| Anadolu’nun aydınlık yüzü Niğde (iç gezi) |
|
|
|
|
IŞIĞI GÖRMEK İÇİN SÜR EŞEĞİNİ Kültür ve turizm cenneti Anadolu çölleşiyor… Niğde başta olmak üzere, insanlığın yalım. Ağlamayalım. Çağlayalım. HAYDİ HAYIRLISI... “Uygarlık Köprüsü ANADOLU KARIZLARI” (Tarihi Su Yapıları) adlı belgesel film çekim çalışmaları için gittiğim Konya, Niğde ve çevresinde, doğanın insanoğlundan intikamına tanık oldum. Tuz Göllü, Acı Göl ve Meke Gölü başta olmak üzere, yerüstü ve yeraltı su kaynakları kuruyor. Göller çölleşiyor. Apa Barajı başta olmak üzere, öteki barajlarda su seviyesi iyice düşmüş durumda. Niğde ve çevresinde ise; aslında SİT alanı olması gereken ve de endemik Toros (Rana Holtzi) Kurbağalarının ve zengin flora-faunaların vatanı Bolkar Dağları, Karagöl ve Meydan Yaylası çevresine yapılmak istenen maden işletmelerine ve turistlik tesislere izin verilmemeli. Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Gümüşler Manastırı, 3 bin beşyüz yıl eskilere uzanan Kemerhisar Tyana antik kenti ve su kemerleri, Bahçeli Kleopatra Havuzu, Çiftehan Kaplıcaları, Beyağıl Çatal Kale ve benzeri yerlerin kıymetini bilmiyoruz. Ne yazık ki, her şeyi devletten ya da başkalarından bekliyoruz. Atalarımızın ahı ve doğanın intikamı çok acımasızdır. Dengesi değişen doğada, erozyon ve kirlenen çevrenin en baş sanığı; bencil, çıkarcı, faydacı, bananeci, duyarsız, kör ve sağır “insan” denen yaratıklardır. Oysa; Tam Bağımsız ve Ulusalcı Cumhuriyetimizin temel ilkelerini yazan ve bu gün; Venezuela ve Çin gibi pek çok ülkelerin esin kaynağı olan, 1924 T.C. Anayasası’nda “Yurttaş” şöyle tanımlanmaktadır: “Hakları, özgürlükleri ve sorumluluklarının bilincinde olan, saygı ve sevgiyi yaşam biçimi olarak algılayan ve akıllı-çalışkan-üretken-örgütlü bireylerdir.” Yurttaşlık dersimizin zayıf olduğu şu gü
nlerde; Niğde ve çevresinde de görülen erozyon ve öteki doğa olayları, Anadolu’yu tehdit ediyor. Beyşehir sınırlarında bulunan ve 9 bin yıl önce Hititler döneminde yapılan tarihi Eflatun Pınarı ve Havuzu bakımsızlıktan dökülüyor. Konya/Çumra/Apa Beldesi’ne yakın Eski Obruk ve Karapınar yakınlarındaki Yeni Obruk çöküntüleri, bilinçsizce ve hovardaca kullanılan yeraltı su kaynaklarının çekilmesi sonucunda, 20 metre çapında ve 30 metre derinliğindeki doğal çöküntüler, bir başka tehlike sinyallerinin belirtisidir. Öte yandan, Karapınar yakınlarında bulunan ve dünyanın ikinci doğa harikası Volkanın oğlu olarak adlandırılan Meke Gölü ve çevresindeki renkli su kaynakları da kurumak üzere… Su ve Kültür otoriteleri, yerel yöneticiler ve halk; bu tehlikeli gidişe en kısa zamanda “DUR” demelidir. Yoksa doğanın intikamı çok acı olacaktır. Duyurulur… Anadolu’da doğa ve kültür turizmi de can çekişiyor… Özellikle yeraltı su kaynaklarının bilinçsizce ve kontrolsüz kullanımı Anadolu Uygarlıklarının beşiği olan Konya ve Niğde’nin ortak paydalarından en önemlisi, hiç kuşkusuz; Sümer, Hitit, Alaattin Keykubat, Selçuklu ve Karamanoğlu kültürel mirasının yaşatıldığı zengin bir coğrafyadır. İnsanlık tarihinin beşiği Anadolu toprakları, binlerce yıldır nice uygarlıklara ve kültürlere ev sahipliği etmiştir. Orta Anadolu coğrafyasında, Orta Kızılırmak bölgesinde ve Kapadokya havzasında bulunan, Anadolu’nun aydınlık yüzü Niğde’nin hemen her köşesinde ışığın, gölgenin ve bereketin mucizelerini görürüz. Tartihe tanıklık eden tüm bulgular, ne kadar zengin bir coğrafyada yaşadığımızı anımsatır. Niğde bu bağlamda, eşşiz güzellikleri ve zengin kültürel dokuları barındıran ve de Anadolu uyugarlıklarının meyve bahçesi özelliğini taşıyan şirin bir ilimiz. Orta Anadolu’nun uçsuz bucaksız topraklarından Konya Ovası’nı, bir cetvelle çizilmiş gibi dümdüz (aliyman) geçen Ankara-Anada E-5 Devlet Karayolu, toprak ve hasret kokulu Tuz Gölü’nün dingin bekleyişine başkaldıran başı dumanlı Hasan Dağı’nın heybeti; bahar serinliğinde üzerinize çullanan ve Aksaray’da bir mola sonrası, güneşi ardına alan, yolunu yitiren nice göçgünlere ve gezginlere yol gösterir... Kuzeyi güneye bağlayan bu topraklara düşman ayak basamamıştır... Uygar ve cengaver Niğdeliler, Mustafa Kemal izinde yürümekteler... Çalışkan, yurtsever, konuksever, çağdaş ve insancıl özellikleriyle hep öncü ve parlak yıldız olan Niğde halkı, zor günlerde Anadolu’nun aksakal bilge dervişleri gibi ışık ve esin kaynağı olur. Yoleri olur... Çünkü Kuzey Yıldızı, Hasan Dağı ve Demirkazık zirvesine hep yoldaştır. Elma ile kiraz gibi, sevdalıdırlar birbirlerine... Elma yanaklı ve kıraz dudaklı Niğdeli güzellerin elinden, Bolkar yaylalarında bir maşrapa soğuk Beyağıl ayranı içmenin ayrıcalığını mutlaka yaşayın... 51 trafik plakalı ve 0388 telefon nolu Niğde; Konya, Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Kayseri, Adana ve Mersin illerine sınırı bulunmakradır. Elma, kiraz, üzüm, patetes, soğan, lahana başta olmak üzere, çeşitli sebze ve meyvenin üretildiği , büyük ve küçükbaş hayvancılığın yaygın olduğu, okuma-yazma oranının oldukca yüksek olduğu ve halıcılık, tarım ve sanayi alanında çağdaş atılımların yapıldığı Niğde’de; turizm de önemli gelir kaynağıdır. Tarih, kültür, inanç, termal, dağcılık, kış sporları, av, yayla ve alternatif turizm cenneti olan Niğde; yerli ve yabancı turistler ve araştırmacılar için bulunmaz zengin olanaklar sunmaktadır. Özellikle Merkez, Bor, Çamardı, Ulukışla, Altınhisar Çiftlik ilçelerinde bulunan tarihi ve turistlik yerler mutlaka gezilip görülmeli... Niğde merkezde bulunan müzeyi mutlaka gezin. Müzede: MÖ 7000’den başlayıp günümüze kadar gelen, tüm Anadolu tarihi dokusundan ilginç örnekler sergileniyor. Niğde’de yapılılan kazı ve bulgularda Hitit, Frig, Tyana, Kapadokya, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Karamanoğulları, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi izlerini görmek mümkün. Özellikle, bölgede uzun araştırmalar yapan Fransız Arkeolog Albert Gabriel ve tarihçi Ahmet Akif Tütenk’in bulgu ve belgeleri, bölge tarihi hakkında somut bilgiler vermektedir. Niğde müzesinde bulunan en ilginç görsel malzemelerden biri de hiç kuşkusuz Sarıkız ve üç çocuk mumyasıdır. Gezilip görülecek yerler özetle şöyle: Niğde Kalesi, Saat Kulesi, Akmedrese, Hüdavent Hatun Türbesi, Surgurbey Camisi, Kleopatra Havuzu, Tyana Su Kemerleri, Kavlaktepe Yeraltı Şehri, Alaattin Camisi, Gümüşler Manastrı, Hatıroğlu Çeşmesi, Narlıgöl, Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Külliyesi, Çiftehan Kaplıcaları, Darboğaz Bolkar Dağı Kayak ve Dağcılık Merkezi, Kemerhisar Kaplıcası, Okçu Suyu, Kayardı Bağları, Bolkar ve Aladağlar, Orta Toros Dağları zirvesine yakın Karagöl ve Çinigöl, Demirkazık Kayak ve Dinlenme Evi, Çamardı Alabalık Tesisleri, Bahçeli Türkmen Otağı, Bor Şarap Fabrikası, Üniversite Kampüsü, Altınhisar ve Fertek Kütüphaneleri, Koyunlu Yünlü Halı Fabrikası, alternatif kış, dağ ve doğa sporlarına elverişli parkurlar... Yemek, konaklama ve ulaşım olanakları bulunan Niğde’de; Valilik, Belediye, sivil toplum örgütleri ve girişimci halk, turizm seferberliği başlattı... Özel not: Hatırı sayılır ilimiz Niğde’ye yolunuz düşerse; sabah 10.30’da, Alaattin Camisi’nin doğu kapısındaki taş oyma işçiliğinin estetiğe yansıyan gölge ve ışığın mucizesini, Türkmen kızının gülen yüzünü ve sırma beliklerini görmeye değer... 5 Şubat 1934’de Niğde’ye gelen Kemal Atatürk, Niğde’de tren istasyonunda şöyle konuşmuştu: “...Niğdeliler karakter sahibi insanlardır. Çalışkan ve yurtseverlerdir. Vatanın her savunmasında olduğu gibi Güney Cephesi’nde de; Kuvayı Milliyeci Niğdeliler, Fransızların Torosları aşıp Anadolu topraklarına girme girişimlerini, yiğitçe engellediler. Niğdelilere güvenim tamdır ve sizden çok memnunum... Sizleri kutlarım...” Türk romanı ve öyküsünün üstadlarından (yazar-gazeteci Oktay Akbal’ın dedesi) Tepeyran anısını yaşatalım. 100 yaşında aramızdan ayrılan, “Kör Kızın Aynası”ndan yaşama bakan Niğdeli gazeteci yazar Vahap Okay’a bir kere rahmet olsun!.. Niğdeli yazar, şair, gazeteci ve sanatçılara sahip çıkalım. “Handuvarları”, “Miralibey” ve “Kara Kaş Gözlerin Elmas” söylemleri ardından, yolunuz Kayardı Bağları’na düşerse; yol notunuza şu dizeleri yazmayı unutmayın: “...Esti kavak yelleri / Döndü birer iğdeye / Geçti Bor’un pazarı / Sür eşeğni Niğde’ye...” Tuz alacaksan Aksaray’a, kız alacaksan Niğde’ye git... Gezginler sevi dizer kilim argacına... Elma yanaklı, kiraz dudaklı... Güneşi soluyor kızlar, çivit çivit... Dostluğu, konukseverliği görmek mi istiyon? Anadolu’nun aydınlık yüzünü öpmek mi istiyon? Bir soluk öteye, Niğde’ye git... Haklarımızın ve sorumluluklarımızın bilincinde olan duyarlı bir yurttaşın gibi çevremizi, kültürel ve sanatsal zenginliklerimizi korumak, tanıtmak ve yaşatmak için; Anadolu’nun aydınlık ve hayırlı yüzünde, umut ve bereket vardır. En zor koşullarda bile, umudumuzu ve ütopyamızı yitirmeyelim. Özümüze ve çevremize sahip çıkalım. Kavak yelleri esmeden başımızda, Niğdeli olmanın ayrıcalığının farkında olalım. Farkın farkında olalım, yeniden… Sevgide odaklanmanın tam zamanı… Selçuklu Komutanı Alaattin Keykubat’a çam oluklu pınar başında, Beyağıl’ın köpüklü soğuk ayranını ikram eden Sibel Hatun sevdasında, sevmek bize yakışıyor… Dostlukla… Hayırlı günler!.. |

İletişim: ozdendursun@gmail.com