konağın sessiz çığlığı şiire açılan bu konağın dış kapı tokmağı, o zor uğraştı tık tık, tak tak, dişil ya da eril kişi niyetine, tunç ele bastı cennete açılan o kapı, yeni aşkı sınayan sırdaş, altın taştı kutsal ışığı ve kendini arayan o yitik yolcu, etrafa şiir saçtı yar üstünde, yarin gizlendiği, cumbalı-düğmeli konağa kaçtı ve açmaması gerekli, o iki asma kilitli, sihirli çatal kapıyı açtı hayat denilen o sırat köprüsünü, selamlık sanıp hareme ulaştı kutsal tavus kuşu önünde, bağdaş kurup oturdu ve alev saçtı ve kendi külünden doğan, kafkas kanatlı anka kuşu göğe uçtu şahmeran nakışlı kam ana’nın alevle dansına, zikirine ışık saçtı şiir evinde düşe düşen, düş vurgunu-düşkün derviş sunağı açtı ahi sofrasında, o şiirlik azığı; bereketliydi, sebildi, bir lokma aştı konağa gelen, uyur gezer tüm konuklar, düşe kalka düşte dolaştı düş vurgunları bu işe çok şaştı ve derviş, son kez kendiyle barıştı dağlar dağlara selam durdu, o dağın yüreği-yürek yüreğe kavuştu tan çiçeği taç yaprağı otağım, kapımı çalan konuk-göçmen kuştu şafak sökmeden daha-kaç kez gün doğdu-battı, mevsimler uçtu içinden kutsal su akan bir kent, istanbul utandı; her kanlı pazar taksim’de emek bayramı, kızıl kıyamet-kızılcık şerbeti niyetine kazancı yokuşunda; kendi kanını, kana kana içenleri, gördüm türküler kanadı-kaynarca’da sarı kanarya-kafeste tutsak-üvey savaşta süngüye sığındım-dirildim, göz-gez-arpacık, bu ney? sakın unutma! dayanırım; sensiz bu yaşam, artık tek düzey cehennem azabı düzene, ağız dolusu, küfretmeden evvel gülümseyen şu yarım sevdalar, güneşi içiyor, hepsi birey sen gelmedin-sensiz tutsak şiirin şinanayı; ıslık-sipsi-ney ve ben, merhaba ya da elveda demeden daha, uçan şey karşı dağda, kilidi olmayan; dingin, yeni konağa taşındım bu sessiz çığlık-düş de olsa-artık ben özgürüm, leylim ley! dursun özden www.dursunozden.com.tr













