ayrı-aynı olmak
nadasa bırakılan çorak toprağın çığlığı
kuruyan ırmak ve göllerde yankılanıyor
o rüzgar kanatlı beyaz atların kişnemesi
o geceyi yırtan gök gürültüsüne karışıyor
ve tek nefeslik hava, yaşam kaynağımız su
ayrı inleyen toprak ana-diyet istiyor, yeniden
ilk gece cemre düştü, ay sallandı, düştük yola
uykuda korkulu bir rüya gördüm, verdik mola
terledim, sırılsıklam, düşü unuttum, hayır ola!
mevsim kıştı-ayak üşüdü-demir karyola
o ilk seherde, tan çiçeği açmadan daha
ve iyi bir dilekle, selam verdik sağa sola
yer çekimi; düşen baş belası, hamam tası
yerkürenin baş edilemeyen mutlak yasası
deftere sızan siyah kan, mürekkebin hası
adak ya da kurban kanı-can suyu damlası
ve kurbanlık sürü değiliz
gün, seferberlik günü
uğurlar ola, ey canlar
haydi, uğurlar ola!..
sınıfına ihanet eden, o kafeste keklik
ben bu zor yolda, şunu öğrendim-ilk
‘avcı aslan kuyruğu olmaktansa-asla
serçe başı olmayı yeğlerim’ pekala
biliyor musunuz? biz çok güçlüyüz
bizim hayal gücümüz, çok büyük
bunun için, korkuyorlar bizden
çünkü biriz-mazlumuz-haklıyız
bu deneyimi asla unutmayınız
ve biz ki; çok renkli insanlarız
o göz yaşlarımızın rengi tektir
ayrı-gayrı olsakta, biz aynıyız.
dursun özden
www.dursunozden.com.tr













