100. Yılında Karboğazı Zaferi ve Pozantı Kongresi

Pozantı Kongresi 100. Yılı

Dursun Özden(Araştırmacı Gazeteci, Belgeselci)

“BOLKAR ÇIĞLIĞI / Yörük Hatca” Batı Kilikya Kuvayı Milliye Müfrezeleri Karboğazı Zaferi ve Pozantı Kongresi” 100. Yıl anması etkinliklerindeyiz, yeniden…

“Dağ başını duman almış / Gümüş dere durmaz akar…”

Duyduğunuz bu ses, Bolkar Çığlığıdır…

Ben bu yoldan, 100 yıl önce de geçtim…” 

Pozantı Belediye Başkanı Mustafa Çay; Pozantı Kongresi’nin, Erzurum ve Sivas Kongreleri kadar önemli olduğunu vurguladı… Sayın Çay; Pozantı Kongresi 100. Yıl etkinliklerinin, bu yıl daha bir anlamlı ve ulusal düzeyde kutlanacağını söyledi… 5 Ağustos günü, sembolik olarak trenle Pozantı’ya gelecek Kemal Atatürk ve TBMM Heyeti karşılaması ardından, 1. Pozantı Kongresi toplantısı, konferans, müzik şöleni ve kültüre etkinlikler yapılacak…

100 yıl önce ve sonra, şehit haberleri var… Bakın hele, yanımızda Gazi Mustafa Kemal ve Tekelioğlu Sinan Bey var… Gülek ve Karboğazı bize dar… Uzaklardan bir zılgıt çığlığı geliyor, Varda ha var… “Tarsus Bac Deresi savağında, Cetvel durağında; Fransız gavuru Molla Kerim’i vurdu, kör kurşun kınalı şakağında…” Arguvanlı Bektaşi Haydar, elinde sazı-dilinde sözü ile bu destanı okudu-durdu… Ovanın Ağıtçı Kadınları, Kuvayı Milliyeci şehitler için; köy köy, oba oba, yaylaklarda ve Taşeli’nden Amanos  Dağı’na dek, tüm Kilikya’yı dolaşıp, Molla Kerim için ağıt yaktılar…

Tüm ovada, bu acı haber duyuldu… Zeytin gözlü Fellah kızı Lazkiyeli Pakize’nin göz yaşları sel oldu… Seyhan, Ceyhan, Göksu ve Lamas Çayı kana bulandı, taştı, doldu… Belemedikli, Karaisalı, Arslan Köylü Yörük Kadınlar, mavzerini ve kalemini kuşanıp geldi… Arap ve Kürt ırgatlar, toprağı sulayan alın terlerini öptü, düşmana çapa vurdu… Kargılı ve Yeniceli güzeller, aşk alevine büründü, seherde semah döndü… Dadaloğlu iç çekti, Karacaoğlan sustu, sessiz yüreğini dağladı… Ulukışla treni Pozantı’yı boyladı… 38 Toros Dağı tüneli mi, yoksa tren mi yol alıyordu? Sarıkeçili Aşireti üstüne, sarı çam kozalakları yağıyordu… Yaban mersini, harnup, nar ve turunç çiçeği şöleni başladı… Çukurova ırgatları, sarı sıcakta-sarıya büründü… Toros Dağı gıcıladı, Yaylacılar kına yaktı, al büründü… Tekir, Bürücek, Çamlıyayla, Gözne, Ayvagediği, Kızılbağ, Soğucak, Bekiralanı, Fındık Pınarı, Mihrican, Gülek, Sorgun, Güzeloluk, Küçük Fındık, Balandız, Gökbelen, Kırobası, Bardat, Tersakan, Kozağaç, Uzuncaburç, Kestel, Kozlar, Söğütözü, İmrenözü, Söğüt, Horoz, Beyağıl, Porsuk, Tarbaz, Meydan, Karagöl, Yedigöller ve Bolkar yaylalarında kaval sesi yankılandı… Varda Köprüsü ve Karaisalı Kanyonu yurt oldu, yarenler eski çağlara uzandı, durdu… Göksu ve Seyhan Irmağı kaynağına aktı… Belemedik, Pozantı’ya türkü yaktı… Konvoy mola verdi Çiftehan’da… Şekerpınarı, Ak Köprü’ye aktı… Ceyhan Irmağı , Düziçi’de ters baktı… Tarsus Amerikan Koleji’nde içim burkuldu… Düziçi Köy Enstitüsü öğrencileri, dağa taşa ışık yaktı… Sarıkeçili yiğitleri Amanos’a bel bağladı… Feke, Tufanbeyli ve Kozan göçerleri, Aladağlara yaslandı… Avşar beyleri sağanakta kaldı, donları ıslandı… Demirkazık ayazının donu çözüldü…  Türküler kanamasın diye, kardelenler ve sarı çiğdemler başkaldırdı, yitik sevdalarda beslendi… 

Kuvayı Milliye yiğitleri nara attı… Tarsus Irmağı kıyısından ve Pozantı Karboğazı Geçidi’nden yükselen Bolkar Çığlığı, civar yamaçlarda yankılandı… Bu uğurlu sese kulak veren ve bu kitap için katkılarını esirgemeyen dostlara da bir teşekkür notum var: Kaynak Yayınları’ndan 35 cilt olarak çıkan “Atatürk’ün Bütün Eserleri” kitabı yazı kurulu üyelerine, “Frunze’nin Türkiye Anıları” kitabını çeviren Ahmet Ekeş, “Aralov-Bir Sovyet Diplomatın Türkiye Anıları” kitabını çeviren Hasan Ali Ediz, Azerbaycan Temsilcisi İbrahim Abilov’un Ankara’ya Gelişi” kitabı yazarı Emekli Büyükelçi, tarihçi, yazar Dr. Bilâl N. Şimşir, Fransız yazar Albert Gabriel’in yazdığı “Niğde Tarihi” kitabını Türkçeye çeviren, Niğde Lisesi’nden (1969) Sanat Tarihi öğretmenim Ahmet Akif Tütenk, “Milli Mücadelede Niğde” kitabı editörü Mehmet Öncel Koç, “Kapadokya’nın Başkenti Niğde” kitabı yazarı Ömer Fethi Gürer, “Geçmişten Günümüze Niğde” kitabı yazarı İsmail Özmel, “Bor Tarihi” kitabı yazarı  Emin Atlı, “İsyan Günleri” kitabı yazarı Hüseyin Yavuz, “Al Sana Bir Silah” kitabı yazarı Mustafa Ulusoy, Ulukışla’dan araştırmacı gazeteci Sunay Türker, Ulukışla eski Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Güney, Ulukışla Horoz Köyü’nden emekli Jandarma Astsubayı Ali Demir ve genç Kuvayı Milliyeci dostum Özcan Demir’e, Erdemli’de yaşayan Sümerolog Dr. Muazzez İlmiye Çığ(106)ablaya, “Pozantı Belemedik” kitabı yazarı Ahmet Nadir İşisağ, “Tarsus Tarihi” kitabı yazarı Hikmet Öz, “Mersin Tarihi Üzerine” kitabı yazarı Fikret Ünver, “Mut Tarihi” kitabı yazarı Neşri Atlay, ”Adana Şehir Tarihi” kitabı yazarı Cezmi Yurtsever, Mersin Gülnar’ın Şeyhömer Köyü Kuvayı Milliyecilerinden Arif İbrahim’in torunu yazar-şair Ali F. Bilir, “Karanfil Kırmızıların Soldu mu?” eseriyle uluslararası ödül alan, Aykırı Sanat Dergisi yazarı Mehmet D. Babacanoğlu, Tarsus Kuvayı Milliye Müfreze Komutanı Molla Kerim Çeliktaş’ın torunlarından Adviye ve Özcan Kahraman’ave de Adana, Mersin, Pozantı, Niğde, Ulukışla, Tarsus, Silifke, Mut ve Erdemli’deki ADD, Kuvayı Milliye ve Muharip Gaziler Derneği’ndeki tüm dostlara; Adana, Seyhan, Çukurova, Tarsus, Mersin, Mut, Silifke, Erdemli, Anamur, Gülnar, Mezitli, Yenişehir, Akdeniz, Toroslar, Çamlıyayla, Niğde, Ulukışla, Ereğli, Pozantı Belediye Başkanlarına  ve tüm yerel yöneticilere, katkıları için sonsuz teşekkürler… Bu yurtsever dostlar, Pozantı Kongresi ve Karboğazı Zaferi’ni müjdeleyen, 100 yıl önceki atalarının dayanışma ruhu ile Bolkar Çığlığı’na, çığlık eklediler… Kardelenler başkaldırırken, Bolkar Dağı yamaçlarından; düşman üzerine, dev bir çığ düşsün diye, yeniden…

Bölgede  Kuvvayı Milliye Hareketini örgütlemek için, 1918’de Pozantı’da, bir tren vagonu içinde yayına başlayan; ‘Türkiye’nin Basın Çınarı Yeni Adana Gazetesi’nin 102. Onur Yılı’na ve Ahmet Remzi Yüregir bayrağını taşıyan, sayın Çetin Remzi Yüregir’e selam olsun…Atatürk’ün manevi kızı Anadol Adilova ve Milli Mücadele günlerinde Kilikya’yı ziyaret eden,Mareşal Fevzi Çakmak’ın şehit kardeşi, 57. Alay Üsteğmeni Nazif Çakmak torunu Ayşe Filiz Çakmak ablaya da katkıları için teşekkür ederim…

Hakimiye Milliye Gazetesi, 5 Ekim 1920 tarihli sayısında, manşet haberi şöyle idi: “TÜRK – BOLŞEVİK İTTFAKI” Bu haberin alt bağlığı ise şöyle devam ediyordu: Yeni Sovyet Rusya ve yeni Türkiye el ele, Dünyayı emperyalist zulmünden kurtaracak hareketin öncüleridir…” Haberin devamında ise; Atatürk ile Lenin mektuplaşmaları ardından başlayan, dostluk ve dayanışma vurgulanıyor… Ve devamında ise, Sovyetler Birliği’nden İnebolu Limanı’na gönderilen; 3500  altın ruble, silah ve askeri teçhizatlardan söz ediyordu. Bilindiği gibi bu silahların ve malzemenin bir kısmı da, Batı Kilikya Cephesi Kuvvayı Milliye Komutanlığı’na gönderilmiştir… 

26 Aralık 1920’de, Pozantı-Karboğazı Baskını sonrası, 4’ü kadın toplam 44 kişilik Kuvayı Milliye Müfrezesine teslim olan, 630 kişilik Fransız taburu ve komutanı Binbaşı Pierra Mesnil ile eşi Edrige Aubry Mesnil; kendilerini teslim alıp Kayseri’ye götüren, Ulukışla Kuvayı Milliye Müfreze Komutanı Şevki Alpagut ve ailesine, Fransa’dan mektup yazmışlardı. Mektupta; “Türklerin çok konuksever ve kadirşinas olduklarını ve kendilerine esirliklerini unutturacak iyilik yaptıklarını” vurgulamışlardı… Şevki Alpagut’un kızları sevgili İjlal ve Perihan Alpagut’a sağlıklı uzun ömürler diliyorum…

Kuvvayı Milliye direnişine katılan yerel yurtseverin isimleri, onların anısını yaşatmak için köylerine ad olarak verilmiştir. Adana’da: Saimbeyli, Tufan Beyli, Pozantılı Tahtacı Beyi Kara İsa için: Karaisalı, Hamidiye, Ömerli, Aşçıbekirli adında köyler bulunmaktadır. Tarsus’ta: Aliağa, Alibeyli, Aliefendioğlu, Alifakı, Beydeğirmeni, Yarbay Şemsettin, Şehit İshak, Sarıveli, Pirömerli, Kürtmusa, Muratlı, Mahmutağa, Kızlmurat, Hasanağa, Hacıbozan gibi köy isimleri bulunmaktadır.  Ulukışla’da: Hasangazi, Alihoca, Eminlik, Hüsniye, Hacıbekirli, Şıhömerli, Emirler, Ulukışlalı Kuvvacı bir beyin ağılından dolayı; Beyağıl, Çolak Kuvvacı için: Kolsuz gibi köy isimleri verilmiştir. Düşman gelirken, köylüyü uyandıran ve erken öten horoz için, Horoz Köyü adı da anlamlıdır…

İlginçtir ama gerçek; Kuvvayı Milliye Direnişinin sürdüğü her yerde, en ön saflarda savaşan gönüllü müfrezelerin büyük çoğunluğu Sarıkeçili Aşiretinden Türkmen Yörükler ve Tahtacı Alevi köylüler olduğu kanıtlanmıştır. Pozantı’da savaşa katılan 6 köyün 2’si Alevi (Belemedik ve Karaisalı) ve 4’ü ise, Yörük köyleridir. Örneğin Mersin Bölgesinde bulunan 37 ve Adana yöresinde ise, 39 Türkmen Alevi köyü, bu savaşın önünde yer almıştır. Çukurova’yı ve Toros Dağı’nı yurt edinip, konar göçer yaşamı, Seyil’den yaylalara göçü yaşam bilen, dağların özgür ruhlu, bu Son Yörüklerin kara kıl çadırlarına konuk olduğunuzda; sizi üç fotoğraf selamlar: Atatürk, Hz. Ali ve Hacı Bektaşı Veli. İşte bu özgür vatansever insanların, Batı Kilikya Cephesindeki Kuvvayı Milliye Direnişlerine en önde koşmalarının sırrı bu olsa gerek…

Osmanlı Salnamesi, İstiklal Mahkemesi tutanakları, Mübadele Anlaşması, Tekelioğlu Sinan Bey ve Niğde 11. Tümen Komutanlığı gizli yazışmaları, Telgraf metinleri ve yerel halk tanıklıkları doğrultusunda, özellikle (1918-1923) döneminde bu bölgede; tıpkı dönemin Ulukışla Kaymakamı Tayyar Bey gibi Padişah, İngiliz ve Fransız yanlısı çok sayıda kişi ve ailelerin olduğu da bir gerçektir. Bunun yanısıra, bölgede çok sayıda asker kaçağı ve eşkiya da bulunmaktaydı. Özellikle; Kayseri Talas, Osmaniye, Bahçe, Kozan, Antakya, Adana, Mersin, Tarsus, Çiftehan, Ulukışla Merkez, Kılan, Ovacık, Tabaklı, İlhan, Maden (Hamidiye), Bor Merkez Orta ve Sokubaşı Mahallesi, Niğde Merkez Kayardı ve Kayabaşı Mahallesi, Yeşilburç, Fertek, Kumluca, Küçükköy, Keçikalesi, Aksaray, Gelveri, Ihlara, Gölcük, Uluağaç, Aktaş, Hasaköy, Konaklı, Dikilitaş, Çarıklı, Hançerli, Hamamlı, Misli, Kavuklu gibi köy ve yerleşkelerde yaşayan bazı kişi ve aileler de; Mübadele Anlaşması (30 Ocak 1923) öncesi, Kuvvayı Milliye hareketine destek vermediler ve karşı cephede yer aldılar… Her şeye karşın elbette, adını saydığım ve sayamadığım bu yerlerin fedakar insanları; Yemen, Filistin, Trablus, Balkan, Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar Savaşları ve Kuvvayı Milliye Direnişlerinde büyük vatanseverlik örnekleri gösterdiler. Çoğu şehit oldu… Kurtuluştan kuruluşa giden bu kutsal yolda, bu bölgenin yiğitleri bilinmektedir… Gülekli Yörük Hatca ve 4 kadın Kuvacı ile direnen, 44 kişilik Karboğazı müfrezesine selam olsun… Bolkar Çığlığı’nda anlamlaşan destanımızda, yalnızca onların öyküleri vardır…

22 Şubat 1920’de, İstanbul Hükümeti Şeyhülislamı’na; “İstiklalsiz din olmaz…” başlıklı telgraf çeken, Kuvvacı Ulukışla Müftüsü Mehmet Bahaeddin Efendi, Mustafa Kemal Paşa cephesinde yer almıştı. 29 Mayıs 1920’de, Merkezi Adana’da bulunan Batı Kilikya Müdafai Hukuk Cemiyeti Komutanı Tekelioğlu Sinan Bey, vatansever özverileri ve yüce katkıları için, Ulukışla Kuvayı Milliye Müfrezesi’ne ve Niğde 11. Tümen Komutanlığı’na çok gizli ve özel bir kutlama telgrafı çekti… 

Öte yandan, Kuvvayı Milliye  Ulukışla ve Niğde Cephesinden; Darboğazlı Süleyman Çavuş-Gökalp (Tarık Buğra’nın Babası), Porsuklu Gala Hasan, Beyağıllı Zahit Hoca, Molla Durmuş, Niğde’den Ebubekir Hazım Tepeyran, Müfettiş Hilmi Bey, Mustafa Soylu, Halit Hami Mengi, Dellalzade Hacı Osman, Binbaşı Cemal Bey, Fehmi Esen, Muhittin Soylu vb. Yurtsever neferleri de anmak gerek…

Niğde’nin bir başka Milli Mücadeleci yüzü olan “Tepeyran” ile sizleri selamlıyorum, yeniden… 

Ebubekir Hazım Tepeyran (1864-1947): Niğdeli Murat Paşa soyundan, Niğde Tahrirat Müdürü Bekir Beyzade Hasan Efendi’nin oğludur. Niğde’de halk arasında “Tepeyran” denilen, Yenice Mahallesi’ndeki “Tepe-viran” semtinden doğduğu için, bu ismi soyadı olarak aldı. Niğde Rüştiyesini (Lisesini) bitirdi. Ben de aynı liseyi bitirdiğim (1970) için mutluyum). Özel derslerle Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Musul, Manastır, Bağdat’ta valilik yapı. Meşrutiyetin ilanından sonra Sivas ve Ankara Valilikleri, İstanbul Şehreminliği, Bursa Valiliği görevlerinde bulundu. Mütareke döneminde 2 kez İçişleri Bakanlığı yaptı. Bu görevdeyken, Kuvvayı Milliye’ye yardım ettiği gerekçesiyle işgal ordusu tarafından kurulan Harp Divanı’nda yargılanıp idama mahkûm edildi ve son anda kurtuldu; cezası kürek mahkumiyetine çevrildi (1920). Tevfik Paşa’nın sadrazamlığı döneminde askeri temyiz kararı bozunca, gizlice Anadolu’ya geçti. Atatürk’ün isteği üzerine, Ankara Hükümeti tarafından, Sivas ve Trabzon Valiliklerine getirildi. Cumhuriyet Döneminde milletvekilliği yaptı; üç kez Niğde milletvekili seçildi. Türkçe, Fransızca şiir, anı, öykü, roman kitapları yayınlandı. Tek romanı Küçük Paşa (1910), Türk yazınında önemli bir yer edinmiştir. Nabizade Nazım‘ın “Karabibik” romanından sonra, Anadolu köyünü ve Türk köylüsünü yazınımıza sokan ikinci romancıdır. Anılarını da yazmıştır. Tepeyran; gazeteci, yazar, şair Oktay Akbal‘ın dedesidir. Milli Mücadelede Niğde’nin bir başka onur kaynağı ve kitapları ve Servet-i Fünün Dergisindeki edebi makaleleri ve yayınlanmış çokça kitabı ile tanınmaktadır. Türk Edebiyatının yüz akı olan Ebubekir Hâzım Tepeyran’a; (gazeteci, yazar dostum Hikmet Altınkaynak dışında), Niğdelilerin gereken ilgiyi göstermediğine tanık olmak, bizleri derinden yaralıyor…

100. Yılını kutladığımız; Milli Mücadelenin ilk kıvılcımı, ilk adımı, ilk kararı, ilk çığlığı olan 5 Ağustos 1920’de toplanan, 1. Pozantı Kongresi’ne katılan Mustafa Kemal Paşa; “ilk kez demokratik bir seçim yapılarak, halk kendi iradesini gösterdi ve tüm İslam Dünyasını birlik ve dayanışmaya” çağırdı…  

18 Mart 1923’de, trenle Tarsus’a gelen Mustafa Kemal Paşa; Kuvayı Milliye Kahramanı Adile Çavuş (Kara Fatma) ile sohbet ettikten sonra, Tarsus Gençliğine Tarihi Hitabesini okudu…

Aynı zamanda asker kaçağı eşkiyalarla da mücadele eden, Kozan’dan Mut’a uzanan Kilikya (Çukurova) Cephesi’nde; Taşeli (Mut-Silifke-Erdemli) Kuvvayı Milliye Müfrezesi’nin vatansever yiğitleri, Kilikya Bölgesi’nin kurtuluşu için savaştılar… 3 Ocak 1922, Mersin ve 5 Ocak 1922, Adananın kurtuluş günü. Bu utkuyu müjdeleyen kutsal destanının yazıldığı gün olarak, onurla anılmaktadır, her yıl… Bu zafer: 23 Nisan 1920 ışığında; 29 Ekim 1923 Cumhuriyet Devrimlerine uzanan, kurtuluştan kuruluşa giden bu kutsal yolda; ilk kıvılcım, ilk adım, ilk yemin, ilk and ve ilk nutuk idi… Aynı dil, aynı bayrak, aynı vatan ve aynı ülkü için yollardayız, yeniden…

Dil Bayrağımız Türkçe’nin; her zaman, her yerde ve her koşulda konuşulmasını öğütleyen Karamanoğlu Mehmet Bey ve atası Nure Sofi’nin otağından; Ermenek’in Balkusan Köyü ve Mut’un Değirmenlik Yaylası yamaçlarından yola dökülen, Taşeli Bölgesi Kuvvayı Milliye Müfrezeleri de bu sese kulak verdi… Vatan savunlasında ve topyekün silkinip ayağa kalkma içgüdüsü ve dayanışma becerisi ile kurtuluştan kuruluşa giden aydınlık bu yolda; “hep bir ağızdan türkü çığırmanın tam zamanı” diyerek, gücümüze güç verdi… 100 yıl önceki kıvılcım, 100 yıl sonraki alev oldu… Çığlık oldu… Döne döne, yan yana ve yana yana, semahta ve samada yükselişimizin dansı ve zikiridir bu çığlık… Tüm zengin farklılıklarımızın ve  birlikte yaşama kültürümüzün sırdaş mayasıdır sevdamız, türkülerimiz, ağıt, ninni ve destanlarımız… 

“Kuvayı Milliye Güzellemesi” şiiri ile selamladığımız; “Ekin idik, olduk harman” diye türkü çığıran, su gibi aziz olup çağlayan, Çukurova’nın gür çığlığı Ruhi Su’yun ve Su dostu Üç Kemal (Tahir-Orhan-Yaşar) ile Muzaffer İzgü ve Yılmaz Güney sevdası sardı, tutsak düşlerimizi… Düşe düşen yitik umutlarımız; “Yar göğsüne sülüm dayarım” diyen Karacaoğlan gönlünde ve “Yine tuttu Gavur Dağı gıcısı, boranı” diye ünleyen Dadaloğlu sevdasında, dilinde yeşeriyor, yeniden…

Toros Dağları, Çukurova’ya ve Akdeniz’e; bunun için selam durur… Haydi canlar! göç zamanı… Gönül kapını arala, sevgimiz sebil, böyle biline… Yaylaklardan bir sevda türküsü yankılanıyor yine… Umut ve ütopyamız; “Fikri hür, vicdanı hür, Tam Bağımsız Türkiye!..” Anadolu ve Çukurova’nın ‘Kemal’leri tükenmez, ölesiye… Aşk hali, korkmayan ve sönmeyen, bu Kuvvacı yüce ses; Bolkar çığlığıdır, herkesi çağıran kutsal davetiye… Kemal Paşa, Tarsus Gençliğine hitab ediyor ve şair şaha kalkıyor yine; “Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Anadolu” şaha kalkan bir devrim tayı… Bakın hele! Dünyanın kaydı fayı… Bu gün 5 Ağustos 1920, Pozantı Kongresi toplandı… 100. Ylında Şiir Bayramı zamanı… Yoleri gezgin derviş Özden Dursun, hiç durmasın diye; şiir atlı süvariler her yerden Pozantı’ya yürüdü. Türkmen yiğitler, Mustafa oldu, Çay oldu, Kemal oldu, dağ başını duman aldı… Her yanı Bolkar çığlığı sardı…Kuvayı Milliye ilk müfrezesi Şiir Alayı, vatan savunmasında cepkenini kuşandı, yeniden…

Anadolu vatan, Toroslar can, Çukurova’ya canım kurban!..

Pozantı Belediye Başkanı Mustafa Çay, 100. Yılında Pozantı Kongresi’nde delege olmak isteyen yurttaşları, 5 Ağustos 2020’de Pozantı’ya davet etti…

1. ve 2. Pozantı Kongresi’nin Milli Mücadeledeki Önemi

(5 Ağustos 1920) ve (8 Ekim 1920) 

Mustafa Kemal Atatürk, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan bir gün sonra 31 Ekim 1918’de Adana’ya gelerek Liman Von Sanders’ten Yıldırım Orduları Komutanlığı’nı devralmıştır.

Atatürk, 31 Ekim-10 Kasım 1918 tarihleri arasında Yıldırım Orduları Komutanı sıfatıyla Adana’dan Ahmet İzzet Paşa’ya gönderdiği telgraflarda kendisine izin verildiği takdirde düşmanı (İngiliz ve Fransız kuvvetleri) Anadolu’ya sokmayacağını bildirmiştir. Ancak Ahmet İzzet Paşa, İtilaf Devletleriyle ateşkes antlaşması imzalandığını belirterek, hiçbir şekilde düşmana karşılık verilmemesini istemiş; düşmana ateşle karşılık vermekten söz eden Atatürk’ü de görevinden alıp, İstanbul’a çağırmıştır. Atatürk ise, İstanbul’a gitmeden önce Adana’da ilk direniş hazırlıklarını yapmıştır. Silah arkadaşı Ali Fuat Paşa (Cebesoy) ile yaptığı “Adana Mülakatı” sonrasında, “ilk direniş yuvaları” Adana’da kurulmuştur.

Sivas Kongresi’nden sonra, Güney Anadolu Kuvayı Milliye Teşkilatını Temsil Heyeti Başkanı sıfatıyla, Atatürk organize etmeye başlamıştır. Bu doğrultuda öncelikle bölgedeki Kuvayı Milliye Teşkilatlarının başına subaylar göndermiştir.

Kılıç Ali (Üsteğmen Asaf), Yörük Selim (Yüzbaşı Salim), Kozanoğlu Doğan (Binbaşı Doğan), Aydınoğlu Tufan (Yüzbaşı Osman Nuri), Polat Paşa (Yüzbaşı Kamil), Tekelioğlu Sinan (Yüzbaşı Ratıp) adlarıyla, Güney Cephesi’ne gönderilmiştir.

Nitekim Atatürk Nutuk’ta, “Maraş ve Antep’e Kılıç Ali Bey’i ve Kilikya mıntıkasına da Topçu Binbaşı Kemal ve Yüzbaşı Osman Tufan Beyleri göndererek ciddi teşkilat ve teşebbüsata geçtik.” demiştir.

Kurtuluş Savaşı Tarihi yazımındaki en büyük eksiklerden biri, 1918-1922 yılları arasında Anadolu’da düzenlenen “ulusal” ve “yerel” kongrelerin tam olarak anlatılmamasıdır. Örneğin, Erzurum, Sivas, Balıkesir ve Alaşehir Kongreleri dışında, Anadolu’da düzenlenen birçok kongreden ya hiç bahsedilmez, ya da birkaç cümleyle geçiştirilir. Söz edilmeyen bu kongrelerden özellikle, Sivas İttihad-ı İslam Kongresi ve Pozantı Kongreleri çok önemlidir. Ulu Önder Atatürk’te bu kongrelerle özel olarak ilgilenmiştir.

Atatürk, Sivas Kongresi’nden başlamak üzere, Güney Anadolu’nun düşman işgalinden kurtarılması maksadıyla Çukurova, Maraş, Antep, Hatay ve Urfa’da; Kuvayı Milli Teşkilatlarını kurmak üzere, emrindeki subayları bölgede görevlendirdi. Bu milli teşkilatlanmaya ilaveten, stratejik ve siyasi girişim olarak, bölgede “doğrudan” etkili olacak Pozantı Kongresi’nin hazırlık talimatını verdi.

Atatürk’ün Güney Anadolu’nun kurtarılmasında “doğrudan” etkili olduğunun en açık kanıtlarından biri I. Pozantı Kongresi’dir.

5 Ağustos 1920’de Mustafa Kemal, yanında Millî Müdafaa Vekili Fevzi Paşa (Çakmak) ve heyeti ile birlikte Pozantı’ya geldi. Pozantı’ya gelenler arasında Ankara, Sivas ve Kayseri milli heyetlerin temsilcileri de vardır. Pozantı, etrafı haşmetli dağlar, ormanlarla çevrilmiş bir çukurdu, o zaman küçük bir bucak merkeziydi. Bucak Müdürü, gene bir Kuva-yı Milliyeci olan Hulüsi (Akdağ) Beydi. Bir elinde silâh, diğer elinde Nahiye’nin mührüyle tam bir Kuva-yı Milliye devri idarecisi. Çizmeli, kalpaklı, kamalı, bıçaklı bir çeteci idareci…

Toplantı veya kongreye; Kayseri’den, Niğde’den, Bor’dan ve Ulukışla’dan çağrılan delegelerden başka, bütün güney cephelerinden temsilciler davet edilir. Konya-Ulukışla tren yoluyla, Pozantı’ya gelen Mustafa Kemal’i istasyonda, ovalardan göçen, dağlardan inen halk yığınlarıyla millî savaşçılar karşılarlar. Tekbirler, dualar, tehliller Toros boğazlarını inletir.

5 Ağustos 1920 tarihinde Pozantı’da Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığında I. Pozantı Kongresi yapıldı. Pozantı Kongresi, Mustafa Kemal’in Meclis Başkanı sıfatıyla katıldığı ilk ve tek kongredir. TBMM’nin var olduğu bir dönemde gerçekleştirilen bu kongrede,  Pozantı, Adana’nın vilayet merkezi ilan edildi, aynı zamanda vali ve mülki amirleri de seçimle işbaşına getirildi. Böylelikle, ulusa ve dünyaya bölge halkının mukadderatına doğrudan sahip çıktığı duyuruluyordu. Karaisalı’da bulunan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkezinin Pozantı’ya alınması Karaisalıları kızdırmışsa da bu kararın neticesi hayırlı oluştur. Bundan sonra seçimle yönetime gelen idareciler, Ankara Hükümeti tarafından onaylanmıştır. Bölgedeki ilk “direniş yuvaları” oluşturulmuştur.

Pozantı Karargahı ve Direniş Yuvaları

Güneydeki Adana cephesinde bulunan arkadaşların, Kuvayı Milliyecilerin  Karargahı ve Direniş Yuvası olan Pozantı’dır. Biz de oraya gittik. Yalnız orada bulunan çeşitli Müdafaa-i Hukuk Heyetleri ki onları da Pozantı’ya davet ettik ve orada milli görevle ilgilenen kişileri davet ettik. İleri gelenlerle, askeri ve siyasi durum hakkında görüşmeler yaptık…”

I. Oturumda ise daha çok Pozantı’nın “vilayet merkezi olması” konusu tartışılmıştır. Bu oturumda delegeler Atatürk’e, Pozantı’nın “müstakil bir liva haline getirilmesi” önerisinde bulunmuşlardır. Bu öneriye Atatürk şu teklifle karşılık vermiştir:

“Güzel Adana şimdi işgal altındadır. Biz burada yeniden bir vilayet teşkilatı kuralım. Bu suretle Adana’yı burada milli bir hareket merkezi ve vilayet teşkilatı olarak vücuda getirmiş oluruz. Böylece bütün kaza ve nahiyeleri de buradan, bir elden idare etmek imkan dahiline girer. Bu düşman için daha büyük endişeler hasıl olur.”

Atatürk böylece bölgeye, bölgeyi bilmeyen birinin vali olarak atanmasını da önlemek istemiştir. Atatürk’ün isteğiyle 12 kişilik bir heyet oluşturulmuş ve İsmail Safa Bey vali seçilmiştir. Hemen göreve başlayan İsmail Safa Bey Pozantı mülki erkânını belirleyip listeyi kongre başkanı Atatürk’e sunmuştur. Atatürk’ün okuduğu 12 kişilik liste kabul edilmiş ve Adana vilayet teşkilatı Pozantı’da kurulmuştur. Böylece Pozantı Adana’nın merkezi olmuş ve Güneydeki milli direniş hareketi buradan organize edilmiştir.

İşte Atatürk’ün Güney Anadolu’nun kurtarılmasında “doğrudan” etkili olduğunun en açık kanıtlarından biri I. Pozantı Kongresi’dir.

8 Ekim 1920’de de II. Pozantı Kongresi toplanmıştır. Atatürk’ün katılımı ve başkanlığıyla gerçekleşen I. Pozantı Kongresi, Fransızları ve Ermenileri moralman çökertmiştir. Atatürk’ün, Fransızların bulundukları cephelerin en uç noktasına kadar sokulması ve buradaki milli kuvvetleri denetlemesi, emirler vermesi ve üstelik burada bir de kongre düzenlemesi Fransızları Süleyman Hatipoğlu’nun deyimiyle “çileden çıkarmıştır.”

Atatürk, Pozantı dönüşü TBMM’de yapılan Gizli Oturumda şunları söylemiştir:

“Şimdilik Pozantı’yı Adana’ya merkez olmak üzere kurmaya lüzum gördüm. Mersin livası oluştu. (…) Karaisalı kazası diye halk kendi kendine idare etmeye başlamıştır. Mersin ve Tarsus kazalarını doğrudan doğruya merkezi vilayetle irtibatlandırdık ve oralarda vekaleten görev yapmakta olan kişileri vekil olmak üzere tayin ettik ve hükümet için gereken tedbirleri aldık ve onlarda derhal göreve başladılar.”

Mustafa Kemal Pozantı Nutku:

“Bütün Millet Meclisi namına cepheleri ziyaret ederek, Meclis’in muhabbetli teşekkürlerini muhterem mücahitlerimize tebliğe memur olan heyetimiz; mücahit orduların öncüsü, bütün İslâm aleminin iftihar vesilesi ve gözünün nuru olan Adana vilâyeti halkı ile temasa gelmiş olmaktan pek büyük haz duymaktadır.”

“Adana’nın muhterem Müslümanları! Peygamber’in esaret tanıma yan bir dindar ümmetinin cihad ordularına öncü olmak şerefiyle bahtiyar olan siz aziz Adanalı dindaşlarımız! Adana İslâmları, bütün Anadolu için vatanseverlik timsali oldu.”

“Şeref ve istiklal davasında faydalanacağımız muvaffakıyet vasıtalarının kaynağı yalnız Anadolu değildir. Avrupa’nın bin türlü zulüm ve gadrine uğramak suretiyle her türlü esaret duygularının ıstıraplarını çekmiş olan Mısır’da, Hindistanda, Rusya’da, Afrika’da Müslüman kardeşlerimiz gözlerini, Allah’ın merhametine ve tecavüzlerini Peygamber’in kabrine kadar uzatmış olan düşmanlarımızın kahrına çevirmiş olarak bize maddi, manevi yardımlara karar vermiş bulunuyorlar. Fazla olarak Rusya’da insani ve ulvî gayeler etrafında toplanmış olan ve her millet hukukuna riayet etmeyi esas olarak kabul eden ve günden güne genişleyerek, zulüm ve tagallüp alemini yıkmakta olan muazzam kuvvet, bize azami muavenette bulunulmasını vaat etmişlerdir.”

Mustafa Kemal, Pozantı Nutku’na şöyle devam eder:

“Hakiki kuvvetini Allah’ın yardımından alan, istiklal ve şerefini korumak uğrundaki azami fedakârlık duygularını şanlı ve şerefli atalarımızdan miras edinen milletimizin yakın bir zamanda her türlü manasıyla, dinî ve millî tarihine şanlı sayfalar ilave edeceğine şüphe yoktur.”

Allah’ın yardımının yüksek tecellilerine mazhar olmamızı dua ve niyaz ederek cümlenize gerek Büyük Millet Meclisi, gerek bütün İslam alemi namına teşekkürlerimizi arz ederiz, muhterem gaziler…”

31 Ekim-10 Kasım 1918 tarihleri arasında Yıldırım Orduları Komutanı sıfatıyla Adana’daki faaliyetleriyle, Ali Fuat’ın deyimiyle, “bölgedeki ilk direniş yuvalarını” kuran Atatürk, 19 Mayıs’ta Anadolu’ya geçtikten sonra da Adana ve civarıyla ilgilenmeye devam etmiş, bölgedeki direniş hareketini bizzat takip edip yönlendirmiş, özellikle I. Pozantı Kongresi’ne katılarak Çukurova’nın kurtuluşu için yapılması gerekenleri bölgenin ileri gelenleriyle konuşmuş, bölgeye silah ve cephane yardımı yapmış ve dahası Pozantı’yı Güney’deki milli direnişin merkezi haline getirmiştir. 

“Güney’de Fransızlara karşı kazanılan zaferde Atatürk’ün etkisi yoktur” diyen Cumhuriyet Tarihi yalancılarına ithaf olunur!…

Atatürk’ün, ne 1918’de Adana’dan İstanbul’a gönderdiği “İngiliz karşıtı” telgraflarını (raporlarını), ne Adana’da yaptığı direniş toplantılarını, ne Kuvayı Milliye’nin oluşumundaki katkılarını, ne Pozantı Kongrelerine katıldığını ne de Güney direnişini örgütlediğini bu Cumhuriyet tarihi yalancılarının kitaplarında göremezsiniz!…

Mustafa Kemal’in Erzurum ve Sivas Kongrelerini hepimiz biliriz. Fakat Pozantı Kongresi ve Nutku bilinmez. Pozantı Kongresini bilmemek, Erzurum ve Sivas Kongrelerini dilsiz, zayıf bırakmaktır. Görülüyor ki, Pozantı Kongresini tarihe tescil edemeyenlerin omuzlarına çöken Milli vebal, affedilmeyecek derecede ağırdır. Pozantı Kongresi Mustafa Kemal’in Meclis Başkanı olarak katıldığı ilk ve tek kongredir.

Erzurum ve Sivas Kongreleri birer fikirdi. Pozantı Kongresi ise Milli Mücadelenin cihadıdır, cidalidir, savaşıdır. Fakat Mili Mücadeleye zafer gücünü veren, zafer tacını giydiren Pozantı Kongresi hep meçhul bırakıldı, unutuldu. Bu gafletten Mustafa Kemal’in de üzgün olduğunu bildiğimiz gibi, bunu bilmemek her Türk çocuğu için talihsizlik olduğu kuşkusuzdur.

Şunu unutmamak lazımdır ki; Mustafa Kemal’in başkanlığında toplanan birinci kongre Erzurum, ikinci kongre Sivas, üçüncü kongre de Pozantı kongresidir. 

Milli Mücadele tarihine ışık tutalım. Pozantı Kongresini arşivlerin tozlu raflarında çıkarıp, gaflet örtüsünü yırtalım. Yoksa milli tarihimize karşı olan vazifemizi ihmal etmiş oluruz. Diğer taraftan Fransızları Ankara Antlaşmasına getiren, düşmanı Adana topraklarından uzaklaştıran Mustafa Kemal’in Pozantı Kongresinin önemi mutlaka bilinmelidir. Ankara Antlaşmasından 1,5 ay sonra 5 Aralık 1921’de Mustafa Kemal’in yayımladığı Beyannamenin idrakinde olmalıyız.

Kilikya’nın, Güney’in Kurtuluş ilk Fişeki Pozantı’da atıldı

Güney Anadolu’nun kurtarılmasında büyük rol oynayan I. Pozantı Kongresi ve  Atatürk’ün bizzat katıldığı bu kongre sonunda; Pozantı’yı Güney’deki milli direnişin merkezi haline getirmiştir.

Milli Mücadele döneminde; yurdun bir çok yerinde halkı bilgilendirmek ve  harekete geçirmek için, bir dizi kongreler düzenlenmiştir. Erzurum, Sivas, Balıkesir ve Alaşehir Kongreleri dışında, Anadolu’da düzenlenen birçok kongreden pek bahsedilmese de hepsinin Milli Mücadele dönemde, ayrı bir yeri vardır. Özellikle 5 Ağustos 1920’de yapılan 1. Pozantı Kongresi Güney Anadolu’nun kurtarılmasında büyük rol oynamaktadır. Atatürk, 5 Ağustos 1920’de Fevzi Paşa’yla birlikte Adana Pozantı’ya gelmiş ve Güney Anadolu için önemli adımlara imza atmıştır. Atatürk, Pozantı’ya gelişiniİ; “Güneydeki Adana cephesinde bulunan arkadaşların karargahı Pozantı’dır. Biz de oraya gittik. Yalnız orada bulunan çeşitli Müdafaa-i Hukuk Heyetleri, ki onları da Pozantı’ya davet ettik ve orada milli görevle ilgilenen kişileri davet ettik. İleri gelenlerle, askeri ve siyasi durum hakkında görüşmeler yaptık… ” şeklinde ifade etmiştir.

İmkanlar doğrultusunda silah ve cephane esirgenmeyecek

 5 Ağustos 1920’de Atatürk’ün de katılımıyla I. Pozantı Kongresi düzenlenmiş ve  Atatürk kongrenin başkanlığını yapmıştır. Kongrenin I. Oturumunda Çukurova’nın düşmandan kurtarılması üzerinde durulmuş ve Çukurova Cephesi için gereken malzeme Atatürk’ten istenmiştir. Atatürk, imkânlar ölçüsünde silah ve cephanenin esirgenmeyeceğini belirtmiştir. Bu sırada Adana Cephesi için “top” gerektiği dile getirilince Fevzi Paşa ile görüşen Atatürk, en kısa zamanda Adana Cephesi’ne “uzun namlulu top” verileceğini müjdelemiştir. Atatürk, I. Pozantı Kongresi’nde verdiği sözleri tutarak, kongreden hemen sonra Adana Cephesi’nin silah işini halletmek için, Hulusi (Akdağ) Bey’i Malatya’dan Adana’ya, 500 adet silah getirmek için görevlendirmiştir. Böylelikle Pozantı, Güney Anadolu’daki direnişin merkezi haline gelmiştir.

1. Pozantı Kongresi’nin önemi nedir?

1. Karaisalı’da bulunan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkezi Pozantı’ya taşınarak, yapılan seçimde Ahmet Remzi (Yüreğir) başkan seçilmiştir.

2. 41. Tümen Pozantı’ya yerleştirilmiştir.

3. Milli kuvvetlerin ihtiyacı olan silah ve cephaneyi sağlamak için, Kelebek’te bir depo yapılmıştır.

4. 41. Tümen Komutanı Sinan Tekelioğlu, askere alımlarla milli kuvvetleri güçlendirmiştir.

5. Çukurova’daki Kuvayı Milliyeciler Pozantı’dan kontrol edilmiştir.

6. Kelebek’te bir dispanser yapılmıştır.

7. Pozantı’dan cephelere telefon bağlantısı kurularak, bölgedeki milli hareket güçlendirilmiştir.

8. Cephe gerisini kontrol etmek için, Pozantı İstiklal Mahkemesi kurulmuştur.

9. Pozantı’da bir haber alma (istihbarat) teşkilatı kurularak, başına Ahmet Remzi Bey getirilmiştir.

10. Bir süre sonra Atatürk Pozantı’ya arkadaşı Mehmet Nuri Bey’i Adana Valisi ve 41. Tümen Komutanı olarak göndermiş, böylece Çukurova’daki sivil ve askeri teşkilatı tek çatı altında birleştirip, bölgedeki milli hareketi TBMM’nin kontrolü altına alarak organize etmiştir.

Gazi Paşa, Pozantı Seçimlerine Katıldı

Kuvvayı Milliye Müfrezelerinin Pozantı – Karboğazı Baskını’nda, Fransızları etkisiz hale getirmesi ve Anadolu’nun Güzey Cephesi’nden düşmanların temizlenmesi ardından, Gazi Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki heyet; Pozantı’ya geldi (5 Ağustos 1920). Gazi Paşa; Pozantı’da yapılan ilk demokratik yerel seçimlere katıldı ve ardından da; 1. Pozantı Kongresi açılışını yaptı. Gazi Paşa; Pozantı’dan, tüm dünyaya ve İslam alemine hitaben yaptığı tarihi konuşması, tüm Anadolu coğrafyasında ve dünyada büyük yankı uyandırdı…

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açıldığı ve Ulus Devlet olduğumuz, 23 Nisan 1920 sonrası, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, beraberinde Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve diğer kurmayları ile birlikte, 5 Ağustos 1920’de Konya’dan, Ulukışla üzeri trenle Pozantı’ya geldi. Pozantı İstasyonun da, yoğun bir kalabalık tarafından, coşku ile karşılanan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, burada yaptığı konuşmada, henüz daha düzenli ordular kurulmamışken çete savaşları ile, Pozantı’yı işgal eden Fransızları ve onların işbirlikçisi Ermenileri ilçe den kovmuşlar, bununla da yetinmemişler, Karboğazı’nda, Fransız taburunu esir alarak, büyük bir destan yazmışlardır. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın, en büyük moral gücü olan Pozantı’nın Kurtuluşunu Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı coşkulu bir konuşma ile, takdir duygularını dile getirmiştir. Bununla da yetinmeyen Atatürk, 5 Ağustos 1920’de bizzat Pozantı’ya gelerek ilçe halkını, gösterdikleri bu kahramanlıklarından dolayı da, Gar Binası önünde yaptığı bir konuşma yapmıştır.

SEÇİMLER

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Pozantı’da geçirdiği bir gün içerisinde, çok önemli gelişmelere de, imza atmıştır. Adana’nın, o tarihlerde düşman işgalinde bulunmasında dolayı, Vilayet Merkezini Pozantı olarak ilan etmiştir. Cumhuriyet öncesi, ilk seçim denemesini de, yine Pozantı da yapan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Merkez Camii yayındaki Ulu Çınarın altına sandık koydurarak, Vali, Belediye Başkanı, Meclis Üyeleri ve diğer bazı görevlilerin seçimini yaptırmıştır.

Aldığı sonuçlardan, son derece mutlu olduğunu belirten Atatürk, beraberindeki Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak’a dönerek, “Bu Milletin Demokrasiye ve Cumhuriyete Sahip Çıkacağına, Artık Eminim” diyerek, Pozantı halkına olan takdirlerini belirmişti. Atatürk, sonrasında yaptığı konuşmada; Pozantı’nın, Milli bir özelliğinin bulunduğunu, 25 Mayıs 1920’de verdiği, başarılı Kurtuluş Mücadelesi ile Ulusal harekatımızın meşalesini de, yaktığını bizzat ifade etmiştir.

“Türk milletinin şanlı ve şeref dolu tarih sayfalarında, bu güzide Pozantı’mız, gönülleri vatan-memleket sevdasıyla dolu Pozantılı hemşehrilerimiz, ebediyen silinmeyecek onurlu bir yer edinmiştir. Türk milletinin ateşten gömlekler giydiği, Kurtuluş Savaşı döneminde, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde hem demokrasi yolunda hem de vatanımızın nihayi kurtuluşunda Pozantı’mızda önemli ve büyük bir kongre yapılmıştır.”

5 Ağustos 1920 tarihinde gerçekleştirilen Pozantı Kongresi, Adana’nın ve memleketin düşman işgalinden kurtuluşunda lokomotif görevi üstlenmiştir. Güney cephesinde, kendilerini büyük bir azim ve kararlılıkla vatanın kurtuluşuna adayan kahraman Kuvay-i Milliyeciler ve nihayetinde, güçlü Türk ordusu tek elden idare edilmiştir. Bütün Çukurova ve çevresi burada alınan önemli ve etkili kararlar neticesinde refaha ve huzura kavuşmuştur.

Kurtuluş Savaşı sırasında yapılan bu kongreler, milletimizin makus talihini yenmesinde, kendisine vurulmaya çalışılan zincirleri kırmasında büyük önem arz etmektedir. Dört bir yandan Türk milletinin bütün değerlerine saldıran düşmanlar, Pozantı’da, milletimizin sessizliği altındaki kahramanlığı ve fedakarlığı görmüştür. Şanlı atalarımız, Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Pozantı Kongresi’nde alınan demokratik kararlarla tarihin seyrini değiştirmiştir. Doğasıyla bir değer olan , köklü bir yerleşime sahip Pozantı’mız, tarihi rolüyle de ayrı bir değerdir.

Atatürk’ün Pozantı’ya gelişini anma etkinliklerine katılan, Pozantılı Kuvayı Milliyeci bir YÖRÜK Gazi şöyle dedi; “Şeref ve istiklal davasında büyük başarıların sağlanmasında, Türk milletinin yükselişinde Pozantı ve Pozantılı ecdadımız bereket kaynağı olmuştur. Yüksek ve insani gayeler etrafında toplanarak tarihimizde ve yeni nesillerin zihinlerinde unutulmaz bir yer edinmişlerdir. Pozantı Kongresi, her zaman bütün yönleriyle anlatılmalı, gerçek ve büyük değeri üzerinde durulmalıdır. Nitekim Pozantı’mız, tüm Anadolu’ya vatanseverlik örneği olabilmiş, yurdumuzun kurtuluşunda şerefli, övünç dolu bir merkez olmuştur.

Gerçek ve büyük kuvvetini Allah’ın yardımından alan, kutlu tarihi boyunca şerefini ve istiklalini koruma uğrundaki bütün fedakarlık duygularını yine şanlı ve şerefli ecdadından alan milletimizin, siz Pozantılı Hemşerilerimizin, her zaman milli tarihimize yeni şanlı ve şerefli sayfalar ekleyeceğinize şüphemiz yoktur. Biz, hala o günkü ruhla; vatanı korumakta kararlıyız… Bu böyle biline.” 

Pozantı Kongresi ve önemi, yeni nesillere büyük ve önemli bir miras olarak kalacak, bütün Adana ve Pozantı için sevinç ve övünç kaynağı olmaya devam edecektir.

1. POZANTI KONGRESİ

5 Ağustos 1920’de yapılan 1. Pozantı Kongresi’ne katılan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de katılımı ile yapıldı. Kurtuluş Savaşı yıllarında, sadece Anadolu’daki ulusal çaplı, Sivas ve Erzurum Kongrelerine değil, daha yerel çaplı 1. Pozantı Kongresi’ne bizzat katılan Gazi Mustafa Kemal Paşa; Pozantı’yı, Toros Dağı yamaçlarını, bereketli Çukurova topraklarını ve tüm Kilikya’yı; Güney’deki ve Anadolu’daki tüm milli direnişin merkezi haline getirmiştir.

Atatürk’ün Silah arkadaşı Ali Fuat Paşa Cebesoy ile yaptığı “Adana Mülakatı” sonrasında, ilk direniş yuvalarının Adana’da kurulduğunu anımsatan Eker, “Atatürk Adana merkezli Güney direnişiyle hep doğrudan ilgilenmiştir. Kasım 1918’de Adana’da ki ilk direniş faaliyetlerinin ardından Ağustos 1920’de Atatürk yine Adana merkezli direnişin içindedir. Atatürk, 5 Ağustos 1920’de Fevzi Paşa’yla birlikte Adana Pozantı’ya gelmiştir. 5. Ağustos 1920’de Atatürk’ün de katılımıyla I. Pozantı Kongresi düzenlenmiştir. Atatürk bu kongrenin de başkanlığını yapmıştır…”

ATATÜRK 1920’DEKİ KONGREDE, DELEGELERİ SEÇİMLE İŞBAŞINA GETİRDİ

1.Pozantı Kongresi’nin ilk oturumunda genel bilgi alan ve delegelerin Pozantı’nın “müstakil bir liva” (Vilayet) haline getirilmesi önerisini dikkate alan Atatürk’ün talebi kabul ettiğini belirten Eker şöyle konuştu;

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk, delegelerin Pozantı’nın geçici vilayet olmasını kabul etti. Ancak, Atatürk Vali’yi kendi atamak yerine,  ‘Aranızdan bir heyet seçilsin. Bu heyet vilayetin mülki amirlerini bir liste halinde tespit etsin. Bu listeyi genel heyetin oylarına sunalım. Liste genel heyetinizce onaylanırsa vilayetin mülki amirleri de seçilmiş ve derhal göreve başlamış olacaktır’ demiştir. Bu Atatürk’ün Demokrasiye, halkın sesine ne kadar duyarlı olduğunu gösteriyor. Atatürk’ün 1920’deki Demokrasi anlayışını arıyoruz. Bu seçimin ardından da 12 kişilik seçilmiş bir heyet oluşturulmuş ve İsmail Safa Bey Vali seçilmiştir. Bu kararla, Adana vilayet teşkilatı Pozantı’da kurulmuştur. Böylece Pozantı Adana’nın merkezi olmuş ve Güneydeki milli hareket buradan organize edilmiştir.”

ATATÜRK YEREL KONGRELERE DE BÜYÜK ÖNEM VERMİŞTİ

1.Pozantı Kongresi’nin bir başka önem arzeden konusunun da Mustafa Kemal Atatürk’ün, yerel kongrelere önem vermesi ve katılması olduğu ifade edildi.  Sivas ve Erzurum kongreleri kadar, 1.Pozantı Kongresi de önemliydi. Atatürk, 5 Ağustos 1920 tarihli I. Pozantı Kongresi’ne katılarak Çukurova’nın kurtuluşu için, gerekenleri bölgenin ileri gelenleriyle ve halkla konuşmuş, bölgenin idari taksimini yapmış, birliklere silah ve cephane göndermiş ve zafere giden yolu aydınlatmıştır. Bu anlamda, Kuvayı Milliye Pozantı Cephesi, Kemal Atatürk’ün ışığında, pek çok zafere ve kalkınma hamlesine imza atmıştır. Cumhuriyet Devrimlerinin yaşatılmasında, büyük özveride bulunmuşlardır. Çünkü onlar, köyünde ve yaylakındaki otağında hep duman tütmesi için, direnen Türkmen Yörük oymaklarının vatansever halkıdır… (5 Ağustos Gazetesi, 8 Ağustos 2017, Pozantı)

Mustafa Kemal Paşa’nın Pozantı Konuşması

Kilikya Çukurova), Ulukışla ve Pozantı Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Müfrezelerinin ve Bolkar Cephesi Kuvvayı Milliye Milislerinin; Fransız işgal güçlerine karşı başlattıkları, vatansever savunmalar sonrası; Karboğazı Baskını ile Fransız birliğini, komutanları ile birlikte esir almışlardı. Bu bağlamda, 4’ü kadın 44 Kuvayı Milliyeci vatansever Türkmen Yörük Milisin sağladığı Pozantı Zaferi, Mustafa Kemal Paşa’ya ve tüm Anadolu halkına moral ve umut oldu… Kemal Paşa, bu zaferin ardından Pozantıya geldi. Kemal Paşa; TBMM Başkanı sıfatıyla, 5 Ağustos 1920’de, Pozantı ve Çukurova Halkına ve tüm insanlığa seslendi:

Pozantı ve Adana’nın Sayın Müslümanları!..

“Siz Fransızlar tarafından insanlık haklarına ve adalet icaplarına tamamıyla aykırı olduğundan, mütareke namenin yırtılması üzerine, gözlerinizi bir taraftan İstanbul Hükümetinin faaliyet sahasına, diğer taraftan da, belki harekete gelir diye, Garb’ın insanlık ve adalet duygularına çevirerek, bir müddet sakin ve hareketsiz kalmıştınız. Bu halden cüret alan düşman bu sükun ve tevekkülün altında saklanmış olan kahramanlık ve ve fedakarlık cevherini anlamayarak, cüret sınırını genişletip, kıymetli memleketimizi işgal etmiştir. Peygamberin esaret tanımayan dindar ümmetinin cihat ordularına öncü olma şerefiyle iftihar edensiz aziz Adanalı dindaşlarımız, kalplerinizde sönmez bir azim ve iman taşıyarak gözlerinizi eski amaçlarından çevirip, bir taraftan Peygamberimizin türbesi ile şehit mezarlarının; diğer taraftan da milletimizin iftihar edeceği harikalarla dolu tarihimizin işaret ve irşadına uydunuz. O andan itibaren Adana Müslümanları, bütün Anadolu için vatanseverlik örneği oldular. Düşmanların tecavüzlerine karşı, gerek maddeden, gerekse manen yıkılmaz, demir bir set olmak şerefini hakkıyla kazandılar.” 

“Düşmanların bizi tamamen yok etmek için besledikleri niyet ve haç’ ın düşmanlığı karşısında mübarek hilalin gerçek durumu, artık bütün vatandaşlarımız tarafından tamamıyla anlaşılmıştır.”

“Şeref ve istiklal davasında faydalanacağınız başarı araçlarının, bereketli kaynağı sadece Anadolu değildir. Avrupa’nın bin bir türlü zulmüne ve haksızlıklarına uğrayarak, esaret duygularını, çeşitli acılarını çekmiş olan Mısır’daki, Hindistan’daki, Rusya’daki, Afrika’daki Müslüman kardeşlerimiz, gözlerini Allah’ın rahmet ve merhamet eşiğine, ezici ve zalim kudretinin bütün şiddetiyle, İslamiyet nurunu söndürmek için, her türlü alçaklığı yapan ve tecavüzlerini, taarruzlarını Peygamberimizin kabrine kadar uzatmaya cüret eden düşmanlara çevirmiş ve bize bütün varlıklarıyla, maddi ve manevi yardıma karar vermiş bulunuyorlar.“

“Fazla olarak, Sovyet Rusya’da insani ve yüksek gayeler etrafında toplanmış olan ve her milletin hakkına riayet etmeyi esas olarak kabul eden, günden güne yayılarak zulüm ve tahakküm alemini yıkmakta olan, muazzam kuvvetler de bize azami yardımda bulunmayı vaat etmişlerdir…” (Atatürk-Lenin mektuplaşması ardından, Sovyetler Birliği’nden İnebolu Limanına gönderilen silah, mermi, altın ruble ve çok sayıda askeri teçhizat yardımı; Kilikya cephesi de dahil, Anadolu’da Emperyalist işgale direnen Kuvvayı Milliyecilere gönderilmiştir.) DÖ. 

Kemal Paşa: “Gerçek kuvvetini Allah’ın yardımından alan, şerefini, istiklalini koruma uğrundaki bütün fedakârlık duygularını şan ve şeref dolu ecdadımızdan miras alan milletimizin, yakın zamanda, her türlü manası ile dini ve milli tarihine şanlı ve yeni sahifeler ekleyeceğine şüphe yoktur. Bu övünç sahifelerinde Adana ve havalisi Müslümanlarının en parlak yeri alacağı hususundaki genel ve kesin inanca tercüman olmakla duyduğum sevinç pek büyüktür. Tanrının milletimize lütfedeceği başarının yüksek tecellilerine mazhar olmasını Allah’tan diler, hepinize gerek Büyük Millet Meclisi, gerekse bütün İslam Alemi namına teşekkürlerimizi sunarız, Sayın Gaziler…” dedi.

KAYNAK: Bolkar Çığlığı, Dursun Özden, Pozantı Belediyesi Yayını, Ağustos 2020

www.dursunozden.com.tr

Yoruma kapalı.

shared on wplocker.com