|
Üye OL

Güzel sözler



“Imgesel güç ve söylem biçimi ile Anadolu’nun yeni şiir dilini yaratan Dursun Özden köse yazılarında; yıllardır dil kirliliği ile savaşan ve Dil Bayrağımız Türkçenin korunup zenginleşmesi için özveriyle çalışan, örnek bir fikir emekçisidir. Kadıköy’de en yakışıklı fotoğrafımı o çekti. Kör gözüme sağlık...”
Fazıl Hüsnü Dağlarca


“Türk Fideller, Bandırma-Granma, 1919-1959, Raki-Rom, Semah-Salsa ve 12 öncü komutanla başlayan ‘Kurtulus ve Aydınlanma Devrimi’ ortak paydasında; bizim ve mazlum halkların esin kaynağı olan, büyük insan Atatürk’ün ülkesinden-Türkiye’den gelen yazar Dursun Özden’e, İstanbul özlemiyle ödül vermek ne güzel...”
Fidel Castro Ruz



“Bati merkezli yalanları çürütenlerden Dursun Özden; UNESCO’nun da onayladığı, Çin’deki Sinciang-Uygur Özerk Bölgesi’nde, tarihi Turfan Karizi (yer altı su kanalları) üzerine yaptığı belgesel çalışmasıyla; Asya tarihinin yeniden yazılmasına ışık tuttu. Avrasya Kültürü ile dünü yarına bağladı. Kutlarız...”
Prof. Dr. Geng Shimin



“Dursun Özden, Azernews’deki yazıları ve Azerbaycan Milli İlimler Akademisi’ndeki ‘Anadolu Yörükleri ve Kaybolan Etnik Kültürler’ üzerine yaptığı alan çalışmasıyla, Türk Dünyası’na ne kadar büyük hizmet etmektedir...”
Prof. Dr. Hüseyn Ismayilov



“Kuzey ve Batili petrol şirketlerinin; Sudan basta olmak üzere, tüm Kara Afrika kıtasında oynadıkları kirli oyunlarını ve Afrika’daki Türkleri belgeleyen Dursun Özden’i, Türk-Arap dostluğuna ve halkların birlikte yasama kültürüne katkısından dolayı kutluyoruz...”
Mohamed Elhassan Ahmed Elhaj



“Dört kez ölümden kurtardığım yakışıklı hastam ve çapkın sevgilim Nazım’ın izinde yürüyen, güler yüzlü romantik Türk Sairi Dursun Özden; Sibirya’da yaptığı 10 bin kilometrelik tren yolculuğunun ardından, Votkinsky’deki evimde konuğum oldu. Onda, Saman Türk Kültürü ve Nazım Hikmet kokusu var. Özden’e evimi, arşivimi ve gizemli yüreğimi açtım...”
Dr. Galina Gregorevna Kolesnikova



“1921 yılında Ankara’da doğduğumda, isim babam Kemal Atatürk’ün can yoldaşı olan babam İbrahim Ebilov’dan hareketle; Türk Kurtuluş Savası’nın bilinmeyen yanlarını belgeleyen sevgili Dursun Özden’i kutluyorum. Dünyanın 66 haline tanıklık eden ‘Çagdas Evliya Çelebi’ ve Gezgin Sair Özden’in şiirsel yazıları mutlaka okunmalı...”
Anadolu Adilova




Kuşatılmış Yazılar üzerine... PDF Yazdır e-Posta
ozdendursun tarafından yazıldı   
Salı, 15 Eylül 2009 21:49

 

NEVZAD SUDİ ODYAKMAZ

Türk Dili Dergisi, Haziran 2009

 

 

Kuşatılmış Yazılar

CAZİM GÜRBÜZ

Yaniçağ Gazetesi, 1.9.2009

Hoyratlar bir kitaplık söylüyorsa, her kitabın özünü bir hoyratla söylemek mümkündür. Dursun Özden’in “Kuşatılmış Yazılar” adlı kitabı, hoyrata teşne imiş zaten, bitirir bitirmez esin perisi çaldı kapımı:
Kuşatıldı
Gönül-kale kuşatıldı
Kırklara karışacaklar
Burçlarından kuş atıldı
Kırkı bir, biri kırk ya da kırkta bir olur uçar giderler gönlümüzce, gönüllerince. Nereye? İşin içinde Dursun Özden var ise, önce Turan illere, sonra bütün uzak illere.
Dursun Özden, iyi gezen, iyi yazan bir ozan. Dünyanın kaç bucak olduğunu biliyor. Dünya işlerinin nasıl tutulup gideceğini de. Sözgelimi, Bolivarcı Venezuela Anayasası’nda Atatürk’ün bulunduğunu ondan duyuyoruz ilk kez. Fidel Castro’nun unutturulan “PKK, ABD’li yankeelerin petrol bekçisi” tespitini o hatırlatıyor bize. Che Guevara’nın çantasından “Nutuk” ve “Kuvayı Milliye Destanı” çıktığını o yazıyor. Ülkemizin yakın tarihine değin de ilginç sorular soruyor. Ergenekon Destanını  unutup, cemaatçi gazetede Ergenekon örgütü otopsiciliği yapan 70’lik albızlar, bu sorulara da yanıt verseler ya. Sözgelimi işte şu soru: “Yurtsever devrimcilerle, yurtsever Ülkücülerin eline silah verip birbirlerini vurdurtanlar kimlerdi?”
“Dersim Tarihi” başlıklı yazısı Dursun Özden’in, Kürtçü Bölücüleri hop oturtup hop kaldırtacak cinsten. Araştırmacı -yazar Ali Kaya’ya göre, Zazaca Kürtçe değil, Dersimliler’in ataları da Deylemliler, yani Kürtlerle hiçbir akrabalıkları yok. Munzur festivalinde “melanet açılımı” yapan “o çağı geçmiş karı”, ne der acaba bu işe?
Kitaptan başka ilginç başlıklar da sunayım:
Orhan Pamuk, nobel edebiyat ödülü almadı, verildi.
“Kürtçü” ve “Ermenici” bölücülük... Edebiyatımız toplumun ana damarı olma özelliğini yitiriyor.
Kürtlerle Yahudileri akraba çıkarma çabaları
Satılık kalemlerin sövgüsü
Tarihte bilinen Türk mucitler.
Öncü kadınlarımız
Kam dansı
Türk-Yunan Mübadele Sözleşmesinin tam metni
Şinasi Özdenoğlu tıpkı Mustafa Kemal Paşa gibi cephede hem sever, hem savaşır.
Davar sesini bile bir “şiir çığlığı” olarak görür şair Dursun Özden, şiire uğramak vaktidir artık. İşte Dumlupınar Tableti:
“Gazi’nin beğendiği tepe, şavkıyınca zafer tepe/kükredi Anadolu şaha kalktı sere serpe.
dağlar, ovalar, ırmaklar değil, tarih yanıyordu/ölmeyi emrettiğinde, ölüm o’ndan korkuyordu.
sonsuz ölüm dağının burcunda utkuyu gördü/’ya istiklal ya ölüm’deyip, atını denize sürdü.
devrimdi, gök mavisi gözlerinde kayan yıldızlar/bağımsızlık için direnen analar, çocuklar, kızlar.
bebeği karnında, düştü ardında, atı at değil küheylan/elif’in omzunda dünya, kırık kağnıya koşulan ceylan.
son nefesinde, daha 15 yaşındaydı, Ulukışlalı Ethem/mavzeri boyundan uzundu, incecik parmaklıydı hem.
kurşunu yürek korunda eritip, kurşun kalemle yazdı/yavuklusuna son mektubu, 30 ağustos’tu, son yazdı.
gez-göz-arpacık, arpa boyu ilerliyordu zaman, oy amann/Türkiye sevdası bu utku, geçilmez Dumlupınar, pek yaman”        
Özden’in kitabı Edebiyat-koop Yayını.


DURSUN ÖZDEN’İN KUŞATILMIŞ YAZILAR’I

Yavuz YAVUZER (Berfin Bahar Dergisi-Haziran 2009)

Dursun Özden, dünyanın 66 haline tanıklık etmiş; yol eri, gezgin ve sevgisini sebil eyleyen şair, yazar, eleştirmen… Şiir, gezi, araştırma ve deneme gibi çeşitli edebi türlerde eser veren ve almış olduğu ödüllerle, edebiyatımıza can veren Özden, son kitabı Kuşatılmış Yazılar I’de, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dizeleriyle selamlıyor okurunu...

Hayat kısacık / Birazcık hayal / Biraz da sevgi / Derken merhaba / Hayat anlamsız / Birazcık hüzün / Biraz da umut / Derken elveda!...

Yol eri şair; 12 Aralık 1996’da Uluslararası Edebiyat Yarışması’nda ödül almak üzere gittiği Havana’da, Kumandan Fidel Castro ile görüşmesinde, Fidel’in Atatürk tutkusuna tanık olmuştur. Hikayeyi, Dursun Özden şöyle anlatıyor…

Kendisine Türkiye’den götürdüğüm çeşitli hediyeler verip, birlikte fotoğraflar çektirdikten sonra; Castro’ya, yaptığım röportaj sırasında şöyle bir soru sormuştum: “Türkiye’de solcu, ilerici ve devrimci gençler; Che Guevara ve Fidel Castro’ya tapıyorlar, sizleri tek ve mutlak önder olarak kabul ediyorlar. Sizin şarkılarınızı, marşlarınızı ve kitaplarınızı dillerinden düşürmüyorlar…” diyerek sürdürdüğüm sorumu tamamlamadan; Kumandan Castro sözümü kibarca kesti ve : “… Övgün için teşekkür ederim. Atatürk’ün ülkesinden gelen genç bir Türk Şairi Dursun Özden’i konuk etmekten çok mutluyum. Ama söyledikleriniz yanlış…Devrimci Kemal Atatürk varken, Türk gençleri neden kendilerine başka önder arıyorlar… Biz, Atatürk’ün devrimci savaşından esinlendik ve 1959’da Granma Gemisi’yle Havana’ya çıktık. Ülkemizden emperyalistleri ve işbirlikçi Faşist Batista rejimini yıkmak için. Biz de tıpkı Atatürk ve askerleri gibi zafere eriştik. Bizim ve tüm mazlum halkların esin kaynağıdır Devrimci Kemal Atatürk. Kendinize başka önder aramayın…”

Atatürk ve vatan tutkunu gezgin yazar Dursun Özden; kitabın farklı bir bölümünde, bir Bektaşi fıkrasıyla, - malûm nedenlerden dolayı - Nobel Ödül’lü Orhan Pamuk’a sesleniyor…

“Bektaşi dedesi Bor pazarına gelir. Ne görsün… Pazar sona ermiş ve toplanmaktadır. “Ben bir keklik alacaktım ama; pazar sona ermiş, şimdi ne yapayım?” diye kendi kendine söylenirken; esnaflardan biri dizelerle yanıt vermiş: “Esti kavak yelleri / Döndü birer iğdeye / Geçti Bor’un pazarı / Sür eşeğini Niğde’ye…” Bektaşi, tutmuş Niğde’nin yolunu… Kuş pazarına yaklaştığında satıcı, yüksek sesle bağırarak kekliklerin hünerinden bahsediyormuş. Bektaşi, kekliklerin ederini sormuş. Satıcı, tüm keklikler için 10 Lira eder söylerken, biri için ise 50 Lira demiş. Bektaşi dayanamamış sormuş. “Bu kekliğin özelliği ve hüneri nedir ki, diğerlerinden çok pahalı?” Satıcı, saymaya başlamış...” Bu kekliği alırsın, bir kaynak suyun başına koyarsın, keklik kafesin içinde şaklaya şaklaya öter, bunun sesini duyan öteki keklikler su başına gelir, sen de pusuda tüfeğini doğrultursun ve onları vurursun...” demiş. Bektaşi, 1 Lira’lık keklikler dururken, 50 Lira’lık kekliği almış. Çevredekiler şaşırmışlar. Bektaşi, kafesin içinden kekliği çıkarmış ve boynunu koparıp, dereye atmış. Sormuşlar; “Neden bu kadar para verip aldığın kekliğin boynunu koparıp attın?” Bektaşi’nin yanıtı, satıcıyı ve çevredekileri iyice şaşırtmış: “Kendi sınıfını kandıran, yurduna ve halkına ihanet edenin sonu budur...”
Dileriz, “Keklik Pamuk” yurduna, halkına ve insanlığa ihanet etmez...

Eserin orta yerine gelindiğinde, yazarın yüreğine bir ateş düşüyor. Seher Tolga’yı saygıyla anıyoruz...

Dünyada, bölgemizde ve ülkemizde yaşanan tüm kirlilikler; özellikle duygusal ve duyarlı güzel insanlarımızı derinden üzüyor... Çıkarcı bireyler ve örgütsüz toplumların çözümsüzlüğü, sorunları sorun yumağına dönüştürdü. İnsanlarımız içsel dünyalarına yöneldiler... Her şeyden uzakta, her şeyin içinde alkol ve sigara ahtapotunun kollarına teslim olmak... Ölümü yeğlemek...Sevgili Seher Tolga; alkol, sigara ve kirli düzenin kurbanı oldu. Bir bir yakınlarını yitirdi. Sıranın kendine geldiğini biliyordu... Seher’i çok seven ve onu yanına alan Şaman Anam şöyle derdi: “Rahmeti ve toprağı bol olsun... Nur içinde yatsın... Mekanı cennet olsun!..”

Yazar Dursun Özden; ilerleyen bölümlerde, bir dönem birlikte çalıştıkları Onat Kutlar için şunları söylüyor...

“Sevgili Onat Kutlar öldürüleli tam 13 yıl oldu (5 Ocak 1995). Ama o, hiç ölmedi. Yalnızca fiziksel değişime uğradı. O bizim düşlerimizde, barış ve sevgi savaşımızda hep yaşıyor. Çocukların ve masal kuşlarının arasında… Sanki dün gibi… ABD ve eşkurumu AKP’nin elinde ülkemiz 95’e doğru sürükleniyor. Katiller aramızda… Yeni operasyonlarla yurtseverler susturulmaya çalışılıyor. Yeni cinayetler işleniyor ve yeni kirli oyunlar planlıyorlar. Suçlular, suç işlemenin rahatlığı ve acımasızlığı içinde, iyi ve güzel olan ne varsa aramızdan, sıramızdan alıyor… Halkımız ve ülkemiz üzerine oynanan bölücü ve hain, kirli oyunlara karşın; sevgimizi sebil eyleyelim… Akıllı Anka ve Barış Kuşları hep yaşasın diye… Birlik ve sevgi dolu umudumuz ve ütopyamı koruyarak… Dostlukla!..”

Unutulanlar, unutturulanlar; bir an olsun düşmüyor Özden’in kaleminden. Sırada Çivit Mavisi’yle Bülent Ecevit var…

“Yerin yedi kat altında, Zonguldak kömür ocaklarında Grev Sözcüsü önlüğünü giyen ve demokrasi savaşımında Yurtsever Devrimci geleneğini sürdüren Kemalist bir öncüydü… Adam gibi adamdı… İnsancıl değerlerle yüklü duygusal ve nesnel bir insandı, gazeteciydi Ecevit… Şair Bülent Ecevit’in yazdığı İnsan şiiri bir başka anlamlı…

Elbette senden güzel olacaktı resim / Yaptığın heykel / Senden büyük olacaktı / Senden yakışıklı / Elbette senden doğru söyleyecekti / Yazdığın şiir / Elbette senden doğru duyacaktı / Söylediğin türkü / Sen olduğundan büyüksün / Sen olduğundan iyisin / Sen olduğundan güzel…

Bülent Ecevit, hep kalbimizde yaşayacak… Anadolu aydınlığında ve çivit mavisinde, ak günlerde umudumuz hep yaşasın diye…”

Edebiyatın, engellerle dolu bir yol olduğunu çok iyi bilen Dursun Özden, umutla haykırıyor…

“… Satış olmuyor uydurmacasını ileri süren pek çok yayınevi; ticari kaygılarından ötürü, şiir kitaplarını basmaz oldular. Şiir okurlarının, yayıncıların bu kirli duruşlarını ne zaman kınayacaklarını ve nasıl tepki göstereceklerini merakla beklemekteyiz… Boyalı basının, dağıtımcı-yayın patronlarının ve kendi reklamlarını büyük miktarlardaki paralarla yayın yapan kimi yazarların tuzağından ne zaman kurtulacağız ? Taşrada, bir bir kapanan dergiler ve okuruyla buluşmak için, elinde dosyalarla yayınevlerinin kapısını aşındıran şair ve yazarların çilesi ne zaman bitecek… Toplumun bu aydın kesimi, ne zaman örgütlenecek ?”

Dursun Özden’in; Kuşatılmış Yazılar I adlı eserinden bazı önemli noktaları, birkaç başlıkla sizlere sunmaya çalıştım. Çağımızın Evliya Çelebi’si olarak nitelendirilen Dursun Özden’in; Edebiyat Koop-Yön Yayınevi ortaklığıyla, edebiyat dünyamıza kazandırılan bu eşsiz eserini, mutlaka okumanızı önerirken, aradığınız daha birçok şeyin, yazarın akıcı ve yalın diliyle, bu sayfaların derinliğinde bulacağınızı belirtmek isterim. Dursun Özden’e sonsuz teşekkürler…

LAST_UPDATED2