Tunceli Kırsalında Alternatif İnanç ve Doğa Turizmi (İç Gezi)

Deylem’den Dersim’e uzanan alternatif kültür turu ve yol öyküsü…

Halkın “Dersim” olarak tanımladığı Tunceli ve yöresinde yaşayan farklı kültürlere inanan halklar; Türkçe, Zazaca ve Kürtçe dilleri konuşmaktadır. Türkçe resmi yazı ve konuşma dilidir. Tunceli yöresinde hala izleri bulunan tarihi, arkeolojik, antropolojik, sosyolojik, filolojik, folklorik, inanç ve kültür zenginlikleri bakımından; zamanımızdan 8 bin yıl eskilere uzanan Anadolu Medeniyeti mirası izleri bulunmaktadır.

Özellikle, Süt beyazı kaynayan uçan su Munzur Dağı Gözeleri yanı sıra; Kemal Atatürk’e yakınlığı ile bilinen İlk Meclisteki eski Tunceli Milletvekili Diyap Ağa, TBMM Eski Başkanı Kamer Genç’in Nazımiye ilçesi, Ramazan Köyü’ndeki Kabri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun memleketi, Tuncelili Sanatçı Rahmi Saltuk, Emre Saltık, Oya Aydoğan, Yadigar Ejder, Ferhat Tunç gibi sanatçıların esin kaynağı ve Türkiye’nin ilk Komünist(!) Belediye Başkanı Fatih M. Maçoğlu’nun ili olarak da bilinen bu yöre; Doğu Anadolu’nun gözde doğa, kültür ve alternatif turizm potansiyeli ile de tanınmaktadır. Tunceli Merkez, Hozat, Mazgirt, Ovacık, Nazımiye, Pülümür, Pertek, Çemişgezek ilçe ve köylerinde bulunan koç başlı ve sarıklı mezar taşları; Selçuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu Medeniyeti’nin ve Koçgiri Aşiret Kültürünün ve bölge insanının köklerini, inanç, yaşam tarzı ve kültürünün önemli kanıtıdır. Koç başlı mezar taşların üzerindeki çeşitli işaret, şekil, kabartma ve yazılar ise, ölen insanın ölüm nedenini ve sosyal konumunu da anlatmaktadır. Mezar taşları üzerinde saz, çiçek, çatal kılıç, boynuz, kartal, ağaç, kavuk, şişe, bardak, ok, yay, güneş, ay, yıldız, kam ve cem işaretleri yer almaktadır. 

Kökleri Orta Asya bozkırlarında, bir yaşam ve kültür zenginliği olan Şamanizm’den gelen Anadolu Alevi – Bektaşi Kültürü’nün izleri, bu bölgede belirgin olarak görülmektedir. Mezar taşları yanı sıra; giysiler, başlıklar, zikir ve danslar, kutsal sayılan asırlık ağaçlar ve yükseklerde bulunan kaya burçları, kuş telekleri, adaklık hayvan boynuzları, tırnakları, dişleri, kemikleri, yeme ve içme kültürleri, renkleri, nevruz ve kutsal zamanlarda yapılan bayram ve şölenlerdeki müzik, zikir, dans ve folklorik ritimler ve sözler, kahramanlık ve sevda öyküleri, şiirleri ve destanları, ateş ve suyun kutsal özelliği, gök tanrı ve göç inançları, büyücü ve şifacılar, tütsü ve keyf veren içecekler, dilek ağaçlarına ve kayalara renkli ip bağlama, sözlü ve sözsüz içten söylenen ağıt, türkü ve ilahi yakarışlar, törende giysilere takılan çıngırak ve ziller, başlık ve takılardaki her rengin anlamının simgesi olan özel işaretler, yerleşik yaşam, göç ve özgürlük çağrışımı olan sosyal işaretler, her türlü baskıya karşı, güvenlik açısından dağların yüksek yamaçlarında ve kuytu yerlerde yağamlarını sürdüren halkların geleneksel sözlü edebiyat ve inanç kültürlerini sürdürdükleri  sığ mekanlar, iç evlilikler, kutsal kam ve dede geleneki, sosyal yaşamın yazılı olmayan hukuku olan cem ve semahın kardeşçe, barış ve huzur içinde birlikte yaşama kültürü gibi pek çok ortak paydası olan Şaman Kültürü ile Anadolu Alevi Kültürü’nün pek çok ortak yanları bulunmaktadır. 

Anadolu Alevi Kültürünü yaşayan Türkmen Yörüklerin ve Zazaların göç öyküsü ve yol haritası için, şöyle bir tez ağırlık kazanmaktadır: Orta Asya bozkırlarında başlayan kuraklık nedeniyle, batıya başlayan göçler sırasında, önce bu günkü İran coğrafyasında bulunan Horasan, Şiraz, Tahran, Tebriz ve Hazar Denizi güneyinde bulunan Deylem bölgesinden, Dersim / Tunceli, Erzincan, Sivas, Elazığ ve Anadolu’nun değişik yerlerine göç eden ve bu bölgelerde yaşam sürdüren Yörük ve Zaza Alevilerin yukarıdaki açıklanan ortak kültürleri bulunmaktadır. Anadolu’nun değişik yerlerinde ve Tunceli’de yaşayan Anadolu Alevileri, her şeye karşın ve her koşulda inanç ve özgür yaşamsal geleneklerini ve inanç kültürlerini sürdürmektedirler. Bölgede yaşayan her ailenin evinde, en güvenli ve görünen yerde duvara asılı Kemal Atatürk, Hz. Ali, Haci Bektaşi Veli ve Pir Sultan Abdal resimleri bulunmaktadır. Çanakkale Zaferi, Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimleri gerçekleşmesinde, Anadolu’nun diğer kentleri gibi büyük özveride bulunan Tunceli halkının, “Anadolu’nun ayadınlık gülen yüzü” olarak tanınmasında haklı payı vardır… 

Tunceli Merkezde bulunan Cemevi, Bölgenin önemli ziyaret yeri olan ve ziyaretçilere ikram edilen etin ardından içelen çam oluklu Düzgün Baba Çeşmesi üzerinde Zazaca: “Ben senin mekanına geldim, bana ya yol ver ya da hayırlı dua et”yazan inanç turizm merkezi Nazımiye’de, dağın güvenli yamacında bulunan Düzgün Baba Tekkesi ve Cemevi, Ovacık’da Munzur Dağı ve Munzur Gözelerinde bulunan Munzur Baba Türbesi ve Cemevi gibi inanç turizmi merkezi sayılan bu mekanlar, her mevsim koşullarında ve özel günlerde dolup taşıyor. Yurt içi ve dışında çok sayıda ziyaretçi akınına uğrayan bu inanç mekanlarında zikir, adak, dilek, gezmek ve görmek, yemek ve içmek, alış veriş yapmak, dinlenmek, eğlenmek ve kültürlerini yaşamak için her türlü olanaklar bulunmaktadır. Özellikle Munzur Gözeleri ve çevresine olan ilgi daha fazladır. Güvenli ortam, buranın önemini artırmaktadır. Kooperatifçiliğin ve örgütlü tarım yapan halkın, organik ve doğal tarım ürünleri yetiştirip satması da, bölgeyi cazip hale getirmektedir. Geleneksel olarak kutlanan Munzur Festivali’ne ilgi oldukça fazladır. Tunceli merkezde bulunan ve Tunceli Valiliği tarafından modern peyzaj düzeni ile yaptırılan, Atatürk Mahallesi Baraj Gölü kıyısı mesire yerleri, tekne turları, yürüyüş yolları, bu yeni modern kente bir başka güven, huzur ve güzellik getirmiştir. Munzur Irmağı kıyısında bulunan lokantalar, eğlence ve dinlence yerleri, Pülümür yolu üzerindeki Kara Haydar balık-et lokantası ve ırmakta yüzme plajları yanı sıra; eski kent merkezinde özgün ev yemekleri yapan lokantalar, kitapçılar, hediyelik eşya satan dükkanlar, Sanat Sokağında çay, kahve, nargileciler ve alış veriş yerleri bulunmaktadır. Bahar mevsiminde yöreye özgün kenger, ışkın (yerli muz), gulik (yerel ıspanak) ve küçükbaş hayvan etinden pişirilen güveç yanında, organik bal, organik yerel yeşillikler eşliğinde, köpüklü ayran içmeyi unutmayınız… 

GEZİLİP GÖRÜLECEK YERLER

Elazığ Havalimanı’ndan VIP Tunceli Otobüsleriyle kente ulaşmak en hızlı yoldur. Otobüs seferleriyle yurdun her yanından kente ulaşmak mümkündür. Çok yüksek düzeyde konaklama yerleri olmamasına karşın, az da olsa konaklama yerleri de bulunmaktadır. 

MÖ: 5500 yıl eski tarihi bulguların var olduğu Tunceli coğrafyası, siz meraklı gezginleri çağırıyor…Kentin merkezinde bulunan Cemevi Parkı manzaralı Munzur Çayı çevresindeki dinlence yerlerinde mola verebilirsiniz. Kentte az da olsa tarihi mekanlar bulunmaktadır. Pülümür Çayı, Kutu Deresi kenarında bulunan Kayabaşı Irmak mesire yerleri ve suya girilen küçük plajlar, yaz aylarında dolup taşmaktadır. Ovacık yolu üzerindeki Fatma Ana ziyaret yeri ve Cemevi mutlaka görülmelidir. Torunova Asma Köprüsü, 38 Kayalıkları ve Geyik Suyu Yol Ayrımı’ndan sonra, ıssız vadilerden ve yüksek dağ yollarından dikkatli ilerlemeyi unutmayınız.  Ovacık Munzur Gözeleri, Hozat ilçesi Derviş Cemal Köyü Cemevi ve köy mezarlığındaki çokça görebileceğiniz Koç başlı mezar taşları bulunmaktadır. Hozat’a özgü Bıçakkat tatlısını mutlaka tadınız. Hozat Alancık köyünde tarihi Ergen kilise kalıntısını görmelisiniz. Dağ yamacından çıkan Uçan su şelalesi görülmeye değer. Baraj Gölü içnde bulunan tarihi Pertek Kalesi’ne gitmek için tekme turlarına katılınız. Nazımiye’de bulunan Düzgün Baba Cemevi ve ziyaret yerindeki kurban ve adak kesme törenlerini ve boynuz koleksiyonu türbesini de görmeden dönmeyiniz. Mazgirt ve Pülümür Kalesini de ziyaret ediniz. Başı dumanlı ve kar örtülü dağ yollarında giderken, yaban keçileri, vaşaklar, kartallar, ceylanlar, domuzlara ve bölgeye özgü endemik flora ve fauna görselleri; alternatif doğa ve kültür turizminin farklı zengin mirası ile yüzleşmenin dayanılmaz hafifliğini yeniden yaşamanıza ve hayatı keşfetmenize neden olacak pek çok görsel vardır Tunceli kırsalında… Geleneksel olarak düzenlenen Munzur Festivali ve Uluslararası Su Sporları Yarışı etkinliklerini izleyiniz. 

COĞRAFİ KONUMU

Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Tunceli, kuzeyde ve batıda Munzur Dağları ile Karasu Irmağı, doğuda Bingöl Dağları ve Peri Suyu, güneyde Keban Baraj Gölü ile çevrilidir. Belirgin doğal sınırlarla kuşatılmış olan il toprakları, doğuda Bingöl ve Elazığ, güneyde Elazığ, batı ve kuzeyde Erzincan illeriyle komşudur. Tunceli İlinin genel iklimi, yazları sıcak ve kurak, kışları yağışlı ve soğuktur. Yağışlar genellikle sonbahar ve ilkbahar aylarında yağmur, kış aylarında kar şeklinde düşer. 

Tunceli yöresinde ilk çağlardan beri pek çok uygarlık yaşamıştır. Orta Çağdan kalma ve bugün hala sağlam durumda bulunan Pertek Kalesi ve Munzur Vadisi Milli Parkı görülmeye değer güzellikleridir. 

Tunceli’nin, Çemişgezek ilçesinin güneyinde yer alan Keban Baraj Gölü altında kalan Pulur (Sakyol) Höyüğünde 1968-1970 yılları arasında yapılan kazılarda elde edilen bulgular, yöreye Kalkolitik Çağda (M.Ö. 5500-3500) yerleşildiğini göstermektedir. Pulur’daki Höyükte yapılan kazılarda, kale görünümünde evlere, ocaklara, dibeklere, çeşitli öğütme araçlarına, hayvan resimlerine, tunçtan yapılmış iğne ve kazma gibi çeşitli madeni eşyalara rastlanmıştır. 

İLÇELER

Çemişgezek; Tunceli’nin batısında yer alır. İl’e 117 km. uzaklıktadır. İlçenin rakımı 953 metredir. Elazığ-Çemişgezek arasındaki karayolunun bir kısmının Keban Baraj Gölü altında kalması nedeniyle ulaşım feribotlarla sağlanmaktadır. 

Hozat; kuzeyinden Ovacık, doğusundan merkez ilçe, güneyinden Pertek ve batısından Çemişgezek ilçeleriyle çevrilidir. İlçenin denizden yüksekliği 1520 metredir. İlçe merkezi Tunceli’ye 96 km. uzaklıktadır. 

Çemişgezek 

Tunceli’nin batısında yer alır. İl’e 117 km. uzaklıktadır. İlçenin rakımı 953 metredir. Elazığ-Çemişgezek arasındaki karayolunun bir kısmının Keban Baraj Gölü altında kalması nedeniyle ulaşım feribotlarla sağlanmaktadır.

Hozat 

Hozat kuzeyinden Ovacık, doğusundan merkez ilçe, güneyinden Pertek ve batısından Çemişgezek ilçeleriyle çevrilidir. İlçenin denizden yüksekliği 1520 metredir. İlçe merkezi Tunceli’ye 96 km. uzaklıktadır.

Mazgirt 

Tunceli’ye 40 km, Elazığ’a 100 km uzaklıkta bulunan Mazgirt ilçesi, Tunceli- Elazığ Karayolunun 10 km. kuzeyinde yer alır.

Nazımiye 

Eski ismi Kızıl Kilise olan Nazımiye ilçesi, İl’in en küçük ilçesidir. Tunceli’ye uzaklığı 36 km, denizden yüksekliği 1550 metredir. 

Ovacık 

Tunceli’nin kuzeyinde yer alan Ovacık’ın ismini, dağların arasındaki 74 kilometrekarelik ovadan aldığı sanılmaktadır. Tunceli’nin arazi yönünden en büyük ilçesidir. İl merkezine 65 km uzaklıktaki İlçeye ulaşım, Munzur Suyu ile birlikte devam ederek ilerleyen ve Munzur Vadisi Milli Parkı içerisinden geçen, eşsiz doğa manzaralarıyla dolu karayolu üzerinden sağlanmaktadır. Tunceli’nin en verimli toprakları olan Ovacık’ta, organik tarım yapılmaktadır. 

Pertek 

İl merkezinin güney kısmında yer alan Pertek ilçesinin, doğusu ve güney sınırı tamamen Keban Baraj Gölü ile çevrilidir. Kuzeyinde merkez ilçe ve Hozat, batısında ise Çemişgezek ilçesi bulunur.

Pülümür

Tunceli’nin kuzeydoğusunda yer alır. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği 1650 metredir. İl merkezine 65 km. uzaklıkta bulunan ilçeye, Pülümür Vadisi ve Pülümür Çayı boyunca uzanan, aynı zamanda Tunceli’nin Erzincan ile bağlantısını sağlayan karayolu üzerinden ulaşılır.

ALTERNATİF TURİZM VE KÜLTÜREL DEĞERLER

Kaleler

Bugün Keban Baraj Gölü altında kalan ve bir ada görünümünde olan kale sivri bir kayanın üzerine kurulmuştur. Selçuklular döneminden kalan kale, Osmanlılar zamanında onarılmıştır. 

Mazgirt İlçesinde Urartu dönemine ait pek çok kale kalıntısı bulunmaktadır. Bunlar Malazgirt Kalesi, Dedebağ, Kaleköyü ve Sağman Kaleleridir. 

Cami ve Türbeler

Tunceli’de bulunan Yelmaniye Camii, Ulukale Camii, Baysungur Camii, Çelebi Ali Camii, Sağman Camii, Hamidiye Medresesi Osmanlı dönemine, Eltihatun Camii ise Akkoyunlu dönemine ait eserlerdendir. Uzun Hasan ve Eltihatun Türbeleri de yine Akkoyunlu dönemi eserleri arasındadır.

Mağaralar

Çemişgezek ilçesindeki İn Mağaraları Urartu dönemine ait olup, kaya mimarisinin ilginç örneklerini oluştururlar.

Yaylalar

Tunceli topraklarının % 25’ini oluşturan platolar, ilin orta ve kuzey kesimlerinde yayla turizmine yönelik potansiyel yaratır. Bitki örtüsü, doğal çevre değerleri, manzarası, ulaşım durumu ve diğer turizm kaynaklarına yakın olma açısından bir değerlendirme yapıldığında, Merkez ilçeye bağlı Gözen Köyü, Sarıtaş, Gökçek, Karagöl ve Alacık yaylaları; Pülümür ilçesindeki Sağlamtaş, Karagöl, Yelekli, Dereboyu, Dağbek ve Çakırkaya yaylaları; Ovacık ilçesindeki Koyungölü, Burnak, Eğripınar, Paşadüzü, Gözeler ve Mollaaliler yaylaları öne çıkmaktadır.

Munzur Vadisi Milli Parkı

Munzur Vadisi Milli Parkı Tunceli’ye 8 km. uzaklıktadır. Kuzeyde 3300 metreye kadar yükselen bu dağlık alan Mercan ve Munzur suyu vadileri ile büyük ölçüde parçalanmıştır. Mercan vadisinin 1600 metreden yukarı kesimlerinde buzul gölleri, dağlardan Ovacık düzlüğüne gelindiğinde kaynayan gözeler, vadi boyunca dökülen küçük şelaleler Milli Parkın peyzajından ilgi çekici örneklerdir. 

Milli Parkta tepeler ve yamaçlar meşe ormanları ile kaplıdır. Vadi tabanında ise ceviz, kızıl ağaç, dişbudak, kara ağaç, çınar, kavak, söğüt ve çalı türlerinden meydana gelen zengin bir bitki örtüsü görülür. Sarp ve dik yamaçlar ise çıplaktır. Bitki örtüsü bakımından çok zengin olan Munzur Vadisi Milli Parkı florasında, 1518 çeşit bitki kayıtlı olup, bunlardan 43 çeşidi Munzur Dağlarına, 227 çeşidi de Türkiye’ye endemik (özgün) türlerden oluşmaktadır. Munzur Dağlarından başka hiçbir yerde rastlanmayan endemik bitkiler arasında Çan Çiçeği, Erzincan Kirazı, Binde birdelik Otu, Munzur Kekiği, Munzur Düğün Çiçeği, Dağ Çayı, Munzur Dağı Oltu Otu ve Menekşe sayılabilir. Ovacık Munzur Gözelerinden 1.5 km aşağıda, Munzur Suyunun iki yanında, bölgenin karakteristik ağacı olan huş meşceresi bulunmaktadır.

Parkta görevlilerin göstereceği yerde kamp kurmak, piknik yapmak, sportif balık avcılığı, yürüyüş ve dağcılık yapmak mümkündür. Çadırla konaklanabilir. Bölgede sert karasal iklim hüküm sürdüğünden, milli parktan faydalanmak için en uygun zaman Haziran ve Eylül ayları arasındaki dönemdir.

MESİRE YERLERİ

Munzur (Ovacık) Gözeleri

Ovacık Gözeleri, Tunceli kent merkezine 80 Km., Ovacık ilçe merkezine 17 Km. uzaklıkta yer alır. Munzur Dağlarının eteklerindeki yaklaşık 200- 300 metrelik alanda, karstik kaynaktan irili ufaklı 40 göze fışkırır. Beyaz köpüklü, buz gibi sular, yamaçlardan aşağılara doğru küçük şelaleler oluşturarak akar ve Munzur Suyunu meydana getirir. Karstik kayaların, gözelerin ve Munzur Suyunun bir arada oluşturduğu doğal çevre, eşine ender rastlanan bir manzara oluşturur.

Halbori Gözeleri

Halbori Gözeleri, Tunceli- Ovacık yolu üzerinde, kent merkezine yaklaşık 20 Km. uzaklıkta, Munzur Suyu kenarında, derin ve kayalık bir vadinin içerisinden kaynaklanır. Halbori Gözeleri, çok soğuk kaynak sularına sahiptir.

Zengin Pınar (Zağge) Şelalesi ve Mesiresi

Tunceli- Pülümür karayolu kenarında, Tunceli kentine yaklaşık 40 km. uzaklıktaki Zengin Pınar Şelalesi, vadi yamaçlarından oldukça dik bir eğimle ve çok kuvvetli akarak yolun altından Pülümür Çayına ulaşır. Zengin Pınar Şelalesi, gerek bitki örtüsünün zenginliği, gerek vadinin çarpıcı derinliği ile çok etkileyici doğal güzelliklere sahiptir. Pülümür Çayı, vadinin karşı yamaçlarındaki sık orman örtüsü, doğal çevre ve eşsiz manzara da bu güzellikleri artıran unsurlardır.

Dereova Şelalesi

Gelin Pınarı olarak da bilinen şelale, il merkezine 46 km., Nazimiye ilçe merkezine 11 km. uzaklıkta, Dereova Köyündedir. 20 metre yükseklikteki 3 kaynaktan yaygın bir şekilde dökülen sular, Pülümür Çayının kollarından biri olan ve çok derin bir vadide akan dereye karışır. Şelale hem çevresine serinlik katmakta, hem de yaz ve kış aylarında çok etkileyici ve farklı bir manzara sunmaktadır. Kışın şelale sularının donmasıyla oluşan sarkıt ve dikitler, eşsiz bir manzara meydana getirir. Şelalenin çevresi çok dik ve eğimli olup bodur meşe ormanları ile kaplıdır.

SPORTİF ETKİNLİKLER

Rafting

Tunceli sınırları içindeki Munzur, Pülümür ve Peri Suları gerek debileri, gerekse akış hızları ile rafting (kano) sporu yapmaya oldukça elverişlidir. Özellikle Tunceli’nin içinden akan Munzur Çayı üzerinde yapılan geleneksel kano ve su sporları yarışına yerel, ulusal ve uluslararası sporcular katılmaktadır. Bu yarışlar, bölgede zaman zaman görülen terör eylemlere karşın, ilin ve bölgenin tanıtımına büyük katkı sağlamaktadır.

Doğa Yürüyüşü

Ovacık ilçesinin kuzeyindeki Munzur Sıradağları ile ilçenin güneyindeki meşelik tepeler, İlin kuzeydoğusunu kaplayan ve yüksekliği 3292 metreye varan Karasu- Aras Dağları ile Bağırpaşa Dağları, dağcılık, doğa yürüyüşü ve kayak sporları için de uygundur.

DAĞCILIK

Mercan (Munzur) Dağları ve Gözeleri

Yüksekliği 3370 metredir. Dağa tırmanış için en uygun zaman 15 Haziran- 30 Ağustos tarihleri arasındaki dönemdir. Orta Toros Dağlarının Kuzey Anadolu Dağları ile Güney Doğu Toroslar civarında Tunceli ve Erzincan illeri arasında yükselen uzantısıdır. Kalker kayalardan oluşan bu dağlar, çok arızalı ve dişli doruklu bir topografya sunar. Üzerinde çok sayıda göl ve yer yer kalıcı karlar görülür. Genellikle dağ çayırları ile örtülüdür. Mercan Dağlarının Akbaba Doruğuna ulaşmak için Ovacık’ın kuzeyinden Mercan Deresini izlemek gerekir. Doruk tırmanışı için her dağcı, kendi tekniğine göre bir çıkış yolu seçer.

Oldukça zengin yemek kültürüne sahip olan Tunceli’nin yöresel unlu yemeklerine zerefet (babiko), sirepati, keşkek, kavut, patila örnek gösterilebilir. Gulik yemeği, mantar yemeği, döğme çorbası, döğme pilavı, gulik çorbası, guriz yemeği ile kurutulmuş sebze yemekleri ise yöreye özgü bitki ve sebze yemeklerindendir. Geleneksel yöresel tatlılar arasında da, helva, dut tatlısı, aşure, pancar tatlısı, kabak tatlısı, heside (sulandırılmış dut pekmezi, un ve tereyağı) ile baklava yer alır. 

Yöre genç kızları tarafından dokunan, üzerine yöreye özgü desenlerin işlendiği bir yer yaygısı türü olan “Cicim” ve çanta olarak kullanılabilen “Heybe” ideal hediyelik eşyalardandır. Pülümür dağlarında yetişen birbirinden nefis kokulara sahip, çok sayıda değişik çiçekten arıların topladığı özlerden yaptıkları katkısız, doğal “Pülümür Balı”, tüketim ve hediye amaçlı olarak alınabilir.

Munzur Milli Parkı Vadisindeki dağlarda, tamamen doğal ortamda kendi kendine yetişen ve çeşitli dertlere derman olan tek dişli “Ovacık Sarmısağı”, Ovacık ilçesi ile il merkezindeki dükkanlarda satılmaktadır. Tunceli’nin yüksek dağlarındaki otlaklarda değişik otlarla beslenerek yetişen hayvanların sütünden yapılan meşhur “Şavak Peyniri” Türkiye’nin her yerinden alıcı bulmaktadır.

SONUÇ

“Komünist Başkan(!)” olarak popüler olan, Tunceli’nin yeni Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu (Eski Ovacık Belediye Başkanı); yeni seçim sonrası devraldığı oldukça yüklü miktardaki borçları, nasıl ödeyeceğinin planını yapıyor (fotoğraf çektirmek için sıra bekleyen ziyaretçilerden zaman bulursa; kent için geleceğe dönük projesi olan ve uzaklardan gelen, özverili konuklarıyla ilgilenecek). Tunceli, Ovacık değil elbette. Başkanın her bakımdan işi zor gibi… 

Okuma ve yazma oranı çok yüksek olan Tunceli yöresinde halk, dağlık ve zor coğrafyada yaşamalarına karşın; geri göçün başlaması ise, sevindiridir. Barış ve huzur, bölgeyi alternatif turizmin de merkezi haine getirecektir. Bazı işletmeler, oteller, lokantalar, özel ve kamu kurumlarındaki sorumsuz, beceriksiz, ilgisiz ve aç gözlü kişilere karşın; pek çok güzel insanla tanışmanın mutluluğunu yaşadım. 15 yıl sonra yeniden bölgeye yaptığım bu ziyaret sonrası, bunun canlı örneklerine tanık oldum… 

Tarih, doğa, su ve alternatif kültür turizmi, spor, dağcılık, endemik flora ve fauna, ilginç inanç yaşamı ve insan manzarası yanı sıra; konuksever, dost ve candan, güler yüzlü aydın insanların sofrasında demlenmek, yan yana, yana yana ve can cana içsel yolculuk yapmak için, Anadolu’nun Aydınlık yüzü Tunceli’yi seçin… Bir turizm cenneti olan Anadolu Medeniyeti’nin zengin miraslarını merak edip, keşfetmek ve hayatı belgelemek için, yoleri gezgin derviş yollarda yine…

NOT: Bölgenin gelişmesi, tanıtımı, kalkınması, ilerlemesi, dört mevsim ve her koşulda, özverili çalışmaları ve katkıları için; Tunceli’nin çağdaş ve aydınlık yüzleri: Türkiye’nin ilk kadın şube şefi ve devletin gülen yüzü olan, Karayolları 86. Şube Şefi Saniye Kaya ve ekibine, bir doğa ve çevre dostu olan Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü Ali Haydar Gürsönmez ve ekibine, Dersim Tarihi kitabı yazarı arkadaşım Ali Kaya’ya, Munzur Dergisi sahibi yazar Mesut Özcan’a, Üniversite öğretim üyelerine, Tunceli’yi seven yeğenim Deniz’e, Tunceli sevdalısı dostlara ve konuksever Tunceli halkına, ne kadar teşekkür etsem azdır…                                                                                         

Kaynak:www.dursunozden.com.tr

Fotoğraflar: Dursun Özden arşivi.

Yoruma kapalı.

shared on wplocker.com