Demreli Noel Baba’ya karşı, Hoylu Abdal Musa Sultan

Dünyanın 99 haline tanıklık eden, Yoleri Gezgin Derviş’in mola yeri bu kez de Antalya’nın Elmalı İlçesine bağlı Tekke Köyü’ne düştü… Ünlü Halk Ozanı Abdal Musa Sultan ve Ozan Kaygusuz Abdal’ın türbeleri yanında bulunan, Tekke Cemevi Konukevi’nde, Erenler dergahında ve canlar sofrasında bulduk kendimizi. Batı Toros Dağları yamacında bulunan bu köyde, şimdilerde yerleşik olan, konar-göçer Alevi Türkmen Yörüklerin otağı olan bu ziyaret yeri ve burada yatan erenler ile ilgili pek çok efsane dinledik. Öncelikle; bölgede misyoner çalışmaları yapan Demreli Noel Baba’ya karşı, Bektaşi Kültürünü savunan Horasanlı Abdal Musa hakkında bilgi edinmekle, buraları ve bölgedeki efsaneleri keşfetmeye başladık… Ve aynı zamanda, halk ozanı olan Abdal Musa Sultan’ın şiirleri ile gönül kapımızı araladık, yeniden…

Peki, Abdal Musa kimdir?

Anadolu’nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan, aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünürdür. Aslen baba tarafından Horasan’lı dır. Eskiden İran toprağı olan, Azerbaycan’ın Gence şehrine bağlı Hoy kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan, “Hoylu” olarak tanınmıştır. Hacı Bektaş Veli’nin amcası Haydar Ata’nın oğlu olan Hasan Gazi’nin oğludur. Kaygusuz Abdal Menkıbesine göre; “Kösre Musa” adıyla da anılır.  Abdal Musa Sultan, Horasan Erenlerinden olup, 14. yy. da yaşadığı ve Osmanlıların Bursa’yı fethi yıllarında Orhan Bey’in askerleriyle savaşlara katıldığı ve büyük yararlıklar gösterdiği tarihi kaynaklarda yazılıdır. Hacı Bektaş Veli’nin önde gelen halifelerindendir. Payesi sultanlık, mertebesi “Abdallık”. Pir evindeki hizmet postu ise, “Ayakçı Postu”dur. Bu post Bektaşi tarikatındaki on iki posttan on birincisi olup, diğer adı ”Abdal Musa Sultan Postu”dur. Ayakçılık, Abdallık mertebesidir.

Elmalı, Tekke köyündeki dergahı, ilk Bektaşilerin dört büyük “Asitanei Bektaşiyan” dan biridir. Ancak, Anadolu’nun inanç coğrafyasında seçkin bir yeri, etkin bir gücü olan Abdal Musa Sultan adına daha bir çok yerde makam ve mezarlar yapılmıştır. Bir çok yazar ve araştırmacı, Abdal Musa Sultan’ı konu alan araştırmalar yapmışlardır. Bazılarına göre, Abdal Musa Sultan; Bursa’nın fethine katıldıktan sonra Manisa, Aydın ve Denizli yöresinde bulunmuş, daha sonra da Türkmen ve yörüklerin yoğun bulunduğu Elmalı yöresinde tekkesini kurmuştur. Ayrıca Denizli’de yatan “Büyük Yatağan Baba”dan esinlendiğini de belirtmişlerdir. Abdal Musa Sultan, Elmalı yôresinde kurduğu tekkesinde sayısız kişiler irşad etmiş (uyarmış) ve bunlar arasında büyük ozanlar yetişmiştir. Bunların en ünlüsü de, Alevi-Bektaşi edebiyatın abidelerinden sayılan Kaygusuz Abdal’dır.

Onunla ilgili olarak Abdal Musa Sultan Velayetnamesi’nde konu edilen söylenceyi şöyledir:

”Alaiye reyinin oğlu Gaybi, Abdal Musa’ya derviş olup, Kaygusuz adını alınca, babası oğlunu kurtarmak ister. Tekke Beyi’nin yardımını talep eder. Tekke Beyi’de Kılağılı İsa adlı pehlivan yiğidini Abdal Musa’nın tekkesine yollar. İsa, dergaha varır ve kapıya gelince: Çağırın bana Abdal Musa’yı diye gürler. Ancak, atı ürker ve İsa’yı sırtından atar, sürükleyerek parçalar. Tekke beyi bu olaya çok sinirlenir ve ordusuyla harekete geçer. Abdal Musa Sultan’ı yakmak öbek öbek odunlar yığılır. Ateşler tutuşturulur. Abdal Musa Sultan’da üç yüz kadar müridi ile semah ederek yola koyulur… Bu öyle bir geliş ki, onlarla birlikte dağlar, ağaçlar, kayalar da beraber yürür. Dervişler bir gülbank çekip ateşe girer. Ateş onları yakmaz, onlar ateşi söndürürler. Bu manzarayı gören Kaygusuz’un babası, duruma hayranlıkla bakar, Abdal Musa’nın ellerini öper ve geriye döner. Kaygusuz bu dergahta kırk yıl hizmet eder…”

Abdal Musa Sultan’ın kerametleri, kendi adı verilen Velayetname’de anlatılır. Abdal Musa Sultan Velayetnamesi, günümüz Türkçesi ile Ali Adil Atalay tarafından beşinci kez olarak yayınlanmıştır. Kerametlerinden biri de şöyle: “Abdal Musa Sultan, bir pamuk içine kor halinde bir ateş parçasını müridlerinden biriyle, Geyikli Baba’ya gönderir. Geyikli baba da, ona bir bakraç içinde geyik sütü gönderir. Bu kerametin, yorumu da, “hayvanatı iradesine bağlamak, bitkilere hükmetmekten zordur” şeklindedir.

Şair, düşünür, Horasan ereni Abdal Musa Sultan’ın keramet ve erdemleri yedi yüzyıldan bu yana dillerde söylenir. Antalya, Elmalı ilçesine bağlı Tekke köyündeki türbesi, 14. yy.’da Selçuklu mimarisi örneğinde yapılmıştır. Tekke hakkında en önemli bilgiyi 17 yy. da burayı ziyaret eden ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde vermiştir. Bu bilgilere göre tekkenin kubbesindeki altın alem, beş saatlik yerden görülüyormuş. Abdal Musa Sultan sandukası baş ucunda seyyid olduğunu gösteren yeşil imamesi durur. Tekkenin etrafında bağ ve bahçeler uzanır, Misafirhaneler, kiler, mutfak meydanlar gibi bir çok ek binalar varmış. Mutfakta kırk derviş hizmet eder. Meydanın dışında ayrıca büyük bir misafirhane bulunur ki, üstü konak, altı ise iki yüz at alacak kadar büyük bir ahırdır. Misafir hiç eksik olmaz.

Tekke yapıldığı günden beri mutfağında hiç ateş sönmemiştir. Tekkenin çok zengin vakıfları vardır. On binden fazla koyunu, bin camuzu (mandası), binlerce devesi ve katırı, yedi değirmeni ve daha birçok varlığı ile üç yüz elli yıl önceki Abdal Musa Sultan tekkesinin çok büyük zenginliklere sahip bir kurum olduğunu belirtiyor Evliya Çelebi.

Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra dağıtılan tekkeler arasında Abdal Musa Sultan tekkesi de nasibini almıştır. 1829’da hükümetçe gönderilen memurlar tarafından, dergahta mevcut bütün eşyalar ve binlerce canlı hayvan satılıp defteri İstanbul’a gönderilmiştir. Bu hal tekkelerin 1925’de kapanmasına kadar yaşanmıştır. Değişik dönemlerde onarım gören Tekke, zaman içinde yıkılmış, günümüzde ise sadece Abdal Musa Sultan türbesi kalmıştır. Türbede, Abdal Musa, annesi, babası, kız kardeşi ile Kaygusuz Abdal’ın kabirleri bulunmaktadır…

Uçan Su Efsanesinin sırrı…

Boş beşik ağıdının yaşandığı yerlerdir. Boş beşik ağıdıda şöyle; dağda koyunlarını güderken bir kartala sırtındaki bebeğini kaptıran ve kartalı ve yavrusunu bulmak için dağlarda ömür tüketen bir kadının hikayesini anlatır. Boş beşik ağıdı filmlere de konu olmuştur. Gömbe, Akdağ’ın eteklerindeki onlarca Türkmen köyünün merkez köyüdür. Kebabı, uçar suyu, yeşil gölü ve sedir ormanları ile meşhurdur. Sedir ormanlarının dünyada sadece Gömbe’de ve Beyrut’ta olduğu söylenmektedir. Gömbe suları, serin havası ve yeşilliği ile bütün Antalya kıyı şeridinin yaylası konumundadır. Dağcılık ve trekking için çok ziyaret edilmektedir. Özellikle Avrupalı turistlerin dağ özlemlerini giderdikleri bir yer haline gelmiştir. Son yıllarda alternatif yayla turizmi merkezlerindendir. Uçarsu; Akdağ’ın (3024m) zirveye yakın bağrından çıkar. Önce yukarıya doğru fışkırarak sonra da aşağıya, vadiye doğru uçarak aktığı için, adına Uçarsu denilmiştir. Yaz aylarında ve kış aylarında kendiliğinden yönünü değiştirir. Bir akarsuyun kendiliğinden tersine akması efsanelere de konu olmuştur. 

Uçarsu Efsanesi: Yaşlı bir adam bir gün, Akdağ’ın eteklerinde davarlarını otlatan bir yörük gelininden çok susadığını söyleyerek su istemiş. Yaşlı adam, bütün gün yol yürümüş ve çok yorulmuş. Dağın öteki eteğindeki köylülerden de su istemiş fakat köylüler suyun ancak kendilerine yeteceğini söyleyerek vermemişler. Genç kadın elindeki su kabağında taşıdığı suyu sırtındaki bebeğine yetecek kadar kalmış olmasına rağmen yaşlı adama uzatmış. O anda yaşlı adam birden gözden kaybolmuş ve kaybolduğu yerden sular fışkırmaya başlamış. Fışkıran sular önce Akdağ’ın tepesine doğru yükselip sonra aşağıya vadiye doğru şelale şeklinde akmaya başlamış. Yöre halkı suya Uçarsu adını vermişler. Uçarsu yazın yörük gelinin köyüne doğru akıp, bütün vadiyi sularken kışın da kendiliğinden yön değiştirip su vermeyen köylülerin olduğu tarafa akar ve etrafına zarar verirmiş. Su isteyen yaşlı adamın Elmalı- Tekke Köyünde yaşamış olan Abdal Musa olduğu söylenir. 

Sonuş: 

Demreli Noel Baba’nın bölgede Hıristiyanlığı yayma girişimlerine karşı, Aelevi Bektaşi Kültürünü yaşatmaya çalışan Huylu Abdal MUsa Sultan, Anadolu Alevi Bektaşi Kültüründe saygın bir Eren (Aksakal Bilge Derviş) ve halk ozanı olarak saygı görmektedir. Biz de saygıda kusur etmeden, ziyaret ve gezimizi sürdürüyoruz… Tekke Köyünde Abdal Musa, Kaygusuz Abdal ve öteki dervişlerin yan yana birlikte yattıkları türbe ve mezarları bulunmaktadır. Yılın belirli zamanlarında kültür ve sanat etkinliklerinin de yapıldığı bu kültür kompleksi, Anadolu Alevi Bektaşi Kültürüne inanan insanlar tarafından, yılın her zamanı ziyaret edilmektedir. Ve bu türbenin bulunduğu yer, kutsal bir otağ olarak inanılmakta ve ziyaret edilmektedir… Hatta burada bulunan Cemevi, müze ve bir Anadolu Şaman geleceği olan dilek ağacı ve günah testi yapılan kaya deliği de ziyaret edilen yerlerin başında yer almaktadır… Sazın söze, nefsin nefese karıştığı bu kutsal yerde, şiirin ve türkülerin ezgi yüklü kervanı, bizi yeni yerleri ve kültürleri keşfetmeye çağırıyor, yeniden…

Abdal Musa Sultan’dan bir şiir:

“Kim Ne Bilir Bizi

Kim ne bilir bizi nice soydanız

Ne zerrece oddan ne hod sudanız

Bizim meftûnumuz mârifet söyler

Biz Horasan mülkündeki boydanız

Yedi deniz bizim keşkülümüzde

Hacı’m ummân ise biz de göldeniz

Hızr ü İlyas bizim yoldaşımızdır

Ne zerrece günden ne hod aydanız

Yedi Tamu bize nevbahâr oldu

Sekiz Uçmak içindeki köydeniz

Bizim zahmımıza merhem bulunmaz

Biz kader okunda gizli yaydanız

Tûr’da Mûsâ durup münâcât eyler

Neslimizi sorar isen Hoy’danız

Abdal Musa oldum geldim cihâna

Ârif anlar bizi nice soydanız…”

Abdal Musa Sultan

Ve Kaygusuz Abdal’dan da bir şiir:

“Beylerimiz çıktı Avlan Üstüne
Onlar Gelir Sultan Abdal Musa’ya
Urum Abdalları Postun Eğnine
Baglar Gelir Sultan Abdal Musa’ya

Urum Abdallari Gelir Dost Deyi
Giydikleri Nemed ile Post Deyi
Hastaları Gelir Derman Isteyi
Saglar Gelir Sultan Abdal Musa’ya

Bir Niyazim Vardir Gani Keremden
Münkir Bilmez Evliyanin Sirrindan
Kul Kaygusuz Ayrı düşmüş Pirinden
Ağlar Gelir Şahım Abdal Musa’ya.”

Kaynak: www.dursunozden.com.tr

Yoruma kapalı.

shared on wplocker.com