söyle can, ben hangi gizin dervişiyim?
gölgem beni arıyor, kendi izimde kayboldum
canım içi, sevmek türkünün şinanayı, ve hayrat
duru, sebil, çocuksu, delice, tutkulu ve yoldaşça
çocuksu; bayramlık şeker gül sevinci
delice; çimlere basmayın üzülür hancı
tutkulu; sınırsız ve zamansız ince sancı
yoldaş; bolkar’da sessiz kurbağa çığlığı
fısıltılı bir ses, bir ıslık çağırır, inceden
kaç kaç zamanı, kuvvacı firari anı
imdadımız yitik umut nerede?
o sırdaş ütopya nerede?
içbükey kırık ayna, gözünde göz izi var
gökçe kam’da-şiir bakışlı gülsarı öpünce
parşömen izi, su gibi azizken su perisi nazı
ateşin yalazı, sevinin hazı, sarıca gül beyazı
ak cem bürünür ala, semazen semahta yaya
demde zikir; döne döne, yana yana, yan yana
turunç eser seyil, sarı sıcakta el sallanır, yara
biner yılkı taya, lacivert bakar lazkiyeli sara
kutsi anka çiçeği morca benli, döner kora
sevdam, afrika’nın derinlikleri kadar kara
mavinil’de ay sallanır, akar cebel marra
ey kutsal toprakların yanık, yitik aşkları
ey ruhsal yetim, ketum, çılgın meşkleri
kaç tanrı diz çöktü, el etek öptü örsüdü
arafat aşk yangını, günahkar, cennetlik
ve lilith aşkı kokladı, havva havasını aldı
kaç zebani soktu mızrağı, oku içine saldı
yedi doymadı, lezizdi el ayası-meme kası
örtünür ıslak yemiş yaprağı, edeplik şaldı
ısmarlama düşler, gülüşler, yarında kaldı
zikirde tinsel, cinsel, dinsel doyum; huu!
herkes kendi aşkını yaşar, dudak izinde
ilk nefes, son gül, sevgi ve barış, şimdi
yaşama dokunma anı, keşkesiz ömür
bir nefeslik huzur, erteleme o zamanı
batılı aforizmalara inat, sümer-hitit takı
ipek yolu gizi, direniş ve ulusal bilinç izi
kolağası mustafa kemal-o asrın yüz akı
kınalı koç, savruk başak, yanar canım
ah! yitik zaman ışığında-kaynar kanım
oysa ben; aksakal ve yoleri dervişim
gönül yolunda seyyah-ı şamanım.
dursun özden













