
- 16/05/09: LİLİTH TABLETLERİ
- 14/05/09: KAPADOKYA (İç gezi)
- 14/05/09: ÜÇ AĞAÇ TABLETİ
- 14/05/09: ATEŞLİ AL ATLAR
| SURİYE (dış gezi) |
|
|
|
| dursun özden tarafından yazıldı |
| Cumartesi, 16 Mayıs 2009 23:02 |
|
Yazı ve Fotoğraflar: Dursun Özden “Kıyısı bulunmayan bir umman”a, yitik zamanın sonsuz gizemine bir yolculuk bu... Farkın, farkına vararak, yeniden... Turist gelip, sevdalı dost olarak döndüğüm bir yolculuk... Yoleri Gezgin Derviş, bu kez “Şeker Tarlası”nda mola verdi... Güzel komşumuzla, düşe yattı... Suriye de değişiyor... Eski Kültür Bakanı Necah El Attar’ın konuğu olarak gittiğim ilk Suriye ziyaretim ile Turizm Bakanı Dr. Sadullah Alkala’nın çağrılısı olarak gittiğim üçüncü gezim arasındaki üç yıllık aradan sonra, inanılmaz değişiklikler gördüm... İnsan ilişkilerinde, Türklere olan yakınlıklarda, bölgedeki tüm olaylar karşısında tedirgin olan ve “Siyonizm” hakkında “komplo teorileri” üreten, çatışmacı ve gergin söylemler yerini barış, dostluk, sağduyu, hoşgörü ve güven almış... Artık, ülkeyi ziyaret eden turistlerin arkasına “El Muhaberat” mensubu görevliler takılmıyor. Turizm haritalarında, Türkiye’nin Hatay topraklarını, Suriye sınırları içinde gösteren tüm haritaların değişmesi gerektiği konuşuluyor. Kaynağı Türkiye’de bulunan ve Suriye topraklarından geçtikten sonra Basra Körfezi’ne dökülen Fırat Nehri ve de kaynağı Suriye topraklarında bulunan ve Antakya’da Akdeniz’e dökülen Asi Nehri, artık sorun teşkil etmiyor... Sınır ticareti ve kültürel ilişkilerde ileri düzeyde gelişmeler var. Eşinin adını “Türkiye” diye seslenip, küfrederek yumruklayan Türk düşmanı kimi fanatik Araplar; şimdiler de ise, Türkiye’den övgü ve dostlukla söz ediyor. Başta başkent Şam olmak üzere, büyük kentlerde mimari ve kentsel gelişmeler görülüyor. Üniversite Kampüsü girişinde “Liva İskenderun!” diyerek, serbest geçmek ayrıcalığı yok artık. Damascus Üniversitesi’nde okuyan çoğu Antakyalı Türkiyeli öğrencilere, Türkiye’de denklik hakkı veriliyor. ABD, AB, Türkiye, Lübnan, Filistin ve İsrail ilişkilerinde, barışçıl adımlar atılıyor. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Suriye’ye gelen bazı bilim adamları, batıda yetişmiş ve ülkesine dönen Suriyeli uzmanlar sayesinde, ileri teknolojik gelişmeler gözleniyor. Asi Nehri gibi ters akan su kaynaklarında yaşam fışkırıyor. Başı dumanlı dağ yamaçlarında uzanan uçsuz bucaksız zeytin bahçeleri, Akdeniz’in sarı sıcağına aldırmadan yeşeren narenciye bahçeleri, tanrıları ve kralları baştan çıkaran kutsal şarapların sıkıldığı üzüm bağları da değişmiş Suriye’de... Akdeniz kıyısına uzanıp, denizden çay fokurdatan ehli keyf güzeller; şalgam suyu yerine, lüks cafelerde ve discolarda Coca Cola içerek serinliyor... Suriye üzerinde dans eden, bereket yüklü mavi bulutlar bile değişmiş... Sabah horoz ötmeden önce, kim erken uyanırsa o darbe yapardı. Erki ele geçirirdi. Artık, istikrarlı ve dinamik bir yönetim var. Halk huzur ve güven içinde “ikindi uykusu”na yatabiliyor. Suriye’nin iklimi, topoğrafyası, insanları, yöneticileri ve o bildiğimiz ünlü “Şam şekeri” bile değişmiş... Nargile tüttüren güzellerin dudağını, lüks Amerikan sigarası süslüyor... Batı kültürüne hiç de yabancı olmayan Suriyeliler, kurtuluşu Türkiye aracılığıyla AB’ye açılmakta buluyor... Düğünleri ve dansları bile değişmiş... Ünlü şarkısı Feyruz’un ve Arap rakslarının yerini, Madonna ve batının çılgın müzik grupları almış... Bir de, Tatlıses ve Bülent Ersoy tutkunları artmış... Diyalektik gereği her şey değişiyor... Biz de değişiyoruz... Suriye değişmiş çok mu? Gezilip görülecek yerler... Suriye topraklarına girmeden önce, mutlaka Antakya’yı gezmenizi öneririm. Çünkü buradaki her şey, sizi Suriye’ye alıştıracaktır. Cilvegözü sınır kapısından girdikten sonra, ilk durağımız Halep oldu. Derviş danslarının ve sufi müzik dinletilerinin gizemli izlerinin görüldüğü ve tarihin ilmek ilmek dokunduğu Halep. Laik ve hoşgörü kültürünün yaşadığı ve eski ile çağdaş olanın buluştuğu uygar bir kent olan başkent Şam(Damascus). Umur Dağı aşiretlerini koruyan Ay Tanrısı’nın 2 bin yıllık yüzüne el sürerek, Büyük İskender ordularının yıkıp yağmaladığı Fahrettin Sultan Kalesi’nden, tarihe bir kuşbakışı fırlatılan antik Palmyra. Yeraltı manastırların ve kayadan oyma mazgallı evlerin, güneşe gülümsediği Maalula. Abdulaziz Dağı eteklerinde tarihi Bağdat Kapı. Şarkı söyleyerek hasır ören güzellerin yeri Dara. Tanrı ve krallar kapısı Basra. Güzellik Tanrısı Venüs’ün saçlarını taradığı ve Suriye İmparatoru Philip’in tiyatro izlediği mozaik kenti Shahpa. Beş bin yıl önce yapılan ve dünyanın ilk kütüphanelerinden biri olan kültür merkezi Ebla. Sabahları fırından aldıkları sıcak ekmekleri sokak aralarına ve kaldırımlara seren ve onları kabartıp yiyen insanların kenti Hama. Çan seslerinin yükseldiği ve halkının %90’ı Ortadoks olan Epamea. Baraj gölü sayesinde, sarı çöl sıcağını bir nebze olsun aralayan, ODTÜ mezunu Şiar ve Savunma Bakanı Mustafa Tlass’ın memleketi Arrstan. İslamiyetin ilk yayıldığı yerlerden biri ve Halid bin Velid Camisi kubbesinde yansıyan Humus. Lüks otellerin ve altın kumsalların olduğu; zeytin, hurma, üzüm ve narenciye bahçelerinin yeşilliği ile Akdeniz mavisinin kucaklaştığı kıyı şehri Tartus. İzmir Kordon Boyu’nu andıran tatil köyleri, turistik tesisleri, eğlence ve dinlence yerleri ile kaktüs ve portakal ağaçları arasından esen ılık Akdeniz havasının solunduğu cennet kent Lasky. Lasky’in doğusunda yükselen Salehaddin Eyyubi Kalesi. Ortadoğu, Arap ülkeleri, Avrupa ve Türkiye’den gelen turistlerin en çok tercih ettiği yerlerin başında, hiç kuşkusuz Lasky geliyor. Buraya Hatay’ın Yayladağı ilçesinden günü birlik gidip geliniyor. Çünkü otomobille ve otobüsle, yalnızca 2 saat uzaklıkta. İstanbul, Ankara, Adana ve Antakya’dan Şam’a günlük otobüs seferleri yapılıyor. Ayrıca, THY ve Suriye Hava Yolları uçaklarıyla da gitme olanağı bulunuyor. Türkiye’nin en uzun kara sınır komşusu olan Suriye, yalnız bayramda seyranda değil, her zaman Türk konuklarını bekliyor... Gezilerim sırasında, kendileriyle özel görüştüğüm Eski Kültür Bakanı Necah El Attar, Yeni Kültür Bakanı Dr. Muhammed El Said ve Turizm Bakanı Dr. Sadullah Alkala; Türkiye-Suriye dostluğunun örülmesinde, iki ülkenin şair, yazar, gazeteci ve aydınlarına büyük görev düştüğünü vurguladılar. Son üç yılda, iki ülke arasında gelişen ilişkilerde, bu fahri görevin ürünleri ortaya çıkmaya başladı... Her düzeyde gelişen resmi ilişkiler ve yapılan anlaşmalarda, resmi olmayan sanatsal ve kültürel gayretim ve manevi kazanımlar adına, mutluluk duyduğumu söyleyebilirim... Zaten sanatçılar, birer fahri “Kültür elçisi” değil midir? Suriye’nin Kemal Derviş’i Gassa El Refai... Dünyaca ünlü ekonomist olarak bilinen Gassa El Refai, üç yıl önce Dünya Bankası’ndaki Başkan Yardımcılığı görevinden ayrılarak, memleketi Şam’a döndü. Başer kabinesinde Ekonomi ve Dış Ticaret Bakanı olan Gassa El Refai, eski Devler Bakanı Kemal Derviş’in yakın arkadaşı. Dostu... “Suriye’ye yeni ekonomik reformlar yapmak için döndüm. Vatanımın bana gereksinimi var...” diyen Bakan Gassa El Refai, bir Türkiye dostu olarak biliniyor. Rakamlarla Suriye Arap İslam Cumhuriyeti Suriye’nin, 18 milyon nüfusu ve 185 180 km2. yüzölçümü bulunuyor. Ortalama yaş ömrü: erkeklerde 67, kadınlarda 71’dir. Resmi dili Arapça olup; Türkçe, Kürtçe, Ermenice, Aramice, Çerkezce ve Fransızca konuşulan diller arasında. Okuryazar oranı %64 olup, GSMH: 18.30 milyar dolardır. Kişi başına düşen ulusal gelir: 900 dolar. Para birimi: Suriye Lirası. 1 $= 50 SL. Halkın %74’ü Sünni Müslüman, %10’u Hıristiyan-Arami, %16’sı Şii-Alevi, Dürzi ve diğer meshebler... Petrol rezervi: 2,5 milyar varil. İhracat: 50 milyar dolar. İthalat: 3,5 milyar dolar. Farklı inanç ve kültürlerin sorunsuz olarak birlikte yaşadığı Suriye’de, laik bir uygulama var. İnaçların ve etnik kültürlerin buluştuğu laik yapı Ortadoğu’daki tüm kirli oyunların ve entrikaların içinde “Siyonizm parmağı” olduğu varsayımı yapan Suriye’lileri, tarih haklı mı çıkarıyor? Hicaz Treninde nostalji... Osmanlı Sultanı Abdulhamid döneminde sefere başlayan (1894) ve Paris-Sofya-İstanbul-Şam-Hicaz Demiryolu hattında çalışan yolcu treninin vagonları, şimdi Şam Tren İstasyonunda içkili lokanta olarak hizmet veriyor... Tarihi istasyon binası da, sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Ben de, rehber arkadaşım Ahmed Hacco ile birlikte, gezinin bu noktasında nostalji olsun diye; Abdulhamid Treni Vagonu’nda, bol balıklı öğle yemeğinde boğma rakı içmenin ayrıcalığını yaşadım. Entrikalardan uzak, geçmiş tarihe bir yolculuk yaparak... Düşistan’dayım sanki... Suriye topraklarının her yerinde Osmanlı izi var... IV. Murat’ın kızı Hatice Sultan’ın Şam’daki mezar taşında şu sözler yazılı: “Burada yatan Devri İnkilab’ın öksüz kızı...” Bu mezarın hemen yakınında, son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in sıradan ve oldukça sade gömütlüğü bulunuyor. En görkemli mermer mezar ise; hiç kuşkusuz, Medine Valisi Ahmet Hikmet Paşa’nınki... “Aziz Nesin’e aşıktım...” Uygar giyimli, esprili, kültürlü ve güzel bir bayan olan sevgili Necah El Attar, eski Kültür Bakanı. Arap ve Filistin kadın hakları savunucusu, eserleri çok okunan önemli bir yazar... Makam odasında şiirleşirken, espriler patlatan sayın Attar; “Aziz Nesin ölümünden bir yıl önce benim konuğum olmuştu. Tüm sohbetlerimiz sırasında, gülmekten bayıldım... Beyaz gür saçlarını kaşıyarak, inanılmaz espriler yaptı... Aziz Babayı çok sevdim... Eserlerine ve kendine aşığım... Siz de, bakışlarınız ve söylemlerinizle ona benziyorsunuz. Türkler, çok candan insanlar...” Sıcak çayımızın buharı odayı sararken; birlikte ağız dolusu gülüp, Hafız Esad’ın büstü altında fotoğraf çektirdikten sonra, dostça vedalaştık... Sayın Attar’a imzalı “Kanayan Türkü” şiir kitabımı verdim. O da bana, “Renkli Sözcükler” adlı deneme kitabını imzalayıp verdi. Şiirleştik... Suriye’nin yaşayan mirası: Arap Edebiyatı Uzun yıllar, batılı ve kuzeyli emperyalist kültürel kuşatmaların altında ezilmeden bu güne kadar gelebilmiş Arap Edebiyatı içinde, Suriyeli yazarların büyük payı olduğu bir gerçek... Dünya klasik eserleri içinde yer alan yazılı Çağdaş Arap Edebiyatının tüm izlerini, 6.yy’dan beri Suriye’de görmek olanaklı... Kitap, kıyısı bulunmayan bir umman... |
| LAST_UPDATED2 |













