önce dans vardı, sonra zikir, ama aşk iyi fikir
dört mevsim sonbahardı, sevgi hep vardı, esir
el karası-sonbahar sarısı-günün yarısı-keyf kefir
yıkıktı o yitik dağlar, soluksuzdu ağlayan kirli şehir
ve iki göz tek seyir-ırmak asi-kaynağına akan nehir
ankayız-kuşuz-uçarız-asırlık ağacız-göğe kök salarız
bakın canlar, kuşları da vurdular yine, insanoğlu zehir
düşe düşen alımlı sakayı ve bu seviyi bir şaka sandım
avucumun içinde, her kalp atışını sayarken, sayıkladım
iç asya otağında, turan ellerinde, ak başlı kuşu sakladım
maçka’dan maçin’e yolluktu azığım, şiirlik bir lokma tadım
gönlü güvercinli güzel kadın gitti, sırdaş, öz can evimdeydi
külünden doğan ankayı öptü, ütopyasına yürüdü, adım adım
adressiz son mektubun ilk sözü “yaşama dokunalım” yeniden
kayan yıldız, kırık kalem, pulsuz mektup ve kayıp çantadaydım
yaşlı genç adam, ak saçlı kadının sırdaşı ve yoldaşı dolunaydım
güzel al atlar diyarında, yıllanmış bordo şarabın dudak izi şerefine
rüzgara savrulan sözcükleri seviyor-hecelerle dans ediyorum yine
aşk hali-sevi burcu, kam dansı-kıblem kibele, gönül gönüle-el ele
yaradan kadın, su, toprak ve tohumdu anadol, ana tanrıça kibele
karadeniz kararmadan, suyun şavkı yanmadan göçeriz her sene
mor dudaklı-al yazmalım, şiir ektim sen bittin ve aymaz sakine
o güz benizli sombaharı arala ve öğüt, aşk acıtır-döner ekine
hasat mevsimi tacı, o son gazele dokundun ve gittin, kime?
sonun başı, yol uğurum, huzurum hızır dede, geldi evime.
dursun özden



www.dursunozden.com.tr













