanı geldi, geçiyor bile… 

İnsanlık tarihinin beşiği Anadolu toprakları, binlerce yıldır nice uygarlıklara ve kültürlere ev sahipliği etmiştir. Orta Anadolu coğrafyasında, Orta Kızılırmak bölgesinde ve Kapadokya havzasında bulunan Anadolu’nun en güvenli kenti olan Niğde’nin hemen her köşesinde ışığın, gölgenin ve bereketin mucizelerini görürüz. Niğde’de gün yüzüne çıkan 6 bin yıllık tarihe tanıklık eden tüm bulgular, ne kadar zengin bir coğrafyada yaşadığımızı anımsatır.

Kutsal Emanetler Niğde’de, Niğde Su Medeniyeti, Anadolu Karızları, Mübadele Acısı ve Han Duvarları adlı belgesellerimde, Cumhuriyetin ilk günlerinden günümüze kadar süren Anadolu aydınlanma seferberliği hareketini keşfeden ve Niğde bölgesinde var olan zengin alternatif kültür turizmi mirasını keşfeden ve tanıtımına katkı sağlayan bir ilke imza atmakla da gurur duymaktayım…  Niğde bu bağlamda, eşsiz güzellikleri ve zengin kültürel dokuları barındıran ve de Anadolu uygarlığının ileri tarım, ziraat, sebze ve meyve bahçesi özelliğini taşıyan şirin bir ilimizdir.Orta Anadolu’nun uçsuz bucaksız topraklarından Konya Ovası’nı, bir cetvelle çizilmiş gibi dümdüz (aliyman) doğru geçen Ankara-Adana E-5 Devlet Karayolu, toprak ve hasret kokulu Tuz Gölü’nün dingin bekleyişine başkaldıran, başı dumanlı Hasan Dağı’nın heybeti; bahar serinliğinde, üzerinize çullanan ve Aksaray’da bir mola sonrası, güneşi ardına alan, yolunu yitiren nice göçkünlere ve gezginlere yol gösterir… Alternatif turizm potansiyeli yüksek olan Niğde ve çevresinde gezilip görülecek tarih, doğa ve kültür harikası çok yer vardır. Niğde tavası, Bor vittırıvızık, Kemerhisar üzümü ve pestili, Bahçeli elması, Darboğaz kirazı, Beyağıl lahanası, Horoz cevizi, Maden fasülyesi ve Altınhisar gözlemesi bakımından oldukça zengin mutfak kültürüne sahip bir Orta Anadolu coğrafyasıdır bu bölge…

Ulaşım açısından da oldukça kolaydır buraya erişmek. Nevşehir, Kayseri ve Adana havalimanlarına yaklaşık iki saat mesafededir… Kara ve demiryolu ile de ulaşmak çok kolay… Kayseri-Adana, Konya-Mersin karayollarının kesiştiği yerdedir Niğde ve ilçeleri… Özellikle Ulukışla ilçesi tam bir kara ve demiryolu makasında yer almaktadır… Okuma-yazma oranı oldukça yüksek olan Niğde için; Anadolu’nun aydınlık yüzü denmesi, boşuna değildir… Ünlü sanatçılar, kültür elçileri, yazarlar, gazeteciler, diplomatlar, yüksek rütbeli subaylar, bürokratlar, politikacılar, işadamları ve vatansever askerleri ile de ünlüdür Niğde…

Tarihin her döneminde stratejik öneme sahip olması ve devletine sadık halkının güvenilir yurttaş olması özelliği nedeniyle; savaş koşullarında kutsal emanetler başta olmak üzere, kıymetli belgesellerin ve devlet evraklarının Niğde’de saklanması, boşuna değildir. Osmanlı döneminde Kuzey Afrika’nın, Arap coğrafyasının, Kıbrıs’ın alınması sonrası ve Balkanların ele geçirilmesi ardından; buralara Niğde ve ilçelerinde onlarca aile ikamet için gönderilmiştir… 1924 Mübadele (Nüfus değişimi) Anlaşması sonrası, bu bölge insanının önemli bir bölümü zorunlu göç ve değişime uğramıştır. Giden ve gelen aileler, yaşadıkları yerlerde kendi kültürlerini korumuşlardır. Niğde’de basılan en son 1920 tarihli Karamanlıca gazeteler, bu gerçeğin belgesidir…

Anadolu coğrafyasının güneyinde doğal güvenlik kuşağı olan Toros Dağları’nın stratejik kapısı Ulukışla, Çiftehan, Pozantı ve Gülek Boğazı hattındaki Kuvvayı Milliyeci Yurtsever Cephe nedeniyle, kuzeyi güneye bağlayan bu topraklara düşman ayak basamamıştır… Vatansever köylü halk milisleri tarafından, Fransız treni Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’nda bulunan tahıl ambarlarına ve silahlara erişemeden geri püskürtülmüştür. Ulukışlalı Bahattin Müftü Efendi ve Sacettin Alpağut öncülüğündeki vatansever milisler tarafından, Fransız subay ve Berberi askerler esir alınmıştır. Yurtsever, uygar ve cengaver Niğdeliler, Yunus Emre ve Mustafa Kemal izinde yürümekteler… Çalışkan, yurtsever, konuksever, çağdaş ve insancıl özellikleriyle de hep öncü ve parlak yıldız olan Niğde halkı, zor günlerde Anadolu’nun aksakal bilge dervişleri gibi ışık ve esin kaynağı olur.

Aksakal ya da Yoleri olur… Çünkü Kuzey Yıldızı, Erciyes, Hasan Dağı, Medetsiz ve Demirkazık zirvesine hep yoldaştır. Elma ile kiraz gibi, sevdalıdırlar birbirlerine… Elma yanaklı ve kiraz dudaklı Niğdeli güzellerin elinden, Bolkar yaylalarında bir maşrapa soğuk Beyağıl ayranı içmenin ayrıcalığını mutlaka yaşayın…

Tarihin her döneminde stratejik öneme haiz güvenli kent özelliğini taşıyan Niğde, İkinci Dünya Savaşı koşullarında, sıkıntılı senelerde de (1943); İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan Kutsal Emanetler ve çok kıymetli sanat eserlerinin 4 yıl boyunca saklanıp korunması gibi önemli işlevi de yerine getiren Niğde, insanlığın ortak kültürel mirası olan tarihi değerlerinde yaşatıldığı, medeniyet beşiğidir… Tarihi, kültürel, coğrafi ve sosyal bakımdan da stratejik öneme sahip olan Niğde, Anadolu’nun güneyinde bir doğal güvenlik kuşağı gibi uzanan Toros Dağları’nın kuzeyinde olması nedeniyle de bir başka öneme sahiptir… Binlerce yıldır Türk Kültürünün zengin kültürel mirasının izlerini yaşatması bakımından da; alternatif kültür turizm potansiyelinin yeniden keşfedilmesi, kazanılması, korunması, tanıtılması ve yaşatılması için destek bekliyor…  Han Duvarları belgeselinin, bu anlamda yörenin tanıtılmasına katkısı olacağı ve başka turizm potansiyeli olanaklarının öne çıkarılması için ilgilileri uyarmak, bölge aydınının görevi olmalıdır… Doğru iş ve gerçekçi projeler desteklenmelidir…

Niğde tava, yağni, vıttırıvızık gibi bilinen yemekleri dışında, genel olarak İç Anadolu mutfak kültürüne sahip olan Niğde’ye tren, karayolu ve Kayseri ve Adana bağlantılı havayolu ile de ulaşmak çok kolay…   51 trafik plakalı ve 0388 telefon nolu Niğde; Konya, Karaman, Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Kayseri, Adana ve Mersin illerine sınırı bulunmaktadır. Elma, kiraz, üzüm, patates, soğan, lahana başta olmak üzere, çeşitli sebze ve meyvenin üretildiği, büyük ve küçükbaş hayvancılığın yaygın olduğu, okuma-yazma oranının oldukça yüksek olduğu ve halıcılık, tarım ve sanayi alanında çağdaş atılımların yapıldığı Niğde; turizm de önemli gelir kaynağıdır. Tarih, kültür, inanç, termal, dağcılık, kış sporları, av, yayla ve alternatif turizm cenneti olmaya aday olan Niğde; yerli ve yabancı turistler ve araştırmacılar için bulunmaz zengin olanaklar sunmaktadır. Özellikle Niğde Merkez, Bor, Çamardı, Ulukışla, Gümüşler, Altınhisar ve Çiftlik ilçelerinde bulunan tarihi ve turistlik yerler mutlaka gezilip görülmeli…

Dünyanın en eski Maden Arama Ruhsatı (Hititler döneminden kalan MÖ: 3 bin) bir kata üzerine kazılı olarak bulunmaktadır. Buranın henüz SİT akanı olarak korumaya alınmadığını duymak bizleri üzmektedir. Ayrıca Şekerpınarı yakınlarında bir kaya üzerinde kabartma olarak bulanan Büyük İskender’in resmi ve mührü de koruma bekliyor… Ayrıca Anadolu Su Medeniyeti belgesel çalışmalarım sırasında keşfettiğim; Kırkpınar ve Yeşilburç’dan Niğde Kalesi’ne uzanan 5,5 km. uzunluğundaki, zamanımızdan 5 bin yıl eskilere uzanan Niğde yeraltı su kanalları sistemi (Karızlar), yunaklar, sebil çeşmeler ve bezirhaneler de bir turizm potansiyeli olarak ilgi bekliyor… Niğde merkezde bulunan müzeyi mutlaka gezin. Niğde Müzesinde: M.Ö: 5000’den başlayıp günümüze kadar gelen, tüm Anadolu tarihi dokusundan ilginç örnekler sergileniyor. Niğde’de yapılan kazı ve bulgularda Yontma Taş, Sümer, Hitit, Frig, Likya, Tyana, Pers, Doğu Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Karamanoğulları, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi izlerini görmek mümkün. Özellikle, bölgede uzun araştırmalar yapan Fransız Arkeolog Albert Gabriel ve tarihçi Ahmet Akif Tütenk’in bulgu ve belgeleri, bölge tarihi hakkında somut bilgiler vermektedir. Niğde müzesinde bulunan en ilginç görsel malzemelerden biri de hiç kuşkusuz Sarıkız ve üç çocuk mumyasıdır.

Gezilip görülecek yerler özetle şöyle: Niğde Kalesi, Saat Kulesi, Akmedrese, Hüdavent Hatun Türbesi, Surgurbey Camisi, Kleopatra Havuzu, Kemerhisar Tyana Su Kemerleri, Kavlaktepe Yeraltı Şehri, Alaattin Camisi, Gümüşler Manastırı, Hatıroğlu Çeşmesi, Narlıgöl, Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, otelleri  ve şifalı termal su zenginliği bakımından ilgi çeken Çiftehan Kaplıcaları, Kemerhisar Kaplıcası, Okçu Suyu, Kayardı Bağları, Aladağlar, Orta Toros (Bolkar) Dağları zirvesine yakın (2600 metre rakımda) Karagöl ve Çinigöl’de yaşayan endemik, sessiz Toros Kurbağası (Rana Holtzi), vaşak, kızıl tilki, sürmeli tavşan, kınalı keklik, yaban keçisi, yılkı atları, Bolkar lalesi, kardelen, sarı çiğdem, mor menekşe, öteki flora ve faunalar can çekişiyor. Bir de bu bölgede yapılmak istenen otel ve kayak merkezi inşaatının; zaten yok olmak üzere olan alternatif turizm, yaylacılık, dağcılık, tarih, kültür, çevre ve doğayı mahvedeceği uzmanlar tarafından söylenmektedir… Dünyada yalnızca Karagöl’de yaşam savaşı veren endemik Sessiz Toros Kurbağası neslinin de, artık giderek yok olduğuna tanık olmaktayız… Maden köyü yakınlarında çıkarılmakta olan altın ve gümüş cevheri işletmeciliğinin tarihi de zamanımızdan 2 bin yıl öncelere uzanmaktadır. Porsuk Köyü Tuvana Höyüğü, Beyağıl Köyü Çatal Kale, Demirkazık Kayak ve Dinlenme Evi, Çamardı, Horoz, Alihoca, Tarbaz Tepesi ve Tekneçukur Kayadibi Alabalık Tesisleri, Bahçeli Türkmen Otağı, Bor Şarap Fabrikası, Üniversite Kampüsü, Altınhisar ve Fertek Kütüphaneleri, Koyunlu Yünlü Halı Fabrikası, alternatif kış, dağ ve doğa sporlarına elverişli parkurlar… Yemek, konaklama ve ulaşım olanakları bulunan Niğde’de; Valilik, Üniversite, Belediye, sivil toplum örgütleri ve girişimci halk, turizm seferberliği başlattı…

Özel not: Hatırı sayılır ilimiz Niğde’ye yolunuz düşerse; sabah saat: 10.30’da, Alaattin Camisi’nin doğu kapısındaki taş oyma işçiliğinin estetiğe yansıyan ve yalın, süssüz ve imge yüklü şiirlerimde anlam bulan gölge ve ışığın mucizesini, Türkmen kızının gülen yüzünü ve sırma beliklerini görmeye değer…

5 Şubat 1934’de Niğde’ye gelen Kemal Atatürk, Niğde’de tren istasyonunda şöyle konuşmuştu: “…Niğdeliler karakter sahibi insanlardır. Çalışkan ve yurtseverlerdir. Vatanın her savunmasında olduğu gibi Yemen’de, Çanakkale’de, Dumlupınar’da, Güney Cephesi’nde de; Kuvayı Milliyeci Niğdeliler, düşmanların Torosları aşıp Anadolu topraklarına girme girişimlerini yiğitçe engellediler. Niğdelilere güvenim tamdır ve sizden çok memnunum… Sizleri kutlarım…”

Geçtiğimiz yıllarda 100 yaşında aramızdan ayrılan, “Kör Kızın Aynası”ndan yaşama bakan Niğdeli gazeteci yazar, “Türkiye Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği (ATURJET)”in kurucusu Vahap Okay’a selam olsun!.. Selam olsun Hazım Tepeyran’a… Oktay Akbal, Hikmet Altınkaya ve Ali Ercan’a… Şair İsmail Özmel ve Halk ozanı Fikret Dikmen’e… Borlu yazar Emin Atlı ve Ömer Fethi Gürer’e… Beyağıl köyünden yazar Hüseyin Yavuz ve Mustafa Dilmen’e… Porsuk köyünden yazar Gülenay Pınarbaşı’na… Darboğaz köyünden yazar Mehmet Emiraloğlu ve Mustafa Ulusoy, ressam Hasibe ve Selçuk Güner’e… 40 yıldır Paris’ta yaşayan ressam arkadaşım Dinçer Erke’ye… Gittiğim 99 ülke ve Anadolu coğrafyası hakkında yaptığım araştırmalar, gezi yazıları, şiirler, belgeseller yanı sıra; seçkin kitapçılarda ve Halk kütüphanelerde okurlarımla buluşan 24 kitabım ve onlarca belgeselimle; Niğde’nin tanıtımına katkı sağlamaya devam ediyorum… Selam olsun tüm Niğdeli yazar, şair, sanat ve kültür elçilerine… Selam olsun Niğde Güzellemesini besleyen sevdalara, aşklara ve gönüllere… “Memleketimden insan Manzaraları”, “Ulukışla Tabletı”, “Ulukışla’da Saat: 5”,  “Anadolu’nun Evliya Kadınları”, “Han Duvarları”, “Mir Alibey” ve “Kara Kaş Gözlerin Elmas” söylemleri kulakımızda çınlarken; yolunuz Perşembe pazarına erişmek için, Salı ertesi Bor Pazarının ardından, Kayardı Bağları’na düşerse; yol notunuza Konyalı şair Namdar Rahmi Karatay’ın şu dizelerini yazmayı unutmayın: “…Esti kavak yelleri / Döndü birer iğdeye / Geçti Bor’un pazarı / Sür eşeğini Niğde’ye…”

“Yitik zaman ışığında sevgi sebil

 Ateşli al atlar yelesinde özgür

Sessiz kurbağa çığlığı Karagöl

Tuvana cennetinde diril ve öl

Kışını yaza, ekmeğini tuza ban

Kar ile kor aşk hali, Hasan Dağı

Tadımlık tuz alacaksan Aksaray’a 

Sevilesi kız alacaksan Niğde’ye git

Merhaba ya da elveda demeden

Melekler sevi dizer kilim argacına

Elma yanaklı, kiraz dudaklı, kirkit 

Güneşi soluyor güzeller, çivit çivit

Dostluğu, konukseverliği görmek mi istiyon? 

Anadolu’nun gülen yüzünü öpmek mi istiyon? 

Hadi gülüm, bir soluk öteye, Niğde’ye git…” 

(Dursun Özden / Ateşli Al Atlar, Han Duvarları)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

shared on wplocker.com