CHP lideri Kemal Kılıçtaroğlu’nun, 25 gün önce Ankara’dan İstanbul’a uzanan 450 kilometrelik “HAK, HUKUK, ADALET YÜRÜYÜŞÜ”;9 Temmuz 2017’de, İstanbul Maltepe sahilinde yapılan ve yüz binlerin katıldığı kararlı ve coşkulu geçen bu miting, bana yakın çağ tarihimizden bazı “BÜYÜK YÜRÜYÜŞLER”i anımsattı.
BÜYÜK GÖÇ
Amerika’da “Gazap Üzümleri” kitabına esin kaynağı olan ve tüm dünyayı etkileyen 1930’lu yıllarda başlayan “Büyük Buhran” döneminde; tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan ve mülksüzleşen emekçi yığınların ayakta kalma mücadelesinin anlatıldığı bu destansı romanda J. Steinbeck; açlık, sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk edip yollara düşmek zorunda kalan insanların; Amerika’da kuzeyden güneye doğru başlayan göçün ve yüzlerce kilometre uzunluğundaki “Büyük Yürüyüş”e katılan binlerce emekçinin destansı öyküsüdür.
TUZ YÜRÜYÜŞÜ
Birinci Dünya Savaşının hemen ardından başlayan Büyük Buhran. Ve Büyük Buhran bunalımını atlatılmasının üzerinden çok geçmeden duyulmaya başlayan İkinci Dünya Savaş’nın ayak sesleri. Avrupa ülkeleri arasındaki gerilimin giderek arttığı sırada Gandhi, ”Sevgili dostum” diye başlayan ancak İngilizlerin engellemesi ile Hitler’in eline hiç geçmeyecek bir mektup kaleme almıştı. 23 Temmuz 1939’da Gandi, Almanya’da iktidara gelen faşist diktatör Adolf Hitler’e hitaben yazılan bu mektubun özeti şöyle:
“Dostlarım insanlığın iyiliği adına size yazmam için ısrar ediyorlar. İçimden bir ses hesap kitap etmeyi bırakmamı ve ne pahasına olursa olsun ricamı dile getirmem gerektiğini söylüyor. Almanya’nın sorunu yalnızca güç kullanımı ile gerçekleşebilir ancak geriye cevaplanması gereken iki soru kalıyor: Nerede ve ne zaman? İnsanlığın vahşice duruma düşmesine yol açacak bir savaşın önüne geçebilecek tek kişi olduğunuz çok açıktır. Size her ne kadar değerli görünse de bu bedeli ödeyebilecek misiniz?”
Gandi’nin anlayışına göre devlete ve kanunlara karşı tepki göstermenin yolunun şiddet değil, pasif direnişti. Bu anlayışı doğrultusunda Sömürgeci İngiliz Devleti’nin koyduğu baskıcı katı kanunlara tepki amacıyla, 12 Mart 1930’da küçük bir destekçi grubu ile Hindistan’da Satyagraha’ya, Tuz Yürüyüşü’ne başlamıştı. Kanunlara göre okyanusa kıyısı olmasına rağmen Hindistan’da halkın kendi tuzunu üretmesi yasaktı. Bunun yerine halk genellikle ithal olarak getirilen ve ağır vergi konularak satılan tuzu almak zorundaydı. Tuz Yürüyüşü, 385 kilometre sonra tamamlansa da Hindistan’da tuz vergisine tepkiler çığ gibi büyüdü. Yılın sonunda Gandi’nin kendi de dahil, yaklaşık 60 bin kişi hapse atıldı. Bu olay ile birlikte, 17 yıl hapis yatan Gandi, artık tüm dünya kamuoyunda tanınıyordu. O “BÜYÜK TUZ YÜRÜYÜŞÜ”nün kahramanı ve bir barış elçisi idi…
UZUN YÜRÜYÜŞ
Çin’de iç savaş ve emperyalizmle mücadelenin iç içe geçtiği dönemlerdi. Bu dönemde Çinli Komünistler, Mao’nun büyük etkisi altındaydı. 1934 yılında bir yıl sürecek olan Uzun Yürüyüş için 100 binden fazla emekçi Jiangxi’den yola çıkar, yolculuk bittiğinde sadece onda biri hayatta kalabilmiştir.
Gerilla birlikleri, düşman kuşatmasını yarmak ve çemberden kurtulmak için kendinden daha kalabalık ve daha iyi silahlanmış olan hükümet kuvvetleriyle çarpışa çarpışa kuzeybatıya doğru, zorlu bir dağlık arazide 10 000 kilometre yol yürümüşlerdi.
Uzun Yürüyüş’ün mimarları ve hayatta kalan 10 bin kişi, Çin devriminin de ateşleyici kuvvetini oluşturmuştu.
Bu zorlu yürüyüşün ardından Çin Komünist Partisi ve Mao, milliyetçi tepkiden de destek alarak, kendi yönetimi altındaki topraklarda karşılıklı yardımlaşma ekipleri oluşturarak ekonomik örgütlenmeyi sürdürdü.
Mao başlangıçta, Parti’nin genel direktiflerine aykırı olarak, zengin köylülerin desteğini yitirmemek için, aşırı sert bir tarım reformundan kaçınmayı uygun görmüştü. Sonradan Mao bunun için “hedefe giden her yol meşrudur” diyecekti.
Mao, Guonmindang’a karşı üç yıl süren savaş ve Kuzey Çin köylülerinin yoğun bir biçimde harekete geçirilişi sonucunda, 1 Ekim 1949’da Pekin’de Tian An Men Meydanı’nda coşkulu kalabalığa bir bildiri okuyarak Çin Halk Cumhuriyeti’ni ilan etti.
Çin’in efsanevi lideri Mao Ze Tung; Pekin Tian An Men Meydanı’nda binlerce kişinin katıldığı toplantıda yaptığı ve Uzun Yürüyüş’ün zaferle taçlanan konuşmasına şöyle başladı: “Yoldaşlar ben Çin’in Atatürk’üyüm…”
www.dursunozden.com.tr














