Akdeniz’in beri yanı: Kuzey Kıbrıs Cenneti (Dış gezi)

imagesRauf Denktaş: Barış Komutanıydı.

TRT Turizm ve Belgesel kanalı için, Kuzey Kıbrıs Su Medeniyeti‘ni belgeledik. Yakın Doğu Üniversitesi’nin katkılarıyla, bu cennet coğrafyanın su kültürünü ve Kıbrıs adasının su gereksinimini karşılayacak “Barış Suyu” projesini; başta sayın Denktaş ve Hakkı Atun olmak üzere, öteki yetkili ve uzmanlarla su yüzüne çıkardık. Cervantes, Don Kişot’u Magosa’da yazdı. Kıbrıs-Cyprus-Zypern olarak bilinen adanın kuzeyinde, yüzyıllardır Türkler yaşıyor. Kıbrıs’ta tarihi, kültürel ve ekonomik  doku bakımından Ortadoğu’da yaşamış tüm uygarlıkların izine rastlanır. Kuzey Kıbrıs, tarihi dokusu , eşsiz doğası ve zengin kültürü ile tam bir turizm cenneti… Kıbrıs halkının konukseverliği, Piyale Paşa zamanında (1571) adaya getirilen İçanadolu Türkleri’nin geleneği ile zenginleşmiş. Folklor, mutfak ve pek çok gelenekleriyle adaya gelen Türk halkı, yerli yaşam tarzı ile hemen kaynaşmış. Kalakas molihiya adı verilen sebzeli yemekleri, ceviz ezmesi tatlısı ve Safa Afrodit şarabı ikram eden güzel kızların esprileri bu gerçeği çağrıştırıyor.

Değerli dost sayın Denktaş’ı Kuzey Kıbrıs halkı çok arayacak…

Girne Kalesi’nden Bolkar Dağları üzerindeki beyaz örtü(kar) serinliğini solukladıktan sonra, gazeteci Azmi Koçak ile birlikte Girne’nin temiz ve dar ara sokaklarından birinde konaklıyoruz. Mor çiçekli yakoranda ağacı gölgesinde balık yiyor ve beyaz şarabımızı  “Barış ve halkların kardeşliği şerefine!” kaldırıyoruz. İşletmeci Kamil Tuncay ve ressam eşi Limasollu Pınar’ın Kıbrıs lehçesi ile konuşmalarına ve ağız dolusu gülüşlerine tanık oluyoruz:

“Bir baktım ki karşınızdan ben eşkerdim.”

Lefkoşa, Magosa, Girne, Lefke, Karpaz ve öteki cennet mekanlar, Akdeniz’de alternatif turizm olanakları sunuyor. Özellikle üniversitelerin çokluğıu ve alınan güvenlik önlemleri, dünyanın her yanından gelen öğrencilerin barış ve huzur içinde eğitim olanaklarından faydalanmalarını sağlıyor. Narenciye bahçeleri arasında kurulu Lefke Üniversitesi, bir tatil ve dinlence yerini andırıyor. Yakın Doğu, Orta Doğu ve Türkiye’den gelen binlerce öğrenci, çağdaş eğitim olanaklarından faydalanıyor. Akdeniz’in sıcak iklimi gibi dost ve konuksever adalılarla birlikte, tam bir aile ortamı içinde hem okuyorlar, hem de tatil yapıyorlar…

Adalet Bakanı olamayan tek ülke belki de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Bu günkü Millet Meclisi’nin %60’nın doktor olduğunu öğrenmemiz, bizi biraz olsun şaşırttı. Kendi kendimize şu yorumu yapmamıza neden oldu: “KKTC Meclisi’nin bir poliklinik gibi çalıştığı ve hasta adayı kurtarmak için tanı ve iyileştirmedeki ustalıklarını, hipograt yemini ederek  gösteriyor olmalılar.”

M.Ö. 150 yılında Doğu Roma İmparatorluğu döneminde, Kıbrıslı kadınların “gözyaşı şişeleri”nin sergilendiği St. Barnabas İkon ve Arkeoloji Müzesi, bir başka mitolojiye tanıklık ediyordu. Gurbete işe ve askere giden erkeğini bekleyen kadınların, hasret, hüzün ve umut dolu göz pınarlarından akan yaşları biriktirdikleri bu şişeler, aslında sadakat ve yıllarca beklenen kara sevdanın ölçütü. Erkeği döndüğünde de: “Senin için bu kadar gözyaşı döktüm” diyen sevdalı güzellerin aşk iksiri olmuş bu şişeler.  Tıpkı, Beşparmak dağları’nın eteğinde bulunan Bellapaıs (Barış) Manastırı’nda Gotik sutunlara sinmiş yasaklı kutsal rahibelerin tesbih çekerek doyuma ulaşmalarındaki sevi yüklü ve gizemli yaşamları gibi…

Mitolojileri günümüze taşıyan bir başka turizm ceneti var adada. Magosa’ya 8 km. uzaklıkta bulunan  Salamis Tesisleri, altın kumsalı, mavi bayraklı denizi, çağdaş ve sevecen hizmet anlayışı ile farklılık gösteriyor. Yılın 12 ayında her tür turizm dalında hizmet veren bu güzide yer, güven, temizlik, sağlık, eğlence, dinlence, alış veriş, doğa ve soft turizm olanakları sunuyor.

Kutsal ve büyülü ada Kıbrıs’ın en ilginç yerlerinden olan Magosa Kalesi. Magosa zindanı’nın karşısında bulunan tarihi kilise ve üzerindeki cami minaresi, görkemli bir inanç turizm abidesi olarak duruyor. Magosa Zindanı: “İyi ki beni Türkler esir alıp Kıbrıs’ta zindana attılar. Savaş suçlusu olduğum için sol kolumu kestiler. Türklere teşekkür ederim. Çünkü, ben bir korsan ve kanun kaçağı olarak İspanya’da engizisyon tarafından aranıyordum. Eğer onların eline geçseydim, beni yargılamadan ölüme mahküm edeceklerdi. Oysa şimdi, sağlam olan sağ kolumla dünyanın en büyük eserleri arasına giren Don Kişot kitabımı Kıbrıs Magosa  Zindanı’nda yazdım. Kolumun kesilmesine karşın, bana bu olanağı sağlayan Kızıl Sakal (Barboros) Hayrettin’e ve Osmanlı’ya minettarım.” Diyen, ünlü “Don Kişot” kitabının yazarı Cervantez’i (1575) ağırlamış. 300 yıl sonra aynı zindanda yatan ve koğuşunun duvarında şu sözleri bulunan:

“ Zalim olsa ne rütbe bi-perva

Yine bünyad-ı zülmü biz yıkarız!..

Merkez-i  make atsalar da bizi

Küre-i arzı patlatır çıkarız!…”

Diyen Vatan şairi Namık Kemal’e (1873) 3 yıl zindan olan Magosa Kalesi, şu anda bile görkemini ve gizemini koruyor.

Adada bulunan Ulukışla köyünün Adanalı ve Kozanlı halkı, 1974’den sonra gelip Magosa yakınlarındaki, eski bir Rum köyüne yerleşmişler. Köydeki eski tarihi kilise ve yeni yapılan cami yan yana duruyor. Acaba, Niğde’nin Ulukışla ilçesi ile bu köyün arasında bir bağ var mı? Çünkü, Osmanlı Salnameleri’nden öğrendiğim kadarıyla, 1571’de Osmanlı egemenliğine geçen Kıbrıs’a İçanadolu’dan pek çok aile göç etmişti. O zaman Niğde-Ulukışla’dan da 35 aile adaya yerleşmiş. 1974 sonrası da, benzeri bir göç ve buna bağlı ortak köy isimlerine tanıklık ediyoruz.

Geziler sırasında bir başka gerçeği de gözlemliyoruz. 1974 savaşında bomba ve silah seslerinden ürken adanın eşekleri, Kuzey Kıbrıs’ın en sivri burnunda bulunan Karpaz ormanlık ve dağlık bölgelerine kaçmışlar. O zamandan beri, sürüler halinde yabanıl olarak yaşayan Kıbrıs eşekleri, özgürlüğün tadını çıkarıyor.

Dipkarpaz Köyü’nde yaşayan Rumlar ve Türkler, cami, kilise, kahve ve evlerinde, birlikte gül gibi yaşayıp gidiyorlar. Karpaz köyünde yaşayan Türkler(%70) ile Rumlar(%30) birlikte tavla oynuyor ve düğünlerde halay çekiyorlar. Bayramlarda birbirlerine, Paskalya çöreği ve kurban eti ikram ediyorlar. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti topraklarında, adanın en uç noktası olan Zafer Burnu’na yakın yerde bulunan Apostolos Andreas Kilisesi’nde, kedileri ve domuzlarıyla birlikte huzur içinde yaşayan Rahibe Erika(88) ile Rumcadan başka dil bilmediği için anlaşamıyoruz. Karpaz Yarımadası, zengin tarihi dokusuyla, Doğu Akdeniz’e kurulmuş bir açıkhava müzesidir. Buradaki her yapı ve burada yaşayan herkes, adada var olan uygarlık tarihinin sahibi gibi. Büyülü doğası, lüks otelleri, kumarhaneleri, dinlence ve eğlence merkezleri, çağdaş tesisleri, altın kumsalı, yabanıl eşekleri, sıcak insanları, zengin bitki örtüsü, bakire doğası, nice uygarlıkların izlerini taşıyan kültürü ve tarihi dokusuyla bir yeryüzü cenneti özelliğini taşıyan Kuzey Kıbrıs, şimdi sizi bekliyor.

Zeytin ve boncuk gözlü Kıbrıslı güzellerin dudak izine yansıyan Akdeniz mavisi, size göz kırpıyor. Maviş maviş bir el sallanıyor ardınızdan. Turunç kokulu bir öpücük gülümsüyor, Ercan Hava Limanı’nda. Gençlik ilacı harnup balı tadında, bir gezi sonrası ardınızda kalanlar, dudak izli mektupların içinde yaşıyor.  İş toplantılarınız, felekten gün çalarak hafta sonu yada yıllık kaçamaklarınız için KTHY ile Kuzey Kıbrıs’a uçun. Ya da, Mersin Taşucu Limanı’ndan günlük feribot seferleriyle Girne’ye gitmet çok eğlenceli ve kolay. Kıbrıs’ta, kendi evinizde ve dostlarınızın arasında olmanın güven ve mutluluğu içinde, özgürlüğün tadını çıkarın. Akdeniz’in sarı sıcağını,  Beşparmak Dağları’nın serin yelleri ile aralayın. Kurak mevsimde yaşama dokunun, sırılsıklam.  Uçuk, aykırı ve çocukca düşler kurun… Düşlerinizde yaşayın. Düşe düşen düşlerinizde… Mutlu ve özgürce.

Gurbetteki sevdiğini yıllarca “gözyaşı şişesi” doldurarak bekleyen güzellerin ve  Koca memeli Ana Tanrıça Kibela’nın yüzünüze ya da dudağınıza  dokunan kırmızı dudak izi, adaya (cennete) yeniden gelmenizin vizesi ya da mührü gibi, yüreğinize ve belleğinize kazınacak. Kuzey Kıbrıs’a yeniden gelmenizin mutlaka “yaşamsal” nedenleri olmalı. Sevdiklerinizle birlikte, yaşam kaynağı “Güneşi içenlerin türküsü”nü söyleyeceksiniz.

Beşparmak Dağları’nda, zeytin gözlü kızlara bir türkü tutturmuşuz, zeytin zamanı:

“Özgürlük ve Barış tüm insanlara!…”

Kuzey Kıbrıs bizim ön bahçemiz, unutmayalım…

www.dursunozden.com.tr

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

shared on wplocker.com