GÖBEK CUMHURİYETİ-ÇİNGENELER ZAMANI

93t29di73d8 Nisan Dünya Romanlar Günü kutlanıyor

Çingeneler zamanı, zamansız bir yola koyuldum yine… Aksakal-bilge erenlerin yurdundan geçtim. Yoleri gezgin dervişlerle, zikir eder gibi döndüm durdum. Uzun bir yolculuğun ardından, yorgun düştüm. Savaş, açlık, yoksulluk, baskı ve insanlara özgü tüm kirlilikler ve de tepkisizlikler karşısında, moralim sıfır. Beni kitaplar paklar deyip, raftan Nazım Alpman’ın “ÇİNGENELER” kitabını alıp, okumaya başladım. Bir başka dünyanın insanları olan Çingenelerin yaşamlarını konu alan ”neşeli” bir belgeselle düşünmeye, gıdıklanmaya ve ağız dolusu gülmeye başladım. Yüreğine sağlık Nazım…

Oldukça sağlıklı bir şekilde, okuma eylemini sürdürüyorum. Haftada en az üç kitap bitiriyorum. İçsel dünyamda ateşlediğim her fener, ışık kaynağı olarak çevremi aydınlatıyor. Kaynağına akan gür ırmaklar gibi, çağlıyorum. Dervişler gibi ağlıyorum. Bahar giysili Çingene kızın zilli kalçası döndükçe dünya dönüyor, başım dönüyor ve mevsimler dönüyor…

Çingeneler zamanı, şiir ateşiyle yanıyor ve dansa duruyorum…

Dış yüzleri aynalarla süslenmiş Çingene evlerinde raks edip, Hıdrellez bayramında ateş içer gibi döne döne, yan yana ve yana yana oynayarak şiir diziyorum. Şiirin omurgasına basıp, kendimi yükseklere, sonsuzluğa fırlatıyorum…  Çingenelerle birlikte kurduğum “Düşistan” da, kendi iç dünyamın artı ve eksilerini gözden geçiriyorum. Düşüme düşen güzel Çingene, beni kendi “Düşistan”ına götürüyor. Küresel dünyada düşünce suçu işlediğim için; kara kuru ve kıllı elleriyle boynuma ilmeği geçiren cehennem zebanisinden beni kurtaran Çingene kızı melek olup, urganı bir yabanıl yılkı atı yapıp, beni de terkisine alarak, özgür ve kuralsız kendi cennetine götürüyor. Bir şiirlik yaşamımı, Çingene kızına borçluyum. Yeniden doğuyorum. Genç ve güzel bir Çingene göbeğimi kesiyor. Sonra, sünnet ediyor pipimi. Davul, zurna, klarnet ve göbek dansı eşliğinde düğünümüzü yapıyoruz. Bir göbek farkı ile kendi yuvamızı ve yurdumuzu kuruyoruz. Yoksulluk içinde varsılız. Göbeğimize ve neşemize diyecek yok. Yaşasın Göbek Cumhuriyeti!…

Üsküp gezim sırasında, ünlü şair Yahya Kemal Beyatlı’nın doğduğu evde (akrabası Yaşar Kumbaracı oturuyor) dinlenirken, karşı sokaktan gırnata sesi geliyordu. Kalktım, oraya gittim. Çingene Tekkesi önünde toplanmış olan gençler, çalıp oynuyordu. Bende aralarına katılıp, kurtlarımı döktüm. Çeribaşı ile uzun konuşmalarımız oldu. Makedonya’da, sayıları Türklerden az olmasına karşın, oldukça örgütlü olduklarına tanık oldum. Kendi dillerinde yayın yapan televizyon, radyo ve gazeteleri vardı. Parlamento’da 4’de milletvekilleri bulunuyor. Meclis oturumlarında konuşan Çingene milletvekilleri neşe kaynağı. Balkan ülkelerinde düzgün Türkçe konuştukları için, Çingenelere “Türk” deniyor. Esmer ve lacivert gözlü Çingene kızları, oynak ve kıvrak dansları eşliğinde erkeklere kur yapmalarına karşın, “namuslarına” oldukça düşkünler. Hele, Bükreş’te Çavuşesko Ailesi’nin mezarını sulayan yaşlı Çingene’nin, ağlamaklı “eski rejim özlemine” diyecek yok…

Sevgili meslektaşım Nazım Alpman’ın,  Ozan Yayıncılık tarafından basılan “Çingeneler” kitabını okudukça, bu gezi detaylarını anımsadım. Delice, çocuksu, uçuk ve aykırı olan şeyler hep ilgimi çekmiştir…

Çingeneler… Onlar ki, toplumsal dokunun “aykırı” renkleridir. Birlikte yaşadıkları bireylerin sahip olduğu temel hak ve özgürlüklerden yoksundurlar. Horlanıp, aşağılanırlar ve genellikle de yergi sözcükleriyle anılırlar. Oysa, Çingene gerçeği bundan farklıdır.  Nazım Alpman da, bu gerçeğe tanık oldu.

Kitapta yer alan Çingenelerin dili ve edebiyatı, Çingene olmanın felsefesi, bayramları, düğünleri, kavgaları, davulcular, panayırcılar, çiçekçiler, kalburcular, kalaycılar, demirciler, müzisyenler ve ayıcılarla ilgili bölümler, yadsınıp yadırganan ünlü-ünsüz Çingenelerin onurlu yaşamının günışığına çıkmasını sağlıyor.

Bu kitap, Osman Cemal Kaygılı’nın 1938 yılında yayımlanan “Çingeneler”inden sonra, konu ile ilgilenenlerin kaynak olabilecek en geniş kapsamlı çalışmasıdır.

Öte yandan, Kırklareli’ne bağlı Babaeski ilçesinde yerleşik olarak yaşayan ve sayıları 2 bin civarında olan Çingeneler ve reisleri ile olan dostluğum gün geçtikçe ilerliyor. Özellikle, müzisyen Kudret Tetik, hamalbaşı Muzaffer Mercan ve kaynakçı Emin Puslu ile birlikte iki mahallede yaptığımız kahve toplantıları oldukça yoğun ve verimli geçti. Babaeski özelinde, Silivri ve tüm Trakya Çingeneleri için yeni projeler üretmek üzere çalışmalar yapılmalı…

Yakında, benim farklı bir boyutta ve aynı konu üzerine yaptığım çalışmanın yanı sıra; Demiryolcu Çingene bir bürokratın, “Çingeneler üzerine hukuk savaşı”nı konu edinen, bir başka kaynak kitaba kavuşacağımızın müjdesini de bu köşeden duyurmak isterim.

Nüfuz cüzdanlarında “kıpti” yazılan bu “esmer vatandaşlar” ın gerçek yaşamını öğrenmek istiyorsanız, bu başucu kitabını mutlaka okuyun. Okuyun da, dünyanın kaç bucak olduğunu görün… Bu zor yaşam koşullarında, sorunlarınızdan arının. “Aykırı” yaşamanın tadına varın…

Romanya Çingenelerinden ünlü yazar Zaharia Stancu’nun “ŞATRA” isimli romanından alıntı şu dizelerle, “Göbek Cumhuriyeti”inde yaşayan tüm Çingene dostları selamlıyorum:

“ Üzgünsen ey çingene

Neşeli bir türkü tuttur

Peki ya neşeliysem?

Aynı türküyü tuttur gene…”

www.dursunozden.com.tr

Yoruma kapalı.

shared on wplocker.com