Dünyada ve Orta Doğu’da kızların sünnet çilesi

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamaları kapsamında, gizli tutulan ama binlerce yıl çocuk yaştaki kızlar ve kadınlar üzerinde uygulanan “sünnet” töresi acı, hastalık ve ölüm getiriyor. Erkek egemen toplumun kadınlar üzerinde uyguladığı pek çok baskının bir başka versiyonu olan sünnet için; BM, UNFPA, UNICEF ve Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünyada 140 milyon sünnetli kadın bulunmaktadır. Afrika, Arap ve Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere, kadın nüfusunun yüzde 60’tan fazlasının sünnet edildiği Kuzey Irak’ta yetkililer, dünyanın dikkatini bu konuya çekmemek için, genç kızlarda bulaşıcı hastalık, ölüm, fiziksel ve psikolojik sorunlara yol açan bu çileyi, yasadışı ilan etmeye yanaşmıyor. Bölgede töreler ağır basıyor…

Öte yandan, geçtiğimiz yıllarda benimde tanık olduğum; Afrika’da Kongo’nun başkenti Kongo’da yapılan büyük katılımlı halk oylaması sonucu, oylamaya katılanların %85’i tarafından kabul gören, sünnet olma yaşının 18 ve üzeri olmasını istedi ve bu karar Kongo Anayasası’na girdi. Bundan böyle kız çocukları töre gereği değil, kendi bedenleri üzerinde kendileri karar verecek dendi. Ve artık kız çocukları sünnet olmak istemiyor yorumu yapıldı. Bu halk oylaması sonucu, etkinliğe katılan her renkten binlerce sünnetli kız dans etti ve bayram yaptı. Ve bu uygulamanın başka coğrafyalara ve kültürlere de örnek olmasını istediler…

Kadın nüfusunun yüzde 60’tan fazlasının sünnet edildiği Kuzey Irak’ta yetkililer, dünyanın dikkatini bu konuya çekmemek için, genç kızlarda fiziksel ve psikolojik sorunlara yol açan bu işlemi yasadışı ilan etmeye yanaşmıyor. Sağlık açısından hiçbir yararı olmadığı gibi, enfeksiyon ve başka rahatsızlıklara neden olduğu gerekçesiyle uzmanlar tarafından eleştirilen kadın sünnetinin Kürt nüfusu içinde nasıl bu kadar yaygınlaştığına tam bir cevap verilemiyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, bu gün dünyada toplam 140 milyonu aşkın kız çocuğunun sünnetli olduğu belgeledi. Kız çocuklarda uygulanan bu vahşet gelenekin, herhangi bir inançla direk ilgili olmadığı ve 5 bin yıldır Firavun zamanından bu yanan uygulandığı bilinmektedir. Aynı jilet ve makasla, aynı anda pek çok kız çocuğunun, hijyenik olmayan ortamlarda sünnet edilmesi sonucu, aids ve hepatit türü kanla yayılan pek çok bulaşıcı hastalığın yayılmasına de neden olan bu sünnet geleceği, aslında sünnetli kız çocukların ve kadınların hastalanması ve ölümlerine neden olduğu, uzmanlar tarafından açıklanmaktadır.   

Daha çok Afrika ve Arap ülkeleri yanı sıra, Asya ve Ortadoğu’nun bir bölümünde de görülen kadın sünnetinin, dünyada en yaygın olduğu bölgeler arasında Kuzey Irak da ilk sıralarda yer alıyor. Kürt kızlarına uygulanan ve sağlık açısından hiçbir yararı bulunmayan bu işlemi “Allah için” yaptıklarını söylüyorlar. Irak’ta Kürt nüfusun yüzde 60’ının sünnet olduğu belirtildi. Kadının cinsel arzularını kontrol altına aldığı ve ruhunu temizlediği gerekçesiyle uygulanan yöntem, Irak’ın diğer bölgelerinde nadiren görülüyor. Uygulamayı yasaklatmaya çalışan kadın vekiller ve bazı sivil toplum örgütleri, Kuzey Irak yönetiminin konunun uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmesini istemedikleri gerekçesiyle gündemine almaktan kaçındığını öne sürüyor. 

Bölgesel yönetimin insan haklarından sorumlu bakanı Yusuf Muhamed Aziz, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ‘toplumu ilgilendiren tüm küçük sorunlarla ilgili yasa çıkartmanın gerekli olmadığını’ söyledi.Bölgedeki bazı din adamlarının da konuya ilişkin halkı yönlendirmesiyle bazı yerlerde sünnet vakalarının azalmaya başladığına dikkati çeken Haber Gazetesi, sünnet olmuş kadınların büyük bölümünün, kızlarının kendileriyle aynı acıyı çekmesini istemediklerini söylediğini kaydetti. 

Birleşmiş Milletler, her yıl yaklaşık 3 milyon kadının hayati tehlike yaşadığı, ölümcül sonuçlar doğuran kadın sünnetiyle ilgili son verileri paylaştı, uygulamanın giderek azaldığı görülürken 15 yaşından küçük 30 milyon kız çocuğunun halen risk altında olduğu belirtti. UNFPA ve UNICEF kadın sünnetine son verilmesi için çabalara hız verilmesi çağrısı yaptı.

Kadın Sünnetine Karşı Sıfır Tolerans Günü dolayısıyla BM tarafından açıklanan yeni verilerinde, yaşamı tehdit edici bir uygulama olarak kadın sünneti tehdidi altında olan kız çocuğu sayısının azaldığı ve genç kuşaklar bu uygulamaya daha az maruz kaldıkları yer alıyor.

UNICEF tarafından yapılan en son tahminlerde, 29 ülkede en az 140 milyon kız çocuğunun ve kadının kadın sünnetine maruz kaldığı, 15 yaşından küçük 30 milyon kız çocuğunun halen risk altında olduğu belirtiliyor.

“Kadın sünnetini sonlandırabiliriz”

UNICEF Genel Direktörü Anthony Lake, kadın sünnetinin sona erdirilebileceğini vurguladı: “Bu ilerleme, kadın sünnetine son vermenin mümkün olduğunu göstermektedir. Kadın sünneti kendi başına büyük bir yanlış olmanın ötesinde bir uygulamadır. Milyonlarca kız çocuğun ve kadının sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için bu uygulamayı sona erdirmeliyiz ve bunu yapabiliriz.”

Kadın sünnetinin uygulanmasına karşı, 1979 yılında CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi) kadın sünneti maddesinde bu eylemlerin cezalandırılması üzere gerekli tedbir getirilmişti, uluslararası girişimlerle desteklenerek sona erdirilmesi için çalışmalar yürütülmeye devam edildi. BM Genel Kurulu, 2012 Aralık ayında ise kadın sünnetine son verme yönünde oybirliğiyle üye devletleri bu uygulamaya son vermek için çabaları yoğunlaştırma kararı vermişti, bu kararın ardından yayınlanan rapor, gelişimin önemli bir izleğini oluşturuyor.

BM raporuna göre, kadın sünnetinin yoğunlaştığı 29 Afrika ve Orta Doğu ülkesinde ortalama rakamlara bakıldığında 45-49 yaş grubundan olup bu uygulamaya maruz kalan kadın oranı tahminen yüzde 53 iken, 15-19 yaş grubundan kız çocuklarında uygulama oranı yüzde 36.

Uygulamanın yaygın görüldüğü ülkelerde bile tutumların değiştiği görülüyor. Örneğin, kız çocuklarının ve kadınların yaklaşık yüzde 90’ının bu uygulamayla sünnet edildiği Mısır’da, 15-49 yaş grubundan evli kadınlar arasında kadın sünnetine son verilmesini isteyenlerin oranı 1995’ten 2008’e % 13’ten % 28’e iki kat arttı. 

UNICEF’in kadın sünneti raporuna göre dünyada 125 milyondan fazla kız çocuğu ve kadın sünnet edilmiş durumda. 30 milyon kız çocuğu ise önümüzdeki on yılda sünnet edilme tehlikesiyle karşı karşıya.

Afrika ve Ortadoğu’da 29 ülkede yapılan araştırmaya göre sünnet edilen kadın sayısının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla Mısır, Etiyopya, Nijerya, Sudan ve Kenya ile Burkina Faso. Somali’deki kadın ve kız çocuklarının ise yüzde 98’i sünnet edilmiş.

Toplumda kabul görme uygulamanın yapılmasında öne sürülen en yaygın gerekçe. Hijyen, daha iyi bir evlilik ihtimali, bekareti korumak, dini gereklilik ise diğer nedenler arasında. Uygulama çoğunlukla Müslümanlarda görülmekle birlikte diğer dinlerde de yapılıyor.

Sünnet uygulamasında vurgulanan diğer bir nokta ise geleneksel uygulayıcılardan uzman sağlık personeline geçişin gerçekleşmesi. Böylelikle uygulamanın medikalizasyonun arttığı savunuluyor. Örneğin Mısır’da uygulamanın uzman sağlık personeli tarafından yapılma oranı 1995 – 2008 yılları arasında yüzde 55’ten yüzde 77’ye yükseldi. Gana, Irak gibi ülkelerde ise bu oran bir hayli düşük.

Rapordan dikkat çekici bazı noktalar şöyle:

* Yemen’de sünnetlerin yüzde 97’si evde gerçekleştiriliyor ve yüzde 75’inde bıçak veya jilet kullanılıyor.

* Burkina Faso’da yaşayan kadın ve kız çocuklarının yüzde 76’sı sünnet edilmiş ancak sadece yüzde 9’u uygulamanın devam etmesi gerektiğini savunuyor.

* Togo’da Müslüman kadın ve kız çocuklarının yüzde 21’i, Hıristiyanlarında yüzde 1’i sünnet edilirken; Nijerya’da Hıristiyanların yüzde 55’i, Müslümanların yüzde 2’si sünnet edilmiş.

* Gine’de kadın ve kız çocuklarının yüzde 19’u kadın sünnetinin ortadan kaldırılması gerektiğini söylerken, bu oran erkeklerde yüzde 42. Kamerun’da ise erkeklerin yüzde 85’i kadın sünnetine karşı.

* Eritre’de kadın ve kız çocuklarının yüzde 60’ı sünneti dini bir gereklilik olarak görüyor.

* Kenya’da sünnet edilmiş kadın ve kız çocuklarının yüzde 59’u uygulamanın hiçbir yararı olmadığını savunuyor.

* Eğitim görmeyen kadınlar, orta ve yüksek eğitim gören kadınlara göre sünneti dört kat daha fazla destekliyor.

Raporda kadın sünnetine karşı ilk kampanyanın düzenlendiği (Mısır) 1920’den bu yana kadın sünnetine karşı mücadele ve kazanımların kronolojisi de yer alıyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında, artık kadınlarımızda; erkek egemen toplum tarzlarına karşı çıkıyor ve her coğrafyada hakları, özgürlükleri ve sorumluluklarının bilincinde, çağdaş ve eşit bir yurttaş olarak yaşam haklarını anımsatıyorlar, yeniden…

Kaynak: www.dursunozden.com.tr

Yoruma kapalı.

shared on wplocker.com