Toros Dağı Gerdanı Karagöl (İç gezi)

Sessiz Toros Kurbağası Çığlığı

Toros-Bolkar Dağları, Akdeniz ile İç Anadolu arasında aşılması güç bir engel ya da doğal güvenlik kuşağı gibi uzanan bir dağ silsilesi olmakta birlikte; Orta Torosların sevdalı bir gözdesidir. “Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Anadolu”nun  dağlarına kazılı, zamanımızdan 5 bin yıl eskilere uzanan, dünyada ilk  “Maden Arama Ruhsatı” ve altın işletmeciliğinin de merkezidir Bolkar Dağları. Bu gün hala Maden Köyü üzerinde bulunan Medetsiz Tepe ve çevresinde altın ve değişik madenler çıkarılmaktadır…

Kimi zaman yaya ve motosiklet gezisi, kimi zaman yamaç paraşütü, kimi zaman kar sörfü, kimi zaman da yürüyüş yapmak isteyenler için elverişlidir Bolkar Dağları ve yaylaları…

Atatürk’ün kendi el yazması olan bir belgede vurduladığı üzere; “Türkler, Anadolu topraklarında 7 bin yıldır var olan pek çok medeniyetin sahibi ve bu bereketli toprakların asli unsurudur…” Zamanımızdan 13 bin yıl eskilere uzanan Göbeklitepe gerçeği, bu savı fazlasıyla doğrulamaktadır. Antik çağdan günümüze; sözlü edebiyat ürünü olan pek çok efsane, mitoloji, destan, ağıt, mani, koçaklama, kına gecesi türküleri, sevda öyküleri ve şiirlere esin kaynağı olan bu zengin kültür coğrafyası, ortak mirasımız olarak yaşıyor…

Aslında Karacaoğlan’ın Bulgar Dağları diye şiirinde seslendiği bu dağlara, daha sonraları Bolkar ismi verilmiş. Aslı Bulgar Dağları’mıydı? Bilmiyoruz ama anlamına bakarsak doğrusu, Bolkar (karı bol ve engelsiz olan dağlar) demek doğru olur.

Çukurova’dan; yani sarı sıcağın yakıcı ve nemli havasından kaçıp, bu yayla mekanlara gelen Yörüklerin otağlarını; Aksaray, Karaman, Konya, Kayseri ve Niğde yolundan Çukurova’ya geçenler bilirler. Ulukışla, Çiftehan, Pozantı ve Gülek Boğazı’nı aşarken; Adana yolunun kenarında nefis bir dağ silsilesi uzanır. Özellikle trenle yol alanlar, 38 Toros Dağı tünellerinin gizemine tanıklık ederler… Bolkar Dağları bu silsiledir.

Toros ve Bolkar Dağı silsilesinin, Aladağlar sonrası en yüksek noktası: 3583 m olan Medetsiz Tepesi buradadır.

Bolkar Dağı’nın kuzeyi Konya, Karaman ve Niğde, güneyi Adana ve Mersin ili sınırları içinde, yerli halk arasında hava ve su akımı ve kaynağı olarak bilinmektedir. Göksu, Seyhan ve Ceyhan Nehirlerinin kaynağıdır bu dağlar. Özellikle Seyhan Irmağını besleyen Çakıt Deresi kaynağı Beyağıl Köyü’nden başlar. Bolkar Dağları’nın iki tane önemli incisi var: Birisi Karagöl, diğeri Çinili Göl… Bu göller Bolkar Dağları üzerinde bulunan ve tektonik karstik ve glasio karstik göllerdir.

Niğde ili, Ulukışla ilçesine bağlı Maden, Porsuk (Alan Bahçe) ve Darboğaz Köyü’nden dağ yoluna koyulup, Orta Toroslar’ın doyumsuz manzaraları eşliğinde, çam oluklu Karamuklu Pınardan su içip, yükseklere tırmanmaya başlıyoruz…

Yol boyu; kiraz ve elma bahçelerini geçtikten sonra Toros sediri, karaçam, köknar, meşe ve ardıç ağırlıklı ormanlarla kaplı yollardan ilerliyoruz. Uygun yerlerde fotoğraf çekmek için mola veriyoruz. Meydan Yaylası’na kadar araçla tırmanmak mümkün ve köyden sonra yaklaşık 30 dakika sürüyor. Aslında Karagöl’e kadar araçla çıkılıyor ama çevre kirliliği nedeniyle ben buna karşıyım. Karagöl çevresine araç girişi iptal edilmelidir…

Sonrasında Meydan Yaylası’na ulaşıyoruz. Burası doğayla iç içe ve birkaç gün geçirmek isteyenler için ideal. Burada kamp kurulup, kaynak sularının ve endemik bitkilerin içinde ve yabanıl yılkı atların yanında mola vermenin tam zamanı. Yörük kasabın hazırlayıp sunduğu taze et eşliğinde ayran, dağ çayı, verem çayı, kekik, kuzu kulağı ve kenger gibi çeşitli doğal bitkilerle beslenen keçi ve koyun etinden yapılan yiyeceklerle piknik yapmanın huzurunu yaşayın… Yanınıza bedeninizi ısıtacak içki almayı unutmayınız. Unutmadan burada kampçıların gitar, bağlama, kaval eşliğinde, yılkı atları ve keçi koyun sürülerinin de müzik ziyafeti katılımıyla, tam bir yayla şenliğine dönüşür. Akkaya’nın hemen altında kırk göze kaynar su başında, Beyağıl Köyü’nden göçen yaylacıların kurduğu Gıcırgan denen dengeli oyunluk bineklerin gıcırtısı, kaval ve çıngırak sesleri, yüksek dağların yamaçlarında yankılanıyor… 

Ayrıca Meydan Yaylası, Nisan ve Mayıs ayında beyaz kar örtünün altından fışkıran kardelen, çiğdem ve mavi nevruzların yanı sıra; Haziran ayında sarı leblebi çiçekleri ağırlıklı, mor yayla çiçekleri mis kokulu ve az da olsa sarı çilli ters lale bulunmaktadır. Bu endemik bitki örtülü eşsiz tabloyu görmek için mutlaka gidilmeli.

Meydan Yaylası’ndan Karagöl’e ulaşmak için, yaklaşık 45 dakikalık tırmanma yürüyüş yolu vardır. Aslında yürüyüş yolunun bir bölümü, alternatif turizm tutkunları ve maceracı gezginler tarafından, tırmanış alanı olarak da karşımıza çıkıyor.

Bu mesafeyi kat etmek oldukça yorucu ama sonrasında endemik sessiz Toros Kurbağalarının yaşam alanı olan Karagöl’e kavuşmak, bütün yorgunluğumuzu unutturuyor.

Burada yamaç paraşütü yapan ve Karagöl’ün kıyısında kamp kuran başka illerden gelen doğa tutkunları ile karşılaştık. Burada doğa ilginç bir görüntü çizmektedir. Göl kenarında birbirinden güzel çiçekler; Toros çiçeği adıyla literatüre geçen onlarca çiçeğin bir çoğu endemik türdendir. Kızıl tilki, kurt, vaşak, kınalı keklik, ak tavşan, şahin, kartal, sincap, dağ keçisi, yılkı atları ve al benekli ceylanları da görmeniz mümkün…  

Çevrenizi saran sarı ve mor rengin hakim olduğu bir manzara varken, hemen yamaçlarında kar yığını ve erimekte olan buzullar göze çarpar. Bu zıtlık altı ay beyaz kar örtüsü ile kaplı Bolkar Dağı yamaçlarında ve Karagöl çevresinde; Mayıs-Haziran ayında görülebilecek ender manzaralarından birini oluşturmaktadır. Bu doğa harikası görsel doku, profesyonel fotoğrafçıları da tahrik ediyor…

Kar ve buzullar bir tarafta, yakıcı güneş ve türlü çiçeklerin açtığı bir göl manzarası öbür taraftadır. Bu bölgenin akustik özelliği de var. Burada kamp kurup geceleyeceklere bir uyarım var: Rakım yüksekliği ve iklim koşulları gereği, gece-gündüz arasındaki büyük ısı farkı nedeniyle, yaz aylarında bile olsanız; üşüyeceğinizi ve tedbirli olmanızı salık veriririm. Geceleri çevreyi kirletmeden ateş yakmayı ve kalın giyinmeyi unutmayınız. Meydan Yaylası ve Karagöl çevresinde ağaç ve odun olmadığı için, tedbirli olunuz…

Orta Torosların temelini oluşturan Bolkar Dağı’nın 2600 metre yüksekliğindeki sırdaş  çukurda, ‘’Saklı Cennet’’ olarak duran Karagöl, yaklaşık 60 Hektar alan büyüklüğünde olup, en derin yeri 12 metre civarındadır. Karagöl’den Şekerpınarı’na bağlanan yeraltı su kanalı olduğu da iddia ediliyor. Karagöl’ün çevresinde yüzlerce kaynak su gözeleri ve pınarlar bulunmaktadır. Karpuz çatlatan soğuklukta ve şifalı içim özelliğinde, temiz ve doğal kaynak suları bulunmaktadır… Darboğaz Köyü’nde yapılan Kiraz Festivali sonrası, Karagöl çevresinde bulunan ve buz gibi fokurdayan gözelerin içine koyulan kara kirazın tadı damağımızda kaldı…

Karagöl’ün en büyük özelliği ise, Dünyada sadece bu gölgede yaşayan sessiz Toros Kurbağalarını (Rana Macrocnemis Holtzi) barındırmasıdır. Ranidae familyasından olan ve ortalama boyu 6-7 cm arasında değişen, Türkiye’de yalnızca burada  yaşayan endemik bir kurbağa türüdür. Meydan Yaylası’nda ve Çinili Göl’de de az da olsa bulunmaktalar fakat, Rana Holtzi’nin evi Karagöl’dür.

Bu endemik kurbağalar, ilk defa 1800’lü yılların sonunda yöreyi gezen bir Alman biyolog tarafından keşfedilmiş. Öterken diğer kurbağalar gibi göğsünde hava kesesi oluşmuyor. Bu sessiz kurbağalar asla ötmemektedir. Üremesi çok ilginç 14-16 erkek kurbağanın bir dişiyi yumurtlatmak üzere kucakladığı tespit edilmiş. Böylece çok sayıda kurbağadan oluşan yumakta bırakılacak yumurtalarının erkekler tarafından döllenmesi sağlanmış olmaktadır.

Karagöl ve Çinili Havza sınırları ile karstik çanak ve tek nokta endemiklerimizden olan Rana Holtzi, Uluslararası Bern Sözleşmesi, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve Sulak Alanları Korunması Yönetmeliği kapsamında koruma altındadır. Ama ne yazık ki; göle atılan sazan balıkları, daha larva halindeyken kurbağaları yemektedir… Sessiz Toros Kurbağaları can çekişiyor…

Torosların Gerdanlığı Çinili ve Karagöl

Niğde’nin Ulukışla ilçesi sınırları içerisinde yer alan Çinili Göl, Bolkar Dağları’nda bulunan buzul göllerinden biri, hatta en önemlisi. 2650 metre yükseklikte bulunan Çinili Göl, ülkemizin görülmeye değer doğal güzelliklerinden biri olmasına karşın; daha çok alternatif turizm tutkunları ve doğa sevenler tarafından ziyaret ediliyor. Karagöl ve Çinili Göl; Anadolu’nun doğal güvenlik kuşağı Toros Dağları’nın boynunda parlayan, turkuaz ve lacivert gerdanlık gibi göz kamaştırıyor… Sevdalı sessiz kurbağaların çığlığı da bundandır…

Çinili Göl’ün altında, rakım olarak 50 metre aşağısında bulunan ve daha büyük olan Karagöl ise, Ulukışla’ya 19, Beyağıl Köyü’ne 15, Darboğaz Köyü’ne 8 km ve Maden Köyü’ne de 5 km mesafede yer alıyor. Karagöl’e karayolu ile rahatlıkla ulaşım sağlanabiliyor. 2600 metre rakımlı Karagöl’ün çevresinde, yaz aylarında bile sıcaklık geceleri 0-5 derece civarında oluyor. 

(Bu bölgede yaygınca anlatılan ve ozanlara esin kaynağı olan, bir efsaneye göre; yaylaya gelen konar-göçer aşiretlerden bir Yörük kızı, Karagöl çevresindeki pınarların birinden su içerken, elindeki gümüş tası göle düşürmüş. Belli zaman sonra Çukurova’ya göç sırasında, kervanın mola verdiği Şekerpınarı’ndan su içerken, Karagöl’de düşürdüğü tası görmüş. Yörük kızı çok şaşırmış ve mutlu olmuş… Ve al kınalı, kömür gözlü Yörük kızı oracıkta bir türkü tutturmuş: “Karagöl’de gönlüm kaldı, sulandı / Göçün ucu Akköprü’yü dolandı / Benim yarim Şekerpınarı’nda sulandı / Adana’ya bir kız geçti, gördün mü?”)

Olur da bir gün yolunuz Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Maden ve Darboğaz Köyü’ne düşerse eğer, Sessiz kurbağaların çığlığını duyacağınız Karagöl ve Çinili Gölü de mutlaka görün. Şimdiden keyifli bir tatil geçirmenizi dileriz…

Sessiz Toros Kurbağası (Rana Holtzi) can çekişiyor

Endemik Toros Kurbağası, Dünya’da Niğde ili, Ulukışla ilçesi sınırları içerisindeki Toros Dağları’nda Karagöl ve Çinili Göl’de yaşamaktadır. Karagöl yaklaşık 60 hektar büyüklükte ve en derin yeri 12 metre olan tektonik bir göldür. Bu göller, sessiz kurbağaların yaşam alanıdır…

Öte yandan: Karagöl çevresi ve Toros Kurbağası; sözde yasal koruma altında görüntüsü veriliyor. Göle atılan sazan balıkları bu endemik kurbağaları daha larva halindeyken, yiyip tüketmektedir. Ayrıca göl çevresine kamp kuran ve araçlarla gölün çevresindeki yeşil alanda bulunan kurbağaları çiğneyen insanlar da bu endemik Toros Kurbağasının yok olmasına neden oldukları gözlenmektedir. Karagöl ve çevresine olan araç yolları iptal edilmeli ve özellikle yaz aylarında, resmi bir görevli olmalıdır. Bir de, bölgeye yapılması planlanan otel, kayak tesisleri ve uyduruk turizm alanları sonucu, bir başka tehlike sinyalleri veren endemik flora ve fauna zenginliği de yok olacaktır. Bu konuda çevreci ve duyarlı halkın yanı sıra, Niğde ve Çukurova Üniversitesi’nin hazırladığı çevre ve doğa raporunda, bu konuya da vurgu yapılmaktadır. Ama düzelen hiç bir şey yok…

Sessizlik orucundaki bu kurbağalar; doğa kaşifleri, fotoğrafçıların ve turistlerin büyük ilgisini çekiyor. Toros Kurbağası olarak da anılan bu kurbağa cinsi; Rana (güzel, hoş, latif, parlak) kelime anlamına aslına tam uymuş. Rana Holtzi eğer ötebilseydi, kim bilir ne sevda türküleri söylerdi… Ya da söylüyorda, biz işitemiyoruz… Duymuyoruz… Anlamıyoruz…

Çinili Göle ulaşmak için, Karagöl’ün güney batı tarafında bir tepeden yine tırmanışa geçiyoruz. Bu parkurun en zor tarafı, bu kez alıştığımız tırmanışlar değil de kar yığınları oluyor. Kayma riski olduğu için zorlanıyoruz. Karagöl’den Çinili Göl’e giden patikadan yarım saat yürümeniz yeterli. Zirvelerin arasında kalan göl yüksekten bakıldığında, zümrüt yeşili gibi parlıyor. Çinili Göl’ün etrafı Karagöl kadar düzenli değil, yürümekte zorlanabilirsiniz.

Doğal kaynakların ve varlıkların korunması, kirliliğin ve tahribatın önlenmesi ve kalitesinin iyileştirilmesi için, gerekli her türlü fedakarlığı yapmalıyız. Karagöl ve Çinili Göl, havza sınırları içerisindeki alanı tahrip etmeyelim ve bu alanın bio çeşitliliğine zarar vermeyelim. Göl ve çevresine her türlü araçla inmek dolaşmak yasaklanmalıdır.

Ayrıca yabani bitki ve hayvan bireylerinin, tohumlarının, parçalarının, kan veya dokularının yetkili kurumlarının izni alınmadan yerli ve yabancılar tarafından doğadan toplanarak yurtdışına götürülmesi endemik bio kaçakçılık olarak adlandırılmaktadır. Bir zamanlar (1948-1968); İngiliz ve Amerikalı bio-gen uzmanları (CIA Ajanları), Birleşmiş Milletler Barış Gönüllüsü adı altında; Anadolu insanının beslenme, gen ve davranış biçimi haritasını çıkarmış, Toroslar başta olmak üzere; tüm Anadolu coğrafyasındaki bitki, tohum, tarım ürünleri, endemik flora ve fauna çeşitlerinden örmek toplamıştı. Zamanımızda ise, bu çalışmanın onarılmaz sonuçlarını görmekteyiz…  

Arazide yerli ve yabancıların, canlı örnek topladıklarını görenlerin hiç vakit kaybetmeden gerekli mercilere bildirmeleri bir vatandaşlık ve vatanseverlik görevidir. Kolay vazgeçmeyelim değerlerimizden ve değer verdiklerimizden… Karagöl ve Çinili Göl gibi eşsiz bir doğa mirası olarak, bizden sonraki zamanlara aktarılabilsin…

Bazı çevreci derneklerin başında olan güzel insanların duyarlı girişimleri ve katkılarından dolayı, onları da saygıyla anar ve teşekkürü borç biliriz.

Karagöl ve Çinili Göl, kesinlikle gezilmesi ve görülmesi gerekli yerler arasındadır. Ulaşım; Niğde / Ulukışla’ye bağlı Porsuk, Maden ve Darboğaz Köyü’nden sağlanmaktadır. Giderken hangi mevsim olursa olsun, geceleri üşümemek için üzerinize kalın bir şeyler alın, aynı zamanda bölgede elektrik olmadığı için yedeklerinizi, kameranızı ve fotoğraf makinanızı unutmayın…

Bolkarların omzundan gün batımını izlemek bir ayrıcalıktır bu görsel doku… Başı dumanlı, yanık sevdalı türküleri eksik olmayan Bolkar yaylalarına kış hariç, her mevsim gidebilirsiniz. Orada tinsel ve düşsel etkileyici bir atmosfer vardır.

Benim gibi Meydan Yaylası’ndan Karagöl’e çıkarken gözünüzü ve gönlünüzü orada unutabilirsiniz…

‘’Kalbim Bolkarlarda kaldı’’ diye bir şarkı tutturabilirsiniz, yeniden…

Bolkarlar keşfedilmeyi, doğa sever ve maceracı dostlarını bekliyor

Bolkarların insanı büyüleyen doğasından siz de büyülenmek istemez misiniz?

Karacaoğlan ve Dadaloğlu dizelerinde anlam bulan ve sabah ezanında erken öten horozların, ay ve yıldızı içine doldurup, her daim Tarbaz Tepesi’nde dalgalanan ve yankılanan acıların ve yitik mutlulukların bitmez telaşı; al yanaklı ve kiraz dudaklı güzellerin dilinde ve sevdasında yeşerir durur… Oysa her çığlık bir türkü, ağıt, ninni, koçaklama, bozlak ve sevda öykülerine esin kaynağı olan şiirlerde yeşerir. Toros kardelenleri ve çiğdemi gibi başkaldıran ezgilerin, dışa vurumu ya da kırık aynadaki yansımasıdır bu içsel çığlık…

Özellikle, Porsuk ve Beyağıl Köyü yaylaklarında ve Bolkar Dağı eteklerinde özgürce dolaşan yabanıl yılkı atlarına ve kaybolan tay için söylenen bu ağıt; aslında dolunayı ve güneşi içenlerin sessiz çığlığıdır. Şu sese bir kulak verin:

“Gıcıla hey de goca Bulgar gıcıla,

Bastırırlar da ardıç ile tuncunan

Beni ayırdılar da çifte kuzumdan

Kişneyi kişneyi de tayları mı yiter,

Bolkarların mor otu sana da yeter…”

Bolkarların sevdası, bulutu, karı, yarı, yürek alı, dünü, bu günü, odunu, otu, taşı, toprağı, yaşama dokunan ayazı, sevdası, suyu ve havası herkese yeter… Yörük çobanın kavalındaki ezgiye eşlik eden kurt ulumaları, yılkı atların kişnemeleri, çakıl taşlarını toza dumana çeviren nal şakırtılarına karışmaktadır. Aslında tüm bu şamata ve gürültüyü bastıran bir başka çığlık da karşı yamaçlarda yankılanmaktadır. Bu ses ise; Rana Holtzi / Toros Kurbağalarının sessiz çığlığıdır… Kendi neslini, endemik flora ve faunaların oluşturduğu dünyanın ortak zengin mirası olan çevreyi kirleten ve kendi neslini yok eden ey insanoğlu, silkin ve özüne dön!.. Bize doğa tarafından armağan edilen, bir nefeslik konuk olduğumuz şu ömür diliminde, yaşama dokunduğumuz ve sevdalandığımız bu doğal çevreyi korumanın tam zamanı. Yarın geç olabilir… Anadolu’nun bir başka zengin turizm potansiyelinde buluşmak dileğiyle, dostlukla… Yolunuz ve bahtınız açık olsun…

Not: Bu gezimde bana katkısı olan; Dağcılık Federasyonu üyesi Nuri Dokuzoğlu, Arkeolog Mustafa Eryaman, Niğde Üniversitesi Öğretim üyesi Cengiz Kınacı, Porsuk Köyü Muhtarı Faruk Ünver, Maden Köyü Muhtarı Erdoğan Özbiler, Tekneçukur Köyü Kayadibi Alabalık Tesisi, Darboğaz Köyü’nden Sosyolog Aysel Özcan ve Kiraz üreticisi Bekir Altınsu’ya teşekkürler…

Dursun Özden / Modern Seyyah

www.dursunozden.com.tr

Fotoğraflar: Dursun Özden arşivi

????????????????????????????????????
Unknown

Fotoğraflar: Dursun Özden arşivi.

Yoruma kapalı.

shared on wplocker.com