Mübadele Acısı ya da Sardunya Kokan Öyküler

Dün akşam sevgili Sezan Aksu’nun özgün yorumuyla; “Kalbim Ege’de Kaldı” adlı şarkıyı dinledim. Bu gün ise, posta kutumdan bir demet kitap çıktı. Bu kitaplar arasında ise, şu ilginç kitap anlamlıydı. Ege’li / Ödemişli bir Mübadil ailenin kızı olan, emekli edebiyat öğretmeni, sevgili Firdevs Tunçay’ın yazdığı; “Kalbim Rumeli’de Kaldı” adlı kitabı ilgimi çekti.

Yol boyunca bu kitabı, metro ve belediye otobüsünde, kalan sayfaları ise evde okudum. Yazar bu kitabını, herhangi bir yayınevinden değilde, kendi olanaklarıyla bastırmış. Hemde 4. baskısı bendeki. Kitabın özenle hazırlanan kapak tasarımı, dizgisi ve içindeki Mübadil ailelerin fotoğraflarının öyküsü, okuru etkiliyor… Özdellikle yazar, bir Türkçe / Edebiyat Öğretmeni olduğu için, kitabın arı ve akıcı dili, sıcak söylemi ve konular arasındaki uygun içerik ve tematik bağların bütünlüğü, kitabı okurken bir solukta bitirme telaşına kapılmaya sürüklüyor. Kitap aslında anı, röportaj, biyografi, derleme, araştırma, inceleme, biraz da masalsı öykü tadındadır. Kitabı elinize aldığınızda öykü, roman ve yakın çağ tarihimize tanıklık eden belgesel metni gibi bir algıyla elinize alıyorsunuz. Oysa kitabı okuduğunuzda şaşkınlık içinde, karmaşık ve kopukluklar dikkati çekiyor. 

Kitap içinde dayanaksız ve yanlış bilgiler dikkat çekiyor. Mübade (Nüfüs Değişimi) konusu, tek başına anıları aktarmak olmamalı. Tek ya da birçok tematik benzer içerikteki konuları, olayları, kişileri, zaman ve mekanları edebi tarzda yazmak için; yalnızca öykü, roman, türkü, ağıt, ninni, masal, deneme, makale, röportaj, tarih, biyografi, araştırma, destan, şiir, müzik, anı gibi özel edebi içerikleri ve teması olan konularda yazmak daha başarılıdır. Ki bu dalda, aynı konuyu yazan yerli ve yabancı pak çok usta eserler de bulunmaktadır. 

Kitabın adı ise, çok bildik bir şarkının (Kalbim Ege’de Kaldı) adından esinlenip, takla attırılıp alınmış olması da (Kalbim Rumeli’de Kaldı); telif, sınai ve fikir hakları açısından da sorun teşkil edebilir.  

Ayrıca, kitap içindeki yararlanılan alıntıların, eserlerin içeriği ve yazarları, dip not olarak detaylı belirtilmesi gerekirken; yalnızca kitabın son sayfasında kaynakça olarak verilmiş. Bu da etik değildir.

Öte yandan, Mübadele konusu çok hassas, 1923 Lozan Antlaşması kapsamında ve sonrasında, emperyalist ülkelerin tüm kirli oyunlarına karşın; yeni ve genç bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan Hükümeti topraklarında yaşayan Hristiyanlar ile Müslümanlar arasında yapılan bir Nüfus Değişikliği olayıdır. Bu kitapta da belirtildiği gibi okuduğum pek çok kaynakta, Mübadele’nin; Anadolu topraklarındaki Rumlar ile Yunanistan’daki Türklerin değişim olarak yansıtılıyor. Bu kesinlikle yanlıştır. 

Bu kitabın Önsöz’ünde (sy. 12’de) şöyle denilmektedir: “…Ege’nin sularında kapanan koskoca bir tarihin yapraklarını aralamak istedim. Yıllardır çalışıyorum. “Yaşanmış Mübadele Öyküleri” üzerinde. Araştırmam derinleştikçe Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi’ne ait yeterince bilgi sahibi olmadığımın ayrımına varıyor, üzülüyordum. Ama üzülsem de, yaşarken öğreniyordum. Tarihin yaşarken değil de yazarken öğrenileceğini fark ettim…”   

Yine kitap içinde aynı konuya başka bir yorum gelmekte (sy. 131): “…Bir Türk, bir Yunan ve bir de Birleşmiş Milletler üyesinden oluşan Mübadele Komisyonu, Rumeli’deki Türklerim mal varlığını kayda almaya başlar…”  

Sayfa: 156’da ise; “…Gülcemal Vapuru ile İzmir Çeşme’ye gelen Türklere, deniz kıyısında Rumların boşaltmış olduğu evlerden cumbalı çok güzel bir ev verilir…” 

224 sayfadan oluşan kitap içindeki bu ve benzer sayfalarda, Müslüman Türkler ve Ortadoks Rumlar’dan söz edilse de; içerik olarak, kitap içindeki açıklama ve yorumlar, kaynak belirtilmeden yapılan bu yanlışın devamı algısı ile karşı karşıya kalmaktayız. 

Oysa, daha önce de vurguladığım gibi; Mübadele (Nüfus Değişimi), Yunanistan topraklarında yaşayan Müslümanlar ile Anadolu topraklarında yaşayan Ortadoks halkların kendi iradeleri dışında yapılan, Uluslararası bir mutabakatın sonucu gerçekleşen değişim ve göç olayıdır. 

Elbette bu karşılıklı göç ve nüfus değişimi sırasında; Anadolu’da yüzlerce yıldır Müslüman Türk kardeşleriyle sorunsuz birlikte yaşayan Ortadoks Rumların yanı sıra; Yunanistan’a gitmek zorunda bırakılan Ortadoks Türkler olduğu gibi, Osmanlı Devleti zamanında yerleştirilen Müslüman Türkler ve onlarla birlikte Türkiye’ye göç eden Müslüman Rumlar’da olmuştur. Öte yandan, kitaptaki vurgunun aksine, 1923 Mübadele Anlaşması, Tüm Rumeli ve Balkanları kapsamamaktadır. Makedonya, Bulgaristan, Romanya, Arnavutluk, Yugoslavya, Macaristan gibi ülkelerde yaşayan yani eski Osmanlı topraklarındaki Müslüman Türklerin değişimi bu anlaşmanın dışındadır. Daha sonraki zamanlarda, bu ülkelerden de Türkiye’ye göçler olmuştur.  

Bu acı ve hüzünlü nüfus değişimi, aslında her iki yakaya savrulan halkları memnun etmemiştir. 

Aslında bu güzel kitap içindeki yaşanmışlıkların hemen hepsi, sessiz birer çığlıktır. Bu sessiz çığlıkların hepsi, emperyalist oyunların yalnızca bizim tanık olduğumuz bir kesitidir. Bu gün de halkları birbirine düşman eden kirli oyunlar sergilenmektedir. Bu oyunları bozmak için, farklı kültürel zengin miraslarımızın barış ve iyi komşuluk ilişkisi içindeki yanlarını dile getirmek ve yaşatmak, tüm ana karalardaki ezilen halkların görevidir. Ülkelerin aydınları, yazarları ve sanatçıları, birer barış ve kardeşlik elçidir.

24 Temmuz 1923’de imzalanan Lozan Konferansı ardından gerçekleşen Mübadele Anlaşması kapsamında, yaklaşık olarak 350.000 Müslüman Türk ile 200.000 Hıristiyan Rum, yaşadıkları yerleri terketmek durumunda kalmışlardır. Aslında bu sayıların çok üstünde gerçekleşen Mübadele, bu sözleşmenin imzalanmasından kısa bir süre sonra, her iki coğrafyadaki topraklarda yaşayan halklar; doğup, büyüdükleri evlerden, topraklardan, barış ve kardeşlik içinde birlikte huzur içinde yaşadıkları komşularından kopmuşlardır. Gelinliklerini, emanet çeyiz sandıklarını, kıymetli eşyalarını ve tapularını komşularına emanet bırakıp, ağlayarak ayrılmışlardır. Tekrar geri gelmek umuduyla.  Bu zorunlu göç, her iki ülke için de yıllarca sorun oluşturmuştur. 

Mübadele gerçeğinde yaşananlar ve bu günde onların çocukları ve torunlarının içini burkan bu sessiz çığlık; öfkenin ayrıcalığıdır. Ya da meşru itaatsizliktir… “Mübadele Acısı” ya da “Mübadele Allah’ın belası bir şeydi” diyebileceğimiz, ama her şeye karşın; Ege Denizi kararmadan ve dağlar uykuya dalmadan önce, turnalar zamanı sardunya kokulu öykülerin, sırdaş izinde ve yitik zaman ışığında, Rembetiko ya da Konyalım türküleri esin kaynağımız olsun…  

Sardunya kokan toprakların hüzünlü öyküsü olan, Firdevs Tunçay’ın yazdığı; “Kalbim Rumeli’de Kaldı” adlı bu kitabı, yukarıdaki yapıcı eleştiriler ışığında mutlaka okuyunuz. Biraz hüzünlü ama bir o kadar da, yakın tarihimize tanıklık etmenize faydalı olacak candan, sıcak ve akıcı bir eserdir. Tavsiye derim…

NOT: Benim de uzun yıllardır üzerinde çalıştığım bir konu olan 1924 Mübadelesi Acısı, çekmekte olduğum belgeselin metnini oluşturmaktadır. Yunanistan ve Türkiye’de yaptığım bu uzun araştırmalarımla; “Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Araştırma Ödülü” almıştım. 1-2 Temmuz 2000 tarihli Milliyet Gazetesi’nde dizi yazısı olarak yayınlanmış ve ses getirmişti. Şimdi ise, bu hüzünlü ve zorunlu göç öyküsünün, insan manzaralı belgeselini çekmenin heyecanı içindeyim. Mübadillerin yaşadığı Anadolu toprakları yanı sıra; Selanik, Kavala, İyonya, Kozani, Nea Kalvari, Nea Epivates, Ayan Oros, Atina, Pire, Midilli, Sakız, Rodos, Girit, Meis, Simi ve öteki yerler beni çağırıyor, yeniden…

Dursun Özden

www.dursunozden.com.tr

Yoruma kapalı.

shared on wplocker.com