deli rüzgarın bıçkın oğlu, kara tren
kaç tünel geçtiniz, özgürlüğe giden
üşüyen ateş-alın yazım kışa bağlar
kömür gözlü karıncaya aşığım ben
sevince kendi ışığına sarılan yılan
yitik, yetim, boynu bükük-yabanıl
sevmek ve acı, ateş ve diriliş anı
firari, fırtına, çığlık ve yörük kalbi
öksüz mehmet feri, teri, otağı han
şeker pınarı, kumbar dolusu al kan
anason kokan ak kımız içeriz, dem
geçmişin içinden gelen-son sarsılış
o mistik parçalanmada ölüp dirilen
kozmik yolculukta, ülgen’e yakarış
yılmaz’dı, hem ali, hem de rızayev
göz-gez-arpacıktan nişan-tek hedef
hasbi çavuş filintası, mavzeri sedef
en güzel sırdı dili, ilk aşk, son umut
uçarı vuran kurşun; ilk av, son keyf
yükümüz neden bu kadar ağır, kutsal?
391 sandık-sırdaş hazine-bize emanet
alpagut beyi ve kuvvacı müftü bahattin
keçe bekir-ateş ahmet-müdür adil aral
palavracı süleyman çavuş-küçük ağa
mir ali bey ve beyağıllı müfettiş hilmi
“adana’ya bir kız kaçtı, gördün mü?”
kuşkonmaz-artış otunun kutsal alevi
hasta-kötü ruhlar-negatif enerji dışarı
şamancıl yolculuk, bağ damı-trans evi
kor yürekli anadolu, türklerin ana yurdu
başak-bereket-şavkıyan yüz-yürek közü
yeminim, ilk aşkım-son yongamı el vurdu
alın yazım-kırık sazım, nefesim-neyzenim
çilesi heybetli ana-şiir büyücüsü-ateş kurdu
kör gecenin düşüne, yol alan lokomatif
“tren gelir, hoş gelir, ley ley, leylim yar!”
oyalı mendil-gurbeti sılaya bağlayan tren
bir kürek daha ateşçi, yürek aşk korunda
ısındıkça buharlaştı-kayboldu ıslak raylar
bolkar yandı, ulukışla garı’nda inecek var
çiftehan’da sulandım, şifalandım-aşk hali
koçaklı al horoz, gümüş, maden, lulu evi
tatlı pınar, çaykavak geçidi ve sansar beli
gelin tacı varda köprüsü, gülek-belemedik
‘tren mi yol alıyor, yitik evler mi’ bilemedik
sessiz kurbağa çığlığı, çini göl’de çil keklik
karagöl’de su perisi-tarbaz’da düğün-şenlik
ah neriman! pehlivan kuşağı, ilk sevi-kınalı
akça dolunayı, ilk öpen kiraz alı, elma moru
altay kımızı-bağ bozumu şöleni-alpagut koru
“bir tas ayran, bir gözleme, bir de şiir zamanı”
atatürkiye-aşk ehli ulu otağ-öküz mehmet hanı
hüdavend sancağı-tan çiçeği-şeker suyu-hayrat
üç yüz tavla, yüz yetmiş ocak-nimet yüklü doru at
daha onbeşindeydi ulukışlalı ethem oğlu rıza-şehit
kayıp şehrin dudak izi, ovaya bakar çayan, çakmak
göçgün aşkla demlenen porsuk-hitit güneşi, ak toprak
ateşli al atlar yelesinde, bin atlı süvari ve kutsal şaman
ah! anadolu vatan, niğde can, ulukışla’ya canım kurban!
www.dursunozden.com.tr













