




| Turizmde çevre sorunu (Bölge haber) |
|
|
|
|
Bak Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türk turizminin önündeki en büyük engelin, çarpık şehirleşme, rant ve aç gözl Türkiye´nin 9 ayrı eseri ve bölgesiyle UNESCO´nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer aldığını, geçen yıl da Fethiye´den Aydın´a kadar uzanan Likya bölgesindeki 5 noktanın listeye kabul edilmesi için verdikleri ön teklifin kabul edildiğini dile getiren Günay, 2010-2011 yılları içerisinde Alanya ve Selimiye bölgelerinin de miras içine alınmasının teklif edileceğini bildirdi. Dünya ve Avrupa´da bir çok ülkenin sahip olmadığı tarihi mirasın Türkiye´de bulunduğunu, bunun da değerinin bilinmediğini ve turizmle birleştirilemediğini ifade eden Günay, bu durumun kendisini üzdüğünü, bir yandan da öfkelendirdiğini vurguladı. Bakan Günay, şunları söyledi: ´´Türkiye turizminin önündeki en önemli engel, bizim bu çarpık şehirleşme anlayışımız, bizim bu rant anlayışımız, bizim bu aç gözlü yerleşim anlayışımızdır. Kabul edilemez, izah edilemez bir sorunla karşı karşıyayız. Böyle bir coğrafya, böyle bir güzellik bize nasip olmuş... Avrupa´ya gidiyorsunuz coğrafyada hiç bir şey yok ama caddeleri, binaları, meydanları kocaman, yüceltme kültürü var, onu görüyorsunuz. Benim içimden her defasında kendi ülkeme dönük inanılmaz bir hüzün ve inanılmaz öfke yükseliyor. Ne yazık ki. Bu bir çeşit kıskançlık duygusu. Neden bizim meydanlarımız, caddelerimiz, sokaklarımız yok?´´ Avrupa´nın hemen her kentinde insanlarda teraslarında çiçeklendirme ve bitkilendirme gayretine dönük bir yaşam tarzının olduğunu, ancak Türkiye´nin sahip olmasına rağmen bu yöndeki zengin kültürünü yansıtamadığını dile getirdi. Bakan Günay, şöyle konuştu: ´´Ankara, Türkiye Cumhuriyeti´nin başkenti ama bir tarzı, bir bina karakteri yok. Böyle bir şey olabilir mi? Herhangi bir rant getirecek, coğrafi, farklı üstün özelliği yok. Bir tarlaya bir şehir kurmuşuz. İşin üzüntü verici tarafı, bu hala devam ediyor. Belek´te, Kundu´da da dünyanın en güzel otelleri var. Üzüntüyle söylüyorum, -yerel yönetici arkadaşlarımız da üstlerine alınmasınlar- bu eskiden gelen bir çizgi. Arkalarında dünyanın en çirkin kasabaları var. Dünyanın en güzel turizm bölgesinin arkasında dünyanın en çirkin kasabaları var.´´ Turizmde, özellikle Antalya´da her şey dahil sistemine ilişkin çok yaygın şikayet bulunduğunu, buna karşın turist sayısının artışının bu sistem sayesinde kaydedildiğini belirten Günay, bölge yöneticilerine şöyle seslendi: ´´Peki sen o gelen insanların kasabanda dolaşması için ne yapıyorsun idare olarak? Begonvilin ne olduğunu ben burada kasaba yöneticisi arkadaşlara anlatmaya çalışıyorum. Antalya´da oturur da bir insan sardunya ve begonvili bilmezse, nasıl ´turizmden ben de para kazanacağım´ diye talepte bulunabilir? Gerçekçi bir konuşma yapmak, dertleşerek, realist bir değerlendirme yapmak istiyorum. Türkiye´de turizm sadece bu otellerde kalmasın, hayatın içine gelsin. Esnafımız da, bakkalımız da, ahçımız, dükkanımız da garsonumuz da para kazansın istiyorsak bu yaşam tarzımıza yeniden bakacağız. Geleneklerimizi değiştirmeyeceğiz, yine ince belli bardakta çay vereceğiz ama o bardak tertemiz olacak. Masanın üzerine gazete kağıdı sererek yemek yeme alışkanlığından vazgeçeceğiz. Örtü kullanacağız. Örtüyü de yıkacağız. Bütün bunları yapacağız. Otele gelen turisti, İtalya, İspanya´da olduğu gibi otelden çıkıp arkadaki kasabaya bir çayhaneye, kulak tırmalamayan bir müzikle oraya çek. Bununla bütünleştirdiğimiz zaman turizm, deniz kıyısından içerilere doğru halkla birlikte bütünleşecek. Çok daha fazla günlük hayatta da maddi değeri, karşılığı.´´ Kötü örneklerin yanı sıra güzel örneklere de yer veren ve Side´de, kaçak yapıların yıkılmasıyla belediye - turizmci işbirliğiyle yapılan sahil yürüyüş yoluna değinen Günay, konuşmasını şöyle tamamladı: ´´Demek ki yapılabiliyor. Burada balkonda da çiçek kokmaya başlamış. 20-25 yıldır bu bölgeye sürekli gelip gidiyorum. Böyle bir yerde bütün evlerin önünü çiçekle donatmak, balkonları tepeye kadar begonville süslemek çok mu zor? Bu zenginlikle ilgili değil, estetik, zevk, görgüyle ilgidir. Bunu yaptığımız zaman kasabalarımız yaşanır hale gelecek. Bunu yaparsak Türkiye hayat tarzıyla tanınan, markası olan bir ülke haline geleceğiz. Bu konuda yerel yönetimlerin, merkezi yönetimlerinin temsilcileri, okullar, camiler, halk, sivil toplum dernekleri, kadın dernekleri, üniversiteler herkesin bir şeyler yapması lazım. Bu tahribatı ortadan kaldırmamız lazım. Geleceğimizi yeniden planlayabilirsek, turizm birinci sektör olacak. Böyle bir şansımız, imkanımız var. İnşallah hep beraber değerlendiririz.´´ Günay, toplantıda Garanti Bankası ve Doğuş Grubu´nun turizmin altyapısının geliştirilmesi ile çeşitli sanatsal etkinliklerde kendileriyle işbirliği yaptığını hatırlatarak, ´´Bu toplantıdan sonra da yeni bir sponsorluk sözü verecekler. Genel Müdürümüzle konuştuk ama şu an açıklamayayım´´ dedi. Çevre de geliştirilmeli Antalya Valisi Alaaddin Yüksel en büyük gelişim gösteren sektör olan turizmi, bugün bütün dünyanın konuştuğunu ve bu yüzyılın en gözde sektörü olduğunu belirterek, ´´Geçtiğimiz yıl 835 milyar dolar turizm geliriyle sezonu kapatan bir dünyada yaşıyoruz. 1,5 milyardan fazla insanın dünyada seyahat edeceği konuşuluyor. Rekabet avantajımızı asla elden kaçırmayacağız´´ dedi. Antalya´nın yörelerinin tamamında turizm destinasyon kalitesinin yerleşmesi gerektiğini, çevrenin de 2 yıldız yerine oteller gibi 5 yıldızlı olması gerektiğini vurgulayan Yüksel, çevre, kültür, sosyal yapının tanıtımı ve güvenlik konularının turizmin öncelikleri olduğunu bildirdi. "2010 yılı çok önemli. Bu büyük bir yarış, nefeslerimizi tutarak koşacağız. Kendisini tüketiciye kabul ettirmiş bir destinasyonuz" diyen Yüksel sözlerine şöyle devam etti: "Çevre, kültür, sosyal yapıyı, tanıtımı kadar sürdürülebilir turizmin olmazsa olmazı güvenlik meselesidir. İnsanlar güvenli alanları tercih edecektir. Oteli tanıtmak hiçbir şey ifade etmez. Nazlı bir tüketiciyle karşı karşıyayız. ´Cebinde parası olan tüketici alemin kralıdır.´ Özel birimler oluşturarak insanların yeni tercihlerine yönelik özenli çalışmalar yapacağız. Tüketici kendisinin fark edilmesini istiyor. 3 yıldır Türkiye´ye gelmeyen kişiye, ´Sayın Hans buyurun gelin´ diyeceğiz. Adam adama yakın markaj harekatını gerçekleştireceksiniz. Hangi kitleye yöneliyorsanız yakın markajla bu işi götüreceksiniz. Türkiye´nin pazarlama ve tanıtım faaliyetleri son yılların en başarılı çalışmalarıdır. Biz artık bu işi biliyoruz." Akaydın: Sektörle işbirliğine hazırız Antalya Büyükşehir Belediye Mustafa Akaydın da Türk turizminin geçmişten bu güne kadar, çeşitli krizlerle karşı karşıya kaldığını, krizlerin etkilediği bir numaralı sektörün de turizm olduğunu söyledi. Turizmcileri krizlere karşın yüksek ölçüdeki dayanıklılıkları nedeniyle kutlayan Akaydın, sektör temsilcileri ve çalışanlarına 53 sektörü harekete geçirdikleri, ayrıca Antalya´yı farklı kültürlerle buluşturdukları için teşekkür etti. Büyükşehir Belediyesi olarak turizm sektörüyle işbirliğine her yönüyle hazır olduklarını, doğa, sağlık ve çevreye odaklanarak tüketicinin sadece beden değil, ruhsal gereksinimlerine cevap verilmesi gerektiğini ifade eden Akaydın, ´´Turizm tarihinde ilk kez ATSO ve meslek birlikleriyle Turizm Tanıtın Şirketi kurmayı planlıyoruz. Garanti Bankası´nı da birlikte hareket etmeye çağırıyorum. Güçlerimizi birleştirerek Antalya turizmini 12 aya yaymalıyız. Vizyonumuzu genişleterek dünyaya daha fazla açılmamız gerekli´´ diye konuştu. Genç nüfusa dikkat Fütürist Global Change LTD Kurucusu ve Başkanı Dr. Patrick Dixon da turizmde deneyim, duygu ve döviz kuru gibi 3 D´nin önem taşıdığını belirterek, ´´Uluslararası turizminin değeri para birimizin değeriyle yapılan bir bahistir´´ dedi. Turizmin geleceği için imar ve rant kaygılarından uzakta huzurlu yerlerin bulunması, Türkiye´nin de sahip olduğu bu alanları koruması gerektiğini ifade eden Dixon, şunları söyledi: ´´Türkiye´de öyle yerler var ki zaman kavramı da saat durmuştur. Gelecek için huzurlu yerler bulmalıyız. Vahşi doğanın olduğu, kimsenin ayak basmadığı dağlar olmalı. Ruhsal olarak kendimizi yansıtabileceğimiz yerler olmalı. Kentleşme ve betonlaşmayı yeni duyduk ama çok büyük bir tehdittir. Türkiye turizmi için de çok büyük bir tehdittir.´´ Gelecekte dünyada genç nüfusun seyahate önderlik edeceğini, gelişen orta sınıfların da Avrupa, Türkiye ve başka ülkeleri keşfedeceğini kaydeden Dixon, bu potansiyelin değerlendirilmesinde tarihi, çevresel ve doğal dokuların korunmasıyla tanıtılmasının önem taşıyacağını vurguladı. Kaynak: Turizm Gazetesi |
Get the Flash Player to see this player.

İletişim: ozdendursun@gmail.com