Denizli/Çivril (İç gezi-Alternatif turizm)

Elma Güzeli Çivril

Çiivril sevdalısı olan Belediye Başkanı Av. İbrahim Hakkı Aslan örnek bir yerel yönetici. Ege Denizi kararmadan ve Anadolu’yu düşmanlar yeniden sarmadan; Ege’nin bereketli, yiğit, çağdaş ve aydınlık yüzü Çivril’deyiz. Rehber arkadaşım, edebiyat öğretmeni Emin Aslan ile  Çivril’i çevreliyoruz. Zamanımızdan 9500 yıl eskilere uzanan ve tarihi mirasımıza ışık tutan kazılarda çıkan bulgulardaki Beyce Sultan Türbesi’nin erenleri-yarenleri bizi bekliyor. Kırmızı Konak‘ta elma şarabı, Cafe Tren‘de yorgunluk kahvesi içmenin tam zamanı. Denizi olmayan Denizli’nin gül ibikli horozları ötmeden, çivi çiviyi sökmeden, yamaç paraşütü ve alternatif dağ turizmine elverişli olan Akdağ‘ın yamaçlarından fışkıran  Gümüşsu Şelalesi ceylanları Işıklı Göl’e varmadan ve yaban domuzları elma bahçelerine dalmadan, Çivril halkı bisikletle Çin’i nasıl solladı? Çin Halk Cumhuriyeti denince ilk akla gelen, Çinlilerin bisiklet tutkusudur. Denizli’nin Çivril ilçesine bağlı Yeşilyaka Köyü(Mahallesi), artık 60. kuruluş yılını kutlayan 1, 3 milyar nüfusu bulunan Çin’in pabucunu dama mı attı? 2 bini aşkın bisikletin…

bulunduğu 600 haneli Yeşilyaka’da; yediden yetmişe, kadın erkek herkesin bisikleti ya da motorsikleti var. Evlerin, kahve ve dükkanların önünde özel bisiklet park yerleri ve köyün içinde bisiklet yolları bulunuyor. Öğrenciler ve öğretmenler okullarına bisikletle gidip geliyor. Yaşlı dedelerin terkisinde bize el sallayarak hasata giden güleryüzlü nineler, tam bir bisiklet tutkunu. Bizim arabamız ve otomobilimiz bisiklettir, bisiklet bizim yaşamımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Orucu elma ile bozarız. Elmanın kırmızısına şiir yazarız. Elma insanı güzelleştirir ve ömür uzatır. Bu köyde, bisikleti olmayan gençleri kızlar almaz. Düğünlerde bisiklet konvoyları oluşur. Bisikletle elma ağacına bile çıkarız. Bu konuda Çin’i solladık…” diyen yetmişlik konuksever Alican dayı, bisikletle giderken çay bile içtiklerini vurguluyor. Dünyanın en iyi elmasının Çivril’de üretildiğini söyleyen emekli öğretmen Aygül hanım ise; Çin’i yalnızca  dünyaca ünlü elma  ve şeftali  üretimiyle ve bisiklet konusunda değil, akrobasi dalında da solladıklarını espri yaparak ve takma dişlerini gıcırdatıp, kıs kıs gülerek duygularını dile getiriyordu. Otu kekik, kuşu keklik olan yerden göç edenler; otu saz, kuşu gaz olan diyarlara gidiyor. Bu diyar, Çivril olmalı… Tarlanın taşlısı, kızların saçlısı / Kızı kökten, şarabı küpten içeriz” diyen Bekilli’nin delileriyle vedalaşıp; Haşat Beli’ni geçerek, bereketli Çivril Ovası’na yolumuz düştü. Düşmedi, düşte düşkünler ve erenler yurdunda mola verdik…
Efelerle Harmandalı oynuyoruz, Zeybekler gibi. Artık geleni ve gideni olmayan kör-tarihi tren garında bizi bekleyen Kırmızı Konak, buharlı lokomatif ve kara vagonda(Cafe Tren) soğuk elma şarabı içerek tüm yorgunluğumuzu attık. Kent aydınlarının ikinci adresi olan Öğretmenevi bahçesinde bulunan Çivril Kültürevi’ndeki sergi ve etkinlikler,  yerel sanatçılara teşvik ve destek oluşun göstergesidir. Etrafımızı çeviren elma yanaklı, kiraz dudaklı  ve  çilli Çivril güzelleri, yakışıklı civan delikanlıları ile ülke ve dünya sorunlarını konuştuk. Havadan sudan söz ettik. Elma, şeftali, ceviz ve kirazı ile ünlü Çivril, modern ziraatçılıkta öncü ve bu verimli topraklarda ürettikleri sebze ve meyvelerle ülke ekonomisine önemli gelir sağlıyor. Işıklı Göl, GAP gibi karartılıyor mu? İsrail’e satılacağı söylenen ve halkın sert tepkisine neden olan, endemik flora ve faunaların bulunduğu Işıklı Göl kıyısında, gün batımında mola verip alabalık yemenin dayanılmaz hafifliğini yaşamanın ayrıcalığını deneyin. Öte yandan, sevdalı ve başı dumanlı Akdağ yamaçlarından fışkıran Gümüşsu Şelalesi’nin sütbeyazı sularında, bayrak kırmızı renge bürünen kızılcık satıcısı kadınların gözlemesi eşliğinde kana kana buz gibi su içmenin doyumuna ulaşın. Beyce Sultan Türbesi’nin bulunduğu Höyük’te kazı yapan, Prof. Dr. Eşref Akay başkanlığındaki Ege Üniversitesi araştırmacılarının yeni bulguları, ülkemizin ve bölgenin tarihi dokusuna ışık kaynağı oluyor. 18 bin nüfuslu Çivril’de yapılan ve geleneksel hale dönüşen “Çivril Belediyesi 15. Uluslararası Elma ve Kültür Festivali”, bu yıl 25-27 Eylül 2009’da daha bir anlamlı kutlanacağını söyleyen çağdaş, deneyimli ve örnek bir Çivril sevdalısı olan Belediye Başkanı Av. İbrahim Hakkı Aslan; tüm engellemelere ve zorluklara karşın, bu dönemde gerçekleşecek yeni atılımların ve çağdaş uygulamaların tartışılacağını ve de çalışkan-yursever Çivril halkının sanata doyacağını vurguluyor. Tıpkı Çivril halkı gibi, Belediye Başkanı Aslan da Atatürk, kitap, elma ve bisiklet tutkunu… Denizli’ye uçakla ve Çivril’e her yerden otobüsle gelmek mümkün. Yeme-içme ve konaklamada sorun yok. Konuksever ve candan Çivril halkı sizi bekliyor.Gezi haritanızda, Denizli’nin bu şirin ilçesi Çivril’i işaretlemeyi unutmayın.

DENİZLİ ÇİVRİL İLÇESİ TARİHİ GELİŞİMİ

Çivril adına tarihte ilk kez Myriokephalon savaşını anlatan Bizans Belgelerinde rastlıyoruz. 12. yüzyıldan kalma bu belgelerde Çivril adı Rum yazımı ile ” Tribritzi ” ve Latin yazılımı ile ” Cyybrilcimani ” diye geçiyor. Miryokefalon Savaşı 1176 yılında Selçuklular ile Bizanslılar arasında yapılmıştır. Bu savaşın sonunda Anadolu’da Türk yerleşmesi artmış ve Türk yurdu olması sağlanmıştır. Savaşın nerede yapılmış olduğu konusu tartışmalıdır. Eldeki tarihi belgeler, bu konuyu yeterince aydınlatmaya yetmemektedir. Isparta- Gelendost (Kumdanlı), Karamıkbeli, Sultandağı gibi çeşitli yerler savaşın kendi yörelerinde olduğunu iddia ediyorlar ve her yıldönümünde bu savaşı törenlerle anıyorlar. Tarihçi Niketas ” Tarih ” adlı yapıtında savaşın yapıldığı geçitin adını ” Tribritzi ” biçiminde yazmıştır. Gerek eski gerek yeni Hellen dilinde C harfinin ve bizdeki okunuşuyla C harfinin karşılığı yoktur. C sesini vermek için tz, Ç sesinin vermek için ts kullanılır. Diğer yandan yeni Hellen ağzından b harfi bizdeki v’ nin değerindedir. Demekki geçidin adı ” Tribritzi ” diye yazılmakla birlikte bu yazım bizim okuyuşumuzdaki Civrici ya da Çivrici’ nin değerindedir.
Bu adın içindeki Çivr-Luwi dilinde ” Bol su, Gür su ” anlamında, adın sonundaki -il ise ” Geçit, boğaz ” anlamındadır. bunların tümü içinden suyun aktığı bir doğal geçit’ e işaret eder. Çivril adının işaret ettiği bu tür bir geçit ise doğu yanı başındaki ” Küfü Çayı Vadisi’ dir ”
Ülkemizde Çivril adına taşıyan bundan başka yedi tane daha yerleşme birimi bulunmaktadır.  Sultan Höyüğündeki yerleşme ile başlamıştır.
1954 – 1959 yılları arasında İngiliz Arkeoloji Enstitüsü adına burada yapılan kazılarda M.Ö. 4000 yıllarına tarihlenen buluntular elde edilmiştir. Bu durumda Çivril’ in 6000 yıllık bir tarihi vardır.
Höyüğün bilinen ilk sakinleri Arzawa’ lardır. M.Ö. 2000 – 1680 yılları arasında hüküm süren Arzawa’ lardan sonra sırayla Hitiler’ in, Frigler’ in, Kimmerler’ in, Lidya, Pers, Makodenya Krallığı, Seleskos Krallığı, Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu dönemlerini yaşamıştır. Daha sonra ise Sahib Ataoğulları ve Germiyanoğulları Beyliği dönemlerini yaşayan Çivril, Moğol işgalinden sonra Osmanlı egemenliğine girer.

Kurtuluş Savaşında Çivril.

15 Mayıs 1919 ‘ da İzmir’ i işgal eden Yunan Kuvetleri bu işgallerini Aydın – izmir yönünde genişletmeyi istiyorlardı. Bu amaçla kısa sürede Aydın, Nazilli ve Buldan işgal edilmiştir. Ocak 1921 başlarında ise saldırılarını sürdüren Yunan kuvvetleri Uşak istikametinden gelerek 8 Ocak 1921′ de Çivril ve çevresini işgal ederler. Bu İşgal Çivril’ in ilk işgali olup 9 gün sürmüştür. takip eden aylarda Yunan Kuvvetleri Çivril’ e yeniden taarruza geçtiler. Çeşitli çatışmalardan sonra 1 Nisan 1921′ de ikinci Yunan işgali başlar.
Yunanlılar bu işgaller sırasında halka çeşitli eziyetler yapmışlar, kendi işlerinde sorla çalıştırmışlar hata kendi istirhamlarını bile kazdırmışlardır.
Halkın büyük ve küçük başlı hayvanlarını almışlar, gerektiğinde erzak ikmali için yiyeceklerini dahi  toplamışlardır. O kadar ilerlemişlerdiki kümesteki bir tek tavuğa bile göz koymuşlardır. O günlerde Yunan askerleri tarafından söylenen ” iki yumurat bir tavuz, haydi çabuk çabuk” sözleri bu durumu açıkça anlatmaktadır.
Yine o günlerde Işıklı Akgöz Pınarı yakılarında Karakol kurmuş olan Yunanlılara bir grup Türk Genci baskın yaparak 13 Yunan askerini öldürür. Bunun üzerine Yunan askerleri Sarıbaba Dağı üzerindeki Bengi Tepesine toplarını çıkarıp Yeniköy, Yuvaköy ve Akdağ köylerini top ateşine tutup bu köylerimizi yakmışlardır.
Benzer olaylar Cabar köyümüzde de yaşanmış 90 ile 100 arasında insanımız katledilmiştir. Bu ve benzer olayları yaşayan Çivril halkı Anadolunun işgaline sessiz kalmamıştır. Düşmana daha derli toplu karşı koyabilmek amcı ile 1919 yılında Çivril Müdafa-i Hukuk Cemiyetini kurmuştur. Bu Cemiyetin kurulmasında Çorbacıoğlu Mehmet Ali Ağanın büyük gayretleri vardır. Cemiyetin faaliyete geçmesiyle birlikte Çivril halkı gönüllü erinden 200 kişilik bir süvari ve piyade birliği oluşturur. Bu yola çıktıktan 3 gün sonra 100 süvariden oluşan 2. birliği de cepheye sevk eder. ( 7 Eylül 1920 )
Çivril’ de oluşan bu Kuva-i Milliye hareketine İstanbuldan Teğmen Fehmi ( Karabağlı ) isminde bir gönüllü vatanseverde katılmıştır.
Cemiyet askerin dışından ayni yardımlarada başlanmıştır. Bu amaçla ilk anda arpa, buğday ve saman gibi yardımlar yapılıyordu. Daha sonra para yardımları başladı. 14 Ağustos 19192 da Aydın savunmasına yardım için 200 Lira gönderilmiştir. Yardımlar konusunda ilçeler arasında adeta bir yarış başlamıştır. Çivril Askerlik Şubesi Başkanı 2. ayın dördü 1920 tarihinde Burdur Askerlik Şubesi Bankasına yadığı yazıda “Çivril Heyeti Milliyesinin” bu ana kadar cepheye gönderdiği asker ve zahire ile fakirliğe rağmen birinciliği kazandığını ifade ediyordu. Görüldüğü gibi ilçe halkı Kuva-i Milliyenin ikmali için elinden geleni yapmış bu konuda çevre ilçeler içinde en çok yardım eden ilçe ünvanını elde etmiştir. 26 Ağustos 1920 Ye gelindiğinde Yüce Önder Atatürk’ ün başlattığı Büyük Taaruz da kısa sürede üstünlüğü ele geçiren Türk birlikleri Yunan’ İzmir’ e doğru kovalamaya başlamıştır. Bunu haber alan Çivril’ deki işgalci Yunan birlikleri 30 Ağustos 1922 De Çivril’ i terk ederek uşak istikametine doğru kaçmaya başlamışlardır. Kaçarkende Tren istasyonundaki kendi erzaklarını koydukları ambar ile Askerlik Şubesi binasını yakmışlardır.Böylece 80 Asker ve pekçok Sivil insanımızı şehit verdiğimiz, çektiğimiz acılara Türküler yaktığımız 523 gün süren kabus bitmiştir. Özgürlüğümüze kavuştuğumuz 30 Ağustos 1922 tarihli bu gün heryıl Ülkemiz’ in Zafer Bayramı ve İlçemiz’ inde Kurtuluş Günü olarak heryıl büyük bir coşkuyla kutlanmaktadır.

ÇİVRİL BELEDİYESİ ULUSLAR ARASI ELMA – TARIM VE KÜLTÜR FESTİVALİ
25-26-27 EYLÜL TARİHLERİ ARASI YAPILIYOR

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

shared on wplocker.com