Dünya Mirası, Uygarlık Burcu BERGAMA (İç gezi)

Bir Turizm Cenneti olan Anadolu'da, tarihin gizemli coğrafyalarını ve alternatif turizmin zengin miraslarını keşfetme yolculuğumuz sürüyor... 

Daha önce de, siz sevgili izleyicilerin beğenisini kazanan; “Uygur Karızları”, “Anadolu Su Medeniyeti”, “Anadolu Karızları”, “Kutsal Su Zemzem”, “Mekke Su Yolları”, “Han Duvarları”  gibi belgesellerimizle, hayatı keşfetmeye sevam ediyoruz... “Uygarlık Burcu Bergama” belgeseli ile “Merhaba!” diyerek söze başlayalım. Yeniden...

UNESCO tarafından tescillenen ve yaşanabilir temiz kent özelliği olan Bergama’nın, “Evrensel Değerlerini Yaratan Tarihsel Gelişimine” bir göz atalım. 

UNESCO'nun 9 şartından 6'sının tescillendiği Bergama ve bu koşulların neler olduğunu gün yüzüne çıkaran gerçekler ile yerel yöneticilerin turizm mirasını yaşatmaktaki özverileri, aslında bölgede var olan ve keşfetmeyi bekleyen alternatif turizm potansiyelini de ortaya çıkaran bir belgesel çalışmasıdır bu proje... 

Özel röportajlar, dramatik canlandırmalar, animasyon desteği, özgün müzik, tariihin bilinmeyen sayfalarını aralayıp keşfetmek, bölgede tarımsal yaşam ile bütünleşen folklorik zenginlikler ve alternatif turizm potansiyelini gün yüzüne çıkarmak için, Uygarlık Burcu Bergama'dayız...  

Bir Turizm Cenneti olan Anadolu coğrafyası, Akdeniz Turizm pastasından hakettiği payı alamamaktadır. Batı merkezli yalan haber kaynakları, ülkemiz üzerindeki kirli emellerini gerçekleştirmek için uyduruk gerekçeleri ileri sürmektedir. Anadolu tarihi ve kültürünün zengin mirası sayılabilecek pek çok turizm potansiyeli ile tüm medeniyetlerin beşiği olma özelliğini yaşatmaktadır. Turizmin tüm özellikleri ve güzellikleri yanı sıra, Anadolu insanının konukseverliği ile turizslere, geleneksel ve modern sunumlar yaptığı, bilinen bir gerçektir. Turizmin çekici gücü olan “Güneş, deniz ve kum” yanı sıra, doğa ve alternatif turizm zenginliklerimizle de, ülkemize gelen konuklara en iyi olanaklar sunulduğu bir gerçektir. Tüm Anadolu giibi, Ege Bölgesi ve özellikle Bergama coğrafyasında var olan tarihi ve kültürel zengin mirasımızın tanıtımı, bilinmeyen özelliklerinin yeniden keşfi, bu belgeselde farklı bir anlatım ve yeni teknik olanaklarla sunulmaktadır. 

Ayrıca bölgenin alternatif turizm zenginlikleri, Kaz Dağı'nın doğu yamaçlarında bulunan zeytincilik, Kozaklı vadisinde çam fıstığı üretimi, arıcılık, dericilik, halıcılık, hayvancılık, mübadele acısını yaşayan halklerın yürek burkan öyküleri, zeytin ve fıstık hasadı ile uğraşan tarım emekçisi kadınların kadınların şiirsel sevda ve göç öyküleri de bu belgeselde dile getirilecektir. 

Özellikle bir uygarlık burcu olan tarihi antik kentlerinde ve kazı alanlarında kazı başkanları, akademislenler ve uzmanlarla özel röportajlar yapılacak ve de yeni belge ve bulguları meraklısı ve genel izleyici için bu belgeselde hayatı yeniden belgeleyeceğiz. Antik tiyatroda ve tarihi yürüyüş yolunda, akıl hastalarının su ve muziki sesinden şifa bulduğu tarihi çeşme başında ve bimarhane geçidinde, özgün müzik eşliğinde dramatik canlandırmalar ile 3 bin yıl eskilere, antik tarihe sırdaş yolculuk yapacağız. 

Bölegede yaşayan Roman halkın dans ve müziği, ramazan davulcularının ilahi seslenişi ve sihirli ritmi, düğün ve kına gecesi eğlencelerinin geleneksel coşkusu ile alternatif turizmin sevecen ve renkli yüzünü belgeliyeceğiz. Belgeselimize klarneti ve özgün müziği ile katkı sağlayan, bir Bergama sevdalısı olan klarnet ustası Hüsnü Şenlendirici ile tarihi mekanlarda sihirli bir müzik yolculuğu yapacağız. 

Bergama adı ile özleşen parşömen sanatını zamanımızda yaşatan ve bir turizm elçisi olan Macit Gönlügür ustanın da tüm hünerlirini, oğlak derisini ıslahı ve bir sanat eserine dönüşünü de belgeleyeceğiz. Parşomen işçiliğinin ve sanatının tüm ülkeye yayılması için sürdürülen atölye çalışmalarına da konuk olacağız.

Bergama'ya günü birlik gelen yerli ve yabancı turistlere, Bergama yemek kültürü ve konaklama yerlerini de ya da olması gerekli eksiklikleri de dillendireceğiz. Bungolog tipi pansiyonları ve organik doğal beslenme mekanlarına da konuk olacağız. Özellikle bölgenin en zengin ürünü olan zeytincilik ve zevtinyağı üretimi ve mutfak kültürünü de belgeleyeceğiz, yeniden...

Bergama merkezden hareketle Kaz Dağı, Madra Dağı ve Kozaklı tepelerinde atlı, bisikletli, yaya ve motorize yol güzerhahında, konaklama ve dinlenme noktalarını göstereceğiz. 

Tarihi Bergama ören yerleri yanı sıra, Bergama Müzesi içinde bulunan Aliyano Su Perisi ve öteki tarihi eserlerin sırdaş özelliklerini uzamanlardan öğreneceğiz. 

Proje Danışmanımız ve Bergama tarihi ören yerleri kazı başkanı olan Prof. Dr. Felix Pirson ve yardımcısı Celal Bayar Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Güler Ateş ile yapacağımız özel röportajlarla; biögede bulunan yeni tarihi eserleri ve onların özelliklerini öğrenip, tarihin sırdaş sayfalarını aralayacağız...
Almanya'nın Berlin Müzesinde bulunan Bergama bölümünde de özel çekimler yapıp, ülkemizden dışarıya giden tarihi eserlerin zengin kültürel miras yanlarına da ışık tutacağız...

Kısaca Bergama'yı tanıyarak yol haritamıza bir ışık tutalım...
Bergama, sahip olduğu tarihi ve kültürel değerleriyle dünyanın 999, Türkiye’nin 13. ve İzmir’in ilk UNESCO Dünya Mirası kentidir. İlkler kenti Bergama; Parşömenin anavatanı, eczacılığın babası Hekim Galenos’un kenti, 1937 yılından bu yana Türkiye’nin ilk yerel festivaline hiç ara vermeksizin ev sahipliği yapmış ve yapmaya da devam eden kent, İncil’de geçen Anadolu’daki yedi kiliseden birine sahip kent, dünyanın en dik tiyatrosuna sahip kent gibi pek çok nitelemeye sahiptir.

Bergama adı, antik dönemdeki Pergamon isminden gelmektedir. İlk çağda muhteşem abideleriyle büyük bir şehir ve aynı adı taşıyan krallığın merkezi olmasının yanı sıra, Ortaçağın önemli stratejik mevkii, Karesioğulları’nın ikinci başkenti ve son olarak Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli merkezlerindendir.

Kent kuzeyinde Madra Dağı, (En yüksek yeri-Geyikli: 1051 metre) güneyinde Yunt Dağı, (En yüksek yeri Maya Tepesi: 1344 metre) dağ silsileleri ile çevrili Bakırçay havzasında kurulmuştur. Bakırçay ovasının uzunluğu 45 km, genişliği yer yer 15 ile 20 km arasında değişmektedir. İlçe merkezinin rakımı 68 metre olup, Akropol’deki rakımı 331 m.'dir.
Adını verdiği ovayı ikiye bölen Bakırçay, Balıkesir’in 30 km. güneyindeki Davullu dağlarından doğar. Madra ve Yunt dağlarından katılan Glenbe, Aksu, Yağcılı, Menteşe, İlya, Karadere, Kırkgeçit, Gümüş, Kestel, Bergama, Sarıırmak, Sınır dereleri ile beslenir. 120 km uzunluğunda ve rejimi düzensizdir.

Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçen Bergama’da Akdeniz iklimi hâkimdir. Gündüz ve gece arasındaki sıcaklık farkı 15-20 derece arasındadır. Rüzgârlar yaz ve kış kuzeyden yıldız, kuzeydoğudan poyraz, kuzeybatıdan karayel eser. Lodos ve batı rüzgârları yağmur getirir. Yıllık yağış miktarı 600 mm3 civarındadır.
Bergama’nın uzun yıllardan beri en önemli gelir kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Tarım sektörü de kendi içinde belli başlı ürünler dışında çeşitlilik sağlayamamıştır. Halkın geçimini sağladığı en önemli tarım ürünleri pamuk, tütün, domates, zeytin, mısır ve buğday sayılabilir. Bölge toprağı ve arazi yapısı, yeni yatırımcılara çeşitlendirme konusunda açık alan özelliği taşımaktadır.

Bergama yöresi madencilik sektörü açısından zengin bir potansiyele sahiptir. İşletilmekte olan maden yatakları granit, mermer, altın, perlit ve taş ocaklarıdır. Yöre, doğal kaplıca suları ve su kaynakları yönünden de zengindi

UNESCO tarafından tescillenen ve yaşanabilir temiz kent özelliği olan Bergama’nın Evrensel Değerlerini Yaratan Tarihsel Gelişime bir göz atalım. 

Kültür ve doğanın birlikte şekillendirdiği Bergama’da tapınaklar, gymnasiumlar, su sistemleri, köprüler, tiyatrolar, tümülüsler, hanlar, camiler ve geleneksel evler gibi sayısız anıtsal eser kentin çok katmanlı kültürel peyzajını oluşturmaktadırlar. 
Kentin iki bin yılı aşan tarihi süreçte ev sahipliği yaptığı Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde entellektüel ve bilinçli tercihler ile şekillendirilmiş bu kültürel katmanları Bergama’yı medeniyetin öncü kentlerinden biri durumuna yükseltmektedir. 
Bergama İ.Ö. 3. Yüzyılda Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan yolların merkezinde, Ortadoğu, Asya, Yunan ve Makedon kültürlerinin kaynaştığı Ege Bölgesi’nde kültürel, bilimsel ve politik bir merkez olarak yükselmeye başlamıştır. 

Attalid Hanedanlığı (İ.Ö. 280ler-İ.Ö.133), Bergama’yı merkeze alarak Hellenistik dönem içinde belki de kendisinden en çok bahsettirecek olan krallıklarını kurmuşlardır. Krallığın başkenti Bergama ise imar hareketlerinin doğayı şekillendirerek ve doğanın yarattığı zorluklara yaratıcı çözümler bularak geliştirilen kent planı ve anıtsal eserleri ile günümüze ulaşan haklı bir üne sahip olmuştur. 300 metre yüksekliğindeki Kale Tepesi’ni kilometrelerce uzaktan başlı başına anıtsal bir eser olarak algılanmasını sağlayan kent planı, birbiri ile ilişkili ve Tepenin eğimleri üzerinde oluşturulan teraslara ustaca oturtulmuş sayısız anıtsal eser ile donatılmıştır. Bu anıtsal eserler içinde antik dünyanın en dik tiyatrolarından biri, yine antik dünyanın en uzun stoaları, üç farklı terasa oturtulmuş gymnasiumu, Helenistik sanatın zirve eseri Zeus Sunağı ile farklı teraslara yerleştirilmiş tapınakları ile bir kent anıtı yaratmaya yönelmiş bu bilinçli tercih ile oluşan peyzaj ise aradan geçen 2200 yıl sonrasında günümüzde de hala kilometrelerce uzaktan görülebilmektedir. 

Öte yandan Pergamon Hellenistik Dönem kentlerinin gelişim ve planlamasının izlenebildiği dünya üzerinde sağlam kalmış ve günümüze erişmiş tek kenttir. Kentte bu ayrıcalıklı statüyü kazandıran ise birçok deprem, zamanın yıpratıcı etkisi ve insanların olumsuz etkilerine karşın binlerce yıl boyunca ayakta kalabilecek bir teknik ve ustalıkla inşa edilmiş olmalarıdır. 

Kentin tıbbi tedaviler ve dinsel açıdan hacı mekânı olması nedeni ile uluslararası alanda önemini artıran Asklepion Kutsal alanı ise Attalid Hanedanlığı’nın donattığı bir başka alandır. Kendi içinde yer alan tapınakları, çeşmeleri, tedavi merkezleri ile antik dünyanın en önemli üç tedavi merkezinden biri olarak ünlenen ve Kale Tepesinin 2 km kadar uzağında kalan bu alana ise ‘’Kutsal Yol’’ ile bağlanılmakta idi.

Helenistik dönemin basınçlı su sistemi ve bu sistemin 40 km lik mesafelerden geliyor olması ise teknolojik açıdan kentin seviyesini kanıtlayan en önemli öğelerdendir. 

Kentteki, ticaret, temizlik ve su kullanımı gibi farklı birçok konuda düzenleyici kurallar içeren kent yasaları ise bir Helenistik kent yönetiminin öncelikler ve nasıl olduğu konusundaki en dikkat çekici örneklerdir. 

Attalid Hanedanlığı sadece kentleşme ve mimaride değil aynı zamanda eğitim, bilim, sanat ve uluslararası ilişkiler gibi konularda da döneminin önemli merkezi konumunda idi. Ana Tanrıça kültünün Roma’ya taşınması Bergama Krallığının uluslararası ilişkilerinin ne kadar güçlü olduğunu gösteren önemli olaylardan biridir. Ünlü İskenderiye ile yarışan kütüphanesi, gymnasiumlarda verilen edebiyat dersleri, dünyanın bilinen ilk küre şeklindeki modelinin yapıldığı bilim merkezleri ve Helenistik dönemin en ünlü sanatsal yapıtı Zeus Sunağı’nı yaratan heykeltıraşlık okulu ile Bergama antik dünyanın bir kültür ve bilim merkezi idi. Kitaba giden yolda önemli bir adım olan Parşömen de bu bilim merkezinde icat edilmişti. Bergama Kralları sanat ve mimarlık hareketleri ile kentlerini güzelleştirip, bu kentleri birer kültür ve bilim merkezi haline getirirken diğer yandan kentlerinin dönemin askeri ve toplumsal karmaşaları içinde harap olup gitmesini engellemek için de dayanışma ve barışın yanında olmuşlardır. Nerede ise tüm hanedan üyelerinin büyük savaşlara katılmak zorunda kaldığı Bergama Krallığı bu savaşlarda genel olarak Ege ve Yunan Kentlerine –devletlerine karşı girişilen yıkıcı saldırıları engellemeye çalışmışlardır. 

Kentin bir başkent ve hanedanlık merkezi olarak işleyişinin ve bu nedenle de uluslararası ilişkiler açısından önemli şenliklere, spor müsabakalarına ve farklı olaylara ev sahipliği yapması ise kentin anıtsal planlamasının bir politik güç göstergesi olduğunu göstermektedir. 

Ova yerleşiminde inşa edilen çoğu Helenistik döneme ait Tümülüsler kent peyzajını tamamlayan öğe olarak planlı bir şekilde konumlandırılmışlardır. Bunlar arasında Yığma Tepenin Kale tepesindeki Athena Tapınağı ile doğrusal hat üzerinde kurulan görsel ilişkisi ve Maltepe Tümülüsünün Roma dönemi ızgara kent planı içine oturan konumu ile sahip olduğu Traian Tapınağı ile görsel ilişkisi bu planlı yer seçimlerini kanıtlamaktadır. Tümülüsler ayrıca antik dönemin sadece dinsel özelliklerinin bir yansıması değil aynı zamanda ailelerin ve kentlilerin ölmüş ataları ile olan duygusal ve politik ilişkilerini ortaya koyması açısından da çok önemlidir. 

Kapıkaya Kybele Kaya Tapınağı’nın yine Kale Tepesi’ndeki Athena Tapınağı ile arasında bulunan görsel bağ, Helenistik krallığın, sadece kentin kendisini değil, çevresindeki dini ve politik idoller ile kentin bir bütün şekilde peyzaj oluşturmasını bilinçli şekilde planladıklarını düşündürmektedir. 

Helenistik dönemin ardından Bergama, Hanedanlığın son kralı III. Attolos’un miras bırakması ile Roma egemenliğine savaşsız bir şekilde geçmiştir. Roma döneminde kentteki mimari ve kültürel gelişim devam etmiştir. Kent nüfusu 150 bini aşan bir metropole dönüşürken, bu nüfusun ihtiyacı olan tiyatro, amfitiyatro, meydanlar ve tapınaklar Kale Tepesi’nin önündeki ovada yükselmeye başlamıştır. Bugün ‘’Kızıl Avlu’’ olarak bilinen Roma Dönemi’nin en ihtişamlı tapınaklarından biri olan Mısır Tanrıları Tapınağı Kale Tepesinin eteklerine, Selinos Deresi’nin üzerini kapatan tüneller inşa ederek elde edilen düz alana inşa edilirken, kale tepesinde sayısız teras günümüzde halkın ‘’tünel’’ olarak adlandırdığı tonozlar ile desteklenmiştir. Kızıl Avlu Anadolu’nun en büyük tuğla yapısı ve dünyadaki en büyük Serapis Tapınaklarından biridir. Asklepion Kutsal Alanı bu dönemde nerede ise tamamen elden geçirilerek, hastane, uyku odaları, tiyatro, kütüphane ve yeni tapınaklar ile donatılmıştır. Roma imparatorları Kale Tepesi’nin ünlü peyzajına kalıcı bir katkıda da bulunmuş ve dönemin mimari sınırlarını zorlayan bir teknik ile Traian Tapınağı’nı Hellenistik başkentin peyzajının en kuvvetli olduğu Tiyatro caveasının üst kısmına inşa etmişlerdir. 

Roma döneminin sonlarına doğru din savaşları ile çalkalanan atmosferin tüm olumsuzluklarını yaşayan kent depremlerden de hasar görmüştür. Ardından Bizans İmparatorluğu döneminde kent İncil’in son kitapçığı ‘’Vahiy’’de bildirilen Hristiyanlığın ilk dönemlerinde cemaatin gizlice buluştuğu yedi kiliseden birine ev sahipliği yapması nedeni ile bir inanış merkezi olarak ön plana çıkmıştır. Günümüzde bu kilisenin ‘’Kızıl Avlu’’ içine Bizans Döneminde inşa edilen Saint John Klisesi olduğuna inanılmaktadır. Romalılar Döneminde İ.S. II. yüzyılda Mısır Tanrıları Tapınağı olarak inşa edilen ‘’Kızıl Avlu’’ daha sonraki dönemlerde Yahudi Cemaatinin yaşadığı bir alana dönüşmüş ve sonrasında ise bir parçası Cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu özelliği ile Kızıl Avlu dünya üzerinde nerede ise bilinen tüm dinlere ev sahipliği yapan bir yer olmuştur. Kültür ve inançların kaynaştığı ve hatta birleştiği bu alan bugün Bergama kenti içinde tüm ihtişamı ile yükselmektedir. 

Bizans İmparatorluğunun Arap saldırıları ile sarsıldığı dönemlerde Bergamalıların ünlü Zeus Sunağı’nın frizlerini de kullanarak depremlerden hasar gördüğü tahmin edilen Helenistik kent surlarını güçlendirdiği bilinmektedir. 7. yüzyıldan 14. yüzyıla kadar farklı dönemlerde gerçekleşen Arap ve Türk akınları ile karşılaşan kent 14. Yüzyılın başlarında önce Karesi Beyliği’ne ve hemen ardından da Osmanlıların yönetimine geçmiştir. 
Osmanlılar döneminde yeni bir kültürel katman kazanan kenti; bu kez hanlar, camiler, mescitler, hamamlar, çeşmeler, tabakhaneler ve arasta ile Türk-İslam mimarisinin örnekleri süslemeye başlamıştır. Osmanlılar döneminde Kale Tepesinin eteklerinde Rum nüfus, Selinos’un güneyinde kalan ova yerleşiminde Müslüman nüfus ve Kızıl avlu çevresinde ise Yahudi nüfus yaşamakta idi. 

Osmanlıların Anadolu kentlerinde gözlenen mütevazı, yerel teknik ve malzemenin kullanıldığı, yerel bezeme tekniklerinin sıkça rastlandığı birçok anıtsal ve konut yapısı Bergama’da bugün ayaktadır. Doğal topografyanın takip edildiği dar sokakları, halen geleneksel deri işlemeciliği, kalaycılık, yorgancılık ve sepetçilik gibi el zanaatlarının devam ettiği arastası ve dünyanın ünlü müze ve koleksiyonlarını süsleyen halılarının dokunduğu atölyeleri ile Bergama’da son olarak Osmanlı döneminde şekillenen kentsel hatlar üzerinde yaşam devam etmektedir. 

Selinos Deresi’nin ana hatlarını belirlediği Kale Tepesi ve ova yerleşimi arasındaki bağlantıyı sağlayan köprüler ise almaşık yapıları ile ve hala kullanılıyor olmaları ile istisnai değere sahiptirler. Günümüzde halen kullanılan bu köprüler Helen, Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin tümünde kullanılmış, her bir dönemde restorasyon görerek, farklı kültürlere tanıklık eden almaşık yapılarını kazanmışlardır. Cumhuriyet döneminde de ziraat, tarihi, kültürel, sanatsal, sosyal ve turistik açıdan ülkemizin göz bebeği olan Bergama'da, daha keşfedilemeyi bekleyen pek çok zengin kültürel mirasın da beşiğidir... 

Efeler diyarı Ege ve onun altın gerdanı Bergama; tarihin her döneminde olduğu gibi bu gün de, ülkenizin ve tüm insanlığın ortak zengin kültürel mirası olarak; keşfedilemsi, yaşatılması, korunması ve tanıtılması için, yöneticilerden yurttaşlara dek, herkesin asli görevi olmalıdır... 

Ege Denizi kararmadan ve dağlar uykuya dalmadan önce, Uygarlık Burcu Bergama'da güneşi ilk öpen gezginlerin, sırt çantası hazırlama telaşı ve yeni yerleri ve kültürleri öğrenme merakı ile biz de; Anadolu'nun başka zenginliklerini ve güzelliklerini keşfetmek için yollardayız, yeniden...

Gezi haritanızda Bergama'yı işaretlemeyi unutmayınız... Seneye Bergama'nın başka bir yanını keşfetmek üzere davetliisiniz... 

Sevimizin sırdaş simgesi olan Su Perisi'nin arındığı şifa kaynağı sihirli su sesi, semada yankılanan sabah selası ile içsel yolculuğun kutsal bir daveti olarak bizi çağırıyor, yeniden... Barış, mutluluk, huzur ve hoşgörü özlemiyle, sevgimizin sebil olduğu yeni bir güne merhaba diyerek, sizi candan selamlıyoruz; Yolunuz ve bahtınız açık olsun!..

Dursun Özden
Yoleri Yapım Prodüksiyon
wwww.dursunozden.com.tr/yoleriyapim

IMG_7933IMG_7934IMG_7935IMG_7936IMG_7939IMG_7950

Yoruma kapalı.

shared on wplocker.com