NİĞDE Alaaddin Camisi kapısının sırrı

CAMİNİN SAKLI YÜZÜ55BE04B8F4A9-1

IŞIK VE GÖLGENİN OYUNU.  Niğde’de bulunan Alaaddin Camii doğu kapısındaki taç başlı bayan resmini  anlatıyor Ressam Bahtiyar Gülsoy; “Nasıl gördüm? Şu anki Belediyenin olduğu yerde ceza evi vardı. Bizim köyün arabaları da oradan kalktığı için orada birkaç saat konaklama imkanı oluyordu. Bu camii kapısındaki taç başlı bayan figürü yalnız değil, yanında camiyi yapan iki mimar kardeşlerin sol ve sağ profilden bakılmış simaları da bulunmaktadır.

ben bu birkaç saatlik sürede etraftaki fotoğrafçıları gezerdim merakımdan dolayı. O yıllarda da fotoğraflar siyah beyazdı. İlk kez Alaaddin caminin kapısındaki bayan figürünü siyah beyaz olarak fotoğrafçıda gördüm” diye konuştu.

“Kız başını gördüm ama bir şey daha fark ettim”

Siyah beyaz fotoğraflar kara kaleme yakın olduğu için kendisinin bu resmi incelemeye aldığını vurgulayan ressam Bahtiyar Gülsoy; “O tarihlerde de söylentiler vardı. Orada bir kız başı figürü olduğu hakkında. Baktım, resme ve kız başını gördüm. Burada ben bir şey daha fark ettim.

Bu kız başının yanında iki sima daha belirmekte idi. İşte bu meşhur Alaaddin camideki kız resminin bilinmeyen yüzü budur. Ben bunu incelemeye başladım. Karar aldım kendi kendime.

Buradaki iki resmin ne dolduğunu, kime ait olduğunu öğrenmek istedim. Kitaplardan kaynaklardan ve ilimiz Valiliğinin çıkarmış olduğu Alaaddin Camii hakkındaki bütün kitapları okudum” dedi.

“Kız başının yanında iki sima daha var!”

Ressam Bahtiyar Gülsoy’un Alaaddin Camii kapısı üzerindeki taç başlı kadın figürü konusundaki görüş ve iddialarını hep birlikte okuyalım:

“Ve şöyle söyleniyor: 1223 yılında Ziynettin Beşare tarafından buraya bu caminin yapılması için emir buyrulmuş.

Bu esnada da caminin projesi için ise Sıdık ve Gazi adında iki mimar kardeş görevlendirilmiş. Sıdık ve Gazi kardeşler kolları sıvamış.

Bunun yanı sıra üçüncü bir şahıs İmsi’de geçiyor. Kitaplarda buranın taşeronluğunu üstlenen Nissi Nurettin ismi geçmektedir.

Efsaneye göre birde dördüncü şahıs var ki taş ustasıdır ve bu şahıs bir bayana âşık olur. Ve o bayanı bu camii kapısının üzerine nakşeder. Efsane bu ama ben de diyorum ki, tamam bu işçiliği bu usta yaptı ise, bu kızın yanındaki o iki simanın ne işi var?

Benim fikrim ise bu işçiliği herhangi bir ustanın yapması mümkün değil. Neden mümkün değil?

Bu caminin üzerindeki bu resmin taşları yukarıdan aşağı sıraya doğru başlama sırasına göre çok müthiş derecede simetrik bir planı var. Bu simetriden de anlaşılmaktadır ki, bu iş bir mimar işidir. Herhangi bir taş ustasının yapabileceği bir şey değil. Bunun yanı sıra taşları saydığımızda tam 40 adet taş kullanılarak yapılmış bir eser.

Bu eser bana göre dünyada eşine rastlanamayacak bir eserdir. Buradaki olay tamamen gölge ışık oyunudur. Bu gölge ve ışık, günün belirli saatlerinde 09.30 ile 11.00’da meydana gelir. Bu saatlerde güneş ışınlarının buraya yansıması ile o desenlere düşen gölge izlenimleri bu resmi ortaya çıkarıyor.

Ben diyorum ki, bu eseri ortaya koyabilmek için günlerce çizim yapılmalı, geometriyi çok iyi bilmeli. Yani kısacası bir taş ustasının bu resmi çizmesine imkân yok. Benim tahminime göre, bu resimler mimari çizimlerdir. Yani bu tamamen statik hesaplara dayalı bir eserdir.

Kısacası özetleyecek olursak, bu camii kapısındaki taç başlı bayan figürü yalnız değil yanında bu iki mimar kardeşlerin sol ve sağ profilden bakılmış simaları bulunmaktadır. Bana göre ise her ressamın resmini çizdikten sonra bıraktığı imza gibi bu iki kardeş mimarın da imzaları bu resimdir.”

Kaynak: Arif Acındı (Defterk)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

shared on wplocker.com