CEVAT TURAN GÜZELLEMESİ

cevat turan“ÇOKLU YALNIZLIKLAR”

Hattuşaşlı Cevat, 10 bin yıldır şiir atı Küheylan’ın özgür yelesinde, “el” değirmenleriyle savaşmaktadır. O, Alacahöyüklü bir Donkişot’tur. Şiirin penceresini aralayan ve Aslanlı kapıdan giren kim?    

Cevat Turan’a esin kaynağı olan ve onun engin, zengin ve ulu şiir topoğrafyasını besleyen tarihi ve kültürel mirasın kaynağı, 10 bin yıllık tarihin birikimdir. Sözün taşa kazındığı, taşın dile geldiği ve sözlü-yazılı edebiyatın belgelendiği Çorum toprakları, estetik sanat ve kültürel çalışmalara da esin kaynağı oluyor. Anadolu coğrafyasını yurt tutan Türklerin tarihi ve kültürel zengin mirasına da kaynak olan Çorum’da, Sümerli gelin ve sürmeli Hitit güzeli ile tarihin sırlı kapılarını aralıyor…

Bölgede yapılan çalışmalar sonucunda, Yontma Taş Çağı (Paleolitik), Cilalı Taş Devrinde (Neolitik) kalkolitik dönemin 4. Aşamasında, Çorum bölgesinde insan ilk yerleşimlerinin bulunduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu devir eserlerine Alacahöyük, Balımsultan Köyü, Büyük Güllücek, Boğazköy, Eskiyapar, Kuşsaray’da rastlanmıştır. Yerleşimler bu dönemden itibaren devamlılık göstermiştir. Çorum ve çevresi daha sonra Hitit, Frig, Kimmer, Med, Pers, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu, Danişmend, Moğol, Ertena, Kadı Burhanettin ve Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Çorum, binlerce yıldır çeşitli uygarlıkların yan yana ve üst üste oluşturduğu, yerli Anadolu kültür geleneğini devam ettiren illerin başında gelmekle ve birlikte merkez ilçenin tümüyle şehir olarak kurulması 11. yüzyıla kadar iner. Müslüman Türklerce kurulmuş nadir Anadolu şehirlerinden birisidir. Maddi kültür belgelerinin zenginliği açısından adeta bir açık hava müzesi görünümünde olan Çorum yöresi, 1830’lu yıllardan itibaren Avrupalı gezginlerin, birçok yerli ve yabancı bilim adamının ilgi odağı haline gelmiştir.

Öte yandan; Anadolu Alevi-Bektaşi kültürel zenginliğinin de seçkin yaşam alanıdır Çorum. Zaman zaman provakatif kanlı olaylara tanıklık etse de, tüm farklılıklarına karşın; birlikte ve kardeşçe yaşama kültürünün örnekleriyle doludur. Zayıflamakta olan toplumsal hafızamızı uyaran ve ulusal onurumuzu yücelten çağdaş hamleleriyle, yetiştirdiği ozan ve aydınlarıyla da; Anadolu’nun aydınlık yüzü olan Çorum coğrafyasından çıkan girişimci ve yiğit bir işadamı, özgür ve özgün söylemleri olan, kendi halinde bir şairdir Cevat Turan. Subaşını yurt tutan, su gibi aziz olan, yan yana, yana yana ve döne döne zikir eden Yoleri gezgin dervişlerin ve Aksakal bilge ermişlerin otağında demlenen; semahta ve semada yankılanan şiirsel nidaların içimizi ısıttığı, görül kapımızı araladığı ve sevgimizi sebil eyleyen içsel yolculukların son durağıdır şiir.  Düşistan’da; yaşamın çevresini kuşatan faydacı, çıkarcı, bencil, yalaka, ele geçirmeci ve kötü oyunların figüranı olanlara ozan; “dur” demeli…

Şiiri kuşatan yalancı ve yabancı bakışlar, şairi çevreleyen asalak ve hoyrat yaklaşanlar, güneşe karşı ve cami duvarına işemekteler. Oysa şair, günah köprüsünden geçenlerin aldırmazlığına, acemi tayın özgür yelesinde yarına çığlık atan kendini bilmezlere seslenir… Çocuksu, delice, çılgın, aykırı ve firari ozan, asırlık çınar ağacına yaslanmış. Ağaç ozana… Ozan çınarın desteği… Sevgisini sebil eyler… Gönül gözü körlen, para ya da evlilik aşkı öldürür mü? Duygu adamı kimdir?

Şair Turan, sevgide odaklanan, çalışkan ve bereketli iş yapan bal arısı gibidir. Tadı damağındadır. Dudak izinde iz sürer. Her mevsim yaşama dokunmak onun işidir. O, tek bir çiçekten polen toplamaz. Tek bir gülü koklamaz. Sevdası sebil ve aşkı hayrattır. Bin pınarlı İda (Kaz) Dağı’nın çobanı Paris, tarihte ilk aşk, ilk rüşvet ve ilk altın elma ile iz bırakan Afrodit’i baştan çıkaran Hektor’dur o… Troya’nın Gelini Helena’nın dudak izine şiir dizen ozandır o… Ulu tanrıça, koca memeli Kibela’nın kalbine şiir okunu fırlatan Anadolu savaş eridir… Aşkın bahçesini deren, dostun yarasını saran, annesini arayan yitik zamanda düşkün yoluna kurban olan, korkuyu yok eden ferman, gönüldaş, sırdaş, yoldaş ve “aş bunları aş” diyen ozan soluğu, sekiz saat zaman ötesi Küba’da alır…

Karayiplerin yoksul ve mutlu melez güzelleri şaire esin kaynağı olur. Havana Özgürlük Meydanı’nda Jose Marti sevdasıdır devrim… “Bizim ve dünyadaki mazlum halkların esin kaynağıdır Kemal Atatürk…” diyen, Kumandan Fidel Castro’ya uzun ömür ve bin selam yollar şair… Oğlu Ozan ile birlikte, Santa Clara Tepesi’nde Che Guevara’nın Devrim Treni’ne biner… Bolivya Lapez ormanlık alanında 1967’de öldürülen Arjantinli Ernesto Che’nin sırt çantasından çıkan İspanyolca “Gran Discurso (Büyük Nutuk)- Kemal Atatürk” kitabının izini sürer… UNESCO korumasındaki Trinidat şehrinin boyalı, dingin ve yitik sokaklarında başlayan salsa dansının ritmi, şiire gebe… Şair Turan yeni aşklara sobe… Küçük kasabanın dik duvarlarında yalansız büyüyen yorgun çocuktur şair… Çoklu yalnızlıklarda, tekli şiir okunu yeni aşklara fırlatan, özgürlük ateşidir şairin nefesi…

Şair Turan, kehribar başaklı teşbih imamesinde, sabrın hecelerini çekmektedir. Şiirindeki iç sesler ve vurgular, Anadolu’nun binlerce yıl eskilere dayanan derin iç seslerinin, estetik ritmi ve sazın söze dönüştüğü notaların harmanıdır şiir… Yalın, süssüz, açık, anlaşılır, temiz bir Türkçe ile akıcı olan dizeler, bir o kadar da zengin imge yüklüdür. Şairin güçlü söylemi, şiirin döl yatağını dürtüyor. Kanatıyor… Şair, uyurgezer mi? İki de bir, aklına düştüğü an yaşama dokunuyor…  Yaşamın derinliklerindeki med-cezir (gel-git)’lerde yol alan, ıslak rayda ilerleyen sevi treninin, doyum tünelindeki lokomatiftir şair… Gök Tanrı Umay’ın izinde ve “Düngür” dinginliğinde, Şifacı Kutsal Şaman Ana’nın, Anadolu ekinine can suyu vermesidir şiir… Değerli dostum rahmetli şair Salah Birsel’in dediği gibi; “Maydonos değil, çok bilinmeyenli matematik denklemidir şiir…”

Tüm bunlara karşın şair; şiir bahçesinde “MİS” gibi kokan temiz ve güvenli, teşbih sabrında dizeler saymakta…

Cevat Turan’ı, temizlik ve güvenlik işkolundaki başarılı “İşadamı” özelliği yanı sıra; “Türk edebiyatında yeni bir soluk” denilebilecek kitapları; “Usuldan Bir Hüzün”, “Gözlerine Sakla Beni” ve “İnsanın Üşüdüğü Yer” ile tanımaktayız. Şimdi ise, bir Cevat Turan güzellemesi diyebileceğimiz “ÇOKLU YALNIZLIKLAR” adlı yeni şiir kitabı ile okurlara; “Merhaba!” diyor. Delişarmaşık Yayınları’ndan çıkan bu kitapta, 56 şiir yer almakta ve kitap ekinde bir de şairin kendi sesinden, 21 şiirden oluşan müzik destekli CD bulunmaktadır. 104 sayfadan oluşan kitap, mat selefonlu, dikişli ciltli ve sıvama karton kapaklı olup, kitabın geliri “Altınokta Körler Derneği”ne bağışlanmıştır. Kitap okurlarıyla buluşmak üzere, satış raflarında yerini almıştır. Mutlaka okunmalı ve Cevat Turan’ın şiirlerine dokunmalıdır…

Kitapta yer alan şiirlerin hemen hepsi, yüreğimizi hoplatmakta… “Anne”, “Ay Bizim Olmalı” ve “Kal” adlı şiirleriyle, “Artık ben de varım!..” diyerek, şiir yumruğunu edebiyat masasına vuran Cevat Turan’ı ayakta alkışlıyoruz. Şiir Evine’, “Düşistan”a hoş geldin dost… Şair Turan, okurunu kitabın ilk şiiri ile selamlıyor:

“… İnsan yorgun evlere benzer

Her kapısı ayrı yere çıkmalı

Saksıda çiçeğe söylenen saklı kalmalı

Karanlıkta yüreğinin balkonuna çıkmalı

Dokunduğun tüm kapılar, yüz bin renkte kalmalı

Kavgaya bedenini ağırlığınca sokmalı

İnsan yorgun evlere benzer

Çatında kuşlar da olur, bahçende börtü böcek

Çöktü mü üzerine karanlığın tortusu

Ocağında özgürlüğün ateşini yakmalı.”

 

“www.dursunozden.com.tr”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

shared on wplocker.com