ilk aşk, son çile
bak, çileli çam oluklu pınar da kurudu
yat, hileli cam oklu, sevi burcu uyudu
karşı dağda, tatlı pınar deresi kuru
o bağ evinde, avuçlu-başlı yatardık
örtünürdük, üstümüze ekşi dut moru
ailece dayanışır, paylaşırdık o geceyi
gıdıklanır, ağız dolusu gülerdik, duru
ardıç ağacına dilek tutar, yakarırdık:
ey ulu gök tanrım, sen bizi koru!..
bak, çileli çam oluklu pınar da kurudu
yat, hileli cam oklu, sevi burcu uyudu
çocuktuk, tıfıldık, çok gençtik
sevişmesini bile beceremezdik
on beşindeydi dudak alı, ilk soru
yitik zaman ışığını, o an kim öptü?
ayrılık rüzgarı, rahvan yılkı tay-doru
o içsel bakışın mavi mi, yeşil miydi?
bilinmez. şu geçirgen tabaka alüvyon
oysa, bu benim göz bebeğim, erozyon
yalçın kaya büyürken, dağlar küçülürdü
baş eğer kehribar rengi bereketli başak
pehlivan kuşağı kasvet mi, kısmet mi?
ak alın yazımız depreşti, yaşam testi
ve de sevinin şinanayı, sam yeli esti
ılıktı, düş karası, gönül yarası azdı
ve avazım çıkmaz oldu, kırık sazdı
bu şiir biraz sitem, biraz da nazdı
bak, çileli çam oluklu pınar da kurudu
yat, hileli cam oklu, sevi burcu uyudu
tren gelir hoş gelir-leylim yar, ıslak ray
o bendeki sen yoktun ve aşka toktun
ozan kabız, şiir içimde tutsak, mayın
ey hileciler!.. beni çilesiz bırakmayın
bu dünya çilehane; eridim, yandım
sevisiz biciğin sütü kurudu sandım
gökte ay salınır, şavkır gümüş tepsi
gün döndü, yıldız söndü, gitti hepsi
bak, çileli çam oluklu pınar da kurudu
yat, hileli cam oklu, sevi burcu uyudu
zemzem tadında, kutsal su ayazma
“yârin ak göğsüne, süllüm dayarım”
gönül aynası, ipek mendil, al yazma
yayla düşü filizlendi 50 yılın ardından
arta kalan, köyün büyük yangınından
ey özgürlük! içimi sızlatan yanar dağ
ilk aşk, son çile, alevinde koru-al kan
sevi burcu, anadolu vatan, niğde can
bizi çağıran çatal kayaya, can kurban*
dursun özden
* ilk şiirim (1968) “yayla düşü” için…
hey gidi dünya
mor mevsim kanadı
apoletli, kart postal
yaralı at-yitik düldül
barış gülü, bir eylül
kara para, ak para
boynumdaki o yara
çarmıh, ip, darağacı
nar ağacı, yar ağacı
sevda, onur baş tacı
cüzdanımdaki o dara
bak hele, beni bir ara
alın yazım, kırık sazım
şansım yazı mı-tura mı?
o para babalarından biri
o sinsi, alçak bir burjuva
dökülen kan, yıkılan yuva
o esir, tüm kölelerden biri
o onurlu bir emekçi ve diri
bitti bitti, her şey bittiği anda
al ibikli özgür kuşlar su içerken
başlarını havaya kaldırdı, tamda
ak gagalı, mor kuşlar da isyanda
dik başlı köleler başkaldırıyor-yeni
halkın suskunluğu korkutuyor beni
taşın deliğine parmak sokan tutku
beni yanına çağıran, uzaktaki utku
şu sessiz çığlığın, ne güzel bir nida
akşam sarhoşu sabah makamı şarkı
sabah selasında hicazkar, hoş seda
koç katımı zamanı, yanık çoban kavalı
ürkek korkuyu öteleyen sipsi-cesur ıslık
ıslıkla marş söylemek yasak, sesi kıstık
tutsak gece, yitik umut, dolunay yastık
pencereyi tıklayan, yavuklu kuşu astık
şu özgür yeleli, doru at kişnemesi
ve gerdek gecesini, yırtan çığlık
çocuk cıyaklaması, yeni bir şey
tek ses, tek nefes, inleyen ney
bu dünya hep deli, leylim ley
ve artık yeter, ben özgürüm!
he heyde hey, hey hey!..
dursun özden
www.dursunozden.com.tr













