MALATYA / ARGUVAN (İç gezi)

argucvaarguvanarguvan-asiklar-anitiArguvan Güzellemesi   

Şimdi; “Bu işin mümkünü yoh mi?” demenin tam zamanı…  

Evet, “Arguvan ağzı” ile konuşmanın, “Arkasından baltasını biledi…” diyerek küfretmenin, ağız dolusu gülüp doyasıya ağlamanın, ıslık çalmanın, bağlamanın tellerine sevda bağlayıp destan okumanın ve avazın çıktığı kadar türkü çığırmanın tam zamanı… Argovan ve Tahir adındaki iki sevdalı çiçeğin buluşup, koklaşıp, öpüşüp ve sevişip yurt edindikleri bir sevi bahçesidir Arguvan…  Zamanı gelmişken bir anımı anımsadım. Bu anımı sizlerle paylaşarak Arguvan güzellemesine başlamak istedim. Anımı merak etmeyin, sonunda söyleyeceğim… 

Tıpkı, Kapadokya peri bacalarını andıran ve on binlerce yıllık yeryüzü oluşumuna tanıklık eden Arguvan Tümülüsleri, bölgenin yeni turizm potansiyeli açısından ayrı bir gezi yazısı kapsamında değerlendirilecektir. Nice aşklara, kara sevdalara, gurbet ve sıla özlemlerine, asker ve yavuklu destanlarına, göç, acı, hüzün ve ecelsiz ölümlere, doğa ve beklenmedik olaylara, kısaca bu dünyada insan olanın başına  gelen tüm hüzünlü ve mutlu her duruma “Arguvan ağzı” ile türkü yakılmasına tanıklık eden Fırat Nehri ve üzerinde kurulan Karakaya Baraj Gölü kıyısındaki villaların ve kayısı bahçelerin arasından süzülen balıkçı teknelerini öpen turkuvaz rengi suda günbatımı ise, bir başka doğa harikası olarak yeni konuklarını bekliyor… Esin kaynağı sevdalı türkülerin altından akıp gittiği Kuruçay, adı gibi kurumaya yüz tutmuş… Tepesinde Erenlerden Sancaktar Abdulvahap’ın türbesi ve gizli su yolunun bulunduğu Göldağı, Güngören Köyü yolunda bulunan Urum harabeleri ve mağaralar, Emirler köyündeki kutsal balıkların yaşadığı göl, cem evi, kültür merkezi ve konukevi ise bir başka zenginlik…

 Ayrıca, belki de Anadolu’da ilk kadın derviş burada yatıyor. Bozan köyündeki Sultan Hatun Türbesi, Alevi yurttaşlarımızın yazın akın akın ziyaret edip, dilekte bulundukları önemli bir turizm merkezi. Bir de aynı köyün girişindeki tepenin başında Atatürk Büstü, hemen dikkati çekiyor ve buraya gelen konuklar, Atayı selamlamadan Türbeye girmiyorlar… Yine Bozan köyünde boza üreten Gülağ Dayı ve Deli durağında yetiştirdiği meyveleri gelene geçene sebil olarak dağıtan “Çağdaş Nasrettin Hoca” Abdurahman Emmi’nin gökdeleni, bir başka ziyaret edilecek yerlerden biri… Tereyağlı bulgur pilavı ve çoban salatası ile ünlü Çavuşlu köyünden “Bu esmer oğlan benim” diyen Yeter Ana, kendi rengiyle barışık espri yüklü oğlu Elekçi Beyaz Vahap’ın kayınbabası Hasan Dede, eşine “Baş Bayan” diye sesleniyor ve kendisini “Ben gurbet ve doğa ozanıyım…” diye tanımlıyor.  Armutlu köyü Zubuk Çayı çevresinde anason kokulu türkü dostlarıyla yan yana ve yana yana semah tutup dans eden Peri bacalarının sığınağı Darı Deresi kayalıkları ve Balıklaya kovuklarında bulunan arı kovanına çomak sokmanın bedelini yıllardır ödeyen Arguvanlılar, tüm baskı ve kirliliklere aldırmadan avazlarının çıktığı kadar bağırarak türkü ünlüyorlar: “İstanbul’da gezdik omuz omuza / Çiğdem de kavuşmuş güle nergize / Benden selam söylen o vefasıza / Kapıdan geçerken uğrasın bize…”

 Arguvanlılar, tüm Anadolu insanı gibi ilerici, yurtsever, çağdaş ve Kemalist olmanın övüncü ve tasası içinde, geleceklerinden endişe ediyorlar. Yarına olan umutlarına yitirmeden… Yoksulluk ve göçler sonucu azalan nüfus, endişelerini artırıyor. Okuma yazma oranının oldukça yüksek olduğu Arguvan, pek çok ünlünün de memleketidir. Örneğin; Şair Şemsi Belli Kızılcıuşağı köyündendir. Sabahat Akkiraz, Selahattin Alpay, İlyas Salman, Muharrem Dilitemiz, Erhan Özen, Zeki Kaya ve Anadolu Erenlerinden Vaylo Dede’nin torunu Hekimhan- Ballıkaya köyünden Seyfi Oktay başta olmak üzere; sanat, yasama, yürütme, yargı, asker, ticaret ve öteki alanlarda başarılı ve ünlü Arguvanlılar bulunmakta. Onlar, kendi özlerini yitirmeden her yerde, her koşulda ve her zaman “Arguvan ağzı” türkü söylüyor: “Arguvanlılar okur yazar / Güzelleri süslü gezer / Bir güzelle ettim pazar / Şadımandır deli gönül…”

Karakaya Baraj Gölü’nün kıyısında ve Malatya’ya 60 kilometre uzaklıkta olmasına karşın; baraj gölü nedeniyle iklimi de değişen ve hala su sorunu ve heyelan  nedeniyle, ağaçsız tarlalarıyla çoraklaşan ve verimsizleşen toprak; kayısı başta olmak üzere, bölgede yok olmaya başlayan tarım ve hayvancılıkla birlikte, işsizlik de yeni göçlere neden oluyor. Taşımalı eğitim politikası sonucu kapatılan okullar; Malatya başta olmak üzere, çevre illere ve büyük kentlere yönelen “gizli iç göç”ün bir başka gerçek yüzünü ortaya koyuyor. İlçenin girişinde nüfusun 2730 yazdığına bakmayın, aslında daha az insan yaşamakta kış aylarında…  46 köyü ve 73 mezrası ile birlikte 1037 kilometre kare alana sahip ve yaklaşık bin yıllık tarihi zengin Türk mirasının üzerinde yaşayan Arguvan halkı, aynı zamanda Anadolu Alevi kültürünü besleyen kaynakların yaşatıcısı olmakla da övünüyor. Ama, Arguvan’ı yalnızca bu yönüyle tanımak, oldukça eksiklik olur…  Onlara özgü olan ve kaynaklara geçen ünlü “Arguvan Ağzı” türküler, Türk Folklor geleneğinin bir başka zenginliğidir. İşte bir örnek: “Kırmızı güllerin sarı tohumu / Yayla yüksek alamadım uykumu / Eğer gurbet ele gider gelmezsem / Esen yelden benim alın kokumu…”

 Bir yoklar ilçesi olan Arguvan’da, gazete ve kitap okurlarının azalması, tarım alanlarında olduğu gibi kültürde de erozyon tehlikesini gösteriyor. Çarpık üretim ilişkileri, batı merkezli tarım politikaları ve liberal uygulamalar sonucu giderek eriyen ulusal ve yaşamsal değerlerimiz, tüm Anadolu’da olduğu gibi burada da “İmdat!” sinyalleri veriyor. Terör ve toplumsal olayların görülmediği, Malatya’nın aydınlık yüzü Arguvan’da, her şeye karşın yaşam sürüyor… Ama, Jandarma Komutanı’nın da dediği gibi; “Arguvan’da genç nüfus azalıyor ve Arguvan kültürü giderek yok oluyor…”

Dağcılık, yamaç paraşütü, yürüyüş, su sporları, inanç ve kültür turizmi gibi alternatif turizm olanaklarının bulunduğu Arguvan, gezginleri ve turistleri bekliyor… Zengin yemek kültürleri ve konukseverlikleri ise, bir başka güzellik… Yazları yapılan geleneksel festival, tüm Arguvanlıları bir araya getiriyor. Bu festivallerin bir panayır ve medya şovu olmasından yakınılıyor… Festivalde; somut sorunlar, kültür ve turizm boyutunun öne çıkarılması isteniyor…

Bir Arguvan sevdalısı olan rehber arkadaşım emekli Turizm Bakanlığı Personel Daire Başkanı Zeki Kaya ve elinde sazı dilinde sözü ile özgün “Arguvan ağzı” kendi bestesi türküleri  söyleyen eski Arguvan Belediye Başkanı  Sadık Şimşek (Türkü Baba) ile köy köy, dere  tepe demeden süren gezimiz sonunda; Anadolu’nun bir kesiti olan böylesi renkli ve canlı güzellikleri keşfettik. Keşfetmedik, onlara konuk olduk ve tanıklık ettik… Gördük, gözlemledik, sözümüze söz eyledik… Konuşan değil yalnız, anlatan güz fotoğraflar çektik… Cam cama değil, can cana ve “İmam Hüseyin aşkına!” rakı içip, türkü çığırdık…

Neyse, gezip gördüğümüz ve yiyip içtiğimiz bir yana; şu unutulmaya yüz tutan anımdan söz edeyim, sizin de merakınız geçsin… Hani şu yazımın başında yer alan bir dize var ya; “…Angara’da Anayaso / Ellerinden Öpiy Hasso / Yap bize de iltimaso / Bu işin mümkünü yoh mi?/ Hoyyy Baboovvv!”  Bu dizelerin yer aldığı şiirin adı: “Anayaso.”  Bu şiir, Arguvanlı şair Şemsi Belli’nin. Ben, 1971 yılında bu şiiri okuduğum için mapus yattım… Suçum tevatürmüş, değil mi? Dilerim ki, o kara günler bir daha gelmesin… Düşünce suç sayılmasın… Kitaplar yakılmasın… Şiir okuyanlar yargılanmasın… Kalemler kırılmasın… Türkmen güzeller ağlamasın… Türküler susmasın…

Haydi, şimdi tam zamanı… Ülger şavkırken başlasın Arguvan güzellemesi… İnadına bir türkü söyleyelim yeniden… Arguvan ağzı… Anadolu havası… “Havayı da deli gönül hayayı…”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

shared on wplocker.com