Taşın dile geliş öyküsü: MARDİN

DSCF8601Seyidler, Süryaniler ve Yezidiler

Mardin’in eşekleri çok şanslı. SSK’lı, sendikalı, iş güvenceli, toplu sözleşmeli, ikramiyeli, pek çok sosyal haklara sahip, ihbar ve kıdem tazminatı hakları var… Mardin belediyesinin kadrolu eşekleri, insanlarından oldukça şanslı. Mardin’e gelen ve durumu öğrenen yerli ve yabancı turistler, “Mardin’de eşek olmak, işçi ve memur olmaktan daha saygılı” demeden edemiyorlar. MİDYAT’taki Süryani Manastırı Metropolitanı mor sakallı Kızıl Papaz‘ın tedirginliği neden? Geçen hafta iç gezi kapsamında Mardin ve ilçelerinde çalıştım. Yukarı Mezopotamya’nın tarihî ve kültürel zengin dokusu, bölgenin dağlarına, ovalama ve şiir bakışlı sıcak ve dost insanlarına sinmiş. Tüm tarihî süreç içinde pek çok uygarlığa, din ve ırklara ev sahipliği de yapan bu bölge, şimdilerde ise terör nedeniyle evlerini köylerini boşaltmış olan Süryani ve Yezidilerin doğup-büyüdükleri topraklarına geri dönmeleri olumlu değerlendiriliyor. Bir geri dönüş göç öyküsü yaşanıyor bu topraklarda. Yeniden… Mardin ve ilçelerindeki taşların oya gibi işlendiği evler, bir tepe üzerine inşa edilmiş Savur, gece kuşbakışı bir denizi andıran Mardin’deki tarihi su yapıları-kehrizleri ve bu kültürlerin yaşadığı coğrafyaları tanıtmak amacıyla gittiğim bir haftalık gezim oldukça verimli geçti. Bölgeyi kültür ve turizm potansiyeli açısından üçe ayırmakta yarar var. Seyidler ve akkavaklar diyarı Savur, on yaşındaki “Genç Yerel Rehberler”in imdat çağrısının yankılandığı, tüf kayalardaki yeraltı evleri ve Dicle Nehri’nin üzerindeki tarih kokan uygarlığın izlerinin sular altında kalacağı Hasankeyf. Bir de Mardin ve öteki ilçelerini bir başka grupta ele almak gerek..

Seyidler mekanı Savur

Şimdiye dek Mardin ve ilçeleriyle ilgili turizm ve tanıtma programlarında, Savur llçesi hep gözardı edilmiş. Oysa, bölgenin tarih, kültür, doğa ve alternatif turizm potansiyeli bakımından en zengin yeri Savur’dur. Savur, Peygamber Hz.Muhammed sülalesinin (Seyid) yaşadığı inanç ve tarih turizminin önemli merkezlerinden. Arap kökenli olan ilçe halkı, devletle hep iyi geçinmiş. Teröre bulaşmamış ama terörden zarar görmüş. Köyleri-nin çoğu boşaltılmış. Yeni yeni geri göç başlamış. Geçmişte de Şeyh Said Ayaklanmasına karıştıkları gerekçesiyle geçmişte, aralarında Osmanlı Valiliği yapan köklü bazı ailelerin cezalandırılmaları, bir yanlış bilgilendirme sonucu olduğu anlaşılınca, Atatürk tarafından bu ailelere itibarları geri verilmiş.

Savur’ıın Arap kökenli olan ilçe halkı, devletle hep iyi geçinmiş. Teröre bulaşmamış ama terörden zarar görmüş. Köylerinin çoğu boşaltılmış. Yeni yeni geri göç başlamış. Geçmişte de Şeyh Said Ayaklan-masına karıştıkları gerekçesiyle geçmişte, aralarında Osmanlı Valiliği yapan köklü bazı ailelerin cezalandırılmaları, bir yanlış bilgilendirme sonucu olduğu anlaşılınca, Atatürk tarafından bu ailelere itibarları geri verilmiş. Savur’un en köklü ailelerinden biri olan Bağdat kökenli İmam Hüseyin’in soyundan geldikleri bilinen Hacı Abdullah Bey ve oğulları (Seyid), bir tarihe tanıklık ediyorlar. Sa-vurlu işadamı Zeynel Abidin Erdem, soy ağacım ve Savur’u yaşatmakta kararlı görünüyor. Savur Kalesi’nin çevresine bir şiirin dizeleri gibi dizilmiş tarihî evler, sivil mimarinin bir harikası olarak, usta taş ve ahşap iş-çiliğinin ölümsüz eserleri olarak dimdik ayakta duruyor, ilçenin önemli gelir kaynak-larından olan akkavak ağaçları, bağları, bahçeleri ve bir deniz görünümündeki yeşil vahalarıyla eşsiz ve şirin bir ilçe Savur, ilçenin bazı turizm potansiyeli olan yerler: Savur Kalesi, Artuklu minareli Eski Cami, Kaya Evleri, Deyr Marabeyn Manastırı, Dereiçi Süryani Köyü ve Kiliseleri, Başkavak Kö-yü’nde Romani Kilisesi, Türbeler, Başkavak Köprüsü, doğal kaynak suları, pınarları, yeşil mesire yerleri ve alternatif doğa turizmine elverişli dağlar ve vadiler… Terör nedeniyle boşaltılmış olan Süryanilerin yaşadığı Dereiçi Köyü muhtarı ve esinin candan konukseverliği, bölgede yaşayan halkların kardeşliğinin bir başka göstergesi. Bu köydeki çanları susmuş üç kilisenin avlusundaki Müslüman ve Süryani mezarlarının yan yana olma-sı bir başka dostluk kanıtı değil mi? Nemrut Dağı’ndan sonra dünyanın en romantik manzaralı gün batımı (sevdalılara ve şairlere esin kaynağı olan) Savur akşamlarında yaşanır. Kızıl bulutlarla lacivert güneşin, yeşil dağ yamaçlarında son tangolarına tanık olmak için, akkavak gölgesinde dinlenen şiir bahçesi Savur’u seçin…. Süryaniler kilise duvarına mı işiyor? Mardin halkı soruyor: Dünyada 6 milyon Süryani olduğunu ileri süren, 1915’de Ermeni-Süryani sözde soykırımım iddia edip, ABD’de Ninova Sarayı’nı inşa edenler, neyin peşinde? Türkiye’deki bu cemaatlerle ilgileri var mı? 3 bin yıllık Asuri-Suryani kültürünün güvence içinde yaşadığı toprakların basında hiç kuşkusuz Türkiye gelir. Özellikle Mardin, Midyat ve diğer bölgelerdeki Süryani manastırı ve kiliseleri, kendi kapalı duvarları ar-dinda özgürce, her türlü çalışmalarım sürdürmekteler. Özellikle son zamanlarda, Midyat -İdil karayolu üzerinde bulunan “Dayr ul Ömer” Süryani Manastırı çevresine yaptırılan 3 metre yüksekliğindeki tüm tepeyi saran dev surların yapımı ve ziyaretçilerin Manastır içindeki üst katlara alınmayışı, Mor sakallı kırmızı uzun cüppeli Metropolitan Gabriel’in basın mensuplarından kaçması ise bir başka dikkat çekici yandır.

MANASTIRDA, çoc u k l a r ı n dînî eğitimden geçirildiği (neo aramaic dersler) ve aralarında 17 rahibenin de bulunduğu 75 kişi yaşamaktadır. iç ve dış tadilatlar ve yüzlerce metre uzunluğundaki dış duvarlar için harcanan paraların kaynağı, gelen ziyaretçiler tarafından merak konuşu-

dür. Midyat’taki Süryani Manastırı’nın mimarî, tarihî, kültürel ve inanç turizmi açısından pek bir özelliği de bulunmamaktadır. Mardin merkezde bulunan “Dayr ul Zafaran” Kilisesi’nin, daha ilginç ve tarihi özellikleri vardır. Özellikle, “Dayr ul Ömer” Manastırı’ndaki bir görevlinin, kendileri hakkında bilgi edinmek için “www.google.com” adresinden “Süryaniler” yazıp arama komutuna basmanın yeterli olacağım söylemesi üzerine, olay iyice aydınlandı. Bu sayfadaki yazılanların, burada yaşayanlarla ilgisi olmayabilir. Ama, bu wep sayfasının her yerinde; sevgisizlik, kin, küfür, barış karşıtı ve Atatürk-Türkiye düşmanı her şeyi bulabilirsiniz.

Yezidilerle ateş dansı.

Azdai ve yahut yaygın adıyla tanıdığımız Yezidiler, şeytana tapmaya devam ediyor. Aslında insanlığın ilk kutsal kitabı olan Avesta’ya inanan Zerdüştlerin bir mezhebi olan Yezidiler, güneşi ve onun yeryüzündeki simgesi olan ateşi kutsal saymaktalar. Hindistan. İran, Irak, Azerbaycan, Suriye, Türkiye, Batı Avrupa ve ABD’de yaşayan Yezidîlerin lideri Emir Muaviya İsmail Al bir çağrıda bulundu. Uluslararası bir birlik kurup, kutsal dinler içinde tanınmalarım istedi. Tek tanrılı dinin hak ettiği yerde yer almalarım istedi. Türkiye’de 1.5 milyon Yezidi yaşadığım ileri süren Emir, dünyada toplam 3.5 milyon Yezidi bulunduğunu açıkladı. Oysa, terör nedeniyle bölgedeki köylerini terk eden Yezidilerin artık geri dönmeye başladığım dile getiren Midyat Yezidileri lideri Bağcın Köyü halkından Bino İsmail, Çelebi Aşireti saye-sinde Türkiye’de güvencede olduklarım vurguladı. Türkiye Yezidileri, ırk ve din kavgası verenlere seslendi: “Kapı bir, anahtar ise çoktur. Bir şiir ya da destan dizelerinden yükselen nağmeler, ateş dansının sıcak ri-timlerinde anlam buluyor. Tek kapıya yönelelim, barış ve kardeşlik için anahtarlarımızı kullanalım.”

Mardin Kalesi’nden aşağıya, gece bir denize bakar gibi, Fırat ile Dicle’nin kucaklaştığı Mezopotamya ovasına kuş bakışı bakmanın ayrıcalığım yaşamak farklı zevk. Mardin’in labirent gibi gizemli dar sokaklarında, yolunu bilen hamal ya da resmî çöpçü eşekler emekliliğin tadım çıkarıyor. Işık ve gölgenin oyunu, kuş seslerine karışırken, Aşağı Mezopotamya’nın yukarıyı kıskandığına tanık olacaksınız. Gümüş, bakır, testi, ağaç ve semer ustalarının hüneri, onların sevdalarım ele verir. Doğunun mistik tatları ile bölge mimarisinin özgün özelliklerinin korunduğu Erdoba lüks saray evlerinde konaklamak, sevgili Ebru’nun Cercis Murat Konağı’nda geleneksel Mardin mutfağım tatmak bir ayrıcalıktır. Nihat Atmaca, Sabahattin Erdem, Mehmet Hacıbeyoğlu ve aile-si, Savur Kaymakamı ve Belediye Başkan Yardımcısı, bölge işadamlarından Zeynel Abidin Erdem ve Mardin Valisi’nin eşi Sabahat Hamm’ın konukseverliği ise, bölge turiz-minin kalkınmasına katkıda bulunuyor.

Ben de, Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Atatürk’ün Bütün Eserleri, 8. cilt, Gizli Belgeler, Erzurum Kongresi” kitabım ve Bumerang Yayınları tarafından basılan “Hasankeyf ve llisu Barajı – Şu Nehir Bir Dolmakalem Olsaydı…” adlı Uluslararası Komisyon Raporu’nu okuyorum…

Bölgede yaşayan tüm halklar savaş yerine barış ve kardeşlik istiyor. Farklı dinlerin, dillerin ve kültürlerin merkezi Mardin ve çevresi, aslında tüm tarihî süreç içinde zengin farklılıkların birlikte, barış içinde yaşayabileceğinin örneğini sergilemiştir. Yeter ki yabancı karanlık eller karıştırmasın. Bu topraklarda yaşayan Türkler, Araplar, Acemler, Kürtler, Zazalar, Süryaniler, Yezidiler ve öteki halklar birlikte yaşamayı öğrendiler. Ve böyle sürdürecekler…

Halkların kardeşliği sevgiyle örülüyor. Çünkü, barış herkese gerek… Savaşbazlara da. Şiir, sevgi ve turizm, barışın sigortasıdır. Sigortamı attırmayın!…

www.dursunozden.com.tr

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

shared on wplocker.com